Mahir ve Borat'ı Tebrik Ederim

Mahir ve Borat'ı Tebrik Ederim

Küçük bir çocuk babası (ya da annesi) iseniz çok iyi bilirsiniz ki kız çocuklarına giyecek elbise beğendirmek, bir kediyi çuvala sokmaktan bile daha zahmetli bir iştir. Çocuğun kendisi seçmek ister, seçtikleri birbirine uymaz, gideceğimiz yer misafirlik midir? okul mudur? o çocuk için fark etmez. Özellikle okul sabahları büyük bir savaş içine girdiğimizden, son 1 aydır, 5 yaşındaki kızımın okula giderken giyeceklerini bir akşam önceden seçmeye başladık. En azından kediyi çuvala sokmak için elimizde daha çok zaman var akşamları, sabah telaşına kıyasla.

Esasında sorunun ana kaynağı, mesaj ve karakterde. Yani bizim anne, baba olarak, çeşitli durumlarda, kendi ve çocuklarımızın kıyafetlerimizle vermeye çalıştığımız mesaj; oluşturmaya çalıştığımız imaj ve karakterde yatıyor ana sorun. Okula pijama ile gidilmeyeceğini, misafirliğe giderken birbirine uyan "cici" kıyafetler giyilmesi gerektiği ve bunun, karşımızdaki kişiye verdiğimiz mesajın ve o andaki karakterin bir parçası olduğunu bilmemizde esas sorun.

Bitmiş bir ürünü tasarım diye adlandırmak kolay ama yanlış bir alışkanlıktır. Tasarım, bir ürünü nasıl yaptığın değil, bu ürünün neler yaptığıdır.
Bruce Archer, The Guardian

Web içindeki tasarımda bahsettiğim bu sorundan çok farklı değil aslında. Giyilen kıyafetin birbirine uyması, yakışması yani durum/konum ile görünüşün birbirine uyması, verilen mesajın kalitesini artırıyor ve o ürünün, hizmetin, websitenin karakterini yansıtıyor. Tasarım, mesajı ve karakteri güçlendiren bir araç. iPod'ı sade ve temiz yapan, tasarım değil aslında. iPod'i temiz ve sade yapan, Apple şirketinin ticari kararıdır. iPod'ın tasarımı bunu yalnızca yansıtıyor. Zaten bu nedenle tasarımdan bahsederken seksi, şık, hoş, ferah, temiz kelimelerini kullanırız arasıra. Mahir'in ve Borat'ın sitesi de onların karakterini yansıtan başarılı tasarımlardır.

Tasarım, zanaat, bilim, masalcılık, propaganda ve filozofinin karışımıdır.
Erik Adigard

Tasarım kelimesi anlam olarak çoğu zaman bize görselliği hatırlatır. Tasarım sektöründe bulunan kişiler "tasarımı hoş bir website" dediklerinde, aklımıza ilk gelen, site içinde kullanılan görsel öğelerdir. Sektör içinde bulunanlar aynı kelimeleri Google için sarf etmezler örneğin. Google içinse bambaşka bir anlama gelen "sade ve basit bir tasarım" cümlesi kurulur. Bu cümledeki tasarım kelimesi, görsellikten bahsetmez, bambaşka bir anlam taşır.

Tasarımı yalnızca görsellik olarak görmek belki de bugün bizim yaptığımız en büyük hata tasarım sektörü içinde. Çünkü tasarım, kullanıcı ile iletişim kurmanın, sitemizin amacını kullanıcıya sunmanın, kullanıcının siteye geliş amacını iyi bir sanal deneyimle sağlamanın bir parçasıdır. Yani tasarım, çok büyük bir yap-boz içindeki küçük bir parçadır.

Tasarım yalnızca bir şeyin nasıl göründüğü değil, nasıl işlediğidir.
Steve Jobs, CEO, Apple

Tasarım, sitenin oluşum amacını anlatmaya yarayan bir kavramdır. Tasarım, sitenin oluşum amacını destekleyen bir kavramdır. Tasarım, kullanıcı ile iletişimi sağlamaya yarayan bir araçtır. Tasarım, bir sitenin amacı değildir. Bizim görevimiz iletişim kurmaktır. Bizim yaptığımız zanaatkarlıktır. Bizim işimiz, sorun çözmektir.

