ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Aman Kimse Uyanmasın!

19 Aralık 2006

Hürriyet gazetesi Web 2.0 ile ilgili bir yazı yazmış Pazar ekinde. Bu konu sevgili Türker sayesinde Bildirgeç sitesine de taşınmış (bu arada Türker'in harika bloguna mutlaka abone olun).

Web 2.0 gibi, "hani görsem çıkarırım" türünden tanımı olan; web işiyle uğraşan profesyonellerin bile tam bir ortak tanıma ulaşamadığı bir dönemde, böyle bir kavramın Hürriyet gazetesine konu olmasını ancak şöyle açıklayabiliyorum:

Belki duydunuz, Time dergisi, bu yıl, yılın kişisi olarak "sizi" seçti. Time dergisinin kapak konusu için yazdığı yazıda, Web 2.0 teriminin geçmesi ve "nedir lan bu?" diye birkaç Hürriyet yazı editörünün Öznur Kaymak'a ev ödevi vermesi ve Öznur Kaymak gazeteci olarak büyük ihtimal O'Reilly'nin meşhur Web 2.0 yazısı ile araştırmaya başladı, birkaç kaynaktan bilgileri derledi ve Hürriyet gazetesinde çıkan yazıyı hazırladı. Yürekten, samimiyetle tebrikler.

Yazı içinde etiketlerden, içerikten, katılımcılıktan bahsedilmiş. Hiçbiri yanlış değil fakat bütün bunlar Web 2.0'nin imzası mı? Yani bu kadarı yeterli mi? Ben de bilemiyorum. Fakat eğer öyleyse, Time dergisinin yazısına bile konu olan MySpace sitesini nereye koyacağız? Neden MySpace, Web 2.0 olarak geçiyor? Hangi özelliği MySpace sitesini Web 2.0 yapıyor? O zaman baba gibi Yonja, İtiraf gibi siteleri hangi kategoride yayınlayacağız? MySpace eski stil hazırlanmış bir topluluk, arkadaş bulma sitesi değil mi?

Etiket? Etiket olayı zaten bilgi mimarlığının, kütüphaneciliğin temeli değil mi? Yani etiket, İnternet'ten önce bile kullanılıyordu. Eğer etiket Web 2.0 icadı ise o halde Ekşi Sözlük, Türkiye'de Web 2.0'yi, Web 0.9 döneminde başlatmadı mı?

Kullanıcı katılımcılığı? Zaten bu yapılmıyor muydu forumlarda, BBS'lerde? Bilgi alışverişi, İnternet'in ana amacı değil mi? Web siteleri hazırlayan, bilgi sunan, paylaşan kişiler, aynı zamanda diğer siteleri kullanan kullanıcılar değil mi? Eğer iş yalnızca paylaşımda ise o zaman Rapidshare türü siteler en canavar Web 2.0 değil mi?

Bloglar mı Web 2.0? Zaten hepimiz bu web işine Geocities türü sitelerle başlamadık mı? Hani aynı modelin çok daha kolay kullanımını ve ulaşımını sağlayan bir araç değil mi bloglar?

Bazen benim de kafam karışıyor!!?? Ha, al işte buldum Web 2.0'yi derken birden bire kayboluyor tanım, eski tekniklere, eski sitelere bakınca. AJAX, RSS, CSS, Ruby mi yoksa Web 2.0? Sanmam ama bir tutam CSS, iki kaşık AJAX, bir ölçek Ruby'nin yer aldığı her site Web 2.0 listelerinde…

Yanlış anlaşılmasın. Ben Web 2.0'nin ne olduğunu KENDİMCE biliyorum (ya da bildiğimi sanıyorum) ve bu bildiğimi sandığım şeyleri sitemde yazılarımla paylaşmaya çalışıyorum (ve yorumlarla daha da pekiştiriyorum). Tam anlamıyla bu işi beceren bir dolu insan var. En azından benim aklımdaki tanıma uyan. Fakat bu tanım nedense gün geçtikçe geniş bir site grubunu tanımlamaya başladı ya da Web 2.0 artık bir niş hatta trend olmaktan çıkıp, günlük uygulamaya dönüşmeye başladı. En azından popüler siteler için geçerli bu. Kısaca Web 2.0 var… Ama tanım her geçen gün büyüyor, kapsamı değişiyor, kalabalıklaşıyor… Doğan görünümlü Şahin siteler, Web 2.0 damgası ile mühürleniyor.

