ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Kısa Kısa

12 Ocak 2007

Öncellikle, benim, web tasarımı konusunda en beğendiğim ve en çok yararlandığım kitaplardan biri olan Don't Make Me Think, Açık Akademi Yayınları sayesinde Kullanışlı Web Siteleri Yaratma ismiyle Türkçe'ye çevrildi. Eğer şimdiye kadar okumadıysanız mutlaka satın alıp ve okuyun.

Size daha önce haberini verdiğim Arda Kutsal'ın, 16 Aralık 2006 tarihinde verdiği Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları adlı seminerin videosu, seminere katılamayanlar ve Web 2.0 konusunu merak edenler için bulunmaz bir kaynak. Mutlaka seyredin.

Sevgili Hasan, harika blogu Tekno Seyir'de, 2006 yılını özetlemiş. Mutlaka okuyun.

Size birkaç yeni (en azından benim için yeni) siteden bahsetmek istiyorum:

  • Gaxxi'den tanıdığınız Umut ve Şafak Akyol, yeni bir hizmeti sizlere sunuyor: Fotoyolla
  • İlk 5 blogu, yeni adresine taşındı ve eskisinden bile daha hareketli: İlk5.net
  • Hiç Flash ile yapılmış bir blog servisi gördünüz mü? Cevabınız hayır ise, o halde Tahir Karaca'nın sizlere sunduğu Desen Blog Servisi sitesine bir göz atın.
  • Çocuk pornosu, denetleme, SPAM, sansür, içerik çalan, gereksiz ilgi çalan siteler derken birçok konuda güzelim İnternet birçok kişi için düşmanı, öcüsü haline geldi. İnternet'i temiz tutmak isteyen Osman Börütecene, herkesi iş başına çağırıyor.
  • Her geçen gün blogların sayısı artıyor ve bundan Türkiye'de payını alıyor. Blogların sayısının artması ile birlikte kaliteli içerik sunan blogların sayısı da artıyor. Hangisine yetişeceğimizi şaşırdık neredeyse! Ama yine de benden size birkaç tavsiye. Okunacak bloglar listesine eklemeniz gereken birkaç yeni (en bazıları azından benim için) blog: Düğümküme, Ceyhun Aksan, Elektronik İş Rehberi, Gürkan Yeniçeri, Osman Börütecene, Teknoist ve Emre'nin harika sitesi Geziyorum

Bu arada, hem Gürkan, hem de Hasan, beni, son zamanların popüler mimine cevap vermem için sobelemis. İşte benim hakkında bilmediğiniz 5 şey:

  1. 2002 yılının yazında hayatımda ilk defa (ve son defa sanırım) bir maratona katıldım. 42 kilometrelik maratonu, 4 saat 18 dakikada tamamladım. Maraton bittiğinde hayatımda kendimi hiç hissetmediğim kadar iyi (ruhsal olarak) ve şimdiye kadar hiç hissetmediğim kadar kötü hissettim (bedensel olarak)
  2. İlk arabam (amcam ile ortak arabamız), portakal rengi,1971 Passat idi. Bu arabanın kornası, sileceği (ve daha bir dolu diğer kısmı) çalışmıyordu. Arabayı düz yolda duvara çarptım. Arabayı, tamirhaneye at arabası ile taşıdılar. Fakat işin en ilginç yanı, arabayı çarptığım anda çalışmayan silecekler çalışmaya başladı ve kendimi bir an (çok küçük bir an) mutlu hissettim.
  3. 28 Ağustos 2001 yılında ilk kızım Jayda doğduğunda doğum odasındaydım. Doktor, Jayda'yı ilk kez kucağıma verdiğinde kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Birkaç göz yaşından bahsetmiyorum. Kontrol edilmez derecede yaklaşık 10-15 dakikalık hıçkırıklarla ağlamaktan bahsediyorum. Hemşire bunun normal olduğunu söylemesine rağmen benim tansiyonuma bakması komikti.
  4. Nüfus kağıdındaki ismim yani tam ismim Mehmet Rifat Doğan. Rıfat içindeki "i" nüfus memurunun hatası; isim ise ben doğmadan 1 ay önce vefat eden, annemin babası, benim dedemin ismi idi
  5. En büyük hayalim hatta bugün gerçekleştirebileceğimi bilsem her şeyi bırakıp bütün enerjimi üzerinde yoğunlaştıracağım "kendi sinema filmimi çekmek". Senaryosu, yönetmenliği ve yardımcı oyunculuğu bana ait olacak bir film.

