ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Bir Videonun Düşündürdükleri

08 Aralık 2006

Aşağıda izleyebileceğiniz video beni birkaç konu hakkında düşündürdü. Düşündürdüklerini yazacağım ama önce videoyu izleyin:

Uzman kullanıcı – Gerçek Kullanıcı Farkı

Maalesef çoğu zaman, biz, bilgilerimiz, bildiklerimiz nedeniyle, herkesin aynı seviyede bilgi ve teknoloji düzeyine sahip olduğunu sanıyoruz. Kendi sitemizi iyi tanımak, iyi kullanabilmek, teknolojiyi anlamak, İnternet konusunda bilgi sahibi olmak bizi "uzman körlüğüne" itiyor. Bazen, gerçek, sıradan, normal kullanıcıların, sitemizle nasıl ilişki kurduğu gerçeğini unutuyoruz. Zaten bu nedenle birçok web uygulaması o "akıllı" menüler, ajaxlar ve daha bir dolu anlamakta güçlük çekilen fonksiyonlarla dolu. Sanki sitemizi web tasarımcıları için tasarlıyoruz. İşte size, Raffaele Picca ve benim aynı programı (Microsoft Paint) kullanarak ortaya çıkardığımız arabalar. Sizce hangisi gerçeklere ya da başka bir deyişle "gerçek kullanıcının" bir programı kullanarak ortaya çıkardığı sonuçlara yakın? Acaba sizin sitenizi kullananlar Raffaele gibi kullanıcılar mı?

Raffaele Picca'nin cizdigi araba resmi Mehmet Dogan'in cizdigi araba resmi

 

Teknoloji Kimin Umurunda

Sitemize, web uygulamamıza gelen kullanıcıların bir amaç ve hedefleri var. Hedeflerine ulaşmak için, sizin onlara verdiğiniz araçları (menü, içerik, form, grafik v.b.), amaçlarına ulaşmak doğrultusunda kullanırlar. Çoğu zaman, bizler, teknolojiyi en üst seviyeye çıkararak, kullanıcı ile hedefleri arasına bir perde çekebiliyoruz. Örneğin, birçoğumuz Paint programını, yetersiz görürüz. Yukarıda gördüğünüz tarzda çizimleri, daha kompleks, birçok fonksiyonun olduğu pahalı programlarda yapılabileceğini düşünürüz hep. Fakat kullanıcının hedefini gerçekleştirmesindeki kararlılık, verileni kullanma tercihi, işte bize yukarıdaki gibi bir sonuç verebiliyor. Örneğin birçok portal, İntranet kullanıcısı, verilen onca kişiselleştirme fonksiyonlarına (renk, stil, pozisyon v.b.) rağmen, çoğu zaman sitenin/uygulamanın default (ön tanımlı) şeklini kullanıyorlar. Kullanıcılar için önemli olan hedeflerine ulaşmak, teknoloji ile uğraşmak değil. Çoğu zaman kullandığınız teknoloji değil, ortaya çıkan sonuç ya da kullanıcıya verilen bilgi önemli hale geliyor.

Zayıflıklarınız üzerinde değil, güçlü olduğunuz öğeler üzerinde yoğunlasın!

Herkes Paint programının ne kadar kötü bir program olduğundan, çoğu zaman işe yaramadığından bahseder. Halbuki Raffaele, grafik tablet, yaratıcılık, araç ve uygulama bilgisi ile Paint programında neler yapılabileceğini bize çok iyi gösteriyor yukarıdaki videoda. Çoğu zaman bizler de projelerimizde, web uygulamalarımızda, zayıf olduğumuz kısımlara yoruyoruz aklımızı, emeğimizi. Halbuki, bu zayıflıkları, güçlü hale getirerek lehimize kolayca kullanabiliriz. Bu ayki Business 2.0 dergisinde, NetFlix patronu Reed Hastings de aynı şeyleri söylüyor. Reed çok güzel bir örnek veriyor: 1990'li yıllarda, Apple şirketi, PC ile yarışmak için, Intel çipli, PC programlarını çalıştırabilen Mac ürününü piyasaya sürdü. Tutmadı. Steve Jobs, bu zayıf noktayı yani –uyuşmazlığı- aldı ve "Think Different" (Farklı Düşün) sloganı haline getirip, bu zayıflığa stil verdi. Neflix'de aynı bu şekilde, posta ile elimize ulaşması birkaç gün süren bir ürünün zayıflığını, gecikme ücreti ve düşük fiyatlarla olumlu hale getirdi.

