ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Mahir ve Borat'ı Tebrik Ederim

16 Kasım 2006

Bu yazı, Selim Tuncer’in harika yazısından esinlenmiş ve yazısına yorum olarak yazılmıştır. Teşekkürler Selim Abi bizi yazılarınla düşündürdüğün ve bilgilendirdiğin için.

Küçük bir çocuk babası (ya da annesi) iseniz çok iyi bilirsiniz ki kız çocuklarına giyecek elbise beğendirmek, bir kediyi çuvala sokmaktan bile daha zahmetli bir iştir. Çocuğun kendisi seçmek ister, seçtikleri birbirine uymaz, gideceğimiz yer misafirlik midir? okul mudur? o çocuk için fark etmez. Özellikle okul sabahları büyük bir savaş içine girdiğimizden, son 1 aydır, 5 yaşındaki kızımın okula giderken giyeceklerini bir akşam önceden seçmeye başladık. En azından kediyi çuvala sokmak için elimizde daha çok zaman var akşamları, sabah telaşına kıyasla.

Esasında sorunun ana kaynağı, mesaj ve karakterde. Yani bizim anne, baba olarak, çeşitli durumlarda, kendi ve çocuklarımızın kıyafetlerimizle vermeye çalıştığımız mesaj; oluşturmaya çalıştığımız imaj ve karakterde yatıyor ana sorun. Okula pijama ile gidilmeyeceğini, misafirliğe giderken birbirine uyan "cici" kıyafetler giyilmesi gerektiği ve bunun, karşımızdaki kişiye verdiğimiz mesajın ve o andaki karakterin bir parçası olduğunu bilmemizde esas sorun.

Bitmiş bir ürünü tasarım diye adlandırmak kolay ama yanlış bir alışkanlıktır. Tasarım, bir ürünü nasıl yaptığın değil, bu ürünün neler yaptığıdır.
Bruce Archer, The Guardian

Web içindeki tasarımda bahsettiğim bu sorundan çok farklı değil aslında. Giyilen kıyafetin birbirine uyması, yakışması yani durum/konum ile görünüşün birbirine uyması, verilen mesajın kalitesini artırıyor ve o ürünün, hizmetin, websitenin karakterini yansıtıyor. Tasarım, mesajı ve karakteri güçlendiren bir araç. iPod'ı sade ve temiz yapan, tasarım değil aslında. iPod'i temiz ve sade yapan, Apple şirketinin ticari kararıdır. iPod'ın tasarımı bunu yalnızca yansıtıyor. Zaten bu nedenle tasarımdan bahsederken seksi, şık, hoş, ferah, temiz kelimelerini kullanırız arasıra. Mahir'in ve Borat'ın sitesi de onların karakterini yansıtan başarılı tasarımlardır.

Tasarım, zanaat, bilim, masalcılık, propaganda ve filozofinin karışımıdır.
Erik Adigard

Tasarım kelimesi anlam olarak çoğu zaman bize görselliği hatırlatır. Tasarım sektöründe bulunan kişiler "tasarımı hoş bir website" dediklerinde, aklımıza ilk gelen, site içinde kullanılan görsel öğelerdir. Sektör içinde bulunanlar aynı kelimeleri Google için sarf etmezler örneğin. Google içinse bambaşka bir anlama gelen "sade ve basit bir tasarım" cümlesi kurulur. Bu cümledeki tasarım kelimesi, görsellikten bahsetmez, bambaşka bir anlam taşır.

Tasarımı yalnızca görsellik olarak görmek belki de bugün bizim yaptığımız en büyük hata tasarım sektörü içinde. Çünkü tasarım, kullanıcı ile iletişim kurmanın, sitemizin amacını kullanıcıya sunmanın, kullanıcının siteye geliş amacını iyi bir sanal deneyimle sağlamanın bir parçasıdır. Yani tasarım, çok büyük bir yap-boz içindeki küçük bir parçadır.

