Sosyal Girişimcilik

mehmet doğan20 Ocak 2013

Hepinizin İstanbul’da bildiği, adını duyduğu hastaneye isim kaynağı olan, Flörence Nightingale, dünyadaki en eski sosyal girişimcilerden biridir. Örneğin hastanelere sterilize kavramını getirmiş; sterilize edilmiş alet kullanımı ve temizliğin sayesinde Crimean Savaşı'nda, İngiliz ordusunda yaşanan ölüm oranını yüzde 50, Hindistan ordusunda ki yaralı asker sayısındaki ölümleri de yüzde 75 oranında düşürmüş.

Peki, siz Flörence Nightingale olsanız, temizliğin ve steril ortamın binlerce askerin hayatını kurtarabileceğini, İngiltere Kralına nasıl anlatırdınız?
“Steril ortam iyidir!” diyerek mi yoksa
“Bakın bu yöntemle 1000 askerin hayatı kurtuldu, para, insan gücü ve zaman kazanıldı” diye mi?

İngiliz Kralı için 1000 asker önemli bir rakam olmayabilir. Kral seviyedeki yöneticiler, büyük resmi görmeyi isterler. İşte bu nedenle, Başhemşire Flörence Nightingale, bugün birçoğumuzun kullandığı ilk “pay diyagramını” (pie chart) icat etmiş Kral’a büyük resmi gösterebilmek için. İstatistiğe ve matematiğe olan ilgisi sayesinde, verileri, pay diyagramına çevirerek, İngiltere yönetimini, hastanelerdeki temizlik konusunda bilgilendirmeyi başarmanın yanında, onların, bu çabaları finansal olarak desteklemelerini de sağlamış.
Küçük bir ayrıntı daha var: Nighingale’in yaptığı bu sosyal işler, İngiltere ordusuna para, zaman ve emek kazandırmış!

Geçenlerde okuduğum kitabın bir bölümünde Google’un kurucularından Larry Page’in 2008 yılında Singularity Universitesi konferansındaki konuşmasından bir bölüme yer veriyor:

Ben basit bir ölçüm tekniği kullanıyorum: dünyayı değiştirecek bir proje üzerinde çalışıyor musunuz? Evet mi hayır mı? Bu soruyu ne zaman sorsam, yüzde 99.99999’u hayır cevabını veriyor. Bunu değiştirecek eğitimi vermemiz gerekiyor insanlara.

Bütün bunlar beni düşündürdü? Hepimiz başarılı girişimleri, girişimcileri kutluyoruz... birbirimize, girişim ve girişimcilik konusunda bilgiler, tüyolar veriyoruz. Fikir bulmaya, üretmeye, hayata geçirmeye çalışıyoruz. Fakat, Larry Page’in dediği gibi, bu fikirlerin, bu girişimlerin büyük bir çoğunluğu büyük bir nüfusun hayatını ya da dünyayı değiştiren türden değil!

Küçük bir yüzde de olsa, dünyada sosyal girişimciler de var. Bu girişimciler, en iyi spor ayakkabısı satmak ya da en iyi çikolata üreticisi olmak peşinde değil. Onlar, kurdukları şirket ile, dünyanın önemli sorunlarını çözmek ve bu sorunları çözerken de şirketlerini finansal olarak (çoğu zaman) başarılı bir hale getirme çabasında. Bu yazı onlarla ilgili.

Öncellikle, sosyal girişim derken neyi kastettiğimi açıklamak istiyorum. Ben, sosyal girişim derken, hayırsever zenginlerden,  yardım kurumlarından ya da kurumların sosyal sorumluluk projelerinden bahsetmiyorum.

Sosyal girişim, sosyal bir problemi çözmeye yönelik kurulan bir şirketin, ticari girişimcilik metotlarını uygulayarak bu sosyal problemi çözmeye çalışırken aynı zamanda şirketin sürdürebilirliğini ve karlılığını sağlamak (kar amacı gütmeyenler de var).

Sosyal girişimcilik konusunda en sık verilen örnek 2006 yılında Nobel Barış Ödülü alan Bangladeşli Muhammad Yunus’un kurduğu banka: Grameen Bank.

Grameen Bank, bizim bildiğimiz bankalardan farklı bir banka. 1983 yılında kurulan banka, 1990 yılında 500bin kişiye (yüzde 98’i kadın) mikro-kredi veriyordu. Örneğin, hayvancılıkla uğrasan köylü bir kadın, keçi satın almak için, Grameen bankasından 35 liralık bir kredi alabiliyor ve bir yıl içinde geri ödemek şartıyla ve her hafta, bankaya 70 kuruş ödüyor. Böylece, normal şartlar altında, bir bankadan kredi alması imkânsız olan bu kadının aldığı kredi ile devam ettirdiği mesleği sayesinde yoksulluktan kurtulurken, geri ödediği küçük faiz ile (kredinin geri ödenme oranı yüzde 90larda), Grameen Bank, iş hayatına devam edebiliyor.

Bugün, Grameen Bank, milyonlarca Bangladeşliye verdiği kredi rakamı, 11 milyar dolara ulaştı. Kredi verdiği kişilerin yoksulluktan kurtulmasına, iş sahibi olmasına ön ayak oldu ve bütün bunları yaparken 2010 yılında net kâr olarak da 10 milyon dolar kazandı. (Kiva bu modeli internete taşıyan örnek)

Size, sosyal girişim ile ilgili başka örnekler de vermeye çalışacağım. Detaylarını, bu konularda yazılan kitaplarda ve Ashoka’da bulabilirsiniz.