Bütün bunlar, bu videonun bana düşündürdükleri. Peki size neler düşündürüyor?

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 18:37 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | |
 

Bu yazıya ait 20 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 08 Aralık 2006 18:29 tarihinde, Ismail Arslan demiş ki:

Hatırlatmadan edemeyeceğim; Apple, IPod ile yakaladığı olumlu rüzgar sonrasında Intel çiplerini kullanmaya başladı ve bootcamp yazılımı ile Pc-Windows kullanıcılarına göz dikti. :)

2. | 08 Aralık 2006 18:56 tarihinde, Haluk Alkın Turan demiş ki:

Merhaba,
iki gün önce benzer videolardan birini 10dk boyunca ağzım açık olarak, sabırsızlıkla izledim ve bende benzer şeyler düşündüm aslında. Nisan 2006 da ilk versiyonunu çok basit bulmam nedeniyle dünyanın en iyi arkadaşlık sitelerinden biri diye tabir edebileceğim bir arkadaşlık sitesini sözüm ona Türkiye de fark yaratmak ve kullanıcılara nelerin de var olabileceğini göstermek amacıyla versiyon ikiye yükselttim, biraz da ego tatmini vardı işin içerisinde tabi. Toplam yazılım süreci 2 ay gibi bir süreye denk geldi fakat, o basit diye bahsi geçen sistemde 2-3 ay gibi bir sürede topladığım ziyaretçi kaydını ne yakalayabildim ne de düşüncelerimi gerçekleştirip bir fark yaratabildim. Sonra düşünmeye başladım, maho ağa hedefine kilitleniyordu, pc sadece onun için bir araçtı ve anlamazdı da. Sisteme kayıt olurken ya da sistemi kullanırken direkt amacına yönelik bariz yönergeleri gözüne gözüne sokmalıydım. Neyse deneyim oldu, teknolojiyi artık sadece arka plandaki prgramlama mantığını kolaylaştırmada kullanıyorum. Ön planda maho ağa var bunu nasıl unuturum... Bu arada sistemin V3 versiyonu tasarımı bitmek üzere, direkt maho ağaya hitaben geliştirildi ;)

Saygılarımla,

Haluk Alkın Turan
(Yazılım Anlayışını Maho Ağaya Şekillendirten Programcı)

3. | 08 Aralık 2006 19:15 tarihinde, Murat Durak demiş ki:

Tekrar doyurucu bir makaleyle karşımızdasınız. Aslında bu konuları pek düşündüğüm söylenemez zaten sizin yazılarınızı takip etmekteki amacım düşünemediklerimi düşünen birinin var olduğunu ve bunları benimle paylaştığını bilmemdir.

Teşekkürlerimi bir borç biliyorum.

4. | 08 Aralık 2006 19:07 tarihinde, Umut AKyol demiş ki:

Güzel tavsiyeler...

Netfilix konusundaysa katılmıyorum, bence Netflix ve benzeri tüm netten video kiralama şirketlerinin sonu batmak, küçülmek veya işlerini değiştirmek.

Netflix'in sadece kendisinden önceki "klasik film kiralama dükkanlarıyla" kendisinden sonraki "filmi direk kirala, download et" şirketleri arasında geçiş şirketi oldugunu düşünüyorum.

Bu süre geçinceye kadar Netflix'tekiler gayet iyi para kazanacaklardır, fakat güçlü oldukları taraf sonra zayıflıkları hale gelecek ve çünkü herkesin gözünde dünyadaki en iyi internetten film kiralama şirketi olacaklar. Başka bir firmaysa internetten film satın alma ve download etme işiyle Netflix'i öldürecek... Netflix'se cabalayıp degismeye çalışacak, ama bir kere adı postayla ozdesleşmiş olacak.

Netflix, yeni bir şirket ve marka kurmalı, şimdiden download et, zile işine de girmeli. Bence en iyi hareket bu olur...

Buz üreten adamla ilgili bir yazınız vardı, muhtemel olarak aynen onun gibi olacak. Fakat, bence o yazıdaki gerçeği Netflix görse bile yani biz netten postayla film kiralama işinde değiliz, biz film kiralama işinmdeyiz, boşverelim posta işini deseler bile, işleri çok zor olacaktır.

