Rien

mehmet doğan15 Mart 2010

"Bir insanın ileriyi görme yeteneğini kaybetmesi, gözünü kaybetmesinden daha kötüdür"
- Swami Vivekananda

Üç defa... Üst üste... bir yıl arayla...

İlk defa 4 Şubat 2004‘de Mark Zuckerberg, Harvard'daki yurt odasından thefacebook adını verdiği sitesini açarken; ikinci kez, 23 Nisan 2005'de Karim Jawed, videyosuna başlık olarak "Ben Hayvanat Bahçesinde" yazıp, Youtube adını verdiği sitesine yüklerken; ve üçüncü defa, 21 Mart 2006'da, Biz Stone, 24 kelimelik "Twitter sayfamı kuruyorum" yazarak twitter sayfasını oluştururken, bizler, ya da birçoğumuz diyeyim, günlüğümüze "rien" yazıyorduk (yani "hiçbir şey").

Yaklaşık 220 yıl önce, 14 Temmuz 1789, Salı, sabahı, bunaltıcı sıcak, kanalizasyonları kaynatıp, aşk şehrini iğrenç bir koku ile kaplarken, Paris'in Saint-Antoine Caddesinin 232 numaralı binasının önünde yüzlerce insan toplanmıştı. Bu bina, o zamanların ünlü Bastille hapishanesiydi. Genelde politik hükümlüleri konuklayan bu hapishanede, o sabah yalnızca 7 kişi tutukluydu. Dört tanesi dolandırıcı, 2 deli ve 1 tane de babasını kızdıran zengin aristokrat. Yani önemli hiç bir kimse yoktu hapishanede... Ama hapishanede çok daha önemli başka birşey vardı kalabalığın istediği: 13,000 kg barut.

Saat 5 civarı, Bastille'in kapıları 1000 kişi tarafından kırıldı, tutuklular serbet bırakıldı, baruta el koyuldu, ve birçok gardiyan ve hapishane müdürü kızgın halk tarafından linç edilerek öldürüldü. İşte bu önemli gün, Fransız Devriminin... daha da önemlisi, Avrupa tarihinin değişmeye başladığı ilk gündü. Bastille hapishanesinde başlayan her şey, tek sözlü, yukarıdan yönetilen tek kollu sistemleri dize getirip; halka, tabandan yönetime ve bireylere güç veren yeni bir sisteme ilk adımdı.

İşte bütün bunlar olurken Paris'de, o zamanın kralı 16. Louis, Versailles Sarayının 700 odasının birinde, sarayın 7000 pencerelerinin birinden dışarı baktı, sonra masasının üzerinde bulunan günlüğüne "rien" yani "hiçbir şey" yazıp, uykuya daldı. Ya da başka bir değişle, uyumaya devam etti.

Birçoğumuz sosyal medyanın ve internet'in bizlere verdiği gücü iyi biliyor... ve her geçen gün, yeni insanlar katılıyor bu akıma...klavyeler, beyinlerin silahi... ama halen, inanılmaz sayıda ki şirket yöneticileri, halkla ilişkiler uzmanları, pazarlama ve reklam ajansları, ürünlerini ve markalarını, kapıları kırılmaz sandıkları hapishanelere kitlitleyip, gece yatmadan önce günlüklerine "rien" yazıyor!



Top
Menu