2013’de Reklamsız bir Dünya!

mehmet doğan24 Aralık 2012

2013’e birkaç gün kaldı. Birçoğumuz, yeni yıl dilekleriyle karışılacak 2013’ü: dünya barışı gibi büyük hayaller ya da yeni bir diyet kadar kişisel. Ama bazılarımız ise, 2013’ün reklamsız bir yıl olmasını dileyecek gizli gizli.

Her nerede pazarlama sektöründe calıştığımı söylesem, birkaç kişi çıkar “ben reklamlardan nefret ediyorum” diyen. Bu kişiler, ne gazetelerde, ne dergilerde, ne de televizyonlarda reklam görmek istemezler. Zaten, reklam mesajları onlar üzerinde hiçbir “etki yapmaz”... en azından onlar buna inanır.

Haklılar! Onlara göre, reklam, rahatsızlık verici, kişisel hayata karışan, insanların istemedikleri ürünü almaları için beyinlerini yıkayan bir araç. En azından bu tip örnekleri cok fazla.

Reklam sevmeyen arkadaşlarım! Size harika bir haberim var! Elimdeki sihirli değnek ile yok edeceğim reklamı ve pazarlamayı sizin için! Hazır mısınız? Kapatın gözlerinizi... 3, 2, 1... Abrakadabra ve reklamlar dünyadan silindi, gitti! Valla!

Harika değil mi? Açın gözlerinizi! Bakın etrafınıza. Değişik değil mi? Sizi bilmem ama benim için çok değişik. Öncellikle, reklamsız bir dünyada, ben işsizim. Bu nedenle, siz bunları okurken, ben de arabanızın camını temizleyerek  bir latte alacak kadar para kazanmaya çalışacağım eğer kusura bakmasanız.

Şöyle bir daha bakın etrafınıza. Harika demiştim size, değil mi? Ne bir ilan panosu, ne bir tabela. Hiç bir yerde reklam yok... ne sokaklarda, ne otobüslerde, ne de binaların dış cephesinde. İnanmıyorsunuz değil mi bana? O zaman gazetelere göz atın. Alın bir gazete! Çok hafif değil mi? Hatta 10 tane gazete alıp bakın... tabi eğer gazeteye yetecek kadar paranız varsa! Reklamsız gazetecilik gerçekten çok pahalı olacağı için, hem gazetelerin sayfaları biraz az hem de fiyatı öyle her gün alıp okuyabileceğiniz kadar ucuz değil. Gazetecilerin maaşı, haber bulup, yazmanın maliyeti, üretim ve basım masrafları ve bunun üzerine bir de dağıtım masrafları eklenince, sanırım birkaç liraya gazete almak biraz zor olacak sizin için... Bu arada, söylediklerim dergiler için de geçerli. Ama olsun... aldığınız her gazete dolu dolu haberlerle, reklamsız sayfalarla sizin seveceğiniz türden.

Ben, işsiz olduğum için, arabaların camını silmekten vakit bulduğumda, evde 65 ekran televizyonumu seyrediyorum. Geçen gün, ilk girdiğim mağazadan satın aldım. Belki başka bir mağazadan daha ucuza satın alabilirdim ama nereden bilebilirim ki? Hiçbir yerde beni bilgilendirecek bir reklam yok! O nedenle ucuza mı yoksa pahalı fiyata mı satın aldığım konusunda bir fikrim yok. Her neyse! Sizi, bu gereksiz ayrıntılarla sıkmak istemem. TV seyretme zamanı şimdi. Kanalları bir gezelim bakalım! Aaaa, seyredecek hiçbir şey yok televizyonda! Ücretsiz yayınlanan ve reklamlar sayesinde kendini finanse eden TV kanallarından hiçbirini bulamıyorum televizyonda. Ne bir dizi, ne de eğlenceli bir program. Birkaç paralı kablo kanalı ve devletin finanse ettiği TRT dışında seyredecek hiçbir şey yok. Bu kanalların, reklamsız ürettiği diziler, küçük bütçeleriyle, küçük set ve küçük aktör maaşlarıyla, tüm günü dolduramıyor zaten. Bir tat da vermiyor açıkçası.

Neyse, eğer televizyon seyredemiyorsak, biz de sinemaya gideriz. Ama hangi filme? Reklam olmadan, birçok sinema filmi, seyirci bulmakta zorlanacak! Reklamsız bir sinema sektörü, şu an bildiğimiz sinema sektöründen çok daha farklı olacak... hem de pahalı bir sektör olacak. Milyon dolarlık bütçeler, seyirci bulmakta güçlük çektiği için, daha da küçülecek. Peki ya aktörler? Onların da işi zor. Birçok aktör, filmlerde çalışmadıkları zaman, reklam işiyle uğraşıyordu ben reklamları yok etmeden önce. Hatta birçok ünlü aktör, ilk işini reklam sektöründe buldu: Bruce Willis, Brad Pitt, Leonardo Dicaprio ve daha birçokları. Yeni aktörler ve meşhur olmak isteyen aktörler, sinema filminde rol almadıkları zaman, restoranlarda garsonluk yaparak geçimini sağlayacak sanırım bu reklamsız dünyada.

