ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Yüzde 1 etkisi: Teşekkürler Aylin

09 Şubat 2007

Bu sitenin bir blog olduğunu sanırım unuttum son zamanlarda. Blogların asıl yaşam kaynağı olan güven, gerçekçi sohbet ve gerçek kişilik olduğu doğrusundan ister istemez saptım sanırım. Bir blog açmakla birlikte, söylenmemiş, kağıt üzerinde olmayan ama imzalanmış bir sözleşmeye sahip olunduğu gerçeğini de unuttum sanırım. Hep bahsettiğim ve sonuna kadar inandığım “kullanıcı deneyimini” kavramından da uzaklaştım birçok yeni ekleme ile.

Bundan aylar önce "Yüzde 1 etkisi" isimli bir yazı yazmıştım. Bazen bir kişinin, yüzde 1 içinde bile olmayan bir kişinin, bir şirketin, bir markanın ve/veya bir ürünün hayatını değiştirebileceğinden bahsetmiştim. İşte bu akşam, o kişi, bir kişi, bloguma yorum bıraktı. Bu bloga ve benim söylediklerime olan güveninin zedelendiğinden bahsetti. Beni, haklı olarak "popüler" olmaya çalıştığım konusunda uyardı. Teşekkürler Aylin. Haklısın!

Bu blog, eskisi gibi yazmayı bırakıp, acaba kaç kişi gelecek, nereye tıklayacak kaygısına bürünmüş gibi durmaya başladı.

Bu nedenle:

  1. Eğer söyleyecek bir şeyim yoksa yazı yazmayacağım; yazmak için yazmayacağım
  2. Bu sitede, sanki sitenin parçası gibi görünen ama belki birçok okurun yanlışlıkla tıkladığı bütün reklamlar kalkacak ve o reklamlar, "kısa kısa" türünden yazılar, kişisel, blog, kitap haberleri ve Top 10 türü “popüler” kaygılara hitap eden yazılar, “Not Defteri” adını vereceğim ve ama Altı Üstü Tasarım çizgisinde olmayan, bu sitede reklamı yapılmayan ayrı bir blog içinde yayınlanacak.
  3. Ve eğer, başka bir şekilde, bu sitenin okurlarının güvenini sarsacak bir hata yaptımsa, lütfen bana yazmaya devam edin.
   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 6:30 civarı yazılıp Blog, Oradan Buradan dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: |
 

Bu yazıya ait 36 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 09 Şubat 2007 8:56 tarihinde, derinsular demiş ki:

Bunun yanlis bir karar oldugunu dusunuyorum.

- Bir sitede reklam olmasi, ayni zamanda o site yazarinin 'bagimsizliginin' da garantisidir. Gunumuzde Turkce bloglarin ziyaretci sayisi henuz bunun icin yeterli olmasa bile, en azindan dunyada bu boyle.

- Bu site bir odule layik gorulduyse, bunu okurlar degil, site yazari hak etmistir. Evet, o yazilari hic kimse okumayacak olsa, belki site de simdi oldugu olcude yararli olmayacakti. Ama bu, isin 'islevsel' yanidir. Deger ayri, islev ayridir. Hic kimsenin gormedigi, bilmedigi bir yerde bulunan altinlar, yine de altindir. Bu siteye deger veren sey de yazilarin kalitesi ise sayet, bundan o yazilari yazan kisi sorumludur.

Tabii bunun tersi de soz konusu. Yani yazilarda hatalar da var ise sayet, o hatalardan da yazar sorumludur. Okurlarin butun bunlarla ilgisi yok. Hata yapinca nasil ki okurlara 'Sizin yuzunuzden oldu' diyemeyeceksek, ortaya bir basarili bir eser ciktiginda da topu seyircilere atmak bence makul degil. Dahasi, alcakgonullu olacagim derken riyakarca bir tutum sergilemis olma tehlikesi de var bunda. Bence asil populizm, siteye reklam koymak ya da odul kabul etmek degil, sahnedeki pop sarkicilari gibi 'Ben sizler sayesinde varim, yoksa bir hicim' turunden anlamsiz sozler soylemektir.

- Bu sitede yazilar yayinlaniyor. Okuyucularin gerek yazarla, gerekse yorumlarda kendi aralarinda kurduklari iliskilerin temel noktasini yazilar olusturuyor. Eger site yazari, benzeri konulari ele alan daha kapsamli bir calisma yapmissa ve kitaplastirilan bu calisma da yayinlanmaya deger gorulerek yayinlanmis ve hatta odullere layik gorulmusse, bu kitabin linkini siteye koymakta degil, koymamakta bir sorun vardir. Kitaplar yazilir ve 'insanlara ulasmasi icin' yayinlanir. Amac insanlara ulasmak iken neden bundan geri dursun ki bir yazar? Bu duruma yonelik itirazlar, google reklamlarindan da nefret eden sermaye dusmani kohne zihniyetin hezeyanlarindan baska bir sey degil. Kendileri hayatta hicbir sey basaramadiklari icin, basaran insanlardan da nefret ediyor ve sitede kitabin linkini gordukce ofkeleniyorlar. Yayinlanmis bir kitabin reklamini yapmamakla, yazilmis ve veri tabanina kaydedilmis bir blog girdisini yayina almamak arasinda bir fark goremiyorum.

- Kullanici merkezli olmak, sitenin kullanisliligi (user-friendliness) soz konusu oldugunda elbette onemli. Ama bunu abartarak genele yaymak son derece sakincali olabilir. Cogu pazarlama ve teknoloji blogu bu konuda ayni hatayi yapiyor. Zira bir sitenin icerigini, bir sirketin urun gelistirme ya da pazarlama bolumunu yonetir gibi yonetmeye kalkiyorlar. Bir sirketin nihai hedefi her zaman karliliktir. Bu nedenle de, urunler, musteri memnuniyetini maksimize edecek sekilde uretilir ve oyle piyasaya surulurler. Yani onemli olan musterinin ne istedigidir. A isteyen musteriye (bu istek irrasyonel dahi olsa) sirket A vermek zorundadir. Zira A isteyene B verirseniz elenmeniz kacinilmaz olur.

Uzmanligin satildigi durumlarda bu yaklasim soz konusu degildir. Bu sitenin icerigi de bu duruma ornek olabilir. Zira bu sitede bir urun satilmiyor. Ucretsiz olarak sunulan sey ekspertiz. Ekspertiz ise, cogunlugun ne dusundugunden bagimsiz olarak oyledir. Insanlar animasyonlu siteleri seviyorlar diye bu sitede tutup da animasyonlu site nasil kurulur bilgisi vermeye kalkarsaniz, o andan itibaren kendi dogrularinizi degil, piyasanin taleplerini karsiliyor olursunuz. Hit rekorlari kiran kimi mp3, warez, ringtone download siteleri gibi. Curuk musteri orneginde bundan daha yeni bahsedilmisti. Dikkat ederseniz adamin her istedigini harfiyyen yerine getirerek parasini almak mumkun. Ama bu site ve benzeri sitelerde adamin parasini almanin degil, sizin subjektif deger yargilariniz dogrultusunda bir isin en iyi sekilde nasil yapilacaginin calismasi yapiliyor.

Bu noktada asil populizm, insanin dogru bildigini yapmasi degil, baskalari oyle istedi diye dogru bildiklerinden taviz vermesidir.