Son olarak, önümüzdeki hafta içinde yayınlayacağım, bir çoğunuzun işine yarayacağına inandığım ve ana konusu websiteler içinde yer alan formlar olan bir yazı hazırlıyorum.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 22:18 civarı yazılıp Oradan Buradan dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: |
 

Bu yazıya ait 11 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 12 Ocak 2007 23:17 tarihinde, Çağıl demiş ki:

Merhaba,

Sitenizin teknolojiyle ilgili olduğunu farkeder etmez elimden gelse kapatırdım, yapamadım.. ve o günden beri takipçinizim. Teknolojik kısmıyla hiç ilgilenmememe rağmen yazdıklarınızı okumamın sebebi hem anlatım diliniz hem de ilginç çağrışımlarla örneklemeniz.

Kendi hakkınızda bilinmeyenleri yazdığınız 5. madde tam da aklımda sizi çağrıştırıyor . Neden kısa film çekerek başlamıyorsunuz?

2. | 12 Ocak 2007 23:39 tarihinde, Serkan AVCI demiş ki:

Bu kadar blog blog üstüne blog blog üstüne, blog dışındaki sitelere göz atamaz olduk; yakında kuaförler, börekçiler, ayakkabıcılar da sitelerini blog formatında yapacak diye korkuyorum, bence korkulacak bir şey.
Belki de güzel olurdu, bilemiyorum.
Kıymalı börekler hakkında kısa kısa, ayakkabı bağcıgı 2.0, saçlarınızı CSS ile yıkayın, tarzı...
Bu kadar uzun ve akıcı yazınız içinde gözüm "(en bazıları azından benim için)" parantezciğine takıldı :) Rifat Beyciğim...

Son paragraf içindeki formlar hakkında yazı haberinize sevindim, gerçekten düşündüğüm bir şeydi. Türkiye'de bu popüler olan siteler dışındaki kişisel veya kurumsal sitelere koyulan (bahsettiğiniz iletişim formları ise) formları dolduran var mı?

3. | 13 Ocak 2007 0:43 tarihinde, Atlıhan Dündar demiş ki:

Sayın hocam,
Nüfus memurunun klavyeside sizinki gibi İngilizce klavye olmasın. Bir ara sizinki öğleydi yanılmıyorsam :)
Hocam sizden ricam evet erişilebilirlik gibi konularda ve sizin kitabınızda yazmış olduğunuz konularda kendimizi geliştiriyoruz ancak teknik kısım biraz eksik kalıyor. İngilizce bilmiyorum ve kaynak bulmakta güçlük çekiyorum. Evime İnternet yeni aldım ver limit yüzünden korka korka giriyorum. Ve gerçekten bu adresleri bulmak zor. Kaynak önerirseniz bu konuda çok sevinicem.

4. | 13 Ocak 2007 8:39 tarihinde, Kurtar KARAKUŞ - Turna Tasarım demiş ki:

Hocam sizde memur kurbanı olmuşsunuz. Nedir bu çektiğimiz yahu. Babamda dedemin adı RIZA olmasına rağmen kimliğinde RİZA yazıyor diye emeklilik sorunu yaşamıştı :)

Ayrıca Formlar hakkındaki yazınızı merekla bekliyoruz...

5. | 13 Ocak 2007 12:41 tarihinde, kalemzede demiş ki:

Merhaba Mehmet Bey,

Sizin için sevindirici olacağını umduğum bir bilgi vermek istiyorum: Adınızı kaydeden nüfus memuru muhtemelen bilinçli davranmış ve Rıfat diye bir kelimenin bulunmadığını, doğrusunun Rifat olduğunu hatırlayıp böyle yazmış. Hem dedenizin ismi de olması isminizin doğruluğunun ayrı bir kanıtını oluşturmakta. Rifat kelimesi aslen Arapça olup, Urf kökünden türemiştir. Bu kökten yapılmış ve kulaklarımızda dolgunluk sahibi bir diğer kelime de Araf'tır. Bu ismi soyadı olarak taşıyan çok önemli -yanılmıyorsam baba-oğul- iki dilcimiz var: Samih Rifat ve Mehmet Rifat. İlki TDK'nın kurucu başkanıdır, oğul ise YKY'den dilbilim kitapları yayımlanmış bir yazarımızdır. Ah, söylemeyi unuttum: Rifat kelimesi, "yükseklikler, yücelikler" anlamlarına gelmektedir, yakın bir kelime de Âli'dir, Bâb-ı Âli, "Yüksek Kapı" gibi. Araf kelimesi de, Cennet ve Cehennem arasındaki yüksek perdeyi, duvarı ifade eder. Son olarak, Urf ve Araf kelimeleri okunurken U ve A sesleri Türkçe olarak çıkartılamaz, gırtlak sesleri kullanılmalıdır.

Başarılarınızın devamını dilerim.

