Dünyanın en popüler sitesi ve Arkadaşınız Üçkağıtçı Tom

mehmet doğan29 Ekim 2012

- X ile yepyeni bir internet
- Dünyanın en popüler sitesi: X
- X sitesi dünyayı ve hayatımızı değiştiriyor

Yukarıda okuduklarınız, 2004 ile 2006 yıllarındaki gazete manşetlerinden.
Peki böyle başlıklara konu olacak bir siteyi oluşturmak için neler gerekli? Şans, kötü tasarım, şüpheli işlerle uğraşmak, casus yazılım (spyware) tecrübesi, parti ve güzel kızlar... Hepsi!

Chris ve Tom, çalıştıkları xDrive şirketi iflas ettikten sonra, kendi işlerini açmaya karar verir. Eski şirketlerinden aşırdıkları 12 milyon e-posta adresiyle birlikte, ResponseBase adında e-posta pazarlama şirketi kurarlar. Yıllardan 2001 ve online gizlilik ile ilgili kanunların daha gelişmemiş olduğu düşünülürse, e-posta pazarlama şirketleri, günümüzdeki gibi izinle e-posta pazarlama yapmıyor, daha çok spam türünden bir iş modeli ile hayatlarını sürdürüyorlardı. Uzun lafın kısası, Chris ve Tom, spam işindeydi.

İnternet üzerinden iş yapmalarına rağmen, programcılık konusunda bilgileri yok. Yetenekli olduğu konu, bir şeyi nasıl pazarlayacaklarını çok iyi bilmeleriydi. Kendi şirketlerini açmalarından kısa bir süre sonra, şirketlerini, daha büyük bir spam (ve dolandırıcılık) şirketi olan, eUniverse’ye sattılar. eUniverse’nin hizmetleri arasında casus kamera satmak, spam yollamak, botox alternatifi olarak pazarladıkları kırışıklık giderici krem satmak, e-kitap satmak (sattıkları kitapların içinde “bir insani nasıl hipnotize edebilirsiniz?” ve “boy uzatmanın yolları” gibi bilim dünyasını aydınlatıcı konular vardı) gibi “dürüst” hizmetler yer alıyordu. Ama iş kolları içinde ki en meşhur ve önemli payı casus yazılım (spyware) konusunda yaptıkları çalışmalar alıyordu. Hatta, Kazaa diye bilenen meşhur P2P programının adware fonksiyonunu sağlayan da Tom ve Chris’in şirketini satın alan eUniverse idi.

Chris ve Tom’un kariyeri büyük bir kısmı spam, izinsiz reklam ve adware ürünlerini pazarlamak için topluluk yaratmak ya da bulmak ile geçiyordu. Beraber çalıştıkları ilk şirket xDrive, eposta adresi ve kişisel bilgi karşılığı, ücretsiz bellek veren bir hizmetti. Bir sonraki şirketleri ResponseBase’in ana görevi gereksiz ürünlerin e-posta kutularına yollanmasıydı. Bir sonraki şirket eUniverse (şimdi Intermix adıyla biliniyor) ise bütün bu servisleri, büyük şirket çatısı altında toplayan ve işin çapını daha da genişleten bir şirketti. Chris’in spam kariyeri döneminde öğrendiği en büyük ders insanların işlerine yarayacak ücretsiz hizmet karşılığında birçok kişisel bilgiyi hiç çekinmeden verdikleriydi. 2002 yıllarının sonlarına doğru, Chris ve Tom, eUniverse’yi “spam 1.0” modelinden, “spam 2.0” modeline yükseltmek için fikir üretmeye başladılar. O dönemde en popüler sosyal ağ, Friendster siteydi. Chris ve Tom, sosyal ağ türünden sitelerde büyük bir potansiyel olduğunu fark edip, kendi Friendster benzeri sitelerini kurmak için çalışmalara başladılar. Amaçları, Friendster gibi popüler bir sosyal ağ oluşturup, eUniverse ürünlerini pazarlayacak yeni bir kitle oluşturmaktı. Friendster’in potansiyelini anlamalarından 10 gün sonra, kendi sosyal ağ sitelerinin ilk versiyonu hazırdı.