- Benim sahsi kanaatim, insanin her turlu farkli fikre acik olmakla birlikte, kendisini ve dogru bildiklerini ucuza satmamasi gerektigi yonunde. Zira elestiriye acik olmak baska, her elestiriye gozu kapali pabuc birakmak baskadir.

2. | 09 Şubat 2007 8:41 tarihinde, mehmet mutlu elmas demiş ki:

Mehmet bey sizin bütün yazılarınızda kullanıcı deneyimiyle ilgili ufak da olsa birşeyler var. Popüler olma isteğine de gelince bence yanlış düşünüyorlar ve düşünüyorsunuz. Bu site sizin, doğal olarak daha çok insanın ziyaret etmesini ve popüler olmak istersiniz. Bunu istedikçe siteye olan bağlılığınız artar ve daha kaliteli yazılar yazma isteği doğar. Böylelikle bizlerde daha kaliteli yazılar okumuş oluruz. Sadece kullanıcı deneyimi, erişilebilirlik vs.. yazıları bu siteyi bir süre sonra molotonlaştırır benim evde kullandığım php kitabı gibi sadece lazım olduğunda açmama sebep olur. Bence site iyi gidiyor diğer kolaylıklar..

3. | 09 Şubat 2007 9:24 tarihinde, Ümit Kurt demiş ki:

Kesinlikle haklı DEĞİLSİNİZ !!!

%1 Aylin Hanım'a karşılık bu blogu takip eden büyük bir çoğunluk var. Ve bunların Google AdSense 'lerle yada çoğumuzun okuduğuna inandığım kitabınızın reklamıyla hiçbir sorunu yok.

Altın Örümcek ödüllerini bende sevmiyorum fakat bu blog ve siz o ödülü alsanızda almasanızda değeri aynı olacaktı bizim için. Ama o ödülü almanız sadece bu blogu takip edenlerin değil pekçok kişinin de başarınızı gördüğünü ve takdir ettiğini gösterdi o kadar. Ödülü

Ben bu blogu bu haliyle seviyorum ve değişmesini istemiyorum !!!

Bu yazdıklarınız sizin kararlarınızsa tabiki bize saygı göstermek düşer ama bir insanın yazdıklarıyla karar verirken bunun pekçok insanı memnun etmeyeceğini, üzeceğini ve belki de bu blogu artık takip etmeyeceğini düşünün.

Aylin Hanım ödülü okuyuculara atfettiğinizi inandırıcı bulmadığını yazmış. Olabilir tabiki. Bense inandırıcı buldum ve inandım. Eğer sizin yazılarınız güven, gerçekçi sohbet, sıcak ve samimi bir sohbet havası vermeseydi bana, sadece popüler olmak kaygısıyla yazılmış yazılar olsaydı bu şekilde ol-a-mazdı.

4. | 09 Şubat 2007 9:53 tarihinde, morfikirler demiş ki:

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2007/02/lemon_web_designer_guide.php

yorum 5 i oku ve yüzde bir etkiyi bence orada ara.

5. | 09 Şubat 2007 10:51 tarihinde, Cem OKTERŞAN demiş ki:

Böyle bir saçma bir eleştiriye Teşekkür etmeniz büyüklüktür.
Eleştiriler ne kadar kötü olursa olsun bunları değerlendirmeniz bir büyüklüktür.
Ama matematik konusundada hata yaptığınız açıktır. %1 çok büyük bir değer.

Şunu söylemek isterim, doğru ve güzel bir işin ödüllendirilmesi normaldir. Sizinde o heyecanla duygularınızı bize yansıtmanız çok daha normaldir. O yarışmadaki bir ödülüde bizim firmamız aldı ve bunu ziyaretçilere duyurduk bunda bir yanlış görmüyoruz doğru bir iş yapıyoruz işte belgesi diyebiliyoruz.

Hatta şu varki; ben bu ödülü almam benim değerim ödülle ölçülemez demek aslında, "benim popom havada siz kimsiniz bana ödül vereceksiniz" demekten farksızdır.. Daha büyük saygısızlık ve ukalalıktır. Kesinlikle kabul edilemez bir davranıştır!


Eğer memnun olmayan varsa bu domain adını adres çubuğuna yazmasın buraya kimseyi zorla sokmuyorsunuz!!..

Biz tüm çalışmalarınızdan , yaptıklarınızdan gayet memnunuz!

Her zaman sizi destekliyoruz..

6. | 09 Şubat 2007 10:08 tarihinde, morfikirler demiş ki:

Madem yorumu okuyup yayınlıyorsun bende rahat rahat yazayım sen önce bir güzel oku ister yayınla ister yayınlama.
1-Aylin konuşsun dursun.Ne demek sen altın örümceği beğenmiyordun ama ödülünü aldın böyle saçma şeymi olur.
Ben forbesi eleştiren bir yazı yazdım.Şimdi forbes bana editörlük teklif etse veya bir yazımı yayınlamak istese ben ne diyeceğim.
Yok ben seni sevmiyorum mu demeliyim.
2-Bence bu yazıyı kaldır Aylinide boşver unut gitsin adsenseleride geri koy.Eğer bu ülkede güzel yazılar yazıyorsan hakkınıda almayı bileceksin.

7. | 09 Şubat 2007 10:13 tarihinde, morfikirler demiş ki:

bak kararsızlık seni nasıl etkiliyor yorumlar bir yayınlanıyor bir yayınlanmıyor.

8. | 09 Şubat 2007 10:10 tarihinde, Özgür COŞAR demiş ki:

Sayfa sizin istediğiniz gibi yazın. İsterseniz reklam koyun, isterseniz koymayın. Bundan yıllar önce http://www.icerik.org adlı bir site vardı. O zamanlar blog falan yoktu. Başta sitenin tasarımcısının yazıları olan icerik.org'un kuruluş amacı Türkçe içeriğe katkıydı. Sonralarıı, okuyucuların gönderdikleri yazılarla internet dergisi halini aldı. Benim de iki yazım yayınlanmıştı yanlış hatırlamıyorsam. O sitenin sahibi, bu işten vazgeçti. Yeni kurduğu siteler ilgimi çekmeyince okumadım. Hayatımda bir boşluk oluşturmadı. Sizin sayfanız için de geçerli bu durum.
Yani evin (sitenin) sahibi sizsiniz. Nasıl istiyorsanız öyle yapın. Yaptığınız işe çok fazla misyon yüklemeyin.
Saygılar

9. | 09 Şubat 2007 11:49 tarihinde, gulhan demiş ki:

eğer bu %1 size etki etmişse ve siz bu etkiye göre hareket ediyorsanız %99 a çok büyük bir haksızlık yapmış olmuyor musunuz??

biz de %99 olarak hakkımızı istiyoruz!
sizi okumamıza neden olan çizginize devam edin lütfen..

10. | 09 Şubat 2007 11:11 tarihinde, Yusuf YILDIRIM demiş ki:

Ödülü kabul etmeseydin daha iyi olabilirdi belki ama yinede bence hakettiğin birşey ve özellikle reklamları kaldırma konusunda sana kesinlikle katılmıyorum. Ciddi bir emek harcıyorsun bu yazıları hazırlamak için ve bunun karşılığını niçin almıyasınki.

11. | 09 Şubat 2007 11:32 tarihinde, yuzde99 demiş ki:

MD: "Beni, haklı olarak "popüler" olmaya çalıştığım konusunda uyardı."