6. | 14 Ocak 2007 0:00 tarihinde, ilker ARABACI demiş ki:

1. Elektronik İş Rehberi'nin tavsiyesi için teşekkürler. Daha widgetize (Türkçe önerisi olan varsa bildirsin lütfen) edemesem de kendi alan adına taşımayı başardım... http://www.elektronikisrehberi.com dan erişebilirsiniz. Mehmet Bey sizden de linki güncellemenizi istesem ayıp etmiş olur muyum?

2. Internetin hayır kurumu olsun, burs duyurularından, kitap kampanyası yapan öğretmenlerimizin duyurularına kadar pek çok faydalı bilgiyi insanlara ulaştıran bir blog olsun diye birkaç ay önce wordpress üzerinde açtığım ama devamlılığı konusunda ciddi desteğe ihtiyaç duyduğum HerderdeDeva.NET (http://herderdedeva.wordpress.com/about/)'i de buradan tüm hayırseverlere duyurayım.

Mehmet Bey'in bu güzel günlüğü de böylelikle hayırsal olaylara bir kere daha vesile olsun. (Kitabı ile ilgili düşüncelerini çok beğendim. (kızılay-deprem vs.) Ropörtajını FikirAtölyesi'nde okuyunca beğeni katsayım arttı :) Fazla iltifat ve doz ayarlayamama kaygısı yorumumu politize etmesin devam edeyim...)

Herderdedeva.net i de kendi alan adında yaşatmak için ICANN akredite bir Türk Yazmanına transfer mücadelem sürüyor... Yakında başarı ile transfer etmiş olmayı ümit ediyorum. Bu arada nasıl bir desteğe ihtiyacım olduğunu merak edenlere, maddi desteğin dışındaki her türlü bildirim, tasarım, editoryal, vs destek kabulümdür.

7. | 16 Ocak 2007 9:10 tarihinde, Ferzin demiş ki:

Ben bloglar içinde türkçeleri de farsçaları okuyorum. Farsça blogların birkaç özellileri var ki onları türkçelerden biraz farklı ediyor. Anadilim türkçe olmasına göre zaten ben türkçeyi sevirim ancak bunları bilmeniz bence lazım ;)
Onlar kendi bloglarında başka blogların ilginç yazılarına link edirler. Bu bağlantılar bloğun bir köşesinde ya da yazılar arasında olabilir. (en popüler farsça bloglar http://i.hoder.com --- http://khabgard.com) Sizin kısa kısa başlıklı yazılarınız var amma öyle bir şey olsaydı...
Bir de onlar bloglarında bloglar listesini günçellenme sırasıyla gösterebilen blogrolling.com sitesini kullanırlar.
Bir şey de diyorum... farsça yazanlar dillerinin kurallarını bozmazlar. Alfabeleri latın olsaydı ç, ş,ğ, ö, ü yerine c, s, g, o ve o yazmazlardı!
saygılarımla

8. | 17 Ocak 2007 13:27 tarihinde, Egemen MEDE demiş ki:

Buradan okuduktan sonra ideefixe'ten hemen "Kullanışlı Web Siteleri Yaratma" kitabının siparişini verdim, bugün geldi. Gerçekten çok güzel bir kitap. İlk basımı 95 yılında yapılmasına rağmen yeni haberim oldu. Haberdar ettiğiniz için teşekkürler.

9 19 Ocak 2007 20:53 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Cagil: Haklisin. Sanirim bir yerinden baslamak lazim bu hayalin. Belki kisa filmler buna bir cozum :)

Tesekkurler Serkan bey :) Hem blog yazmak, hem bloglari okumak hem de okuduklarimiza yorum yazmak neredeyse tam zamanli is gerektiren bir hale geldi

Atlihan, erisilebilirlik konusunda yeniden makaleler yazmaya baslayacagim. Turkiye'de de bu konu, ozellikle son gunlerde ve e-devlet siteleri baglaminda, cok konusulur oldu.

Kalemzede, cok tesekkuler bilgiler icin. Harika! :) En sonunda Rifat'in anlamini ogrenmis oldum.

Ilker: Iltifatlar icin tesekkurler :)

Ferzin: Haklisiniz. Bircok ulke diline sahip cikiyor ve bu konuda ödün vermiyor. Bu konuda hataliyim ama elimden geleni yapiyorum Ingilizce klavye ile

Egemen: Kitabi satin aldigina sevindim. Hosuna gideceginden ve is hayatinda yararini goreceginden suphem yok

10. | 25 Ocak 2007 21:29 tarihinde, M. Ömer Gölgeli demiş ki:

DesenBlog'u inceliyorum, gerçekten göze hitap eden bir çalışma.
Lakin...

Kullanıcı dostu değil.

Öncelikle sitedeki her hangi bir yazıya kendi sitemizden link vermek istesek bu mümkün değil. Hoş, her ne kadar sitede gezdikçe adres satırındaki URL değişse dahi bu göz boyama amaçlı konulmuş hissi uyandırıyor insanda, çünkü o URL'yi kendini kullanmaya kalktığınızda yetersiz kalıyor.