Yeri gelmişken yine o yazıdaki demiryolu şirketlerinden batmayanların da yazının ana fikrindeki konuya aykırı davrananlar ve "biz ulaşım işinde değiliz, biz taşıma işindeyiz" diyenler oldugunu öğrendim.

Al Ries'in Marka Evrimi kitabında sayfa 196'daki "Pazarlama Miyopluğu'ndan Körleşmek" başlığı altındaysa özellikle demiryolu şirketleriyle ilgili sonucu okuyabilirsiniz...

5 08 Aralık 2006 19:14 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Haklisin Umut. Neflix eger cok rahat davranirsa oturduklari koltukta, gecis doneminde unutulan sirketler arasinda yer alacak. Kim dusunebilirdi VHSlerin bu kadar cabuk ortadan kalkip, DVDlerin herkes tarafindan adapte olunacagini 10-15 sene once.

Fakat :) Netflix'in patronu, film kiralama isinde... yani posta, yalnizca su anki metotlari. Bunu birkac ay once NPR'in podcastinde dinledim. Yakinda Netflix'de online film kiralama ve satis isine baslayacak.

Netflix'in kazandigi kisim yalnizca is modelinde degil. Ayrica inanilmaz derecede titiz davrandiklari kullanici deneyimi modelinde yatiyor. Eger birkez onlarla is yapip, sitelerini uye olarak kullanirsan neredeyse bagimlisi haline geliyorsun. Inanilmaz bir servis....

6. | 08 Aralık 2006 21:19 tarihinde, ismail k. demiş ki:

Selam,

Mehmet'in yazısına katılıyorum, okurken aklıma hemen 80-20 kuralı geldi.

Yorumlarda konu Netflix'te odaklandığı için (özellikle Umut Aydın'ın yazısıyla ilgili) o konuda birkaç şey söylemek isterim. Netflix'e yeni bir şirket kurması yönündeki tavsiyeler, bana "müslüman ol papa" tavsiyeleri gibi geldi, Aynı azimle 2020 öngörülerini dikkate alarak Netflix için yeni öneriler bekliyorum. :)

Şaka bir yana, gelecekle ilgili düşünerek, yazarak sadece "futurist" yazarlar para kazanıyor. Oysa iş dünyası "hemen şimdi, burada" mantığıyla çalışıyor. İleriye dönük analizler, planlamalar mevcut işin geleceği ile ilgili tedbirler almak, buna hazırlıklı olmak tabii ki önemli. Ama bunları yaparken ayaklarınızın yere basması, o an insanların "gerçek" ihtiyaçlarını karşılar nitelikte çözümler üretilmesi daha önemli.

Örneğin hepimiz spam'e karşıyız. Ancak biz (Türkiye'de) spam'in kötü olduğu gerçeğini tecrübe ederek değil, yabancı yayınlardan tercüme edilen yazılarla öğrendik. Türkiye direkt pazarlama konusunda hiçbir zaman doyuma ulaşmış bir ülke değil çünkü. Bir Amerika'lı, posta kutusuna bir günde tomarla broşür alırken ve bundan doğal olarak rahatsız olurken, aksine Türkiye'de pek çok insan evine bir broşür gönderilmesi için pek çok zahmete katlanabilir.

Yanlış anlaşılmak istemem, o yüzden bir örnekle anlatayım: Yurtdışındaki bir eğitimde, spam, "permission marketing" gibi konular konuşulurken Tanzanya'lı bir katılımcı söz alıp, toplantıdaki konuşulanların saçmalık olduğunu söylemişti. Söylediğine göre, pek çok Tanzanyalı, şirketini arayıp kendisine email gönderilmesi konusunda talepte bulunuyormuş. Pazar koşullarını anlamakla ilgili çarpıcı bir örnek bu.

Bir örnek daha; Yemeksepeti.com, ilk kurulduğunda restaurant sahiplerine fax makinesi verdi, siteden geçilen siparişler otomatik olarak fax ile lokanlatalara iletiliyordu. Fantazi dünyasında, kağıt fazlalığı, arşivleme zorlukları, kesilen ağaçlar, toner masrafları vs. gibi sorunlar hep birer eksi gibi gözükebilir. Ama yemeksepeti.com dim dik ayakta, çünkü ayakları yere basan, akılcı bir analiz sonucunda dükkan sahipleri için en kullanışlı çözümün bu olabileceğini anlamışlar.