AB: "O zaman daha çok merak edilir, daha çok ziyaret edilirdiniz ve google adsense'leriniz daha çok tıklanırdı. Kitabınızın satışları daha çok olurdu."

Bu iki alıntının yorumunu size bırakıyorum.

Aldığınız ödülü eleştirilerinizin dikkate alındığına dair bir işaret olarak yorumladım. Ben de ödülü bu kadar neşe ile karşılamanıza şaşırdım, ama ödülü kabul etmemek saçma olurdu bence. Sadece "popüler" olmaya çalışmak olurdu.


12. | 09 Şubat 2007 13:25 tarihinde, Neyran demiş ki:

Merhaba Mehmet,

Aylin Hanım'ın yorumlarına katılmıyorum. Bence bu şekilde devam etmelisin Blog'unu yazmaya. Blog'undan kitabını tanıtman kadar doğal bir şey olamaz. Top 10'ler, kısa kısa başlıklı yazılar bence popüler kaygılara hitap etmiyor, ayrı bir renk katıyor siteye.
Her bir okuyucu
nun yorumlarına değer veriyor olman bizler açısından çok sevindirici. Demekki boşa yorum yazmıyormuşuz. Aylin Hanım'ın yorumunu da dikkate alıyor olman da çok güzel. Blog senin ve tabiki karar da senin ama katılmadığımı belirtmek istedim.

Neyran

13. | 09 Şubat 2007 14:11 tarihinde, Selçuk Hoca demiş ki:

Aslında şu anki durumun biraz alışkanlıkla alakası var. Uzun sayılabilecek bir zamandır Altı Üstü Tasarımı takip ediyorum. Hatta bazı yazılarını bir ders gibi sekiz dokuz defa okuduğumu çok iyi bilirim. İlk dönemlerde Altı Üstü Tasarım'da daha ziyade sitenin ana içeriği olan web standartları, erişilebilirlik gibi makaleleri okuyorduk. Daha sonraları Mehmet Bey'in "Not Defteri" kategorisine soktuğu yazıları görür olduk. Bu diğerlerine göre biraz değişik sayılabilecek yazıları ilk okuduğumda bana da biraz tuhaf gelmişti. Sebep tabii ki başta değindiğim alışkanlık meselesi. Ama sonradan bunların da ayrı bir tadı olduğunu farkettim. En nihayetinde bu bir blog/günlük sitesi. Burada "Not Defteri" kategorisinin olması da son derece normal.

Adsense olayına gelirsek... Kaliteli ve bedava bir içerik sunan böyle bir sitenin içeriğinden para kazanması gerektiğine inanıyorum. Sonuçta ortada ciddi bir emeğin ve birikimin eseri olan yazılar çıkıyor. Bu noktada beni rahatsız eden tek şey reklamların yerleşimi ve sayısıydı. Yani Mehmet Bey gücenmesin ama reklamlar biraz fazlaydı. Ve sitenin kullanılabilir tasarımına ciddi zarar veriyordu. Daha açık söylemek gerekirse görüntü açısından bir çirkinlik oluşturuyordu. Sanırım Aylin Hanımefendi'nin reklamlarla ilgili esas çekincesi buradan kaynaklanıyor. Yani az reklam olsaydı bizim gözümüze batmayacaktı. Ama reklam çok ve biçimsiz olunca sanki ısrarla "tıkla bana" dermiş gibi bir hava oluşuyordu.

Son olarak Altın Örümcek konusunda şunları söylemek istiyorum. Ben hep önceki altın örümcek yazısı gibi bir yazı bekledim. Yani Mehmet Bey'in sadece kendi birinciliğini ve ödülünü duyurduğu yazının yanında diğer kategorilerdeki ödül alanları değerlendirdiği ayrıntılı bir yazı bekledim. Eğer ortada böyle bir yazı olsaydı Mehmet Bey'in hem kendisine haklı olarak verilen bir ödülü kabul edecek kadar nezaket sahibi biri olduğu anlaşılır, hem de sırf ödül verildi diye "yumuşadığı" izlenimi ortaya çıkmazdı.

Sonuç olarak bu siteyi takip eden bir çok okuyucu gibi ben de bir Altı Üstü Tasarım bağımlısıyım. Çizgisinin aynen devam etmesini şiddetle arzu ediyorum. % 1'lik etkiye yani "bize" değer verdiği için Mehmet Bey'e de ayrıca teşekkür ediyorum.

14 09 Şubat 2007 14:21 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Bazen, kendinizinde rahatsiz oldugu seyleri, baskalarinin agzindan duyunca sanki daha gercekci geliyor. Bu arada bu yazi ALTIN ORUMCEK ile ilgili degil. Kesinlikle.... Bugun verseler, yeniden alirim cunku Aykut Demirci ve diger okurlarin bu odulu hakkettigini dusunuyorum.

Benim derdim, reklamlar ve sitenin icinde yazilan yazilar....

Hepinize tesekkurler. Ben bu halini begendim sitenin. Reklamsiz, eski yazilar kalitesinde ayrica ekstra baska bir blog :))) Ozgur cok iyi yazmis (8. yorum).. gereginden fazla drama haline getirmenin bir alemi yok degil mi? Ben, bu kararin, okurlarin daha iyi bir sanal deneyim gecirecegine inandigim icin verdim.

15. | 09 Şubat 2007 14:04 tarihinde, m.ozan hazer demiş ki:

Gelen eleştiriler herhangi bir şekilde verdiğimiz hizmeti (evet, blog da bir hizmet tabii ki) iyileştirmelerde en büyük referansımızdır, bu açıdan gelen eleştirileri hassasiyetle değerlendirip buna göre karar verme yaklaşımından dolayı kutluyorum.

Ancak gelen eleştirileri doğru analiz edip ona göre kararlar alınması gerektiğine inanan biri olarak biraz duygusal bir karar verdiğini düşünüyorum. Elbette popüler olacaksın, olmayı isteyeceksin ve kitabının tanıtımını (ben reklam olarak görmüyorum) yapıp reklam alacaksın. Bunda yanlış bir şey yok, blog da bir emektir ve gerçekten büyük bir emektir, karşılığında maddi kazanç elde etmenden daha doğal bir şey göremiyorum.


Top10 ne kadar faydalıdır değildir, populist bir strateji midir bilmiyorum ama kaldırma nedeninin Aylin hanım'ın yorumuyla alakası olmaması lazım. Benim düşüncem, popüler olma uğruna içeriği bozacak türde yazının zaten olmadığı yönünde...

Zaten o yorumda katılmadığım bir nokta var ve açıkçası art niyetli bir gözle yazıldığını düşünüyorum. Eğer Altın Örümcek'le ilgili bir problemin varsa aday olmazsın, ama aday olduysan bir şeylerin değiştiğine inandığın için aday olmuşsun (ben yapmadım mesela) ve bunu da 18 eylüldeki yazında belirtmişsin. Önce aday olup sonra da "ben kabul etmiyorum ödülü" demek biraz tutarsız bir hareket olurdu.

... ve eğer Aylin Hanım gerçekten iyi niyetle yaklaşarak eleştirseydi 25 ocaktaki yazıda değil 18 eylüldeki yazıda eleştirmesi gerekirdi bana göre. Ben de "o zaman yazacaktım ama beklemeyi tercih ettim" söylemini hiç samimi bulmadım.

