ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Bir şeyler hissediyor musunuz?

03 Mart 2007

13 gün önce, blogumun Not Defteri kısmında, İngilizce bir yazı yazdım ve yine 13 gün önce bu yazıyı, Digg.com sitesine ekledim. Sonuc… 5-6 kişi bu yazıya oy verdi ve kısa zaman içinde unutuldu. Zaten Digg.com'da ilk 15 dakika içinde 50-60 arasında oy almazsanız, yazınıza verdiğiniz link, kısa zamanda unutulup giden binlerce yazıdan biri haline geliyor.

Fakat oy verenlerden bir kişi, yazıyı alıp, StumbleUpon sitesine ekledi. Orada linki gören başka bir kişi ise (Rusya'dan bir kişi), yazıyı, kendi bloguna ekledi. Bu blogun okurları ise, bu yazıyı bircok popüler Rusça site içinde yayınladı. Buradaki yazı, Rusya'dan ilk önce Romanya'ya, oradan Almanya'ya ve daha sonra Amerika'ya kadar yayıldı ve USA Today gibi, Amerika'nın en popüler gazetesinde sinema ile ilgili köşe yazısı yazan Whitney Matheson'a kadar ulaştı. 27 Şubat ayında, bahsettiğim yazı, bir anda 4-5 bin arasında ziyaretçi toplamaya başladı ve en sonunda dünyanın en çok ziyaret edilen 36. sitesinin ana sayfasında yer aldı ve olanlar oldu. Sitem son 24 saat içinde 22.000 kişi tarafından ziyaret edildi. Malcolm Gladwell'in kulakları çınlasın. Maven, Connectors, Salesman derken, meşhur Metcalfe'in kanunu yararlanır oldu yazdığım yazı.

Peki size bütün bunları niye anlatıyorum? 13 gün önce öldüğüne inandığım bir içerik, 13 gün sonra mezarından hortladı ve bir anda ilgi görmeye başladı. İnternet geleneksel iletişimden çok farklı. Neyin, nasıl gelişeceği, neyin tutulup, neyin sizi ön plana çıkarıp, çıkaramayacağı konusunda elimizde çok az kontrol var. İnternet, kontrol edemediğimiz, kontrolün başkalarının elinde olduğu bir medya. Yani bu işin intraneti, portalı, aman yalnızca birkaç kişi görürü yok. Bunun 13 günü, silinmesi, yok edilmesi, unutulması yok. Bunu anlamayan, bunu kavrayamayan birçok şirket ve o şirketin aptal pazarlama ve iletişim "uzmanları" her geçen gün yaptıkları hatalarla bu işi yüzlerine gözlerine bulaştırıyor. Yazdıklarımın sinema ile ilgili olduğunu unutun. Benim yukarıda bahsettiğim yazının, ünlü bir lokantanın kötü hizmeti ile ilgili olduğunu düşünün bir an. Bir şirketin yarattığı kötü bir müşteri deneyimi olduğunu düşünün ve o şirketin iletişim uzmanlarının bu konunun 13 gün önce unutulduğunu düşündüğünü varsayın. Aynen, Walmart'ın, sanki iki müşterisi kişisel blog açmış, Walmart'dan bahsediyormuş gibi, olumlu kullanıcı deneyimini, profesyonel pazarlamaçıların ağzıyla satmaya çalışması ve bunu ortaya çıkmasındaki şirket için çok büyük güven kaybının oluştuğu süreçte olduğu gibi. Chevy Tahoe'nun viral pazarlamayı anladığını sanıp, interneti küçümsediği daha da kötüsü anlamadığı gibi. Aynı şeyi Sony şirketi, Playstation için denedi, yakalandı ve siteyi kapattı ama yalanları ağızdan ağıza dolaşmaya başlıyor. Türkiye'nin şirket blogu, aboneliği iptal etmek için dert yakınan bir okuruna "sahtekar" dedi ve isim vererek bunu yayınladı ve yanlışını anlayınca yazıyı sildi ama benim gibi bir okurun, bir müşterinin tüm güvenini kaybettiğini, yazıyı okuduğunu hiç düşünmedi ve yaptıkları hata işte burada yayınlanıyor. Volkswagen şirketi, bu şirketi seven, gönül veren iki müşterinin zaman harcayıp, ürettiği bir viral video için onlara dava açtı. Mentos-Pepsi viral videosuna Mentos kol kucak açarken, Pepsi "umurumda bile değil" dedi. İnternet'i ve yeni müşteri modelini anlamayan, ahh bu aptal pazarlamacılar, ahmak şirketler.