Peki bütün bunlar kötü bir şey mi? Hayır değil. Şikayetçi miyim? Hayır! Web 0.9'yu aşmış kimseden şikayetim yok. Web 1, 2 ya da 15… Sessiz sinema döneminden sesli sinema dönemine geçiyor gibiyiz. Fakat halen renksiz filmlerimiz ve kameramız sabit. Gördüklerimiz buz dağının su üzerinde kalan kısmı ama bütün bunlar çok güzel. Kimler için mi? Anlatayım:

Bizler bu işe başladığımızda (10-15 sene önce) web çalışanı olmak prestijli bir işti. Heyecanlıydı. Bu işi dünyada yapan küçük bir grubun parçasıydık. Özellikle yurtdışında "web çalışanı" dediğinizde ilgi görür, iş teklifleri alırdınız. Kız istemeye gidince sorun olmazdı kısacası. Sonra dot.com bombası patladı ve bizler uzun bir süre "Aaah, web işiyle mi uğraşıyorsun.. Yazık" sohbetlerine maruz kaldık. İşsiz kaldık. Jeffrey Veen'in deyimiyle, bir zamanlar Silikon Vadisinde oturacak yer bulunamayan restoranlarda yeniden boş masa bulmak mümkün hale geldi.

Bugün… Bugün ben, Time dergisine kapak oldum. Yani bilgi çağını şekillendiren herkes, diğer web çalışanları ile birlikte bizler Time'a kapak olduk… Siteler milyar dolarla satılmaya başlandı. Dünyanın en zengin kişilerinin listelendiği isimler arasında en az 10-15 İnternet işiyle uğraşan kişilerin isimleri yer almaya başladı… Hürriyet gazetesi Web 2.0'den bahsetmeye başladı. Hişşştt. Kimse uyandırmasın arkadaşlar!! Umurumda değil kimin neyi nasıl tanımladığı! Bırakın herkes kullanıcı deneyiminden, sosyal katılımcılıktan, Web 2.0, beş, on beşten bahsetsin! Bu işi gerçek anlamıyla icra edenlerden bahsetsin millet. Bugünleri uzun süredir bekliyorduk. Yaşasın Web 2.0... Atlayın vagona... Gidecek daha çok yol var :-)

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 22:33 civarı yazılıp Oradan Buradan, Web Sektörü dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | |
 

Bu yazıya ait 28 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 20 Aralık 2006 3:15 tarihinde, emrah serdaroğlu demiş ki:

çok güzel bir yazı daha. güzel dokunmuşsunuz, sevincinizi paylaşıyorum... buz dağının görünen yüzü ya da sabit açılı kamerada bile değil belkide bu sektör, o kameradan yansıyan bir tıkırtı ya da buz dağına henüz kotur kotur olmamış taze bir kar yığını.. :) düşünsenize, time da kapak olmasak, kerhen bile anılmayacaktı ilgi odağımız... ilk defa yetenek ve zeka gerçek anlamında para etmeye başladı hatta kar oranı oldukça yükseldi ben buna seviniyorum... birde babama göre ben andik dandik işlerle uğraşırken "bak emre 17 yaşında milyon dolarlık futbolcu oldu" derdi :) belki emre milyon dolarlık futbolcu.. ya web'in tek besin kaynağı yaratıcılık ve yaratıcı insanlar? bence geleceğe aktardıkları bilgiler ve kazandırdıkları ivme ile havada uçuşan milyar dolarlardan daha fazlasını hak eden kişiler... ketumluğu dize getirip, aptalca pazarları gölgede bırakan şu küçücük deyime web 2.0'a hayranım...

2. | 20 Aralık 2006 7:03 tarihinde, Turker Keskinpala demiş ki:

Yeni basladigim blogumu guzel sozlerle onerdiginiz, yazilarima link verdiginiz icin cok cok tesekkur ederim. Bunun benim icin tesvik edici degeri cok fazla bunu bilmenizi isterim.

Sanirim bu guzel yazinizla kendi blogumda Hurriyet'in Web 2.0 Yazisi baslikli yazimda degindigim, sizin gibi bloggerlardan fikir alinsa guzel olurdu tezimi de ispatlamis oldunuz.