Tasarım yalnızca bir şeyin nasıl göründüğü değil, nasıl işlediğidir.
Steve Jobs, CEO, Apple

Tasarım, sitenin oluşum amacını anlatmaya yarayan bir kavramdır. Tasarım, sitenin oluşum amacını destekleyen bir kavramdır. Tasarım, kullanıcı ile iletişimi sağlamaya yarayan bir araçtır. Tasarım, bir sitenin amacı değildir. Bizim görevimiz iletişim kurmaktır. Bizim yaptığımız zanaatkarlıktır. Bizim işimiz, sorun çözmektir.

Bizim sektörün dışında bulunanlar, biz tasarımcıların yalnızca iç dekorasyon yaptığını sanıyor halbuki iyi tasarım sorun çözmektir.
Jeffrey Veen, Google

Yani kötü tasarım yoktur aslında. İyi icra edilmemiş iletişim, anlaşılmamış mesaj vardır. Mahir'in ya da Borat'ın sitesine kötü tasarım diyebilir miyiz bu anlamda?

İyi tasarım ciddi bir iştir.
A.G. Lafley, CEO, Procter & Gamble

Samuel L. Jackson, benim çok beğenerek takip ettiğim (özellikle Pulp Fiction filminden bu yana) bir aktördür. Bu sene içinde, bir sinema filminde rol aldı Samuel L. Jackson. Bu filmin ismi Snakes on a Plane (Uçaktaki Yılanlar). En kısa anlatımıyla, Neville Flynn (Samuel Jackson), mahkemede mafyanın işlediği bir cinayeti gören ve bu konuda tanıklık yapacak bir kişi ile uçaktadır. Mafya, bu tanığı öldürmek için, uçak içine yüzlerce tehlikeli yılan koyar ve olaylar gelişir. Zaten filmin içeriği, filmin isminde saklı. Yani bu film içinde olabilecekler akılda canlandırılabiliyor, anlaşılıyor. Buraya kadar her şey normal. Normal olmayan şey, film, piyasaya sürülmeden önce, İnternet üzerindeki blog yazılarının inanılmaz sayılara ulaşması, bu filme adanmış websitelerinin açılması, sıradan kişilerin bu filme dair şarkılar yazıp, reklam filmleri çekmesi. Yani film piyasa sürülmeden, büyük bir yankı yaratması. Öylesine konuşulur oldu ki bu film, sıradan insanların yarattığı içerik, filmin direktörleri tarafından, film içine diyalog olarak bile sokuldu. Yani filmin bir kısmını, bu filmi hiç görmemiş insanlar yazdı, hem de sanal ortamda. Bir anda Hollywood, büyük medya şirketleri bu filme dikkatlerini yoğunlaştırdı. Bu filmin, gişe rekorları kıracağından kimsenin şüphesi yoktu 2006'nın yaz aylarında. Film için özel ürünler üretildi: t-shirtler, yüzükler, ayakkabılar. Hatta bu filmin sinemalarda gösteriminden 3 gün önce, bu filmin şöhretinden pay almak isteyen "Trendeki Yılanlar" adında başka bir film çıktı videolarda. Snakes on a Plane filmi, 18 Ağustos 2006 tarihinde binlerce sinemada gösterilmeye başlandı. Büyük bir izleyici kitlesine sahip olacağına inanan sinemalar, bu filmi birkaç sahnede aynı anda oynatmayı uygun buldular. Peki sonuç ne oldu? Film, beklenen ilgiyi yakalayamadı. Tahmin edilen açılış gelirinin 30 milyon dolar olması beklenirken, beklenen rakamın yarısını toplayabildiler açılış haftasında. Film, açıldığı günden bir hafta sonra 6. sıraya düştü ve kısa zamanda unutuldu. Borat filmi ise yalnızca 850 sinemada gösterime girdi ve açılış geliri 25 milyondu.

Tasarım, belirli bir amacı en iyi şekilde gerçekleştirmek için, belirli öğelerin nasıl bir düzene sahip olması gerektiğinin planlamaktır.
Charles Eames

Peki sorun neredeydi? Sorun, Snakes on a Plane filminin ciddi bir aksiyon film olması. İnternet içinde gelişen bu büyük ilginin ana teması ise komediydi. Yani blog yazıları, sözde hayran reklam filmleri ve şarkıları, film ile dalga geçen bir tona sahipti. Sorun, mesajın, içeriğe uymaması idi. Sorun, tasarımın, beklenen amacı ve karakteri yansıtmaması idi. Tam tersine, Borat için oluşan sanal ilgi ise, filmin içeriği, iletmeye çalıştığı mesaj ile örtüşüyordu.