Bana göre ödülü okurlara vermeyi düşünmek değerli bir davranış, ki yine kişisel fikrim, bu ödülü okurlar değil sen hak ettin. Hem de sonuna kadar. Hak ettiğin bir şeyi okurlarınla paylaşarak doğru hareketi yapmışsın bana göre, bırak samimiyetine inanmayan inanmasın...


Sonuç olarak, can sıkıcı bir eleştiri, neler hissettiğini anlayabiliyorum. Ben de yaşadım, reklam olmasın diye detaya girmeyeyim ama özveride bulundum acımasızca eleştirdiler, her tatsızlıkta içeriği biz sağladık biz gidersek bitersin diye şantaj yaptılar, para kazandık ona göz diktiler ve işin kötüsü kazandığımızdan fazlasını vermiş olmamıza rağmen bir çok kişi hep bit yeniği aradı bir yerlerde...
Verdiğimizi değil aldığımızı hesapladılar hep. Çünkü eleştirmek kolaydır, kötüyü bulmak kolaydır. Zor olan "yapıcı" eleştirmektir...

Güzel olan tarafı ise destek verenler köstek olanlardan fazla oluyorsa demek ki doğru yoldasın. Eğer gerçekten Aylin Hanım haklı olsaydı bir sürü insan da destek çıkardı ama yazında belirttiğin üzere %1.

%1 tespitine katılıyorum, ancak bu %1 o %1 değil bence. En azından eleştirinin tamamı değil...

Kolay gelsin :)

16. | 09 Şubat 2007 16:11 tarihinde, hatirla demiş ki:

"Kitabın reklamı" konusunda birşeyi hatırlayalım:

"bu kitabin satisindan herhangi bir kazancim olmayacak. Kitabin tum telif haklari Kizilay'a bagislaniyor."

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2006/04/kitap_bitti.php#comment2190

17. | 09 Şubat 2007 19:06 tarihinde, can demiş ki:

Halbuki ben altı üstü tasarım ile önce altın örümceğin olduğunu öğrendim,sonra işleyişini anladım sonra küsüp sonra da altın örümceği demek ki hak eden eserlere de veriyorlarmış diye sevindim.
Bence her aklına geleni değil belki ,ama bir tasarımcının,web işinde olan düşünen insanların karşılarına çıkan sorunları,çözümleri,yurtdışından örnekleri bizimle paylaşman en büyük dileğim şu saatten sonra.

Kal sağlıcakla,

18. | 09 Şubat 2007 19:11 tarihinde, sunipeyk demiş ki:

Saçma sapan birinin sponsorluğu, itici bir reklam yerine "insanlar" goole adsense' i daha cana yakın buldular. Daha samimi olduğunu düşündüler. Herkese aynı fırsatı( parayı) verme şansı olmasını sevdiler. Ve google deveyi hanuduyla götürdü o arada :)

emailini bile vermeyen birinden yola çıkıp, reklamları kaldırman, zaten esas senin içine pek sinmediğini gösteriyor bence. :)

Not: Altın örümceği katılmayanlar vermiyorlar :)

Not 2 : Reklamların hepsi kötü değildir. Bazen işimize çok yarayacak siteleri onlar vasıtasiyle, özellikle google' ın içerikle iligili reklmaları sayesinde görebiliyoruz.
Ek: evet bazen çok saçma reklamlar da görünüyor. :)

Not 3 : Bugün ne kadar su harcadınız?

Sevgiler.

19. | 10 Şubat 2007 0:55 tarihinde, gCg demiş ki:

Bence biraz fazla hassas bir yaklaşım olmuş bu kararlar. Öncelikle ödülden sonra herhangi bir değişiklik olmadı ne bu sitede ne de sizin görüşlerinizde. Zaten yarışma başvuruları başladığı dönemde bir yazı yazıp juri üyelerinin ve altın örümceğin vizyonunun güzelleştiğini ve bu sebeple katılacağınızı bildirmiştiniz ve bundan sonra kazandınız. Oysa Aylin hanımın yazdığı yorum ve benzer yorumlarda ise sanki sizin herkesten gizli saklı altın örümceğe katılıp ödül aldıktan sonra görüşlerinizi değiştirdiğiniz şeklinde bir düşünce var .

Ben de altın örümcek takipçisi biri olarak geçen yıllarda verdiği ödüller ile bu yıl verdiği ödülleri karşılaştırınca ne kadar doğru yola girdiğini görebiliyorum.

Ancak kişisel olarak adsense'siz bir web sayfası göze daha hoş görünüyor her ne kadar yazılarınızı RSS yolu ile takip ettiğim için pek ziyaret etmesem de.

Herkesin içten içe bildiği ve hakkettiği müşteri memnuniyeti konusundaki düşünceleri güzel örneklerle cümle haline getirdiğiniz için türkiye pazarlama sektöründe yazılarınızın ve sizin değeriniz tartışılmaz. Çalışmalarınızda başarılar.

20. | 10 Şubat 2007 1:14 tarihinde, M. Selim Naiboğlu demiş ki:

Özellikle blogların sürekli okuyucuları reklamlara farklı bir gözle bakıyor bu gerçek. Mesala postitler için hâlâ Anafikir'den Selim'le anlaşamadık. Google'dan abuk sabuk aramalarla gelenlerinse ne düşündüğünü ben önemsemiyorum doğrusu. Her okuyucunun gönlünü hoş tutmak zorunda değilsiniz sanırım. Aylin Hanım'ın yorumunu okudum. Sizi popüler olmaya çalışmakla itham ederken, âlâsından dem vuruyor ki bu kurulan mantığın ne derece yanlış olduğunu gösterir. Örümcek'in ördüğü ağları bilmem ama reklamlar güzel duruyordu ve bu tamamen sizin bileceğiniz iştir. Reklam belli, yazı belli, ordan burdan çıkıp yazıyı da kapatmıyor. Ee sorun?

Adsenseyi bırakıp yazar okur ilişkine gelirsek; her yorulanın istediği yerde han yaparsanız yol alamazsınız. Yorumlar, fikir alışverişi vs. güzeldir ama sizin yazacağınız varsa aslolan bunlar değil, sizin yazacaklarınızdır. Mesala bir laf anlatmak için kırk dereden su getiren yazılar yazan biri değilim. Benim tuttuğum en iyi tavsiye, kimse okumayacakmış gibi düşündüklerini yazmaktır. Kim ne düşünür diye yazmak, bir yazarın kendine yapacağı en kötü şeydir.

21. | 10 Şubat 2007 2:28 tarihinde, Süleyman SÖNMEZ demiş ki:

Bir Zen Öyküsü ile cevap vermek istiyorum.

Oldukça paralı bir adam, kendi adına bir Zen tapınağı yaptırmak ister. O civarda iki büyük usta halk tarafından izlenmekte, saygı görmektedir.

İlk usta gelir ve adamı yere göğe sığdıramaz, över ve yaptığı işteki ulviyeti dini değerleri anlatır.

Diğer usta susar. Zengin adam hem merak hem alayla sorar.
Sence tapınağı adına yaptırmam iyi olur mu?

Adam keskin ve derin meditasyonunu yasıtan gözleriyle bir an bakar. Sonra konuşur.
"Sen hem aptal hem sonradan görme bir adamsın. Belki bu tapınağa gelip adam olursun. Öteki türlü ömrün boşa gidecek..."