Dediginiz gibi adi ne olursa olsun tadini cikarmak lazim. Kendi yazimdan ve sizin yazinizi okuduktan sonra ozellikle Rapidshare ve paylasim konusunda dusundum. Anladim ki bu olusumda benim anladigim paylasim sadece fikir, dosya paylasimi degil. Benim asil anladigim paylasim, kisisel paylasimlar. Daha seffaf, ozel hayatimizla toplum arasina cizdigimiz cizginin ozel hayat tarafina biraz daha yakinlastigi, ornegin ailemizin resimlerini, videolarini cekinmeden paylastigimiz bir hayat.

Son olarak, merak ettigim bir konu yazisiyla bu guzel tartismayi baslatan Oznur Kaynak'in Web 2.0 dedigimiz olayin nimetlerinden faydalanip yaziya gelen tepkileri arastirip arastirmadigi. Burada, Bildirgec'teki yazimda ya da kendi blogumdaki yazimda onun bir yorumunu gormek, makalesine cok buyuk bir anlam katardi gozumde.

Tekrar tesekkurler.

3. | 20 Aralık 2006 12:00 tarihinde, seckal demiş ki:

Wiki:

"Kimi tanımlamalara göre "yeni bir teknoloji", kimi tanımlamalara göre ise "yeni bir çağ" olarak kabul edilen yeni versiyon webin bizlere sunduğu en büyük getiri, içeriğin mikro boyutlara indirgenmesidir. Genel olarak Web 2.0 kategorisindeki siteleri göze çarpan en önemli özelliği farklı kaynaklardan çok sayıda yararlı ve kullanılabilir bilgi toplayarak tek bir site altında birleştirmeleridir. Geçmiş yıllarda içeriği bulmak için referans sitelere gidilir ihtiyaç duyulan bilgiler yerinden sağlanır ve az sayıdaki içerik sağlayıcılar çok sayıdakı istemciye cevap verirdi. Ancak zaman geçtikçe istemcilerde kendi içeriklerini yazmaya ve bunları insanlarla paylaşmaya başladılar."

Yenilik nerede?

Wikipediakoliklerin de bu konu hakkında bilmek isteyecekleri olabilir.

Ha unutmadan,
Wikipedia Web 2.0'ın neresinde ...

4. | 20 Aralık 2006 12:29 tarihinde, Osman S Borutecene demiş ki:

Web 2.0'ın yapılabilecek en kısa tanımının şu olduğunu düşünüyorum; Dünyanın büyük bir çoğunluğunda internet hızının, geçmişten daha komplike uygulamaları kaldırabilecek kadar gelişmesi sonucu mümkün hale gelen veri ve hizmetler bütünü.

Elbette bundan çok daha fazlası söylenebilir ancak yapılabilecek en kısa tanım açısından mümkün olduğu kadar çok kişi tarafından anlaşılabilir bir tarifin bu olabileceğini düşünüyorum.

5. | 20 Aralık 2006 12:30 tarihinde, Cem OKTERŞAN demiş ki:

Bakıyorumda Hürriyet yazısına Web 1 > 2 yazdıklarının çoğu tabirinizle 0.9 da zaten yapılan şeylerdi.

Ama son paragrafınıza bayıldım.

Yazı için teşekkürler.

6. | 21 Aralık 2006 14:58 tarihinde, Kara demiş ki:

"YOU" nun bir parçası olmak çok güzel!
Vagona atlama zamanıdır :)

7. | 21 Aralık 2006 16:08 tarihinde, yakuter demiş ki:

Geçenlerde ben de Web 2.0'mısınız? diyerek bir anket hazırlamış ve bu konudaki düşüncelerimi paylaşmıştım.Sonra ilginç yorumlar da geldi tabi. Web 2.0'ın belli fontlarının olduğunu söyleyenler de oldu, belli tasarımlarının olduğunu söyleyenler de. Bunun üzerine Hasan ile Web 2.0 üzerine bir muhabbet geçti aramızda. Zaten aynı düşünceleri payşalıyor olsak da şu düşünce çok hoşuma gitti. Aklımdaki soru işareti gitti de diyebilirim. Buna göre: "Web 2.0 da önemli olan kulanıcı odaklılık. Ajax, Ruby, python, .Net vs. vs. amaç değil araçtırlar." Gerçekten de web 2.0 diye tabir edilen ve yukarıdaki makalede baktığımız sitelerde durum yani hepsinin ortak noktası "kullanıcı odaklı olması" yani Time'ın deyimiyle "you" değil midir?