...garip ve yeni bir bölge var mesaj ile mecra arasında. Bu bölgeye ben arayüz adini veriyorum.
Steven Johnson, 1997

Tasarım, esasında, bir mesajı iletmek için, sitenin amacını kullanıcılara anlatmak için; kullanıcıların sitenize geliş amaçlarını iyi bir sanal deneyim ile karşılayabilmek için kullandığımız her türlü öğenin, kullanılan mecra içinde nasıl düzenlenip, sunulduğudur. Tasarım, fontun kullanımından, logonun rengine; site içindeki yazıların ses tonundan, ana sayfa linkinin bir sayfa içinde nereye konduğuna kadar geniş bir alanı kapsayan kavramdır. Yani tasarım, cici-bici grafik, Flash, fon grafiği değil; tüm bunları içine alan mesajın kendisidir. Zaten bu nedenle benim kızgınlığım çürük tasarımcılara! Zaten ben bu nedenle anlamıyorum şablon tasarımları! Tasarım bir ürün değildir. Ürünün ortaya çıkardığı plan ve süreçtir. Mahir'in mesajı anlaşılabiliyor mu sitesinde? Borat'ın karakterini görebiliyor musunuz kullandığı renklerde? Eğer cevabınız evet ise, tasarım görevini tamamlamıştır.

Bu söylediklerim özellikle önemli web içinde. Gerçek bir kullanıcı olarak, web deneyiminizi düşünün! Çoğu zaman bir websitesine, belirli bir amaç ile gidiyoruz. "Avrupa Yakası ya da Sıla'nın başlamasına daha 15 dakika var, ben Türkcell'in websitesine girip, öylesine bir dolaşayım" diyenlerin sayısının çok çok az olması, bana bir kez daha kanıtlıyor ki, iyi bir tasarım, kullanıcının siteye geliş amacını sorunsuz bir şekilde gerçekleştiren sitedir. Bu nedenle insanlar Ebay'i, Craglist'i, MySpace'i, Google gibi görsel olarak fakir olan siteleri defalarca kullanıyor ve kullanmaya devam edecek. Bu siteler, kötü görsel tasarımları ile değil, yaptıkları işlerle başarılı olan sirketler. Google'u kullanmamızın nedeni, kötü tasarlanmış logosu ya da hiçbir görsel zevk sunmayan ana sayfası değil; Google'u kullanmamızın nedeni, bir arama motoruna gidiş amacımızı en iyi şekilde gerçekleştiren site olması. Zaten bu nedenle aynı işi yapan iki site içinde gezinen ziyaretçilere, User Interface Engineering çalışanları tarafından yapılan bir araştırmada sorulduğunda, neredeyse yüzde 90 gibi bir oranda ziyaretçi, hedeflerini tamamlayabildikleri sitenin tasarımının daha çekici olduğunu ve sitenin hızlı yüklendiğini söylüyorlar. Bu, bağımsız bir tasarımcının gözünde tam karşıt bir değer taşısa bile. Bu demektir ki, sitenizin ziyaretçilerine yararı olmayan tüm fonksiyonlar, tasarım öğeleri, o ziyaretçi için negatif değer taşımakta. Zaten tasarımı da özel kılan bu. Yani başarılı tasarım, görünmez tasarımdır. Kullanıcı ile kullanıcı amacı arasına perde koymayan tasarımdır. Tiyatro sanatı dili ile "dördüncü duvardır" yani sahnede olanların gerçekçiliğine seyircinin inandığı bir andır. Dördüncü duvarı yaratan eserler, seyirciyi yakalayıp, kendi dünyalarına çekmeyi başarırlar.