WOMM, Viral pazarlama kelimeleri ile ağzının suyu akan, kabiliyetsiz ve bilgisiz pazarlamacılar, Internet'i iletişim platformu olarak görmektense, ticari bir araç olarak görüyor. WOMM konferanslarına gidip, defterine yazdığı iki üç not, birkaç örnek ile, olayın anlamını kavramadan sahte, içten olmayan kampanyalar başlatıyor. Yeni müşteri yaratmak için, WOMM'un en önemli kısmı olan sahip olduğu müşterilerin deneyimini unuttular. WOMM ve viral pazarlama bir bölümün, belirli bir kişinin yaptığı iş değil, şirketin misyonundan çıkan bir sonuçtur. Öğrenilecek birşey değil, vizyon sahibi şirketin işleyiş şeklidir. Viral pazarlama için, siz, yalnızca müşterilerinizin eline araç verebilirsiniz. Bu araç, kaliteli müşteri deneyimi olabilir; yaptıkları hatayı anlayan ve özür dilemesini bilen güven kazandırıcı bir CEO'nun YouTube videosu ya da dizüstü bilgisayarının pili yüzünden bilgisayarı yanan bir müşterinin cep telefonu ile çektiği bir foto olabilir. Kontrol sizin elinizde değil!

Şirket blogları nerede diye yazdım. 2 yıl oldu. Nerede şirket blogları? Ya müşterilerin görmemesine yönelik (ahh, interneti anlamayan basiretsiz pazarlamacılar ve iletişim uzmanları) şekilde kurulmuş, şifrelerin arkasında ya da "biz şimdi blog açarsak önüne gelen sitede kötü şeyler yazabilecek" diye korkan, halbuki bunun hem şirket hem de müşteri ile olumlu bir ilişki kurmak için büyük bir fırsat olduğunu anlamayanların örümcek ağlı kafasının arkasında! Acaba ürününüzden, şirketinizden pek memnun olmayan bir müşteriyi nerede görmek istersiniz? Cevap verebileceğiniz, kişisel iletişim ve ilişki kurabileceğiniz kendi blogunuzda mı yoksa başkalarının blogunda, sitesinde, sizin hakkında yazı yazarken mi?

Artık, o aptal, duygu içermeyen, gereksiz, anlamsız içeriğiniz ile Internet'i kirletmeyi bırakın! Kimse sizin CEO'nuzun nerede doğduğu, HR'ın başına kim geldiği ile ilgilenmiyor. Koyduğunuz içeriği, silmekle bu işi hallettiğinizi de düşünmeyi sakın. Hem sanal toplumu hem de yeni müşteri modelini küçümsemiş olursunuz. Ama en önemlisi, eğer, ürettiğiniz işlerde, okurlarınıza, nefreti, sevgiyi, hırsı, tartışma, paylaşma isteğini, aşkı, acımayı, gülmeyi, kızgınlığı, ağlamayı, incinmeyi, küsmeyi yani herhangi bir duyguyu hissettiremiyor, bu duyguları, sitenizdeki metinlere, içeriğe, kampanyanıza, hizmetinize taşıyamıyorsanız, zamanınızı boşa harcıyorsunuz demektir. Eğer, birilerine, yazdıklarınızla, ürettiklerinizle, kurduğunuz iletişim ile herhangi bir şey hissettiremiyorsanız, yanlış iştesiniz demektir. Bir şeyler hissediyor musunuz?

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 6:35 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Web Sektörü, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 30 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 03 Mart 2007 10:56 tarihinde, Turna Tasarım - Kurtar Karakuş demiş ki:

İnmternet öyle bir şey ki, kimse onu yönlendiremez. Siz ne kadar uğarşırsanız uğraşın o kendi bildiği ve kendisinden başka kimsenin bilmediği bir şekilde yol alıyor. Kendi işlerimizden örnek vereyim. Çalıştığım firma bir sürü zaman ayırıp sitelerini optimize ediyor arama motorları için. (Üstelik sektölerinde öyle rakipleri çok değil) Ama gelin görün ki netice hemen hemen sıfır. (buna bloglarda dahil) Diğer yandan hiç bir optimizasyona tabi olmamış bir site daha var sadece basit bir kaç tag kullanıldı. Bir bakıyorsunuz bütün ayarları yapılmış sitelerden daha önde. Bu dediğim siteler ise büyük firmaların siteleri, bu iş için çok para harcayanların siteleri yani. İnternet denen olgu yani birbirinden habersiz bizler sizler onlar topluluğunun ne zaman, neyi ve kimi değerlendireceğini bilemiyorsunuz.