Ayrıca neden sitelere bu Web 2.0 bu değil şeklinde kılıf geçirmeye çalışıp yeni tartışmalar başlatalım ki? Demiyor mu ünlü bir şair "Teknoloji Kimin Umrunda" diye :-) Önemli olan ziyaretçilerimiz değil midir? Daha doğrusu yaptığımız siteleri onlar için yapmıyor muyuz? Düşünsenize bir siteniz var ve kimse girmiyor. Ne kadar süre devam edebiliriz ki o sitede yazmaya?

Tabii şunu da itiraf etmek gerekir ki kesin bir şey varsa o da Web 2.0 denilince herkesin aklına yeni ve gelişmiş bir teknoloji gelmesidir. O halde biz de çağdaş uygarlık seviyesine çıkma yolundaki çabamıza bu vagona atlayarak devam edeceğiz.
İyi yolculuklar :-)

8. | 21 Aralık 2006 19:26 tarihinde, ismail k. demiş ki:

Tam nokta atışı bir yazı olmuş :), kalemine sağlık.

9. | 22 Aralık 2006 17:55 tarihinde, Ömür demiş ki:

Evet Hürriyet'deki o yazıyı bende gördüm ve ilk aklıma gelen siz ve siteniz olmuştu. Ancak anlayamadığım bir nokta var. Hürriyet'in tanımı doğru mu yanlış mı?
Ne ifade etmeye çalıştınız. Yazınızın giriş bölümü benim anlayabildiğim Hürriyet'e yüklenirken gelişme ve sonuç bölümü bambaşka bir yere gidiyor.

Özellikle yazınızın sonuç bölümünde eski sitelerden bir çok örnek vererek bunlar web 2.0 değil miydi demişsiniz? İşte bu noktada benim kafamdaki muamma bir kat daha artıyor. O zaman web 2.0 zaten yok muydu sorusu aklıma bir kez daha takılıyor ve yazınızı bitirdiğim anda kafamda şu üç kelime yankılanıyor:

Web 2.0 ne ?

10 22 Aralık 2006 22:57 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Benim Web 2.0 icin tanimim su sekilde

- Sistemin, yalnizca tek bir sistem ile kalmadigi, birden-fazla-kanal ile ortaklasa kurulan cerceveye kullanicilarin birden-fazla-kanaldan ulasilabildigi...

- Kullanicinin özgür oldugu ve icerigin neredeyse yuzde 100’unun kullanicilar tarafindan olusturuldugu... Eger bu veriler, siteden arindirilirsa, yukarida bahsedilen cerceve disinda birsey kalmadigi

- Kullanıcının sisteme aktif olarak katılımı ile üretilen değerin, diğer kullanıcılara da belirli bir fayda sağladigi

- Koşulsuz katılımcılığa izin verilen

- Kullanıcının sosyal bir ağin parçası olduğuna inandigi

Sistemlere web 2.0 diyorum ben. Bu yazida soylemeye calistigim, birakin herkes konussun, yazsin, hikayeler anlatsin web, kullanici deneyimi, sosyal katilimcilik konusunda. Butun bunlar bizim yani biz profesyonellerin yararina. Tanim isini nasil olsa aramizda hallederiz bir ara :)

11. | 23 Aralık 2006 22:30 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

Ben web 2.0 söylentilerinin ilk çıktığı zamanları hatırlarım da bihaberdim o zamanlar, bu web 2.0 denilen zımbırtı bir program mı? bir font mu? bir programlama dili mi diye kendimi oradan oraya savurur malum "ingilizce'den arınmış bir türkçe" kaynak arardım.

şimdilerde kafamın içindeki web 2.0 tanımlamasını buraya dökmeye çalışsam o zamanlardan bu yana öğrendiğim herşeyi ama herşeyi yazmam gerekir. sadece o zamanları değil aynı zamanda şu anıda yazmam gerekir. çünkü her an her zaman yeni birşeyler öğreniyorum bu ne idüğü belirsiz duruma ve oluşuma!

ama tadını çıkarıyorum işte, web 2.0 sayesinde temel bazı şeyleri kaptım, xhtml ve css kodluyorum kendi kendime, bir işin ucundan tutup farklı sitelere giriyorum, kodlama sistemine ve içeriğine bakıyorum, sınıflandırmıyorum hiç bir zaman, sadece almam gerekeni alıyorum. web 2.0 manyağı olmak gerekmiyor sadece yaşamak gerekiyor bence.