Neyse konu çok detaylı, ama deneyimin her alanda olduğu gibi pazar gerçekleri konusunda da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Fantazi bir dünya, yada "in my best world" gibi yaklaşımlarla sadece heyecanlı, sansasyonel yaklaşımlara varılabilir, oysa iş hayatı "her zaman" çok basit kurallar üzerinde işliyor ve bunun anlamak için gerçek pazar deneyimlerinden yararlanmak gerekiyor.

Sevgiler,
is.

7 08 Aralık 2006 22:37 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Ismail, cok haklisin. Bu konuda birkac yazi yazdim daha once. Turkiye’de, halen istenilen arac bilgisi seviyesine ulasilmamisken, ABD’den, sureci yillar almis "uygulama bilgisi" metodlarini, bizler ulkemize ithal etmeye calisiyoruz. Turk sirketleri, ulkemizin arac ve uygulama seviyesine uyan modeller yaratmak zorunda. Ornegin, bircok ulkede esi gorulmeyen, Turkiye'de ki eTicaret sitelerinde rastlanan "taksitli alisveris" yontemi buna cok guzel bir ornek. Bir baska ornek ise, bircok Turk sanal tuketicinin, kredi kartini vermek korkularini, bazi eTicaret sirketlerini, "online satin al, evinde ode" gibi metodlar ile yenmeye calismasi. Bunlar, bulunan sartlar ve kullanici profilini anlayan sirketler. Koru korune teknoloji ithali yapanlar degil.

Artik "Content is King" deyimi tahtini "Context is King" ile paylasmaya basladi.

8. | 08 Aralık 2006 22:30 tarihinde, Selçuk Hoca demiş ki:

İsmail'in dediği çok güzel bir şey var biz bazı kavramları hep tercüme üstünden öğreniyoruz. Yani pazarlamada bize özgü yaklaşımlar çok az. Halbuki ben şunu inanıyorum ki Türk tüketicisi pazarlama adına, biçim adına, içerik adına her zaman popüler tabirle bizim ezberimizi her zaman bozacaktır. Bu konuda bir şeyler üreten insanlar artık ithal modelleri ve kalıpları bırakıp bizden sayılabilecek çalışmalar yapmalıdırlar. Bakın web 2.0 deyip deyip duruyoruz. Acaba Türk'ün Web 2.0 ile imtihanı nasıl olacaktır biraz da buna kafa yormalıdır.

Bu açıdan Mehmet Bey'i özellikle bu konularda Türkçe içerik ürettiği için tekrar tebrik etmek isterim. Bu arada Altı Üstü Tasarım'ın Altın Örümcek Web Yarışması Blog kategorisinde finale kaldığını da yeni öğrendim. İnşallah birinci olur. Daha geniş kitleler tarafından tanınan bir site olur...

9. | 09 Aralık 2006 2:34 tarihinde, Erinc demiş ki:

Yazinin verdigi mesaja katiliyorum.

Ama videonun bana dusundurttugu sey bazi kisilerin ellerinde cok vakit bulunmasi :) Notepad kullanarak isletim sistemi kodlamak gibi bir sey.

10. | 09 Aralık 2006 6:57 tarihinde, Cihan K. demiş ki:

Bence yerinde bir örnek. Erinç beyin sözünde katıldığım ve katılmadığım noktalar var. Elbette vakit önemli ve kolaylaştırıcı yazılımlardan yararlanmak gerekir. Ama biz millet olarak ne yazık ki kolaylaştırma kavramını hazırcılık gibi de anlayabiliyoruz.

Bununla birlikte şu da vardır ki burada Rafaelle mazeret üretmeyip elindeki paint programıyla bile neler yapabileceğini ortaya koymuş. Yansımalar, ışık kırılmaları, gölgelendirmeler, renk geçişleri tamamen ustaca belirlenmiş ve baştan savmalık yok.