Zengin adam bu sözle sarsılır. Bilge adamın hakaret etmediğini, gerçeği ifade ettiğini aniden kavrar. Bu kavrayışının garipliği ile onun asıl büyük usta olduğunu farkeder ve tapınağı onun yönetiminde yaptırır. Yaşam şeklini ve mantalitesini değiştiren uzun bir yola düşer.

Mehmet Doğan'ı sevdiren nedir? Neden düzenli girip okuyorum? Çünkü insani özelliklerini ve doğru söyleme becerisini, kıvrak zekasını, etkili iletişimini, daha onu görmemiş binlerce okuyucudan biri olarak ve özel ilgi beklemeden takip ediyorum.

Tersi olursa ne olur? Basitçe; popülaritenin kıskacında tüm büyüsü gider.

Ben %1'i destekliyorum. Çünkü Mehmet Doğan'ı diğer 99 kişiden ayıran odur.

22. | 10 Şubat 2007 5:54 tarihinde, Aylin Boydem demiş ki:

Bu yazıyı ve bütün okur yorumlarını okuduktan sonra bazı noktaları daha iyi ifade edebilmek için tekrar yazmak istedim.

Altı Üstü Tasarımı takip eden, yorum yapan ya da yapmayan bütün okurlar olarak hepimizin ortak fikri bu blogun içeriğinin gerçekten de "değerli" olduğudur. Hepimiz biliyoruz ki; internet yeryüzünün en taze "şeyi" ve büyük bir hızla yeryüzünün "herşeyi" olmaya doğru ilerliyor. Bu "şey" içinde daha iyi olmayı araştırırken: şaşırıyoruz, buluyoruz, deniyoruz, öğreniyoruz ve yapıyoruz. Ve bu 5 eylemin kendi içinde durmaksızın dönen kombinasyonları, ortaya çeşitli bilgi haritaları çıkartıyor.

Şimdi; bu kadar taze bir dünyayı keşfe çıkmışken; geçtiği yolların haritasını gösteren ve "al bu bilgiyi, kendi haritana ekle" deme faziletini gösteren bir "uzman"a karşı kötü niyetliyseniz, bu sizin yolunu baştan kaybetmiş bir şaşkın olduğunuzu gösterir. Eğer bu az bulunur bilgi haritalarının değerinin bilincindeyseniz ve bunları kendi malınız gibi kullanma cüretini gösterebiliyorsanız, o zaman yanlış birşeyler olduğunu düşündüğünüz noktada fikrinizi söyleyecek kadar iyi niyetli olmalısınız.

Altı Üstü Tasarım benim için çok değerli bilgi haritalarının gömülü olduğu bir blog ve çok defa burda yakaladığım bilgi haritalarını kendi haritalarıma ekleyerek fiilen kullandım. İşte bu sebeple, daha önce hiç bir paylaşımda bulunmama rağmen, yanlış olduğunu düşündüğüm bir noktada ses çıkarmayı üstüme vazife bildim.

Eleştirinin olumlusu olumsuzu yoktur. Bu pası nasıl aldığınızla ilgili. Benim Altı Üstü Tasarım'daki tek derdim Altı Üstü Tasarımın hazineleridir. Ancak ilk ve son defa dayanamayıp, populizm kaygısı ve bu kaygı sonucu ortaya çıkan durumu eleştirdim. Eleştirimde, kinaye kullanarak anlattığım: blogun son dönemlerinde algıda oluşan durumu ve ödül hakkındaki düşüncelerim sabittir. Yukarıdaki 1. mesajda Derinsular nickli okur, yazısının 2. 4. ve 5. bölümlerinde anlatmak istediğim konuları benden daha iyi ifade etmiş. Özellikle şu cümlede hemfikirim : "Asil populizm, insanin dogru bildigini yapmasi degil, baskalari oyle istedi diye dogru bildiklerinden taviz vermesidir."

Blogdaki değişikliğe gelince. Bir değişiklik yapılacaksa şu anda yapılmamalıydı. Tam da ödül hakkında "doğru bildiklerinden taviz verme ile ilgili" bir eleştiri almışken. En azından bir anda yapılmamalıydı. Yüzde bir etkisi başlıklı yazıdaki EBAY örneği çok önemli bir bilgi değil mi bu konuda? Sitenin arka alan renginin sessizce değiştirilmesi örneği... Belki o yavaşça tamamlanan değişim sonunda bu yazı yayınlanabilirdi. Sadece zamanlama hatası, küçük bir bilgi haritası sapması...

Son olarak yazının başlığını yanlış anlayanlar için şunu belirtmek isterim: Belki ben ve benim gibi düşünenler %1i bile oluşturmuyor. Belki de bir buzdağı durumu var ortada. Yüzde hesapları sessiz ziyaretçiler olduğu sürece net olarak bilinemez. Burda %1 etkisi teriminden kasıt, %1'lik bir dilimde bile olmayan birinin lafı üstüne yapılan iş değildir.

%1 etkisinden kasıt, bir ziyaretçinin ilk ve tek paylaşımında ortaya çıkan değişim ve değişimden sonra gelen bütündür. Sonuç olarak ben, benim gibi düşünenler, düşünmeyenler, bu ortaya çıkan değişim, paylaşılan fikirler, bir dalga üstüne olan biten herşey, hepimiz yüzde yüzü oluşturuyoruz. Ve yeni bir bilgi haritası bu bütünün içinden doğuyor.

Ben artık sessiz ziyaretçileriniz arasına geri dönüyorum. Merak edenler için söyleyeyim, düşüncelerim değişmeyecek ancak Altı Üstü Tasarım'da (ve diğer önem verdiğim uzmanlar arasında) bilgi haritalarını aramaya ve "avlamaya" devam edeceğim...Saygılarımla...

23. | 10 Şubat 2007 7:03 tarihinde, Ertuğrul GÜNEŞ demiş ki:

Bu sitede ki yazıların büyük bir bölümünü okumuşumdur.
Kitabınızı da okudum, beğendim.

Aylin Boydem'e kısmen de olsa katılıyorum.

"En kötü karar, kararsızlıktan iyidir."
Montesquieu

Sürekli bir kararsızlık seziyorum bende, diğer arkadaşlar gibi.

Altınörümcek'i eleştirirken, aday site için başvurmanız. (Bence üzerin de durulması gereken, ödülü kabul etmeniz değil, başvuruyu yapmanız.)
Sonra Aylin Boydem'in bir yorumu ile, bir takım değişikliğe gitmeniz ve bu yazıyı yazmanız.
ve bu yazının 14. yorumun da ki "Ben, bu kararin, okurlarin daha iyi bir sanal deneyim gecirecegine inandigim icin verdim." cümleniz,
size değil bu bloga olan görüşlerimizi değiştirmeye başladı.

Yine de bu konunuz üzerinde fazla durulmasını hoş bulmuyorum.

ve 8. yorum da Özgür COŞAR'ın da dediği gibi Yaptığınız işe çok fazla misyon yüklemeyin.

Çünkü, sonuçta bu site, kendi kategorisi içersinde, kaliteli bir yazara sahip bir blog sadece.
Hepimiz seviyoruz ve sürekli takip ediyoruz.