2. | 03 Mart 2007 10:07 tarihinde, Aykut Demirci demiş ki:

Hissedebilmek için internet kavramını yaşayan kişilerden olabilmek gerekli bence. İşi, hiç ilgisi olmayan kişiler yönettiğinde 'his' çok uzaklarda kalır.. ;)

3. | 03 Mart 2007 11:16 tarihinde, kuen demiş ki:

çok haklısınız kontrol kullanıcıların elinde, ve bunu hiç unutmamamız gerekiyor.

4. | 03 Mart 2007 12:45 tarihinde, ali demiş ki:

Deddiğiniz gibi benim de hiç yatırım falan yapmadığım oyun sitesi ,beni öyle şaşırttı ki,konusunda 1 yıl sonra google de 1.sıraya yerleşti.Öyle seo için çok da zaman falan ayırmadım...Kontrol bizde değil doğru..

5. | 03 Mart 2007 14:34 tarihinde, Pelin Şafak demiş ki:

Saygın bir sektörün mensupları için "aptal pazarlamacı" demek biraz ayıp olmuyor mu Mehmet bey?

6. | 03 Mart 2007 14:18 tarihinde, Hasan Yalçın demiş ki:

Tasarım sektörüde çok saygın ve gerçekten özellikli kişiler icra ediyor ama ben bir çok aptal tanıyorum.

İster pazarlama, ister tasarım isterse hamal olsun, kafası çalışmayan insanlar var.
Mutfaktan çayımı alıp gelene kadar aklıma geçen hafta yaşadığım bir şey geldi.
Dar bir sokakta, tek yön olmasına rağmen karşıdan gelen ve daracık sokağa sığamıyacağımız belli olmasına rağmen bir taksi otomobilimin sol çamurluğunua girmek suretiyle hasara sebep oldu.
Taksi Şöförüne Sokağın başında buraya girilmez levhası olduğunu, burasının benim doğrultumda yol alanlara tek yön olduğunu ona rağmen niçin tersten girip birde zorla geçmeye çalıştığını sorduğumda "Ya abi herkes giriyor nolcak yaww. Arama sen polisi ben bir pasta cila attirayim dedi." Bende hatalı olduğunu polisi arayıp hasarımı tazmin ettireceğimi ilettim.
Arkadan alelacele inen ve kendisinin Avukat olduğunu ve mahkemeye yetişmesi gerektiğini, yetişemezse doğacak zararı benim tazmin edebilip edemeyeceğimi sordu hışımla ....Laf arasındada o yola girmesini kendisinin istediğini geveledi.

Daha fazla detaya girmeyeyim olayda kendinize benim yerime koyun ve mümkünse bayan avukata verebiliyorsanız bir cevap verin.

Demekki sadece pazarlama değil çok saygın ve zeki bildiğimiz Avukatlık sektöründede aptallar var.

Ayrıca Mehmet beye katılıyorum, İnternet'i ve yeni müşteri modelini anlamayan pazarlamacılar, internet ajansları, şirketler ve patronların hepsinin aptal olduğunu düşünüyorum.
Geçen gün ziyaret ettiğim bir tasarım sitesindeki firma sahiplerine yönelik bir ankette, %60 lar seviyesinde Firmam için bir web sitesine gerek duymuyorum sonucu bu fikrimi perçinliyor.

7 03 Mart 2007 14:37 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Merhaba Pelin Hanim,

"Aptal" kelimesini bilerek sectim. Birseyler hissettimek icin :) Asagidaki sozu bir yerde duymustum ve cok hosuma gitmisti:

"Sevginin karsiti nefret degildir. Sevginin karsiti 'hicbir sey hissetmemektir'. Nefret ise birseyler hissedildiginin gostergesidir ki nefret ile ise baslanip, uzerinde calisilabilir. Halbuki hicbir sey hissetmeyen bir kisi icin butun yollar kapanmistir"

Eger nefret, sevgi, kizginlik ya da herhangi bir duygu hissettirebiliyorsak, isimizi iyi yapiyoruz demektir ya da elimizde iyi birseyler yapmak icin gerekli ortam saglanmistir.

Maalesef bugunlerde "hicbirsey hissettirmeyen" bircok icerik, kampanya, reklam, deneyim, urun, sirket var. Sozum onlara. Belki "aptal" kelimesi birseyler hissettirir onlara ki belki burada bir iletisim kurabiliriz

8. | 03 Mart 2007 20:07 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

Kelime birşeyler hissettirmeye başlamış sanırım Mehmet Abi. :)

9. | 03 Mart 2007 21:46 tarihinde, Ahmet Uludağ demiş ki:

yazıyı okuduğum anda kelebek etkisi geldi aklıma. e tabi hangi kelebeğin ne zaman neyi etkileyeceği belli olmuyor. umarım interneti kirleten şahıslara etki eden bir kelebek olur bu yazıda. selamlar...