Ayrıca makalede anlatılmak istenense ortada. Deneyimli bir kullanıcının eline basit bir sistemi bile verseniz istediği sonuça ulaşacaktır. Kullanıcı deneyimi olmayan biri ise karmaşık ve profesyonel görüntüye sahip bir siteye sadece hayranlıkla bakıp gidebilmektedir. Somut örnek açısından yukarıdaki Paint programını okul öncesi eğitimde resim dersleri için kullanıldığını söyleyebilirim. Yani 4-5 yaşındaki bir çocuğun bile rahatlıkla kullanabileceği bir program ve bir profesyonelin elinden çıkan eser ise ortada.

Tercih sizindir. İsterseniz sadece profesyonellere hitap edersiniz. Ya da herkese hitap edersiniz.

Saygılar.

Cihan K.

11. | 09 Aralık 2006 9:32 tarihinde, Kurtar KARAKUŞ - Turna Tasarım demiş ki:

Bende bu tarz bir çalışma görmüştüm internette ve benim vereceğim örnek sanki gerçek fotoğraf çalışmasıydı PhotoShopla sıfırdan oluşturulmuş bir çalışma linki de aşağıda...
http://www.wade.pwp.blueyonder.co.uk/tutorial1.htm

12. | 09 Aralık 2006 12:47 tarihinde, mehmet demiş ki:

Geçenlerde bir model uçak maketi aldım ve uçağı yapmak çok zamanımı aldı. Uçak bitince arkadaşlarıma gösterdim ve çok beyendiklerini söylediler. Bu yazıyı okuduktan sonra bişeyi farkettim, yaptığım bu uçak maketini model uçak ile ilgili bir site de yayınlamıştım ve onların beyenmeleri benim daha çok hoşuma gitmişti. Çünkü ben uçağın nasıl göründüğüyle değil ek yerlerinin ve decallerin nasıl göründüğüydü ilgileniyordum.

Mehmet bey bu konuda çok haklı "sanki sitemizi web tasarımcıları için tasarlıyoruz". Web tasarımcılarının sitemizi beyenmesi bizim daha çok hoşumuza gidiyor sanırım.

Çalıştığım ortamda gelen önerilerden bazıları

- Mehmet bey bir duyuru yapılacak ama dikkat çekmesi için başlığı animasyonla sağa sola kaydıramazmıyız. (bahanem; Aslı hanım bizim sistemimiz buna müsade etmiyor) :)

- Mehmet bey başka bir sitede gördüm sağ tarafta bir menü vardı ve site içinde aşağıya indikçe orasıda kayıyordu. (bahanem; Beyefendi onlar javascript ve bütün tarayıcılar da görünmeyebilir, siteyide yavaşlatır. )


bunun gibi birsürü örnek verebilirim. Belkide onların verdikleri önerileri dikkate alıp ihtiyaçlarımız dahilinde en uygun çekilde yapmak iyi olacak.

13. | 10 Aralık 2006 20:08 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

Merhabalar,

Mehmet hocam yazınızın sonunda bu video sizlere neler düşündürdü diye sormuşsunuz fakat benim aklıma bambaşka düşünceler getirdi bu video... Kısaca bahsetmek isterim.

Bu videoda benim çalışmam sizinkinin yerinde olan çalışma diğer çalışmanın zaten videosunu izlediğimiz çalışma. Şimdi benim çizdiğim araba soldaki diğeri ise profesyonel bir elin çıkardığı iş.

Ben bir web kullanıcısı ve eskiden paintte araba çizmeye çalışan biri olarak sağdaki çalışmayı es geçiyorum. Çünkü bende paintte araba çizerken aynı sizinki gibi çiziyordum. Bu nedenle ben soldaki işi daha çok beğendim!

Dur bakalım bir dakika, sağdaki çalışma profesyonel bir elce hazırlanmış ve en iyi şekilde sunulmuş bir çalışma, hemen bu şekilde önyargıyla yaklaşamazsın!!! Kesinlikle yine soldaki çalışma benim kendi başıma öğrendiğim Xhtml+Css+Php ile yapılmış ve sadece o işin ne olduğunu gösteren ve ziyaretçinin bir bakışta ne olduğunu anlayabildiği bir çalışma. Sağdaki ise büyük tasarım firmalarınca (veya bu işin ehli bir grup tarafından) oluşturulmuş bir Ajax+Php+Flash+Photoshop+Js (ve aklınıza gelen bilimum dillerle oluşturulmuş kodlamanın) bulunduğu bir çalışma. (videoyu iyi izlediyseniz ayrıntılara ne kadar önem verildiğini göreceksiniz, halbuki ben ayrıntı istemiyorum sadece bilgiye ulaşmak istiyorum!)