İlk halka açıldığında yani Ocak 2004’de, sitenin üyeleri, eUniverse şirketinde çalışan 250 kişiydi. eUniverse CEO’su Brad Greenspan şirket içinde 1000 dolarlık ödüllü bir yarışma başlattı: kim en çok üyeyi siteye getirecek?
Tom, arkadaşları arasında asosyal bilinen bir kişiydi. Çok fazla arkadaşı yoktu. Yarışma sonunda, yalnızca 20 kişi getirebildi.

Chris bir şeyin farkındaydı. Bu yeni sosyal site için, bir hikaye gerekiyordu. “Büyük bir spam şirketinin sosyal ağı” imajı onların lehine çalışacağından, bir çok şirketin başvurduğu bir halkla ilişkiler metoduna kullandılar: yalan haber.

Hikaye basitti... Tom, kendi başına bu siteyi oluşturmuştu. Yalan işe yaradı. Medya ve sitenin ziyaretçileri, bu yalana inandı. Siteye üye olan herkes, otomatik olarak Tom’un arkadaşıydı. Kendini asosyal olarak niteleyen Tom, bir andan binlerce kişinin arkadaşıydı ve sitenin ilk başkanıydı.

Siteye daha fazla üye kazandırmak için, bu yalan dışında başka ilginç metotlar da kullanıldı. Friendster’in çok meşhur bir üyesi vardı. Bu “tavşan kız”, Tom ve Chris ile görüştü ve Friendster’dan, Tom’un sitesine geçmeyi kabul etti. Bir anda bu haber büyük bir yankı yarattı çünkü İnternetteki her büyük gelişmenin temeli olan seks, bir kez daha işliyordu. Sanal şöhret, seksi Tila Tequila, artık Chris ve Tom’un sitesindeydi. Universe’nin 50 milyona yakın eposta adresi vardı. Herkese bir eposta yollandı ve siteye üye olmaları istendi. Karşılığında da insanlara, Tila Tequila gibi bir kişiliğin olduğu platformu paylaşma şansı verdi... Ücretsiz.

Buraya Tom ile ilgili küçük bir parantez açacağım... Tila Tequila’yi seçen ve bu ilginç pazarlama fikrinin sahibi Tom’du. Tila Tequila gibi Asya kökenli kızları sevmesinden mi yoksa asosyal olduğu için bilgisayar başında oturup, hayatını Asyalı çıplak kızlara bakarak geçirmesinden mi bilinmez, Tom kendisine ait bir porno siteyi de yan proje olarak devam ettiriyordu. Sitenin ismi Asya Takımı idi. Kapa parantezi.

Bu yeni sosyal ağ sitesi, eposta hesabınıza bakıp, adres kitabınızda kayıtlı isimlere üyelik öneren eposta gönderme fonksiyonu kullanan ilk siteydi. Şimdi, artık bu fonksiyon, hemen hemen her sosyal ağ sitesinde var. Bir başka önemli fonksiyon ise, müzik grupları, organizasyonlar ve şirketler bu sitede profile oluşturabiliyordu. Hatta, isterseniz, sahte isimle hesap bile açabiliyordunuz. Rakip Friendster’da (ve diğer sosyal ağ sitelerinde) bu mümkün değildi.