10. | 04 Mart 2007 21:04 tarihinde, Murat demiş ki:

Yazınızdan 2 yıl sonra şirket blogları hayata geçmeye başladı, işte THY :)

http://bencewom.blogspot.com/2007/02/aman-tanrm-thyden-kurumsal-blog-galiba.html

11. | 05 Mart 2007 21:50 tarihinde, Yakup Güneş demiş ki:

Yine 12 den vurdunuz. Tek kelime yine kimsenin hissedemediği hisleri hissetttirdiniz.

12. | 06 Mart 2007 23:56 tarihinde, Erinc M. demiş ki:

Bastan sona katildigim bir yazi. Henuz birkac aylik olan sirket blogumuz ile yasadigimiz deneyim bu yazidan cikartilacak sonuc ile ayni. Ziyaretcilerimiz ile iletisimize gecebildigimiz ve diger herkesin de katilabildigi bir sohbet ortami yaratan blogun en buyuk avantajlarindan biri de sadik ziyaretci yaratmasi; ziyaretcilerin blogu devamli takip etmeleri.

13. | 07 Mart 2007 17:22 tarihinde, istanblog demiş ki:

hmm. işte globalleşme derim ben buna. bir de şans belki de. Lefty Gomez diyor ya "i'd rather be lucky than good"

14. | 10 Mart 2007 14:18 tarihinde, A. Selim Tuncer demiş ki:

Önemli bir noktayı “hiss”ettirdin.

“Aptal pazarlamacılar” tamlamasını bir genelleme olarak değil, “pazarlamacıların aptalları” şeklinde anlamalıyız, değil mi?

15. | 10 Mart 2007 23:54 tarihinde, morph" demiş ki:

Bazen Internet'in hiçbirşey için yaratıldığını düşünüyorum. Neden bilmiyorum. İçimi böyle bir his kaplıyor. Bilgisayarın ekranında GOOGLE logosu varken, yazı yazan ellerime kayıyor gözlerim. Komiğime gidiyor?

Internet nedir, ne içindir, yokken olanlara göre şu andaki farklar nelerdir, ne kadarı kabul edilebildi, Internet bizi hayattan alıkoyuyor, uyuşturuyor mu?

*************************************
* Kullanmayanlar bu yüzden mi korkuyorlar,
* korktukları için mi kullanmıyorlar ??
*************************************

Sevgili Mehmet, içimden bazı zamanlar yüksek sesle şunları söylemek geliyor;

Mehmet Doğan! Teknoloji kimin umurunda? Kim için yazıyorsun? Umurunda olanlar için mi, yoksa olmayanlar için mi? Gerçek anlamlar mı asıldır, mecazi olanlar mı?

Asıl azmaz, bal kokmaz!

16. | 14 Mart 2007 0:22 tarihinde, Orhan Gazi demiş ki:

Yazınızı uzun süredir yazmakta olduğum blog'uma kaynak vererek aktardım. Çok güzel olmuş, kaleminize sağlık.

http://pazarbuyurdu.blogspot.com/2007/03/hissedebilenlere.html

17. | 14 Mart 2007 18:47 tarihinde, Mahir demiş ki:

Yazinizi okudum gercekten begendim de ama burada soylemek istedigim baska birsey.Maillerinizi okudugunuzu soylemissiniz ki acikca soyleyebilirim ki YALAN.
Tabi kucuk bir ihtimal yalan olmama ihtimali var ki bu durumda da nezaketen de olsa cevap vermiyor olmaniz ayri bir ayip.

18. | 15 Mart 2007 11:53 tarihinde, mustafayaman demiş ki:

internet bir derya herkese,her keseye ,her insana iş var,en güzelide
ne iş yaparsan yap webin hiç bir işine manisi yok...

19. | 20 Mart 2007 23:46 tarihinde, Zeynel demiş ki:

cok guzel gurur duyuyoruz.

20. | 22 Mart 2007 19:48 tarihinde, melike demiş ki:

nbr kanka seni özladim msn açmıon kanka bide canım ne olduki açmıon msn kanka canım ben çıom allaha emnet ol kanka

21. | 22 Mart 2007 19:48 tarihinde, melike demiş ki:

nbr kanka seni özladim msn açmıon kanka bide canım ne olduki açmıon msn kanka canım ben çıom allaha emnet ol kanka

22. | 01 Nisan 2007 22:39 tarihinde, Haydar YILDIZ demiş ki:

Sizdeki bu yaklasimi cogu kisiler gösteremiyor.Birilerine bilgi vermek egitmek cok güzel bir duygu.Böylece toplumumuz bilinclencek,insanlar daha güzel birbirini anliyacak neticede saygin bir ortam olcak.Türkiyede kim bu görüse katkisi olursa ,simdiden tebrik ederim,medeni cesaretinden ötürü.Selam ,Saygilarimla.