Benim tercihim her zaman kendi yaptığım arabadır! O arabayı ben yapıyorsam benim gibi insanların görmesi ve binmesi içindir. Karmaşıklığa ve dağınıklığa mahal vermeden yapılmış bir iş veya web sitesi her zaman kullanıcının daha çok ilgisini cezbeder. Son zamanlarda okuduğum makaleler ve en son olarak Mehmet Hocamın "Sadelik" başlığı ile verdiği yazılardan bunu anlıyorum ve artık complex işler tasarlamak yada kullanıcıyı yoracak işler yapmak zorunda olmadığımı hissediyorum. Bunun yerine daha sade ve sadece o firmanın veya işin nete yansıması olarak işler çıkarmaya çalışıyorum.

Tüm Yazılarınız ve Yorumlayanlar için Teşekkürlerimi Sunuyorum...

14. | 11 Aralık 2006 0:51 tarihinde, Cem OKTERŞAN demiş ki:

Soldaki çalışma da sağdaki çalışma da paintte hazırlandı :) Yani biri Xhtml+Css+Php ve biri Ajax+Php+Flash+Photoshop+Js şekilde değil.. Direk 2side sadece Xhtml+Css+Php :) .. (Volkan Bey'e hitaben...)
Yani işin extrası sadece doğru işlemleri doğru şekilde yapmak.. Ve yapana bakar ;)

Araba dediğimizde insanların aklında araba canlanır soldaki resim canlanmaz. Sağdaki resim canlanır.

Neden artık LOTUS oynanmıyorda NFS Most Wanted oynanıyor.
İnsanlar tabiki teknolojiyi görmek istiyor,estetiği görmek istiyor..
Önemli olan bu estetiği en kullanılabilinir halde vermek.

Yukarıdaki ; 2 resmi karşılaştırıp soldaki daha güzelmiş diyecek insan tanımıyorum. Böyle biri varsa ya görme kaybı vardır yada bize şaka yapıyordur :)

- Yok ben yeni teknolojileri kullanmıyım kullanıcımın kafası karışır?!

Böyle bir şey diyorsanız oldukça yanılıyorsunuz siz yeni teknolojileri zaten kullanıcının rahatlığı için yapacaksınız.

- Benim sayfamda ajax olsun diye ajax içerik hazırlıyım?!..

Saçmalıyorsunuzdur arz/talep kavramlarını bir daha gözden geçirmeniz gerekir.


En yeni teknolojileri kullanarak.. En basit ve kolay şekilde anlaşılacak stiller hazırlarsanız ; yukarıdaki videoyu izleyenlerin ağzının açık kaldığı gibi sizin web sayfanızı gezenlerin ağzıda açık kalacaktır ve yukarıdaki soldaki fotoğrafa araba sağdakine dinazor diyen kullanıcılar haricindeki kullanıcılarınız gayet memnun olacaktır bu durumdan..


Saygılar,

15. | 11 Aralık 2006 3:42 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

@Cem OKTERŞAN,

Ben soldaki arabaya güzel demedim sanırım yanlış anladınız, işi daha çok beğendim dedim. Yazımın devamında ise bu beğenişin nedenlerini sıraladım.

Şu konuda size hak verebilirim, birisi bu platform diğeri başka kodlarla yazılmış bir platform diye ayrıma gittim, bunda haklı olabilirsiniz, çünkü her iki işte her iki web siteside bir "browser" denilen zımbırtıyla görüntüleniyor ve aslına insanların anlamadığı fakat amiyane tabirle benim "deli gibi kafa patlattığım" olay şudur ki "sadelik ve doğru teknolojinin doğru yerde kullanılması". (Bir iki web projesi sorumluluğum var ve kurumsal kimlik ile ticari kimlik karmaşasında bir web sitesini nasıl tasarlayabileceğimi kendi kendime sorguluyorum, acaba yeni teknolojiler beni kurtarabilir mi?)

Demişsiniz ki: "- Yok ben yeni teknolojileri kullanmıyım kullanıcımın kafası karışır?!

Böyle bir şey diyorsanız oldukça yanılıyorsunuz siz yeni teknolojileri zaten kullanıcının rahatlığı için yapacaksınız."