Biz burada ticari başarıdan bahsediyoruz, baylar ve bayanlar! Ticarette, eğer ürünün kötü ve başarısızsa, bu, sen başarısızsın demektir. Websitenin ne kadar güzel tasarlandığının hiçbir önemi yok eğer ürünün başarılı değilse. Yine aynı çizgide, eğer senin ürünün "kedi miyavlaması" ise, tasarımın köpeğe benzeyebilir ya da benzemesinde bir sorun yoktur. Düşün bir kere! Başarılı işadamlarının yanında hep güzel ve genç kadınlar vardır gece klüplerinde. Biz burada insan davranışından bahsediyoruz, arkadaşlar.
Andy Rutledge

İşte size ne demek istediği kesin bir şekilde anlaşılan Mahir'in sitesi; işte yine size dünyanın en başarılı tasarımcılarının çalıştığı ama geçende mağazasında gördüğüm gömleği bir türlü bulmadığım (sitelerinde olduğunu bildiğim halde) Uniqlo'nun sitesi.

Sizce hangisi iyi bir tasarım?

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 22:10 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Tasarım, Web Sektörü, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: |
 

1. | 17 Kasım 2006 10:28 tarihinde, Fatih Murat Eyioglu demiş ki:

Mehmet ellerin dert görmesin çok guzel bir derleme ve basarılı bir görüşün yansıması ile harika satırlar olmuş. Tasarım ve bunun ne anlama geldiği konusunda ortaya koydugu kimlik ile birçok bakışı değiştireceğine eminim. Suanda dünya devi olarak adlandırabileceğimiz firma yöneticilerininde düşüncelerinin sözcuklere dönuşümünün ve başarılı modeller yaratmalarının ayrıntılarını daha net görme şansımızın ortaya çıktıgını düşünmekteyim.

Teşekkürler

2. | 17 Kasım 2006 11:46 tarihinde, A. Selim Tuncer demiş ki:

E, artık ben de yorumumu bağımsız bir yazı olarak tasarlayayım:) Güzel bir tartışma oluyor, teşekkürler.

3. | 17 Kasım 2006 13:12 tarihinde, Oğuz demiş ki:

Tasarım konusunda genel olarak katıldığım yaklaşımları, web tasarımı yönünden de ele alarak çok faydalı (yine :) ) bir yazı geliştirmişsin. Yaptığın alıntılarda tasarım kavramının sadece görsellik değil, onu da içeren bir çözümler bütününün parçası olduğunu ve tasarımın ise insan, iş ve ticaret yaşamlarının bir parçası olduğunu hatırlatıyor.

Bu noktada yine bir kaç gün evvel bir gazete yazısı üzerine blogumda kısaca andığım efsane endüstriyel tasarımcı Dieter Rams'ın "İyi tasarım için 10 ilke"sini hatırlamakta fayda var. Dieter Rams, 2.Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılanmaya çabalayan yenilikçi Braun firması ile işbirliği içinde çalışarak teorileri uygulamaya geçirmeyi başarmış bir tasarım lideri olurken, Jonathan Ive (Apple), Jasper Morrison gibi güncel tasarımcıların da en çok etkilendiği ustaların başında geliyor.

Zamanında Mahir ve geçenlerde haberdar olduğum Konyalı bir minibüsçünün yarattığı (42m8062.com) sayfalarda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu temel prensiplerin bir kaçının son derece başarılı olarak yerine getirildiğini görüyoruz.(örneğin dürüst, olabildiğince az tasarım müdahelesine uğramış, dayanıklı ve kendi bağlamında tutarlı, sade, ulaşılabilir, hatta dayanıklı gibi...) Bu iki durumda tasarımcı olarak teknik donanım ve bilgi eksiği onların lehine işlemiş olabilir. Belki büyük projelerde çalışan tasarımcılara göre pazar ve kurum çevrelerinden gelen herhangi bir baskı yaşamadıklarını da varsayarsak özgürce, rahatça ve eğlenerek çalışabildiklerini de düşünebiliriz. Mahir'in durumunda naiflik söz konusu iken, dolmuş sayfası daha profesyonel bir yaklaşım taşıyarak binlerce birbirisinin aynısı olan dolmuş arasından bahsi geçen aracın sıyrılmasını sağlıyor. Daha ne olsun?

Bu arada bizim için çirkin ya da anlamsız olan herhangi bir şeyin kapı komşumuz(ve binlerce kapı komşusu!) için çok değerli olabileceğini kabul etmemiz gerek. Bu olgu da tasarım problemlerini Mehmet'in değindiği gibi nasıl yapıldı diyerek değil, ne yapıyor diyerek düşünmenin işi anlamlı kılacağını gösteriyor.