Time dergisinedir lafım: "Yahu kardeşim, hadi ben yıl boyunca iki makale yazdım, bişeyler üretmeye çalıştım, bir iki yazı yazıp içinde bol bol link ekleyip insanların sitemde birşeyler anlamasına yardımcı oldum, ama benim alt katımdaki adam nasıl yılın adamı oluyor yahu? bütün gün chat yapıp içeriği abuk sabuk sitelere girmekle yılın adamı olunuyor mu?"

Biri bana bunu açıklasın yoksa ben mi yanlış anlıyorum...
(Yazınız için teşekkürlerimi sunuyorum Mehmen Hocam, saygılar)

12. | 24 Aralık 2006 11:21 tarihinde, Umut demiş ki:

Osman S Borutecene'nin yorumuna katılıyorum, web 2.0 denilen şey alt yapıyla ve Dünya'nın düzleşmesiyle ilgili.

Alt yapıyla ilgili çünkü geçmişte bu tür uygulamaların ilk örnekleri vardı, fakat site sahipleri için kolayca uygulanabilir değildi, yurt dışında şirketler için bir proje sunmanın erişim maliyetleri düşünce ve son kullanıcı erişim maliyetleri düşünce para, fikirler, reklam ve ticaret için uygun bi ortam oluştu.

Türkiye'de özellikle erişim maliyetleri yüksek. Mesela Sosyomat veya onun gibi çok ziyaretçiye ulaşmak isteyebilecek bir projeye göz atalım. Kesin bilgi sahibi değilim, sadece tahmin yürütüyorum fakat bant genişlikleri, sunucu ve veritabanı performanslarıyla baş edebilecek rekabetçi bir alt yapı olsa, her şey daha kolay olabilir.

Tabi bu aynı zamanda bir avantaj da, potansiyel rakiplerin hiçbiri para kazanmanın bu kadar zor ve uğraş verici internete girmiyorlar. Tabi bu bakış açısına bağlı, bu aynı zaman da dezavantaj da sayılabilir, çünkü işe para girmiyor.

13. | 27 Aralık 2006 3:06 tarihinde, Berk Atasyo demiş ki:

Yazıyı okuduğunuz gazete, ülkenin en büyük medya patronunun, en büyük gazetesi. Web 2.0'den bahsetmeleri bile "olay" aslında...

Evet Web 2 güzel bir şey.. Evet, kullanıcının katılımı güzel... Evet, tüketicinin - yani müşterinin - işin bir "taraf"ı olduğunu görmek, deneyimlemek, bilgiyi evrensel olarak erişilebilir kılmak güzel...

Ama "blog", "internet" veya "web 2" denilince, Doğan grubu'nun aklına "kendi projeleri" geliyor tabii ki :)

Çok ciddi başarılar elde eden Türkçe web 2 internet projelerine, bilişim yazarlarımızın köşelerinde veya basılı yayının değerli herhangi bir sütununda rastlamak pek mümkün değil. Ancak Ekşi sözlük'ü, Azbuz'u ve tekel medya'nın güdümündeki diğer tüm siteleri "internet başarı öyküleri" olarak sık sık görmek mümkün.

Tıpkı, Google'ın Youtube'u satınalmasından sonraki gün yayınlanan "Türkiye'nin Youtube'u Sendeyolla.com" haberi gibi... Gerçekten uzak, yanıltmaya, "satmaya" yönelik bir habercilik...

Oysa Türkiye'nin Youtube'u Mynet'ten ayrılan 2 genç girişimcinin kurduğu İzlesene.com idi, ve geçtiğimiz günlerde nokta.com tarafından satın alındı. (Sitenin trafiği satıldığı gün itibariyle Youtube'un %3-4 ü civarındaydı)

Doğan grubu ve Mynet gibi klasik ekonomi şirketleri olan veya bu şirketlerin uzantısı olan internet şubelerinin, gözlerinin önündeki bu genç cevherleri kazanmak yerine, ciddiye almamayı tercih etmesi, "biz bu işi biliyoruz", "para da, trafik de bizde", anlayışıyla ezmeye kalkması elbette şaşırtıcı değil.