Hadi bu söylediğinizi elektrik süpürgesi torbası satan bir şirketin web sitesinde yapın bakalım? Bazı şeyler ticari veya kurumsal kimliğe göre değişiklikler gösterir. Ben bu uygulamayı tutupta böyle veya bunun dengi bir site için yaparsam kendimden utanırım! Yeni teknolojilerle çelişkim burda başlıyor benim, sizin anladığınız gibi değil olay. Tamamen kişisel...

Ayrıca birisi şu "yeni teknoloji" kavramına bir açıklık getirsin, yeni teknoloji denilen şey sadece "Ajax" tan ibaret değildir, çünkü ajax yeni bir teknoloji değildir. Yeni dilleri yeni teknolojileri konuşacaksak o zaman yukarıda Mehmet hocamın bahsettiği şey ile çelişmeye başlarız!

Esenlikler dilerim...

16. | 11 Aralık 2006 14:43 tarihinde, Osman Arslan demiş ki:

Elinize sağlık.. Tam olarak benim de düşüncelerimi yansıtan bir yazı olmuş. "Zayıflıklarınız üzerinde değil, güçlü olduğunuz öğeler üzerinde yoğunlasın!" sloganı ise çıktısı alınıp ofislerimize asılacak kadar manidar..

17. | 19 Aralık 2006 18:28 tarihinde, Cem OKTERŞAN demiş ki:

Volkan Bey,

Haklısınız tabiki arz/talep. Ben genelde portallar hazırladığım için bende kişisel düşündüm ;)


İyi çalışmalar..

18. | 26 Aralık 2006 20:10 tarihinde, TENTENA demiş ki:

Son dönemde Apple firmasını ürettiği Mac bilgisayarlarda Intel tabanlı işlemcilere geçilmesinin aslı sebebi Apple firması ile PowerPC işlemcilerini üreten IBM firmasının işlemci başına fiyatta anlaşamayıp restleşmelerinden kaynaklanmaktadır. Durum ne kadar başka kıyafetler ile sunulmaya çalışılsada tamamen parasal nedenlerdendir. Yarı iletken işlemciler piyassında iyi bir yer etmiş ve yılda milyonlarca işlemci üreten Intel firmasının sıradan bilgisayarlar için üretmiş olduğu işlemciyi Mac bilgisayarlara entegre etmek daha az maliyetli olduğu için Apple firamsı yeni nesil Mac bilgisayarlarında tercihini Intel işlemcilerden yana kullanmıştır. Semiconductor piyassında hala bunu bir blöf olduğu ve Apple firmasını eğer IBM ile işlemci başına fiyatta anlaşırsa eski işlemcilerine geri döneceğine inanılıyor.

19. | 14 Şubat 2007 0:09 tarihinde, Orçun ÖZELKÖK demiş ki:

Bu yazıyı anca okuyabildim.
Videoyu izleyince Cihan K.'ya benzer düşündüm. İnsan birşey yapmak istediğinde, ama gerçekten istediğinde, onu yapmasını bilir. Ne elindeki araçlara bahane bulur ne de şartlara.

20. | 31 Mart 2007 10:36 tarihinde, ahmet demiş ki:

>>[Bu yazıyı anca okuyabildim.
Videoyu izleyince Cihan K.'ya benzer düşündüm. İnsan birşey yapmak istediğinde, ama gerçekten istediğinde, onu yapmasını bilir. Ne elindeki araçlara bahane bulur ne de şartlara.]

sizin ve sizin gibi düşünen (hani benzer düşündüm diyorsunuz ya) kişileri görünce ben de anthonny robbins tarzı adamların yazılarıyla veya bu tarz yaklaşımlarla doldurulmuş kiileri düşünüyorum.

bakın güzel kardeşim (sayfanın sahibi) de paint ile bir resim çizmiş ve koymuş oraya. bu sadece ben çizince böyle oluyo o isteyince öyle yapıyo meselesi değil ki. o adamın kabiliyeti varmış yapabilmiş benim yok dünya bir araya gelse yapamam.

yani düşünüp düşünüp en sonunda "ulen insan isteyince her şeyi yapıyor be" yorumunu yapmak hiç mantıklı değil doğrusu. en basit çıkartım yapabilen biri yapmak istedimi zor da olsa sınırlı kaynaklarla bir şeyler başarabilir.

bunu abartmanın alemi yok


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?