Halka açılmasından 1 ay sonra, yani Şubat 2004 yılında, Tom ve Chris’in sitesi 1 milyon üyeye ulaştı. Hızlı programlama ve çabuk büyüme, bir dolu sorunu da beraberinde getirdi. Bu sorunların bazıları, şans eseri, fonksiyona dönüştü. Örneğin, profil sayfalarında HTML ile profil oluşturma tamamen bir yazılım ihmalkarlığı ile başladı ama kısa zamanda çok popüler bir fonksiyon haline geldi. Her üye, profil sayfasını kendi web sitesi gibi tasarlayabiliyordu. Üyeler, kendi seçtiği renkler, değişik arka plan resimleri, duvar kağıtları ile kendi profil sayfalarının tasarımcılarıydı. Trafik daha da artı. Her gün, 23,000 kişi üyelik kaydı yapıyordu. Ocak 2005 ayında site 10 milyon üyeye ulaştı. Tom ve Chris ve siteleri, hemen hemen her teknoloji makalesinin ana konusuydu ve sitenin ismi MySpace olarak biliniyordu.

“Sosyal Ağ” kavramı her geçen gün daha da çok konuşuluyordu. 2004 yılında, yeni bir site daha bu terimin içine girdi: Facebook. Şubat 2005’de Tom ve Chris, Facebook’un üniversitelerde popüler olduğunu duyunca, Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg ile Facebook’u satın almak konusunda konuşmaya başladı. Mark Zuckerberg, Facebook’un fiyatının 75 milyon olduğunu söyledi. Tom ve Chris, pahalı fiyatı pahalı buldular. Bu Tom ve Chris’in Facebook’u almak için yaptıkları son görüşme değildi. Kasım 2005 yılında son kez aynı konuyu konuştular... Bu sefer Zuckerberg’in Facebook için biçtiği rakam 750 milyondu.

MySpace’nin popülerliği, geleneksel medyanın da gözünden kaçmamıştı. Kendilerine internet döneminde yeni bir soluk bulmaya çalışan geleneksel medya şirketlerinde biri olan News Corp. (medya imparatoru Rubert Murdoch’in şirketi), MySpace’i almak için Intermix (eski ismi ile eUniverse) ile konuşmalara başladı. Tom ve Chris’in bu gelişmelerden haberi bile yoktu. MySpace, Tom ve Chris’in projesi olmasına rağmen, her ikisi de Intermix için çalışıyorlardı ve dolaysıyla, MySpace, Intermix’in malıydı. News Corp, Intermix'e 580 milyon dolar ödeyerek, MySpace’i satın aldı ve böylece spamci Intermix’in attığı son kazık, çalışanları Tom ve Chris için oldu çünkü 580 milyonun küçük bir kısmı Tom ve Chris’e gitti.

Birçok kişi, News Corp’a ait olan MySpace’in eski büyümesini sürdüremeyeceğini düşünüyordu. Aksine, MySpace’in büyümesi daha da büyük bir hızla devam etti. Nisan 2006’de 13 milyona ulaştılar. Artık, her gün 170 bin kişi üyelik oluşturuyordu MySpace’de. Haziran 2006’da aylık trafikte, Google’u geçtiler. Temmuz 2005’de 54 milyon üyeye ulaştılar ve Kasım 2006’da dünyanın en yüksek ziyaretçi trafiğine sahip olan site haline geldiler... Açılmasından yalnızca 35 ay sonra.
Chris ve Tom, Time dergisinin 2006 yılının en etkili insanları arasında yer aldı. Sitede birçok ünlü de vardı: REM, Nine Inch Nails, Jay-Z, Madonna ve Borat. Ayrıca, MySpace, kendi ünlülerini de yarattı: Forbidden, Katherine Lester ve Jeffree Star. Google, MySpace’in resmi arama motoru olmak için, 300 milyon dolar ödedi.

Her şey yolunda gidiyor.... gibiydi.