O kadar ki, Doğan grubu, daha önce de sık sık yaptığı gibi, hala, piyasadaki internet siteleri ile reklam anlaşmaları yapıp, başlama aşamasındayken "Yeni politikamız gereği grup şirketleri dışına reklam vermemiz yasaklandı" oyunlarıyla piyasanın gözünü korkutmaya çalışıyor.

Ancak, bunlar, sevimli iyimser ve fırsatçı medyamızın son iyi dönemleri. Kullanıcı deneyiminin, kullanıcının sevgi ve saygı ile kucaklandığı yeni internet'in, bir kaç yüz satır koddan ve güzel görünen tasarımlardan ibaret olmadığını, ve sadece para verilerek satın alınamayacağını, acı dersler ile öğrenecekler.

Hah, kullanıcı dediğimiz şu kitleler blog'lara merak mı salmış, açalım bir kutucuk, oradan yorum yapsınlar, adına da blog diyelim.. deyip tehlikeyi savuşturuvermekteler.

Web 2 diye birşey var yahu dünyada, yazalım, yazmamış olmayalım diye bir yazı yazalım da, Web 2 diye birşey varsa, olsa olsa reklamını bizim pazarladığımız sitelerdir canım, dikkatli olun da, listeye başka grubun sitesi, hele bi girişimci sitesi sakın ha girmesin...

Oysa, yabancı yatırımcılar birer birer Türkiye'ye geliyor... www.monster.com.tr geldi bile.. Bir çok Amerikan devi, Türkiye'deki alan adlarını çoktan tescil ettirdi, teker teker geliyorlar...

Bir çoğu da, bu pazarda uzun süre beklemeye tahammül etmeyeceğinden, kullanıcıların aşk ile bağlı olduğu projeleri satın alıp, hızlı bir başlangıç yapacaklar.

En güzeli, Türkiye'de bir çok girişimcinin, herşeye rağmen bu ülke insanına, bu ülke toprağına yatırım yapıyor olması.

Dünya değişiyor. Türkiye de değişecek...

Herkese sevgilerimle :)

Berk

14. | 28 Aralık 2006 22:59 tarihinde, Melih Bayram Dede demiş ki:

Web 2.0 efsanesi devam ediyor!

15. | 02 Ocak 2007 21:45 tarihinde, Hüseyin Aslan demiş ki:

Berk bey yorumlarınıza katılıyorum.Özellikle Türkiye dışında gerçekleşen Web 2.0 yeniliklerinin kısa sürede bizim ürünlerimiz arasında Türkçe içerikte yer alması gerçekten ilginç.
Ankara'da TOBB üiversitesinde dinlediğim Yunus arkadaşımızın Web 2.0 değerlendirmesi ve Web 3.0 yaklaşımlarından bahsettiği video'sunu tavsiye ediyorum.Üstüne basa basa Wikipedia reklamı yaparak takdirimi kazandı.

http://www.youtube.com/watch?v=a3WFeUkjI04 (1.Bölüm)

http://www.youtube.com/watch?v=zbnabHB7U6I (2.Bölüm)

Herkese iyi çalışmalar.

16. | 05 Ocak 2007 4:09 tarihinde, A2f demiş ki:

Öncelikle klavyene sağlık çok güzel yazmışsın. Madem kendi yorumumuzu yazacağız, bence Web 2.0 nedir? Yuvarlak köşeler? Büyük puntolar? Resim, video, dosya paylaşmak? Hayır... Bence Web 2.0 kolaylıktır! Eski tasarımlara baktığımız zaman gülüyoruz, 5 sene sonra da şimdikilere güleceğiz. Web 2.0 tasarımla alakalı değil bence. Editör temelli değilde, kullanıcı temelli bir oluşum. En büyük sükseyi yapan sitelere bakacak olursak, bir MySpace olsun, Digg olsun deli.cio.us olsun ne bileyim YouTube olsun. Bunların hepsi kullanıcı tabanlı web siteleri. Web 2.0 insanların kullanmak istedikleri bir web sitesi oluşturmaktır. EkşiSözlük Web 2.0 mı? Hayır tabiiki ... Ama Pilli Network Web Siteleri Web 2.0 derim ben...