23. | 11 Nisan 2007 0:47 tarihinde, raşit demiş ki:

fikri üreten bir insan... üretici beyinler görünmeyen kahramanlar. ver fikri sonrada aa sen ne yaptınki... ASIL sen ne yaptın ki ağzından çıkan iki kelime bana ne bundan felsefesi. yazık ne yazık...

24. | 23 Nisan 2007 0:31 tarihinde, evren demiş ki:

Teşekkürler, ilham verici bir yazı. Sadece birkaç kişinin dikkati çeken, emek verilmiş, kaliteli tüm yazıların sonu böyle olur umarım...

25. | 14 Mayıs 2007 10:20 tarihinde, Fatih Simsek demiş ki:

yazinizi bastan sona hayretle okudum. gercekten bu ise yeni baslayanlara inanilmaz bir sevk veriyor. bahsettiginiz yaziniza 1000 uzerinde yorum yapilmis gercekten olaganustu bir durum. sayfanizi incelemekteki amacim pr 6 olusuydu ama bunu kesinlikle hakeden bir site olduguna karar verdim.

saygilar

26. | 26 Mayıs 2007 9:05 tarihinde, Elemanyak demiş ki:

Digg.com, amacı dışında hizmet vermeye başladığını düşünüyorum. Yazıların kalitesini oylayan üyelerin ne kadar seçici oldukları ortada!

27. | 21 Haziran 2007 18:14 tarihinde, Caner H. demiş ki:

Yazınız gerçekten de çok yerinde.Ama üzülerek okudum.Çünkü gelişime, ilerlemeye yönelik tek bir umut fotonu bile barındırmıyorum içimde.Internet gibi kendinden devrimleşebilen bir teknolojide bile bu imkansız.Aslında olayı şuna da bağlıyorum.dünyanın her yerinde (ama ülkemizde biraz daha çok) yaptığı işi beceremeyen yöneticilerle cebelleşiyoruz.Bu yöneticiler ya kafası çalışmayan ama 24 saat ders çalışıp oralara yükselmiş, yaratıcılıktan uzak, despot, kuralcı ve her şeyden kötüsü bu turşulaşmış kıvamını muhafaza etme konusunda doktora yapmış insanlardan oluşmakta ya da daha kestirmeden o noktaya gelmiş bileği kuvvetli "dayı"lara sahip kişiler.

Ben de bir üniversitenin bir fakültesinin sitesini tasarladım.Evet, belli kalıplar ve kurallar tabiki olacak ama 10 senelik internet sitesi tasarlama ve kodlama geçmişimde böylesini görmedim.İşin kötüsü, işi de bırakamadım.Defalarca yukarıdaki olayların benzerini yaşadım.

Sözlerime son verirken, yazdığınız yazının yerine ulaşması mutluluğunu sizinle paylaştığımı bilmenizi isterim.Darısı hepimizin başına :)

28. | 03 Temmuz 2007 8:49 tarihinde, zeki demiş ki:

her şey yasak engellenmiş türkiyede internette laşkalaşmış politikacılar mankenler dansözler büroklatlar öğrenci öğretmen sanatçı genel şuursuzca maneviyattan uzak
kişilik bozukluklarını moda zanneden eğlenmeyi sapıklıkta arayan kötü örneklerle dolu bir medyatik takımlar grubu ve bu grubun abonelerinden sıkıldık

29. | 18 Temmuz 2007 21:17 tarihinde, Ümit Karakaş demiş ki:

Evettttttttttttt.düşünsenize bir Hotel kendi bloğunu yapsın.
Değerli müşterimiz geçtiğimiz sezonda size yaşattığımız o güzel sıcak günlerden ...
İnternette hissettirin toprağın kokusunu, yaşanan aşkı, güneşin sıcaklığını ,dalgaların sesini iletin burdan hissettirin :)

30. | 31 Ağustos 2007 18:43 tarihinde, Oyunlar demiş ki:

Kesinlikle katılıyorum yazınızı büyük bir zevkle okudum sıkı takipcinizim ve benimde şahsi bir blogum var canım sıkıldıgı zaman girip karalıyorum ve güzel bir kitle oluşturduguma inanıyorum.

iyi çalışmalar.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?