MySpace’in kontrol edilmez büyümesi ve popülerliği sonunu hazırlayan sebeplerden biri haline geldi. Sorunlar başladı. Site yavaşladı, hata vermeye başladı, yeni teknolojilere adapte olmakta zorluk çekti ve eski üyelerini memnun etmek ile uğraşırken, yeni üyeleri çekmek için inovasyonda geç kaldı. Bir zamanların açık, yenilikçi, kuralsız sosyal ağı, APIsız, kapalı ve kurallı bir siteye dönüştü. Teknoloji kısmında da büyük hatalar yaptılar. Nisan 2008 yılında, az reklamlı ve daha sade ara yüze sahip olan Facebook, aylık ziyaretçi trafiği ve üyelik sayısında MySpace’i yakaladı ve Haziran 2008’den itibaren, MySpace’in üyeliği geriye gitmeye başladı. Tom ve Chris, MySpace’den ayrıldı. Onların yerine birçok değişik CEO denendi ama kimse 2-3 aydan fazla dayanamadı. Ocak 2011’de yüzlerce MySpace çalışanı işten çıkarıldı ve Nisan 2011’de Rubert Murdoch, MySpace’i satış listesine çıkardı. 2005 yılında 580 milyona aldığı, 2007’de 6 milyar dolar paha biçtiği MySpace’i, Haziran 2011’de Justin Timberlake’ye 35 milyon dolara sattı. Evet... Hani şu Sosyal Ağ filminde Facebook’un Kurucu Başkan Sean Parker rolünde görülen ünlü şarkıcı Justin Timberlake.

Bir zamanlar, satış teklifi için MySpace ile masaya oturmuş Mark Zuckerberg, geçen hafta (Ekim 2012) verdiği bir sunumda, MySpace’in Facebook’u takip etmesi nedeniyle yok olduğunu söyledi.

"Bizi tehdit olarak gördüler ve Facebook’u kopyalamaya başladılar. Bu şekilde kazanmak imkansız. Diğer şirketleri kopyalayarak başarılı olan bir şirket örneği yok günümüzde”

Tutkusuz, yalnızca ve yalnızca para kazanma amaçlı işe başlama, kötü yönetim, kusurlu ve yanlış şirket satışı, sayısız stratejik hata, ölçeklenebilirlik ve adaptasyon problemi MySpace’in devrilmesini hızlandıran nedenlerden bir kaçı.

Buradan birkaç ders çıkarabiliriz. Benim ilk aklıma gelenler:

Rubert Murdoch elini hangi milyon dolarlık dijital projeye atsa, başarısızlıkla sonuçlanıyor ;-) : bkz. The Daily iPad projesi.
İkincisi, her şirket –her ne kadar büyük olursa olsun, bir gün yok olup, gidebiliyor.

Aranızda Infoseek ya da Altavista’yı hatırlayan var mı? Peki ya (yıllar önce, 1 ay boyunca çalıştığım) dot-com patlamasının en meşhur şirketi Pets.com'u? Zaman çok çabuk değişiyor. Eğer ürününüzü, pazara hızlı bir şekilde adaptasyon edemiyorsanız, ne kadar büyük olursanız olun... ne kadar başarılı olursanız olun, sizi geçecek birisi çıkacaktır.

1955 yılının Fortune 500 listesini, 2011 yılının listesiyle karşılaştırırsanız göreceksiniz ki, her iki listede de yer alan sadece 67 şirket var. Diğer bir deyişle, 56 yıl içinde bir zamanların çok büyük şirketlerinin yüzde 87’si zaman içinde ya satıldı, ya iflas etti ya da başka bir rakip tarafından önemsiz hale getirildi. Düşünün... Yüzde seksen yedi. 1955 yılında listede şirketlerin çoğu bugün tanınmaz, unutulmuş şirketler. Onların listede yerini alan şirketler ise, 1955’de hayal bile edilemeyecek şirketler: Microsoft, Apple, Google, Microsoft, eBay, Cisco, Oracle.

Esasında sorulması gereken, acaba 56 yıl sonra, şu an büyük dediğimiz şirketlerden kaçı listeye o yılın listesine girebilecek? O listede olacak şirketler, bizim şu an hayal bile edemeyeceğimiz iş modellerinin liderleri olacaklar belki de... Tahmin (hayal) edebilecek olan var mı aranızda?




Top
Menu