24. | 10 Şubat 2007 12:32 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

%1 etkisi, %99 etkisi, popüler olma kaygısı, hit kaygısı, ve diğer birçok konu şu anda blog yazarlarının hep aklında olan ama bir türlü yüzleşemediği gerçekler diye düşünüyorum.

Mehmet hocam aldığınız kararlara sonuna kadar saygılıyım ve kararınız hakkında yorum yapmayacağım ancak bizi sizin gibi bilinçli ve aklıselim yazılar yazan blog sitelerinden, birşeyleri öğreten ve yol gösteren yazılardan mahrum bırakmayın derim sadece.

Populizm ve ilerisi hakkında söylemek istediğim onca şey var ancak tartışmanın daha fazla uzamaması için sözlerimi yazmaktan çekiniyorum. Burası gerçekten güzel bir blog ve sizde güzel yazılar yazıp insanları aydınlatıyorsunuz. Bunun dışında yapacağınız herşey ama herşey bizim size olan saygımızı eksiltmez.

Siz ki sitenizde çıkan malum Google reklamı ile mizahi bir çizgide yazı yazabilen ancak bunun zıt noktasında Erişebilirlik ve Sadelik üzerine yazdığınız yazılarlada benim gibi birçok insanın kafasında ampuller yakabilen bir insansınız.

Kararınıza sonuna dek saygılı olduğumu belirtir, alınan kararların yazılarınıza yansımamasını dilerim. (Bunu gerçekten öğrenmeyi isteyen ve bilinçli bir yolgöstericiye ihtiyacı olan bir Türk genci olarak sizden rica ediyorum)

İyi Çalışmalar, İyi Günler.

25 10 Şubat 2007 15:24 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Yine soyluyorum :) bu yazi ve degisiklikler Altin Orumcek ile ilgili DEGIL. Burasi kisisel bir blog ve kisilerin fikirleri, gelismelerle degisebilir ve benim bu sene Altin Orumcek ile ilgili olan fikrimin degistigini (odul verilmeden once) yazmistim.

Eger bu sitede yazdigim ilk yaziyi okursaniz goreceksiniz ki web standartlarinin dunyayi kurtaracagindan bahsetmistim. Yazidan birkac ay sonra da web standartlarinin "amac degil arac" oldugunu yazmistim. Bu demek degil ki web standartlarina olan inancim degisti, yalnizca farklilasti. Hepsi bu.

Benim yaptigim degisiklikler, reklamlar ile ilgili. Bircok site (blog) hakli olarak sitelerine reklam koyuyor ve bu reklamlara bir amac yukluyor. Ornegin Bildirgec, gelirlerini paylasiyor yazarlariyla... Ya da Eksi Sozluk gibi bandwith nedeniyle masraflari yuksek olan bir site, reklam gelirlerini bu hizmeti verebilmek icin sitelerinde yayinliyor.

Benim, son gunlerde, sitemde cikan reklamlarin bu siteye birsey eklemeyecegine inancim ve ayrica reklamlarin islemesi ve daha cok tiklanmasi icin harcadigim caba, beni, kendimi rahatsiz etti ve bu sitede asil satmak istedigim seyi unutturdu: fikirlerim.

Aylin'nin, Mehmet'in ya da Ahmet'in dedigini yapmak degil, benim de icten ice dusundugum seylerin seslendirilmesiydi o son yorum. Ayrica o yorum icinde (ve goruyorum ki bu yazi icinde), bu sitenin baskalari icin ne anlama geldigi. Ben, sirf bunlari ticari bir amac icin yazdigimi dusunmemenizi ve guveni bozmamak icin reklamlari kaldirdim ve denildigi gibi cok fazla bir misyon yuklemeden, eski kalitede yazilar yazmak istedim.

Ayrica dogru ve anlamli icerik yazmayi herkese tavsiye ederken "kaucuk" reklami vermek, nedeni ne olursa olsun garip gelmeye basladi acikcasi :))

26. | 10 Şubat 2007 17:28 tarihinde, aşkın yıldız demiş ki:

Sanıyorum bu blogun en eskilerinden biriyim ben her ne kadarda katılımcı olmasamda her yazıya :) buda benim özürüm.

Eleştirdiğiniz şu adama bir bakın önce neredeyse 2 yıldır neler yaptı bizler ve kendi için.

Onu ilk buldugum günü hatırlıyorumda hemen tüm yazılarının birer çıktısını almış dogru eve gitmiştim henüz 4-5 yazısı vardı o vakitler eşime bak bir adam buldum sanıyorum dogru adresteyim yıllar sonra yaptıgım işin adını koymuştum sayesinde ve yine sayesinde hayatım büyük bir bölümü olan web'in standartlarını öğrenmeğe başlamıştım ingilizcesi kıt ve asgari yaşam standartlarındaki benim için web'in standartlarını türkçe öğrenmek ne büyük bir keyifdi .

Bazen düşünüyordum kitap yapmalı bu adam şu yazdıklarını toparlayıpta, gerçi param yoktu alamazdım büyük ihtimalle ama çıktılarını alabilirdim bir vesile ile ve bir arşiv yapabilirdim eklenmiş tüm yorumlarıyla beraber . ve öylede yaptım hala yapıyorum hala senin kitabın için ayıracak param yok mehmet üzgünüm dostum bütçene katkım olamadı bir türlü. :(

Ama biliyorumki sen zaten bulundugun yerde sana yetecek kadarını kazanıyorsun beklemezsin yazarken 3 - 5 kuruş haneme girsin diye .

Hatırlarmısınız Hakkı Öcal'ı "Ocal.net" webi türkiyeye getiren adamdır derdim ben yıllarca, onunda bir kaç kitabı çıkmıştı

Özellikle web programcılarının el kitabıydı öcal serileri :)

Mehmetinde kitabı çıktı oda bizlerin başucu kitabı oldu eminim hepimizde başka bir ufuk açtı yazılanlar eminimki artık web'le ugraşan türkiyedeki binlerce insan Web Standartları denince aklına gelen ilk isim mehmet dogan oldu her başı sıkıştıgında ona başvurdu..

Hakkı hocam yok oldu gitti çarkların arasında ! belkide burada yazanlarda dahil interneti kullanan %99 ondan bihaber .

Mehmet demi yok olup gitsin ..


istediğimiz bumudur ?

ne zaman aramıza bir değer gelse onu yiyip bitirmekmi istenen amacınız buysa tamam gitsin bu kardeşimizde yazmasın çizmesin farkettirmesin .

Peki ne olacagız bu gidişle..

Evet mutlaka su yolunu bulacaktır mutlaka birileri bir yerlerden öğrenecektir bir şeyler..


Boşver mehmetim, boşver güzel kardeşim ,yaz sen allah kalemine kudret versin ve baki kılsın seni aramızda..

Yazılarını okuyan kimse kalmasada ben buradayım dostum yayınlamağa başladıgın ilk haftadan beri ben yanındayım ve yanında olacagım..

Kimse kalmasada benim için yaz, bana anlat, bana yol göster.

İnandıgım işe anlamını veren adam kendine ve ailene iyi bak hürmetler ..

27. | 11 Şubat 2007 20:07 tarihinde, Murat Buyurgan demiş ki:

Bende bir kaç yorum ve açıkmala yazmak istiyorum;

1- Aylin hanım'ın yorum yazdığı yazıya bende bir yorum yazmıştım. Ve demiştim ki " Bu ödül Altınörümcek yarışmasının tarafsızlığını gösteren bir örnek oldu!"