Aman! Aktörler kimin umurunda. Ne güzel, paparazzisiz bir yaşam sürüyorlar işte. Ne güzel. Ama bu reklamsız dünyada en çok zorluk çekecekler arasında yardım kurumları ve kar amacı gütmeyen vakıflar geliyor. Düşünsenize reklamsız bir dünyada kanser araştırma vakıfları, insan hakları derneğini türünden kurumların durumunu ne olacak? Reklam, bu kurumlar için bağış gelirleri sağlamak için kullandıkları en etkili araç. Ayrıca, reklam ajanları, çoğu zaman, ücretsiz, bu tip kurumlara zaman ve emeklerini vermekte.

Reklamın ya da reklamsızlığın etkileyeceği başka bir iş kolu daha var... profesyonel sporcular. Büyük takımların, şu anda bulunduğu seviyeye gelmesinde reklam, büyük rol oynuyor. Televizyon yayın haklarından tutun da formalara alınan sponsorluğa kadar. Reklamsız bir dünya da birçok spor kulübü, maalesef birçok masraflarını ödemeyecek. Örneğin deplasman yolculuğu, transfer ücretleri, sporcuların maaşları, stadyumun onarım giderleri. Birçok spor kulübü, özellikle voleybol, basketbol gibi çok da popüler olmayan sporların temsilcileri kapılarını kapatmak ya da işe amatör olarak devam etmek zorunda kalacak. Büyük futbol kulüpleri, daha da küçülüp, lokal spor kulüpleri haline gelecek. Birçok futbolcu, bu işi gerçekten sevdikleri için yapacaklarından, yaşamlarını sürdürmelerine yarayacak başka işlere de sahip olacaklar. Sabahları iş başı, akşam ise antrenman.

Moda! Reklamsız bir dünyada moda sektörünün de işi gerçekten zor olacak.  Moda, ürün ile ilgili değil. Moda, fikir ve tutum ile ilgili bir sektör. Örneğin, Ralph Lauren şirketinin ürünleri, kullandığı kumaş ya da gömleklerinin dikişleriyle meşhur değil. Ralph Lauren’in meşhur olmasının nedeni, markanın yansıttığı imaj ve tüketicilerin bu imaja karşı hissettikleri ile ilgili. Yani, moda, ürün değil, yaşam stili ile ilgili ve bu yaşam stili, reklam sayesinde hayata geçen bir kavram. Reklam ve pazarlama olmadan, moda sektörünün yaşantısı da çok zor olacak.

Moda olmadığı için alışveriş yapmıyorum... Gazete ve dergi alacak kadar zengin değilim. Sinema ve TV’de seyredecek fazla bir şey yok! O halde zaman öldürmek için internete girmek lazım. Webin başlangıcından bu yana, bu sektörü de ateşleyen reklam sektörü oldu. Hani bilgi anayolu deriz ya webe... işte o anayolun asfaltını döşeyen sektör de reklamcılık sektörü. Bugün, Google’un gelirinin en büyük kısmı, reklamlardan oluşuyor. Yani reklamsız, Google, Facebook, twitter ve Youtube’a güle güle diyebilirsiniz.

Bir başka üzücü kısmı reklamsız dünyanın, aşağıdaki gibi eğlenceli örnekleri bir daha göremeyecek olmamız:

Tamam.... vazgeçtim... Ben işimi geri istiyorum... Reklamların olduğu bir dünyada yaşamak daha eğlenceli. Reklam, bir bilgi iletişim aracı. Bizi bilgilendiren, eğiten, bazen eğlendiren ve bazen de kızdıran bir araç. Ayrıca, haber ve eğlence sektörünün bize kolayca ve ucuza ulaşmasını sağlayan bir sektör. Reklam sayesinde, şirketler rekabet ortamı yaratıp, talebi arttırıp, hem ekonomiyi, hem de inovasyonu ateşliyor. Reklamlar, Türkiye’de binlerce, dünyada milyonlar kişiye iş veriyor.

Peki reklamlar, dünyamızı güzel mi kılıyor? Tabi ki hayır! Ama reklamsız bir dünya da güzel değil be kardeşim.

Hepinizin 2013’ünü şimdiden kutlar, reklam (ama bilgilendirici, güzel ve zeki türden) dolu bir yıl dilerim.



Top
Menu