Bizim sektörün dışında bulunanlar, biz tasarımcıların yalnızca iç dekorasyon yaptığını sanıyor halbuki iyi tasarım sorun çözmektir.
Jeffrey Veen, Google

Yani kötü tasarım yoktur aslında. İyi icra edilmemiş iletişim, anlaşılmamış mesaj vardır. Mahir'in ya da Borat'ın sitesine kötü tasarım diyebilir miyiz bu anlamda?

İyi tasarım ciddi bir iştir.
A.G. Lafley, CEO, Procter & Gamble

Samuel L. Jackson, benim çok beğenerek takip ettiğim (özellikle Pulp Fiction filminden bu yana) bir aktördür. Bu sene içinde, bir sinema filminde rol aldı Samuel L. Jackson. Bu filmin ismi Snakes on a Plane (Uçaktaki Yılanlar). En kısa anlatımıyla, Neville Flynn (Samuel Jackson), mahkemede mafyanın işlediği bir cinayeti gören ve bu konuda tanıklık yapacak bir kişi ile uçaktadır. Mafya, bu tanığı öldürmek için, uçak içine yüzlerce tehlikeli yılan koyar ve olaylar gelişir. Zaten filmin içeriği, filmin isminde saklı. Yani bu film içinde olabilecekler akılda canlandırılabiliyor, anlaşılıyor. Buraya kadar her şey normal. Normal olmayan şey, film, piyasaya sürülmeden önce, İnternet üzerindeki blog yazılarının inanılmaz sayılara ulaşması, bu filme adanmış websitelerinin açılması, sıradan kişilerin bu filme dair şarkılar yazıp, reklam filmleri çekmesi. Yani film piyasa sürülmeden, büyük bir yankı yaratması. Öylesine konuşulur oldu ki bu film, sıradan insanların yarattığı içerik, filmin direktörleri tarafından, film içine diyalog olarak bile sokuldu. Yani filmin bir kısmını, bu filmi hiç görmemiş insanlar yazdı, hem de sanal ortamda. Bir anda Hollywood, büyük medya şirketleri bu filme dikkatlerini yoğunlaştırdı. Bu filmin, gişe rekorları kıracağından kimsenin şüphesi yoktu 2006'nın yaz aylarında. Film için özel ürünler üretildi: t-shirtler, yüzükler, ayakkabılar. Hatta bu filmin sinemalarda gösteriminden 3 gün önce, bu filmin şöhretinden pay almak isteyen "Trendeki Yılanlar" adında başka bir film çıktı videolarda. Snakes on a Plane filmi, 18 Ağustos 2006 tarihinde binlerce sinemada gösterilmeye başlandı. Büyük bir izleyici kitlesine sahip olacağına inanan sinemalar, bu filmi birkaç sahnede aynı anda oynatmayı uygun buldular. Peki sonuç ne oldu? Film, beklenen ilgiyi yakalayamadı. Tahmin edilen açılış gelirinin 30 milyon dolar olması beklenirken, beklenen rakamın yarısını toplayabildiler açılış haftasında. Film, açıldığı günden bir hafta sonra 6. sıraya düştü ve kısa zamanda unutuldu. Borat filmi ise yalnızca 850 sinemada gösterime girdi ve açılış geliri 25 milyondu.

Tasarım, belirli bir amacı en iyi şekilde gerçekleştirmek için, belirli öğelerin nasıl bir düzene sahip olması gerektiğinin planlamaktır.
Charles Eames

Peki sorun neredeydi? Sorun, Snakes on a Plane filminin ciddi bir aksiyon film olması. İnternet içinde gelişen bu büyük ilginin ana teması ise komediydi. Yani blog yazıları, sözde hayran reklam filmleri ve şarkıları, film ile dalga geçen bir tona sahipti. Sorun, mesajın, içeriğe uymaması idi. Sorun, tasarımın, beklenen amacı ve karakteri yansıtmaması idi. Tam tersine, Borat için oluşan sanal ilgi ise, filmin içeriği, iletmeye çalıştığı mesaj ile örtüşüyordu.

