İki kız babasından...

mehmet doğan17 Şubat 2015

Misafir odasında hanım, mutfakta aşçı, yatak odasında kıvrak, çocuk odasında anne ama genelde hep hizmetçi. Tarlada isçi, konuşma içinde avrat, trafikte kötü şoför, işyerinde -aynı işi yaptığı halde, daha az saygı duyulan meslektaş... anne, bacı, avrat, orospu, kaltak, sevgili, aklı az, kız, kadın.

Eksik etek... değeri çoğu zaman, vücudundaki çıkıntı ve girintileri ile ölçülen, “çok güzel s***len”... zaten dile aşağılama ve küfür olarak giren bir kelime ile yatakta “sevilen”;  bu devletin başına, onun oyları ile gelmiş bir kişi için en büyük görevi annelik olan ama anneliği -en zor işten bile zor olduğu halde, taktir görmeyen, ofiste ayrı, evde ayrı tam zamanlı çalışan, “veren”... ama hep veren.. narin, bomba, kezban, çatlak, çıtır, çiçek, dul, fıstık, hacı anne, teyze, nataşa, istepne, kançık, prenses.

Kadınlığının nasıl olması gerektiğini magazin kapaklarından öğrenen, iş yerinde kırmızı ruj sürmesi yasaklanan, uzun giydiğinde frijit, kısa giydiğinde “kolay”, boynundaki atkısı ve hiç çıkarmadığı kapkara güneş gözlüğü ile bir akşam önce beliren morluklarını saklayan, kendi evinde korku içinde yaşayan, huzuru çok uzun zaman önce kaybettiği halde, çocuklarının huzuru bozulmasın diye dayağı sineye çeken, alınan, satılan, verilen... değeri bazen koyun, inek ile ölçülen, herkesten gizli saklı kanayan... evde aşağılık bir akrabasıyla yalnız kaldığında yüreği kanayan, “yeter artık” dediğinde adet huysuzluğu olan, sanki adettenmiş gibi, her bir yerde, hep yeniden tanımı yapılan, kapatılan, açılan, sayılan, sayılmayan, “ben” dediğinde feminist olan.... kraliçe, dırdırcı, şıllık, kevaşe, kocakarı, hanımefendi, kontes, kurabiye, fındık, bal, bakire, yaşlı, güzel.

Şu soruyu sorun bir erkeğe: “Kendi namusunu korumak için ne yaparsın?”
Aklına gelmez bir şey... Çünkü onun koruyacağı bir namusu yoktur –eğer cezaevinde değilse. Aklına, tek bir şey gelir: kadını... Koruyacağı, kendine ait kadınının namusudur. Öldürür, döver, yerin dibine girer, mahpusa girer!
Aynı soruyu kadına sorarsın.... #sendeanlat der... 1 milyon hikaye ile. Çünkü o hep tanımı yeniden yapılan, namusunu korumak zorunda olan, yasa ile hakları bile değiştirilebilen bir objedir. Onun tanımını yapan erkeklerle aynı şekilde büyümez. Annedir.... çocuklarına annelik yapar... baba evde çocuklarıyla yalnız kaldığında onlara “bakar”. Zaten, erkeklere, çok küçük yaştan “onun” gibi olmaması tembih edilir: karı gibi gülme, adam gibi otur, kız gibi kıvırma, karı gibi ağlama, koşma, yürüme, konuşma! Şimdi göster amcalara pipini... sonra bilmediğin kadınlara! Lesbos, ev kurusu, lokum, mal, manita, motor, paçoz, piliç, vesikalı, hayat kadını, sarkık, olgun.

Hangi cüretle dışarı çıkar, bu yaşa kadar evlenmez, evine erkek alır, mini etek giyer, boşanır, hamile kalır, cevap verir... Sonra “hakketmiştir” başına geleni... çünkü erkekleri baştan çıkarmak bir tek onun görevidir. Sonra “beyefendiler” karar verir kaderine... yine namusu korumak erkeklere düşmüştür... çünkü o bacımız, anamız, karımızdır.... ama halen “insan” olamamıştır!



Top
Menu