Her kullanıcının bilgisayarında Flash'ın yüklü olmasını gerektiriyor, bir dezavantaj bence. Sayfa, arama motorlarına uyumluluk açısından çok yetersiz, her ne kadar arama motorları hali hazırda Swf dosyalarını endeksleyebilir olsa dahi gene yetersiz kalıyor. Ayrıca kullanıcılara yönelik hizmeti mevcut, incelemedim yönetim panelini ama kullanıcıların sitelerini kişiselleştirmesinin önüne çekilmiş bir engel sitenin salt flash alt yapısında olması bence.


Osman Börütecene ise yazısında gerçekten önemli bir noktaya değiniyor, bazılarımızın zaten uyguladığı, diğer insanlarında uygulaması gereken bir şeyden bahsediyor. İnanın artık bir şey aradığınızda bulmak o kadar zorlaştı ki, insan bütün spam içerikli siteleri arama sonuçlarından çıkarttığı taktirde asıl sonucun %10'undan daha az bir rakam kalıyor geriye. Firefox kullananlara yönelik http://www.spam-report.net/ sitesinden içeriğini okuyabileceğiniz ve https://addons.mozilla.org/firefox/3875/ adresinden indirebileceğiniz, Firefox Eklentisini herkes indirip kullanırsa bir nebze olsun daha temiz bir internete kavuşabiliriz.


Aslında birde artık büyük - küçük her sitede türlü ebatlarda karşımıza çıkan onca reklam varki, insanlar sitelerine reklam koyup sahte içeriklerle kullanıcı çekmek namına her şeyi yapıyor. Google reklam politikasını biraz daha sertleştirse ve sıkı bir yönetim yapsa aslında tüm dünya için iyi bir şey yapmış olacak gibi geliyor bana.
( İyiki varsın AdBlock! ) ( Google Adsense http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2007/01/google_reklam_adsense_yayincil.php yazınızı yeni gördüm, sizde kısmen de olsa şikayet etmişsiniz aynı şeyden ^_^ )


Her neyse, unutmamalı ki kişisel görüşler bunlar, katılan olur, katılmayan olur, hata olur...
İyi günler.

11. | 27 Ocak 2007 13:35 tarihinde, Abdulkadir Kesimli demiş ki:

Ben Steve Krug'un "Don't Make me Think" kitabının Türkçe çevirisi "Kullanılışlı Web Siteleri" ni aldım. Özellikle anlaşılabilirlik ve kullanışlılık üzerinde odaklanan bu kitabı okurken ne yazık ki zaafiyet geçiriyorum. Yıllardır yüzlerce kitap okumama rağmen bu denli zor anlaşılabilir bir kitap gördüm. Blog üzerinde bu kitaba ait çok fazla yazı göremediğimden acaba bu sıkıntı sadece ben de mi var? diye düşünmeye başladım. Çevirisini kimin yaptığına baktığımda "Gönül Taban Çolak" ismini gördüm. Bu çevirmenin internet kavramlarıyla pek ilgili olmadığına kanaat getirdim. Verilen örneklerin Türkçeye uyarlanmasından, cümle kuruluşlarına kadar Türkçe çevirisinin tekrar gözden geçirilmesinin ve kullanıcılar için daha anlaşılabilir bir kitap ortaya çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Size kitabın ilk sayfalarından bir pasaj aktarmak istiyorum.

Başlık "Kullanışlı Web Siteleri Yaratma!"

Yıllardır insanlara bunun benim ilk kullanışlılık kuralım olduğunu söylüyorum. Ve ne kadar çok Web Sayfasına bakarsam, o kadar ikna oluyorum.

Bu, geçersiz kılan ilkedir - Web tasarımında bir şeyin çalışıp çalışmadığına karar verirken nihai kazananı saptar. Kafanızda yalnızca bir tane kullanışlılık kuralına yer varsa, bu olsun.

İnsanca ölçülerde mümkün oldukça, Web sayfasına baktığımda apaçık olmalıdır. Aşikar, kendiliğinden anlaşılan.

Bu, kitabın bir bölümünden cımbızla çekip alınmış bir bölüm değil. Böyle bir düşünceye mahal vermemek için başlıktan itibaren aldım. İkinci ve üçüncü paragrafta sizce de bir garip değil mi? Cümleyi anlamak için bir kaç defa okumak ve ne anlatılmak istendiğini düşünmek zorunda kalıyorum. Yazıyı bu tip örneklerle uzatmak istemiyorum. Sayın çevirmene burada tek bir şey söylemek istiyorum. " DON'T MAKE ME THINK!... "


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?