Reklam sektörüne Brezilya'dan transfer lazım!

mehmet doğan02 Nisan 2013

Aylardan Aralık. 2001 yılı. Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde serin bir yaz akşamı. Washington Olivetto, o gece iş yerinden evine doğru gidiyordu. Evine varmak üzereydi ki yolu kapatan polisler, arabasını durdurdu. Brezilya’da hiç yadırganmayacak türden olan bu polis kontrolü, diğerlerinden farklıydı çünkü, Olivetto’nun arabasını durduran “polisler” aslında polis değildi. Polis kılığındaki bir kaç kişi, o gece, Olivetto’yu kaçırdı.

Olivetto’yu kaçıranlar, ailesine gazete ilanlarıyla ulaştı. Bütün mesajlar, gazete ilanlarında gizli kodlar şeklinde yazılıyordu. Bu ilanlardan birinde, Olivetto’yu kaçıranlar,  ailesinden 10 milyon dolar fidye talebinde bulundu.

Şimdi gelelim Washington Olivetto’nun kim olduğuna ve kaçıranların niye onu seçtiğine.

Washington Olivetto, Brezilya’nın en iyi tanınan, en başarılı reklamcılarından biri. Yani bir iş adamı, futbolcu, ünlü bir aktör/müzisyen ya da bir politikacı değil. Reklamcı!

Washington Olivetto, bir bavul ödüle sahip reklam yazarı. İlk Cannes Lions ödülünü daha 19 yaşındayken kazandı. Reklam dünyası içinde, Brezilya’yı meşhur eden bir reklamcı Olivetto. Hatta, 20. ve 21. yüzyılın reklam adamı bile seçildi geçtiğimiz yıllarda.  Yalnızca reklam dernekleri tarafından sevilen bir kişi değil - Olivetto, tüketiciler tarafından en güvenilen reklamcı olarak seçilmişti 1990lı yıllarda. Washington Olivetto, dünyada en çok konuşulan Brezilyalılar listesinde 7. sırada. Kendisi için yazılmış şarkı ve onun ismi verilmiş bir yemek bile var Brezilya’nın en meşhur lokantasında.

İşte bütün bunları uç uca ekleyince, Washington Olivetto’nun kaçırılma hadisesinin bir rastlantı olmadığını anlıyoruz.

Olivetto, 2 ay boyunca, bir evde kapalı olarak kaldı. Onu kaçıranlar, canı sıkılmasın diye ona kalemle kâğıt verdi. Uzun uzun mektuplar yazdı bu iki ay boyunca ailesine ama hiç birini göndermedi ailesine onu kaçıranlar. Yalnızca ailesine değil, onu kaçıranlara da mektup yazdı Olivetto. Mektuplarda, onu kaçıranlara küfür ediyor, onları korkaklık ile suçluyordu. Ailesinden cevap almadı ama onu kaçıranlar cevapladı mektuplarını. Olivetto’yu kaçıranlar, onun biraz daha kibar olmasını rica etti yazdıkları mektuplarda.

İki ayın sonunda (53. gün), polis, Olivetto’yu kaçıran çetenin liderini tutukladı ve onu kurtarmayı başardı.

Türkiye’de fidye için bir reklam yazarının kaçırılma ihtimali neredeyse yok denecek kadar düşük fakat Olivetto örneğinden de anlaşılacağı gibi, reklam dünyası Brezilya’da çok daha farklı. 2011 yılında, reklam dünyasının Oscar’ı sayılan Cannes Lions’da, Brezilya 124 ödül kazandı. Bunun ne kadar büyük bir başarı olduğunu, reklam sektöründe çalışan arkadaşlarım iyi bilir. Aynı yıl içinde örneğin İngiltere 95, Türkiye ise 18 ödül kazandı. Brezilya’da, reklam sektörü büyük beğeni toplayan bir sektör. Brezilya’da başarılı reklamcılar “ünlü/meşhur” statüsüne sahip. Paparazziler onların takipçisi.  

İnsan düşünmüyor değil! Hani bizler Brezilya’dan futbolcu transfer ediyoruz ya... belki biz, reklam sektörü ile ilgili Brezilya kökenli transfere başlamamız gerekiyor!

Kreatif, reklam ajansı, reklam yazarı değil.... Brezilya düşünce yapısına sahip tüketici ve müşteri transferi! Çünkü reklam ve pazarlama sektörünün gelişmesi yalnızca bu işi yapanlarla ilgili değil – çıkan işleri tüketen, seven tüketici ve ilham kaynağı olacak ürünler çıkmasını sağlayacak müşteri/marka ile de ilgili.

Brezilya’da ki reklam sektörü hakkında daha fazla bilgi için, çok iyi bir şekilde kaleme alınmış detaylı araştırmayı okumanızı tavsiye ederim.



Top
Menu