Aylin hanım bu ödülün tarafsızlığı kanıtlama amaçlı olduğunu, hatta bir oyun olduğunu belirtmiş.

Ben Altınörümcek başarısını kanıtladı demedim. Tarafsızlığını kanıtladı dedim.
Konu Altınörümcek'in kriterlerini ve sonuçlarını eleştirmek ise söylenebilecek bir çok söz olabilir. Ancak Aylin hanım Altınörümcek yarışmasının taraflı bir yarışma olduğunu söylüyor. Bu düşüncesini destekleyen bir açıklama yaparsa, bende 34 yaşına kadar öğrenemediğim taraflı olmak ile tarafsız olmak arasındaki farkı, Altınörümcek ödülleri verilirken yaşanmış bir örnek sayesinde öğrenmiş olurum.

2-Altınörümcek yarışmasına site sahipleri aday oluyor. Yani Mehmet bu yarışmaya kendisi aday olmuş. Adaylığının sebebi inat olabilir. Merak olabilir. Hiç önemli değil. Ancak aday olduktan sonra kazandığı bir ödülü almaması herhalde büyük bir saygısızlık olurdu. "Ödülü almayacaksan neden aday oldun?" sorusunu bir çok kişi sorardı herhalde!

3-Ödülün ziyaretçilere ithaf olunması bence hiç de bir popülizm değil. Bence Mehmet'in doğru bir analizi. Ve alçak gönüllüğü.

Juri üyeleri siteleri değerlendirirken bir siteye bir kaç saat ayırma fırsatına sahip olamıyor maalesef. Konu blog olduğunda ilk bakışta sitenin başarısını destekleyen en büyük unsur bence yorumlar. Yazılara hiç yorum gelmediği zaman yazıların bir değeri yok anlamına gelmez tabi. Ancak eğer bir bloğa ilk defa giriyorsam, bloğun ne kadar yorum aldığı dikkat ederim.
Herhalde bu bloğunda dikkat çeken yönlerinin başında yorumlar geliyor. Mehmet'te yorumlarıyla katkıda bulunan ziyaretçilerine bir teşekkür etmek istemiş.
Ben şahsen bu teşekkür kabul ediyor ve "Rica ederim. Yorum yazmak benim için bir zevk!" diyorum.

4-Yazı yazarken daha dikkatli olmak konusu yazarın kendi kararıdır. Bence her ziyaretçi her yazıyı okuyacak diye bir şey yok. Ben kendi bloğumda bir çok konuyu "bunu zaten herkes bilir" diye yazmazken, aslında bir çok kişinin faydalanacağı konuları yazmadığımı farkettim.

Altınörümcek'te ödül alamamak başarısızlığın ispatı olmadığı gibi, ödül almakta başarının bir ispatı değil.

İyiniyetle organize edilmiş bir yarışma var. Her sene kendini geliştiriyor.
İşin özeti bence bu..


28. | 12 Şubat 2007 3:58 tarihinde, maviege demiş ki:

Uzunca bir zamandir düsüncelerimde sessizce dolanan tatsizligi Aylin hn. bir nebze olsa da dile getirmis; evet Aylin hn. sessizcede olsa katiliyorum çünkü pek cok insan gibi bende ilk zamanlarindan bu yana bu sitede yazilan yazilari büyük bir dikkat ve hevesle takip ettim ve hatta cevremde bulunan insanlar ile yazilar hakkinda tartismalar söylesiler yaptik, bugünkü Mehmet Beyin yazi konusu bu diyerek. Ama zaman icinde o ilk dönemlerdeki coskumuzu yitirdik ve suskunlastik zaten her yanimizdan reklam bombardimanina tutulmus durumdayiz. Evet reklam gerekli günümüz hayatinda ama ben hala reklam olmadan da cok güzel seylerin basarilabilecegine inaniyorum ya da inanmak istiyorum cünkü benim hayatim reklam üzerine kurulu degil reklamsiz da yasayabiliyorum ve bu beni mutlu da ediyor. Mehmet Bey gecmis dönem yazilariniz ve kitabiniz gercekten cok degerli benim icin. Lütfen o eski amatör ruhla hazirladiginiz icerigi istiyorum ben; profosyonel ruhla hazrladiklarinizi degil acikcasi. Bu ülkede insanlar reklamsiz ve parasiz cok güzel isler yaptilar ve yapmaya devam ediyorlar. Bizler elestirel olabildigimiz oranda bagimsizligimizi koruyabiliriz ve altin örümcek konusunda Aylin hn katiliyorum burasi bizim icin bir tapinak idi reklam alani degildi ki, eger ki bu site yasamasi gerekiyorsa acikcasi bunun yollarini bulabilecegimize ve yasatabilecegimize olan amatör inancimi korumak istiyorum. Saygilarimla

29. | 13 Şubat 2007 12:39 tarihinde, türkân alçinnull demiş ki:

ben sitenizi çok seviyor ve sizinde çok kaliteli bir insan olduğunuza inanıyorum okurlarınıza ve onların sözlerine çok kıymet veriyorsunuz açıkçası çok sık takip edemiyorum ama yinede sizi çok kibar vee nazik buluyorum özellikle biz görme özürlülerin okuyabileceği bir site olduğu için teşekkür eder saygılarımı sunarım

30. | 17 Şubat 2007 13:49 tarihinde, Çağrı BALCI demiş ki:

Hocam Bence Teknik Konulara Duygusallığı Karıştırmamalıyız. Aylin Hanımın Yazdığı Yorumuda Açıkçası İnandırıcı Bulmuyorum. Sonuçta Bloğunuzda Duygusal Bir Romanı Değil Web Standartları Hakkında Konuşuyoruz. Google Reklamlarının Veya Kitabınızın Satın Al Linki Benim Gözümde Sitenizde Olsada Olur Olmasada Olur. Bu Tür OYUNLARA Fazla Gelmeyin. Kafanız Rahat Yazın.

31. | 22 Şubat 2007 7:21 tarihinde, zafer demiş ki:

Merhaba

Pek yorum yazan biri değilim ve bu siteyede google' da denk geldikçe uğruyorum. Sitede dolaşırken yukarıda bahsi olan mevzuyla ilgili yazıları okudum.

Yukarıdaki arkadaşımızın da yazdığı gibi duygusallıkla mesaj yazmış bir kızın mesajından etkilenmek bana pek doğru gelmiyor. Bir karar alındıktan sonra profesyonellikle kararın arkasında durmak(Yahoo Flickr hadisesi gibi) daha doğru gibi. Aylin hanımda eminim sizin siteniz kadar ziyaretçi toplayan bir siteye sahip olsaydı, her insan gibi bunu değerlendirip paraya çevirmek isterdi. Bunun nesi kötü? Bu kadar yoğun duygusallığın ne manası var?

Ayrıca blog vs. gibi terimler ve bunların üzerine yüklenmiş anlamlar bana çok saçma geliyor. Eskiden de şu an blog denen tarzda bir kaç teknoloji eksik olarak siteler yapılıyordu. Adı blog olunca ne değişti?

Bazı insanlar kıskançlıkla veyahut farklı amaç veya hislerle sizi etkilemeye çalışıyorlar gibime geliyor. Bu kadar tasarım üzerinde döküman yazmış birisi, reklamı nasıl nereye koyacağını Aylin hanımdan mı öğrenecek?