17. | 08 Ocak 2007 12:29 tarihinde, ilkerARABACI demiş ki:

Birkac ekleme cikarma da benden:

- Web 2.0 - Yeni nesil web için

- İnsan yapımı internetin trafik açmazı - Web 2.o Balonu…

- Fox-MySpace örneğini Türkiye’de Doğan Medya Grubu’ndan Bekliyorum

18. | 08 Ocak 2007 23:52 tarihinde, Barış UĞUR demiş ki:

Google Video'da izleme şansına sahip olduğum Sayın Arda Kutsal'ın "Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları" seminerini izlemeyenler varsa, 2 saat vakit ayırıp izlemelerini tavsiye ederim. Oldukça güzel bir dilde, her yönü ile web 2.0 ve web iş modelleri konularına değinmiş. Kendisine buradan teşekkür ediyorum...

http://video.google.com/videoplay?docid=9010821559687458035&pr=goog-sl

19. | 09 Ocak 2007 21:44 tarihinde, yakaladim.wordpress.com demiş ki:

Merhabalar

Açıkcası ben olaya Hürriyet gazetesine bakarak yanaşacam. Gazeteyi sevenler geri kalan kısmı okumayabilir

Bir BBS e uyeyim, bu BBS in "bilim" konulu tartışmalarının geçtiği yerde Hurriyet gazetesinden alıntı yapmak yasaktır. Bu bence Hurriyet gazetesinin imajını gösteren bariz bir örnektir. Dolayısı ile Hurriyet istedigi kadar WEB 2.0 arastirmasi yapabilir.

Ama bence WEB 2.0 gibi onlari asan konularin yerine gazetelerinin ana sayfasındaki kendilerine ait hatun, komik foto, arak video galerilerine daha cok malzeme buluruz ona yönelsinler

Murat
Saygilar

20. | 14 Ocak 2007 17:26 tarihinde, Düğümküme demiş ki:

Web 2.0 denildiğinde çok sık atlanan iki derin nokta var:

1. Merkezden-kitleye mesaj verenler (tum tvler ve gazeteler) topluma verdikleri haberlerde herkesin kafasına mesaj yerleştirmeyi amaçladıklarından genel bir ifade yakalamakla uğraşırlar. Bu da detaylardan uzaklaşmalarına, yavan ve yanlış bilgi vermelerine sebep olur.

2. “kitleden-kitleye” ağlı sistemlerde (Internet) bir konu hakkında can alıcı bilgi o konuda üretim yapabilenden gelir.

Kaynak: Hürriyet’in Web2.0 Algısı

21. | 17 Ocak 2007 2:23 tarihinde, kürşat özel demiş ki:

her ne kadar hürriyet gazetesine çok uzak olsada yeni moda web 3.0.
buyrun buradan yakın :) yorumlarınızı okumak isteriz bu konuda da.

22. | 03 Mart 2007 19:34 tarihinde, sagarmatha demiş ki:

web 2.0 içeriği üreten= içerigi tüketen

23. | 21 Mayıs 2007 5:48 tarihinde, Burak demiş ki:

Web 2.0 teriminin sadece bir beyin fırtınası sonucu çıktığını ve damgalandığını tekrar hatırlatmak isterim. Ama illaki bir tanım veya bir değişimden söz edeceksek yanlış yerlere bakıyoruz ve kafamız karışıyor.

Öncelikle şu anda web üzerinde yapılan eylemlere göre değerlendirirsek sizin de dediğiniz gibi hep daha önceden beri var olan şeyler söz konusu. Katılım, etkileşim, paylaşım gibi.

Ama bu sonuca bakarken gözden kaçırdığımız bir şey var, "Anlamlı Web" (semantic web)

Şu anda doğru ve kaliteli bilgiye eskisinden daha kısa sürede ulaşabiliyoruz. Bu açıdan bakarsak önemli değişimler var. Bunun sebebi olarak da web'de oluşmaya başlayan ortak (belli bir topluluğun oluşturduğu) bir standartlar bütününü gösterebiliriz. Mesela tag (etiket) dediğiniz gibi her zaman vardı, ama bir arama motorunun buna erişmesi sadece kendi programlama algoritmalarında saklıydı ve kendine özgüydü. Ancak şu anda etiketler rel="tag" özelliğiyle belirtiliyor. Bu insanlara olduğu kadar artık bilgisayarlara da anlamlı geliyor. Böylece aranması, indekslenmesi ve kullanılması kolaylaşıyor.