Borat konusunda ise yetenekli bir showmanin yarattığı karakterin/ürünün yukarıda bahsettiğimiz sayfalar ve benzerlerini iyi analiz etmiş bir ekibin desteğiyle gerçekleştirilmiş tutarlı bir sayfa iken Snakes on a Plane, Dieter Rams'ın daha birinci prensibinde çuvallamış: dürüstlük (tasarım olarak) :)

Herkese selamlar ve sevgiler...

4. | 18 Kasım 2006 10:28 tarihinde, Selçuk Hoca demiş ki:

Acaba bu konunun bir yarışmasını mı yapsak? Kötü tasarım ile en geniş kitleye ulaşma yarışması. Kurallar belli tabii. Hiç bir web standardına uyulmayacak, iyi tasarım kurallarına uyulmayacak, semantik kodlama falan yok. Sadece içerik olarak genel ahlaka ve telif haklarına aykırı şeyler olmasın yeter. Ne dersiniz hoş olmaz mı?

5. | 18 Kasım 2006 13:11 tarihinde, ismail k demiş ki:

Merhaba,
k10k.net ve ideefixe.com, ikisinde de küçücük butonlar, pixel pixel çalışılmış detayları görürsünüz. Biri her günü grafik tasarımla geçen bir gruba (çok spesifik bir grup insan), diğeri de kitap almak isteyen kişilere (çok geniş bir insan grubu) hazırlanmış site. (isminin telaffuzundan, yazılıımın zorluğundan bahsetmiyorum bile.)

Web tasarım işi sanatçılık olduğu kadar, ama ondan daha fazla bir zanaat. Biz duvarlara asılacak resimler tasarlamıyoruz, insanların günlük kullanımlarına katma değer oluşturacak, amaçları açıkça belirlenmiş şeyler tasarlıyoruz. Bu açıdan bir sitenin yapılış amacı önemli, kişisel eğlence için mi yapılmış, daha büyük bir hedefle mi tasarlanmış?

Kısa girişten sonra Borat ile Mahir'in sitelerinin karıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Borat bir yana, bahsi geçen dolmuşçu ve mahir'in sitesi bir yana yani.

Borat ticari olarak filmdeki "salağa yatma" tavrını iletişim mesajı olarak tüm iletişim kanallarında aynı şekilde kullanan bir reklam stratejisinin ürünü iken, mahir'in sitesi samimi olarak yapılmış bir site. (sitenin daha sonra ticari meta olarak kullanılması başka bir konu) İnsanların mahir'in sitesinde buldukları samimiyet, boyıklı, her gün gördükleri bir ahbaplarının kendine websitesi yapması gibi düşünüyorlar.

Mahir'in bir taraftan da karikatürize bir yanı var, takım elbise ile masa tenisi oynamasının uzaya çıkan türk imajından farklı bir durumu yok.

Bugün blogların bu denli, tutmasının nedeni "samimiyet". Blogların tasarımları ile ilgili neden konuşmuyoruz?? Çok basit: bunlar zaten template sistemleri ile devam ettiriliyor. Eğer template yerine, sitelerin tamamının kullanıcıların tasarlayacağı şekilde hazırlanmış olsa, yine birçok mahir görecektik ortalıkta.

Youtube'a bakın, amatöre videolara bakın, ne mahirler var orada.

Ben bugün bile blog sitelerine bakıyorum, ve her birinde mahirleri görüyorum ve bunu çok seviyorum. İnterneti internet yapan bu mahirlerdi, bu kadar yaygınlaşmasını sağlayacak ta yine mahirler.

Bunların hiçbirinin tasarımla ilgili iddiaları yok. İddiası olanlar, çıkıp 100$ karşılığı şirketlere site yapmaya başlayıp, sonra "altın görümce" yarışmalarında ödül almaya başladıklarında da daha önec olduğu gibi yine ilk eleştirenlerden olurum.