Sorun: Elektrik. Bugün Brezilya’da, 20 milyon kişi elektriksiz yaşıyor.
Girişimci: Fabio Rosa
Çözüm: Fabio, 1974’de, daha 22 yaşındayken, Brezilya’nın iç kesimlerini gezerken gördü ki birçok kırsal kesimde elektrik yok. O dönemde, Brezilya’yı askeri bir hükümet yönetiyordu ve kırsal kesimde bulunan bir eve, elektrik götürmenin maliyeti 700 dolar yani averaj  yıllık maaşın 3 katıydı.  Kendi kurduğu şirket ile bu sorunu bir nebze de olsa çözmeyi başardı. Araştırma yapmaya başladı. Averaj ev, ayda 13 dolar harcıyordu evini aydınlatmak için: mum, gaz yağı vs. Böylece, satmak yerine, kiralamak fikrini düşünmeye başladı. Eğer, bu sistemi kiralayacak kişi ona ayda 15 dolar verse, sistem kendi maliyetini çıkarabilecek ve biraz da olsa, şirkete kar kalacaktı. Şirketi böylece sosyal girişim dünyasına girmiş oldu.

Sorun: Hindistan’da kırsal kesimde yaşayanların doktora ve sağlık kurumlarına ulaşamaması
Girişimci: Dr. Al Hammond
Çözüm: Kırsal yöredeki hastalar, bulundukları yerden, cep telefonu ya da bilgisayar yoluyla, video konferans ile deneyimli doktorlara 50 kuruş karşılığında muayene olabiliyor. Şirket, 500 bin kişiye ulaşarak, kırsal kesimin de sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlıyor. 2011’de ki cirosu 350bin dolar.

Sorun: Okulların, devletten yeterince finansal destek alamaması ve sosyal içerikli (müzik, sanat, beden) gibi programlara yer verememesi
Girişimci: Melissa Rich
Çözüm: InterSchola şirketi, okullarda kullanılmayan, istenmeyen eşyaları, Ebay’de satıyor ve kazanılan gelirin yüzde 65’i okullara geri dönüyor. Bu program sayesinde, son 8 yıl içinde, Melissa, okullara 15 milyon dolarlık bir yardım yaparken, 2011’de de şirketi 3.3 milyon dolar ciro elde etti.

Sorun: Dünyada 3 milyar kişi halen yemeklerini açık ateş ile pişiriyor. Açık ateş, özellikle çocuklarda solunum yolları hastalıklarına neden oluyor. Ayrıca, açık ateş için gerekli odunu bulmak hem zaman hem de para gerekiyor.
Girişimci: Gregory Spencer
Çözüm: Temiz yanan, ucuz ve efektif ocaklar ile, açık ateşi değiştirmek. Bu yeni ocak ile, dumana bağlı solunum yolları hastalıkları azalırken, gereken yakıt ihtiyacı ise yüzde 50 azalıyor. Kadınların odun toplamak için daha az zaman harcaması ve çevre kirliliğinin azalması da diğer güzel yan etkiler. 2011’de yılındaki cirosu 700,000 dolar ve 2020 hedefleri ise toplam 5 milyon ocak satmak.

Sorun: Bangladeş’te bulunan ve slum adi verilen fakir semt (gecekondu) içinde çöplerin belediye tarafından düzenli bir şekilde toplanmaması ve bunun sağlık sorunlarına neden olması.
Girişimci: Iftekhar Enayetullah
Çözüm: Fakir semt içinde işe aldığı kişilerle birlikte çöpleri toplayan Waste Concern şirketi, bu çöpleri, organik gübre olarak bahçıvanlara ve tarımla uğrasan köylülere satıyor. Bir ton gübreyi 60 dolara satan şirketin bir ton gübre için maliyeti 30 dolar. Bu şirket hem para kazanırken, fakir semt içinde çöp ve işsizlik sorunun çözüyor.

Yukarıda saydığım problemlerin hepsi geniş bir nüfusu etkileyen problemler (kusura bakmayın örnekler yabancı ülkelerden ama sorunlar global) ve çoğumuz bu sorunların devletler, hükümetler tarafından çözülmesini bekliyoruz. Fakat çoğu zaman, sosyal bir sorunu çözmekte için yaratılan klasik devlet modeli, sorunu tanımlamak, bu soruna çözüm bulmak ve bu çözümü isleme koyacak bir şirketi bulup, ise almak ve projeyi onlara devretmek. Halbuki, sosyal girişimci bundan çok farklı. Onlar, sorunu gözlemliyor, konu hakkında derin bilgiler ediniyor, yenilikçi, efektif ve ucuz bir çözüm yolu buluyor, büyük bir odaklanma içinde, bu sorunu, zevk alarak, severek çözmeye çalışıyor. Yani, devletin yaklaşımından çok daha farklı. Devlet, bunu seçildiği için yaparken, sosyal girişimci, bunu zevk aldığı ve bir kazanç sağladığı (manevi ve/veya maddi) için yapıyor.

Umarım Türkiye’de bu tip örnekler vardır ya da olan örneklerin sayısı çoğalır.

Sizin aklınıza geliyor mu Türkiye’den bunlara benzer örnekler?



Top
Menu