Yukarıda bahsettiğim yapıyı genellediğimiz zaman web artık bireysel veya kurumsal sayfalardan sıyrılıp bir bütün haline gelebiliyor. Web Standartları da zaten bu bütünlüğü korumak adına bu kadar özendiriliyor. Yani bir web sayfasında geçen bir bilgi artık tüm platformlardan bağımsız olarak tüm dünyaya sunuluyor ve erişilebiliyor.

Mesela ben bir web geliştirici olarak php konusunda bir şey merak ettiğim zaman - Neden herkes tek bir sayfada buluşup bu bilgileri vermiyorlar ki - diye yakındığım olmuştur. Am artık technoratiye gidip php tagıyla etiketlenmiş tüm yazılar içerisinden arama yapabilirim. Sanki internet tek bir bütünmüş gibi.

Bu tür bir çalışmayla ilgili bilgi edinmek isteyenler microformats.org sayfasına bakabilirler.

Bakmamız gereken doğru şeyleri kendimce sıralayim :

1- Diğer insanların yaptıklarını, ne düşündüklerini daha rahat görebilmemiz.

2- Etiketlerle birlikte katı bir sınıflamanın önüne geçilerek sezgisel bir anlayış oluşması (oyuncak bir ayı resmini bir kullanıcı "şirin" olarak da etiketleyebilir)

3- Wikipedia örneğinde olduğu gibi bir çok insanın bilgisinin tek bir yerde bir araya gelip tek bir başlık altında toplanabilmesi (forumlardaki etiket , başlık tutarsızlığı; boş ve yanlış içerik gibi kavramlardan çok farklı bir şey bu)

3.1 - Wiki yapısının her siteye uyarlanabilir olması ve bunun altında yatan fikir (bu heyecan verici mesela)

4 - Web servisleriyle birlikte (harita, alışveriş, hava durumu, emlak vb...) ortaya çıkan bu servisleri sadece birleştirerek içerik sunabilen mashup siteler (ayrıntılar için programmableweb.com)

5 - Web'i daha da anlamlı kılmak için yapılan beyin fırtınaları

6- Açık kaynaklı yazılımların sadece internet üzerindeki topluluklarla işeyen yapısıyla şirket yazılımlarına zorlu anlar yaşatması (gnu, gpl, cc)

Bir kaç tane favori anahtar kelimem:

- Creative Commons License
- Microformats
- Erişilebilirlik, kullanılabilirlik, web standartları
- GNU, GPL
- API
- Frameworks
- Web servisleri

Sonuçta web'deki bilgiler yazı ve görsellerden oluşuyor; değişim, bunların artık her an rahatlıkla ve büyük bir doğrulukla elimizde olabilmesi bence.

Eğer buraya kadar okuduysanız ve kafanız biraz olsun karışıp bu konulara bakmak istediyseniz ne güzel :)

24. | 13 Haziran 2007 19:07 tarihinde, edaaa demiş ki:

Açıkcası ben olaya Hürriyet gazetesine bakarak yanaşacam. Gazeteyi sevenler geri kalan kısmı okumayabilir

Bir BBS e uyeyim, bu BBS in "bilim" konulu tartışmalarının geçtiği yerde Hurriyet gazetesinden alıntı yapmak yasaktır. Bu bence Hurriyet gazetesinin imajını gösteren bariz bir örnektir. Dolayısı ile Hurriyet istedigi kadar WEB 2.0 arastirmasi yapabilir.

Ama bence WEB 2.0 gibi onlari asan konularin yerine gazetelerinin ana sayfasındaki kendilerine ait hatun, komik foto, arak video galerilerine daha cok malzeme buluruz ona yönelsinler

Murat
Saygilar

25. | 11 Ağustos 2007 23:41 tarihinde, oyunlar demiş ki:

web 2.0 hayatımızı değiştirsede , ben tam olarak anlayamasamda , bu web programlamayı gerçekten çok öne çıkarttı.

26. | 07 Eylül 2007 19:19 tarihinde, Simit demiş ki:

Harika bir yazı daha. güzel dokundurmuşsunuz :-)

27. | 15 Eylül 2007 0:13 tarihinde, yiGit demiş ki:

Gerçekten yahu ekşisözlük, yonja bunlar birer web2.0 dı web 0.9 zamanlarında :)

28. | 10 Ekim 2007 20:38 tarihinde, Dvdfilmler demiş ki:

Teşekkürler.Okurden düşündüm ve güldüm.
Sloganımız belli.
Yaşasın web..


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?