6. | 19 Kasım 2006 14:16 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

Mehmet hocam, yazınızı yine baştan sona kadar okudum, ne yalan söyleyim kendi adıma almam gereken dersleri ve çıkarımları aldım. Fakat şöyle birşey takılıyor aklıma, bunca zaman daha iyi bir tasarımcı olmak daha iyi web siteleri yapmak için kendimi parçalıyorum, üstelik maddi manada buna hiç ihtiyacım olmamasına rağmen web tasarım öğrenmeyi kendime bir zorunluluk olarak görüyorum.

Bu durumda şunu sormak istiyorum, büyük uğraşlar sonucunda kodlamasını öğrendiğim bir css menüyü ben tasarımını yaptığım şirketin sitesinde kullanırsam ve bu menü o site için çok iyi bir işlev görüyor oluyor ancak yukarıda bahsettiğiniz "çok iyi tasarımlı olup ancak amacı kullanıcıyı cezbetmeyen" sitelerden birisi olursa? Burda şu devreye giriyor tabi, bu olay sonucu olabilecek (veya oluşabilecek) durumlardan ben mi sorumluyum yoksa tasarımını yaptığım şirket mi sorumlu? Bir şirketin çok kötü bir ticari ünü varsa ve ben elimden geldiğince güzel bir tasarım yapmaya kalkıp o firmayı internet üzerinde iyi bir noktaya taşımıyorsam acaba yukarıdaki tanımlara veya tanımlanamayan işlerden birine mi imza atmış olacağım?

Kaldı ki eğer o firmayı en iyi tasarımla bir yere taşıyamazsak, sizin yazınızda sunduğunuz öğeleri kullanıcılara sunamazsak zaten o web sitesi tasarımı dolayısıyla değil firmanın veya uğruna tasarım yapılan hizmetin eksikliği nedeniyle kötü değerlendirmesini alır. Burda Google örneği çok ama çok iyi kurguluyor kendini. Tasarımı çok kötü olmasına rağmen ben hergün Google'dan çıkmıyorum. Bunun nedeni Google'ın iyi bir şirket olduğunu bilmem ve yapacağım "arama" fonksiyonunu şu anda yapacak en iyi site olması. Bunun ışığında Google kötü bir tasarım değil "sade ve hoş bir tasarım" oluyor benim için.

Mehmet Hocam işin biraz teknik boyutuna kaçarak ve yazınızdan cesaret alarak şunu soruyorum: Amaca Uygun Web Tasarımı Yapabilmek İçin Çok Şey Mi Bilmek Gerekiyor?

Yine enfes bir yazı yine enfes yaklaşımlar, Teşekkürler Mehmet Hocam.

7 20 Kasım 2006 18:06 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Oncellikle birkac konuya aciklik getirmek isterim: Ben bu yazida kotu tasarimlar iyidir, desktelenmelidir ya da bu tip tasarimlar iyi ve kaliteli tasarimlara gore daha cok ilgi gorur demiyorum.

Bu isi profesyonelce yapan web tasarimcilar, yaptiklari orijinal, guzel tasarimlar ile sirket ve urunlere bircok sey katiyor. Bu anlamda Volkan gibi tasarimcilara cok ihtiyacimiz var.

Bu yazida demek istedigim, bazen kotu tasarim adini verdigimiz siteler, kendilerine web tasarimci adini veren kisiler tarafindan hazirlanmis sitelerden cok daha basarili isler cikarabiliyor. Is, sitenin amacini yerine getirmek, mesaji iletmektir. Eger bunu guzel bir tasarimla olusturabilirsek, en makbulu, en gecerli olani... ama bazen artistik masturbasyonlarin otesine gitmeyen websiteleri yuzunden, sektor, tasarimi on plana cikarirken, en onemli konuyu unutuyor: bu siteyi kullanacak insanlar!

Bu yaziya yorum olarak Selim Tuncer yine harika bir yazi yazdi. MUTLAKA OKUYUN!
se

8. | 23 Kasım 2006 21:52 tarihinde, esra demiş ki:

güzel

9. | 09 Ocak 2007 14:00 tarihinde, mehmet demiş ki:

sitenizde www.42m8062.com adlı sitemin adının geçtiğini gördüm bir çok kişi sitenin amacının farkına varmadan görselliği basit diye eleştiri yaptı fazla aldırmadım ama yinede üzücüydü size gelen mesajı görünce hoşlandığımı belirtmek istedim teşekürler


Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?