...garip ve yeni bir bölge var mesaj ile mecra arasında. Bu bölgeye ben arayüz adini veriyorum.
Steven Johnson, 1997

Tasarım, esasında, bir mesajı iletmek için, sitenin amacını kullanıcılara anlatmak için; kullanıcıların sitenize geliş amaçlarını iyi bir sanal deneyim ile karşılayabilmek için kullandığımız her türlü öğenin, kullanılan mecra içinde nasıl düzenlenip, sunulduğudur. Tasarım, fontun kullanımından, logonun rengine; site içindeki yazıların ses tonundan, ana sayfa linkinin bir sayfa içinde nereye konduğuna kadar geniş bir alanı kapsayan kavramdır. Yani tasarım, cici-bici grafik, Flash, fon grafiği değil; tüm bunları içine alan mesajın kendisidir. Zaten bu nedenle benim kızgınlığım çürük tasarımcılara! Zaten ben bu nedenle anlamıyorum şablon tasarımları! Tasarım bir ürün değildir. Ürünün ortaya çıkardığı plan ve süreçtir. Mahir'in mesajı anlaşılabiliyor mu sitesinde? Borat'ın karakterini görebiliyor musunuz kullandığı renklerde? Eğer cevabınız evet ise, tasarım görevini tamamlamıştır.

Bu söylediklerim özellikle önemli web içinde. Gerçek bir kullanıcı olarak, web deneyiminizi düşünün! Çoğu zaman bir websitesine, belirli bir amaç ile gidiyoruz. "Avrupa Yakası ya da Sıla'nın başlamasına daha 15 dakika var, ben Türkcell'in websitesine girip, öylesine bir dolaşayım" diyenlerin sayısının çok çok az olması, bana bir kez daha kanıtlıyor ki, iyi bir tasarım, kullanıcının siteye geliş amacını sorunsuz bir şekilde gerçekleştiren sitedir. Bu nedenle insanlar Ebay'i, Craglist'i, MySpace'i, Google gibi görsel olarak fakir olan siteleri defalarca kullanıyor ve kullanmaya devam edecek. Bu siteler, kötü görsel tasarımları ile değil, yaptıkları işlerle başarılı olan sirketler. Google'u kullanmamızın nedeni, kötü tasarlanmış logosu ya da hiçbir görsel zevk sunmayan ana sayfası değil; Google'u kullanmamızın nedeni, bir arama motoruna gidiş amacımızı en iyi şekilde gerçekleştiren site olması. Zaten bu nedenle aynı işi yapan iki site içinde gezinen ziyaretçilere, User Interface Engineering çalışanları tarafından yapılan bir araştırmada sorulduğunda, neredeyse yüzde 90 gibi bir oranda ziyaretçi, hedeflerini tamamlayabildikleri sitenin tasarımının daha çekici olduğunu ve sitenin hızlı yüklendiğini söylüyorlar. Bu, bağımsız bir tasarımcının gözünde tam karşıt bir değer taşısa bile. Bu demektir ki, sitenizin ziyaretçilerine yararı olmayan tüm fonksiyonlar, tasarım öğeleri, o ziyaretçi için negatif değer taşımakta. Zaten tasarımı da özel kılan bu. Yani başarılı tasarım, görünmez tasarımdır. Kullanıcı ile kullanıcı amacı arasına perde koymayan tasarımdır. Tiyatro sanatı dili ile "dördüncü duvardır" yani sahnede olanların gerçekçiliğine seyircinin inandığı bir andır. Dördüncü duvarı yaratan eserler, seyirciyi yakalayıp, kendi dünyalarına çekmeyi başarırlar.

Biz burada ticari başarıdan bahsediyoruz, baylar ve bayanlar! Ticarette, eğer ürünün kötü ve başarısızsa, bu, sen başarısızsın demektir. Websitenin ne kadar güzel tasarlandığının hiçbir önemi yok eğer ürünün başarılı değilse. Yine aynı çizgide, eğer senin ürünün "kedi miyavlaması" ise, tasarımın köpeğe benzeyebilir ya da benzemesinde bir sorun yoktur. Düşün bir kere! Başarılı işadamlarının yanında hep güzel ve genç kadınlar vardır gece klüplerinde. Biz burada insan davranışından bahsediyoruz, arkadaşlar.
Andy Rutledge

İşte size ne demek istediği kesin bir şekilde anlaşılan Mahir'in sitesi; işte yine size dünyanın en başarılı tasarımcılarının çalıştığı ama geçende mağazasında gördüğüm gömleği bir türlü bulmadığım (sitelerinde olduğunu bildiğim halde) Uniqlo'nun sitesi.

Sizce hangisi iyi bir tasarım?



Top
Menu