Ödül konusunda ise çok güzel bir atasözümüz var. "Marifet iltifata tabidir. İltifatsız marifet zayidir." Bir insanın ödül alması bir kişiye neden dokunur acaba bunu düşünmek lazım? Hele hele o insanın yaptıklarını taktir ettiğini söyleyen bir kişiye...

Çenem düşüktür insan ilişkileri ve psikolojileri hakkında yazarken fakat kısa kesip son kez şu ödül veren yarışmadaki yorum yazan şahsiyet için bir kaç lafım olacak. Bu nasıl bir yarışma ki, jüride böyle bir kişilik olabiliyor. Sen git bir yarışmada jüri üyesi ol. Bir insana oy ver. Sonra gel oy verdiğin kişiyi kendi mekanında eleştir. İsminden utanmanın ne anlamı vardı acaba jüri bey? Ne büyük bir düşüncesizlik! Türkiye' de birikimsiz insanlar çevre ilişkileriyle, torpillerle bir yerlere gelince bu tür durumlar yaşanıyor maalesef.

Cümlelerime karşılık verecek olan birisi olursa lütfen önce yazdıklarımı tekrar okusun.

Allah' a emanetsin hocam.

32. | 27 Şubat 2007 10:48 tarihinde, Jayhoonova demiş ki:

Selamlar,

Aylin hanım aslında sizi severek takip edenlerden bazılarının yaşadığı hayal kırıklığını dile getirmek olmuş.

Size yapılmış olan bu eleştiriyi farketmeniz harika birşey. Bu yazı ile sönmekte olan ışığı tekrar canlandırdınız.

Mutlu Günler

33. | 27 Şubat 2007 18:15 tarihinde, dilek demiş ki:

herkes kibarca kararinizdan vazgeçmenizi sölüyor ama siz hala israrla tevazü içinde o bire takmiş durumdasiniz sevldiğinizi neden görmezden geliosunuz bu eleştirler daha başlangiç belki ilerde dahada ağirlari gelebilir yolunuz her defasinsda değişecekmi yani nereye gittiğini bilen insana yol vermek için dünya bir keneara çekilirmiş küçük tümseklere takili kalmayin devam edin yolunuz açik olsun

34. | 11 Mart 2007 19:17 tarihinde, estainfo demiş ki:

Hey hey, keşfedeli 9 ay olmuş burayı ve ben ancak başlarda 1 tane yorum yaparak zamansızlığımın (ya da onu doğru kullanamayışımı) "reyting"ini arttırıp durmuşum.

Ama düzenli olarak yaptığım şeylerde var tabi, buralarda "dolanan" çoğu okur gibidir sanırım; şartlar ne olursa olsun bu sayfayı favorilerimden uzaklaştırmamışım, ilk bir iki yazıdan sonra hemen içeriğe dalıp tamamını bir-iki günde okumuşum, her yeni yazıyla karşılaştığımda içsel bir eylem olarak altındaki diğer yazıları da tıklamışım, yazı içeriklerindeki tüm linklere uçmuşum (ki bu sayede "blog nedir, bu işler nasıldır, metriks nedir" konularındaki kalaslığımı yontturmuşum, tüm bildiğiniz ilişkili blogların sayesinde), ve daha da önemlisi sanırım, doğru yerden başlamanın verdiği rahatlıkla, tüm ilişkili adreslerdeki içerik sayesinde "ustaların sofrasında oturduğunu farketmenin" iyi hisleriyle "kendim adına" bir adım daha atmışım...

Neyse, böyle gider bu, burada yazanlar (istisnalar haricinde) "işini bilir" kişilerdir, "sulu dereye götürüp susuz getirmeyi bilenlerdir" diye bir kanı oluşmuş içimde... Kim onlar demeyiniz, onlar "biz"iz efendim...

Ortadaki değişim ve tartışma da samimiyettendir, bunu da kimse yadırgamamıştır, "koşun la kavga var" diye üşüşmemiştir ve bu satırlarda "ben 'daha' ne yazabilirim ki" hissini capcanlı görmeme sebep olacak, bariz, tutarlı, arkasında durulan yorumlar yapılmıştır.

Üstad gittiği yolu da, gerektiğinde oradan geri dönmesini bilecek kadar da üstadtır ve bunun farkında olmamızı sağlamıştır. Burası "kendini ve birbirini bilenlerin" uğrağı olduğu sürece, bırakınız popülerlik kaygılarını yada 3 liralık alemiyon kupaları, top atsalar bir şey olmaz bizlere...

Haa, bu yazıya niye üşenmedim, o kadar dopdolu yazıdan sonra?

Hemen hemen herbişeyliğini yaptığım haber sitesinde bir hafta kadar önce başlatmayı planladığımız "İnternette sansüre hayır" kumpanyasını duraklatarak, "millet naapıyo lan bi bakiim" diye ortalarda dolanıyodum (ki, bir şey bulamamak ta varmış nihayetinde), üstadın da "yavaş yavaş" yazdığını bildiğimden buraya geç uğradım, "ordakiler ne derse doğrudur bu işlerde" diyerek...

Önemli olan ve geciktirilemeyecek değerde olan şeylerden uzaklaşarak, olsa da olmasa da farketmeyecek şeylerin peşine düşmemizin hepimize zarar vereceğinin farkında olduğunuzu biliyorum. Benim bir üst paragraftaki sıkıntımın peşine, bu işi benden daha iyi bilenlerden kimler ve ne zaman düşecek bunu öğrenmek istiyorum hepsi o kadar. Ki, daha sırada, "internet haberciliğine basılı medya ile eşdeğer kanuni haklar tanınması" var... Birileri, sonucu iyi de olsa kötü de, uğraştıkları şeyler üzerinde uğraşmaya ve "bir adım daha" kazanmaya devam ediyorlar... Bu nedenle (burada bulunan herkes adına, naçizane ve hoşgörünüzle) "oyalanmamamız" gerektiğini düşünüyorum; sanırım "ayaklarını uzatıp televole seyretmek" gibi bir lüksü olmayan bir güruh olduğumuzun farkındasınızdır...

Hepinize selamlarım, saygılarım ve içten muhabbetimle...

35. | 05 Haziran 2007 13:47 tarihinde, sesebian demiş ki:

Benim düşüncem kısa ve öz olacak. Eğer bir içerikten fayda sağlıyorsak ve bu içeriği hazırlayan kişiye teşekkür etmek istiyorsak teşekkür notumuzun yanında bir veya iki reklam tıkı olması gerektiğidir.

36. | 01 Ekim 2007 20:46 tarihinde, yüKseLenBaŞaK demiş ki:

Olayı bilmiyorum, o bayanı da tanımıyorum. Açık konuşayım sitenizi bugün Google'da CSS konusunu araştırırken keşfettim ve ilgili konuyu okuyunca bu yazınız gözüme çarptı. Bence yorumları -haklı ya da haksız orasını karıştırmıyorum- bu kadar dikkate alıp özeleştiri yapabildiğinize göre mütevazi bir insansınız. Reklam konusuna gelince bence ona kimse karışamaz bugün en kıytırık bloglarda bile google reklamları doluyken sizin de reklam almaya fazlasıyla hakkınız var diye düşünüyorum. Kendinize haksızlık yapıyor olabilir misiniz acaba???

Saygılar..

http://ykslnbsk.blogcu.com/


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?