Bunu yazan Tosun

mehmet doğan10 Mart 2010

Bunu yazan tosun.... Beynimin duvarlarında yazılı duruyor.

Son bir iki senedir, aklımda o kadar dile getirmek isteğim düşünce var ki, hepsi ya küçük bir kağıda yazılı ya da beynimin içine işlenmiş ama kağıda geçirilmemiş, duruyor. Hayır, hepsi tasarım ve internet ile ilgili değil. Öylesine, rastlantı fikirler, duyduklarım okuduklarım.

“Bunu yazan tosun” bunlardan biri. Esasında bu tip çok bilinen duvar yazı kültürü, Kuzey Amerika’da bizden çok daha önce başlamış. Onların Tosun’u Kilroy! “Kilroy was here!” yani “Kilroy buradaydı”.

kilroy.jpg

Popüler Amerikan duvar yazılarının geçmişi 1900lü yıllarda yaşamış bir kişiye dayanıyor: James Kilroy.

James Kilroy’un çok iyi bilinen grafitisi “Kilroy was here!” esasında bir iletişim metodu. İlk insanın duvarlara kazıdığı resimlerden ya da sokak çetelerinin birbirlerini tanımak için semtlerinin duvarlarına koyduğu işaretlerden çok farklı değil aslında. Grafiti iletişim kültürünün bir parçası... bazen düzene baş kaldırmak, bazen politik gündemden konuşmak bazen de bulunulan sub-kültürü ifade etmek için kullanılmış ve halen de kullanılıyor.

“Kilroy buradaydı” grafitisinin başlangıcı esasında çok basit bir nedene dayanıyor. James Kilroy’un bir mesajı idi diğer tersane müfettişlerine... Kilroy, geminin en ulaşılmayan yerlerinde denetim yaparken bunu yazıyor ve böylece, denetim yaptığı yerleri hem kendisi, hem de diğerleri için işaretlemiş oluyordu.

Bazen böyle küçük şeyler, mesajın kendinden çok daha büyük olan etkilere ve yeniliklere yol açabiliyor, tıpkı James Kilroy’un çalıştığı tersanenin kurucusunun yarattığı ve günümüzde herkesin kullandığı iletişim metodu gibi.

James Kilroy, 1941 yılında, Boston civarında bulunan Fore River Tersanesinde çalışmaya başladı, - Japonların Peal Harbor atağından iki gün önce. Ne yazık ki tersanenin kurucusu olan Thomas Watson ile tanışma imkanını bulamadı. Thomas Watson, Fore River Tersanesini 1883 yılında kurdu ve tersana, çok kısa bir zamanda, Amerika’nın en işlek ve en büyük tersanesi haline geldi.

Thomas Watson, Fore River öncesi başka işleri de denedi: muhasebecilik, marangozluk, makine tamirciliği... ama onu belki de en çok tatmin eden iş (hem kişisel hem de maddi açıdan), 8 sene sürdürdüğü asistanlık göreviydi. Asistanlığını yaptığı kişi Alexander Graham Bell idi.

Yıllar önce, bugün, 10 Mart günü, Alexander Graham Bell, “sesli telegraf” adını verdiği telefonu icat etmekle kalmadı, doğal olarak, insanlık tarihindeki ilk telefon görüşmesini de gerçekleşti. Aradığı kişi, o dönemde telefona sahip olan iki kişiden biri olan Thomas Watt idi. Thomas Watt, yan odada, insanlık tarihini değişterecek iletişim cihazını eline alıp, patronunun sesini duydu.
Alexander Graham Bell, 10 Mart’ın sevincini, ölünceye kadar hem içinde, hem de elinin üstünde taşıdı. Thomas Watt, patronunun sesinin ilk defa telefonda duyunca, yandaki odaya büyük bir sevinçle gelip, masanın uzerindeki acit şişesini kazayla patronun elininin üzerine devirmişti.

“Mr. Watson - Buraya Gelir mısınız? Sizi istiyorum” ya da “Kilroy buradaydı” ya da “Bunu okuyan tosun”... hepsi, bizim, kendimizi diğerlerine anlatma isteğimiz... hepsi, kendimizi diğer kişilere ifade etme ihtiyacımız, açlığımız.



Top
Menu