ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Havadan Sudan Konuşmak

27 Ekim 2006

Bu yazının sonunda sizi milyoner edecek bir fikri, sizinle paylaşacağım ama öncellikle size benim evin aşağı katından bahsetmek istiyorum:

Hemen hemen her iki günde bir, evin aşağı katına inip, su ile dolmuş kovayı boşaltırım lavaboya. Kendiliğinden dolar bu kova... hem de görülen bir su kaynağı, çeşme, musluk olmadan.

Evimin aşağı katı, zemine yakın olduğundan, genelde havası biraz nemlidir. Burada bir dolu eşya depolayıp, sakladığımızdan, nemli hava bu eşyaları küflendirmesin diye havadaki nemi çeken (dehumidifier) bir makine kullanıyoruz. Tabi bu makine, her iki günde bir su ile doluyor ve boşaltılması gerekiyor. İşin ilginç yanı, soluduğumuz havanın içinde su olduğunu bilmeme rağmen, bu kovayı her boşalttığımda, hayretle bakıyorum: "Bu kadar suyun içinde mi yaşıyoruz"

Bazen varlığını bildiğimiz ama gözden kaçırdığımız, üzerinde çok düşünmediğimiz ya da gözle göremediğimiz şeyler, belirli bir süreçten geçirilince elle tutulur bir şeyler haline gelebiliyor. Soluduğumuz havanın bir balonu doldurup, bambaşka bir sekil alması, ya da havadaki nemin, bir kovaya dolup, çiçekleri sulamama yardımcı olması gibi.

Yani bazı şeylerin varlığından haberdar olmak ya da hissetmek değil marifet; asıl marifet hissettiğimiz bu şeyleri elle tutulur hale getirmek, kovaya doldurmak. Yani görünmez havadan su çekebilmek.

Aklımızdaki iş fikirleri de böyle. Herkesin birçok konuda birçok değişik fikirleri var. Hatta öyle fikirler ki, bu fikri düşünen kişilere göre dünyayı değiştirecek, milyon dolar değerinde. Seth Godin diyor ki "Fikirler ucuz! Fakat bu fikirleri hayata geçirmek, paha biçilmez değerde!".

Bu demek değil ki işleme konan her fikir aynı değerde. Bazı fikirler var ki ne kadar hayata geçirseniz bir değer taşımıyor (bu yazının sonunda güzel bir örnek var buna :). Fakat bazı fikirler var ki, küçük bir uğraş ile işleme konunca değeri inanılmaz rakamlara ulaşıyor. Ben bu fikirlere "havadaki su" adını veriyorum. Yani herkesin bildiği, hissettiği ama üzerinde çok fazla düşünmediği fikirler. Öylesine fikirler ki havadaki nemi çeken bir makineden (dehumidifier) geçirdiğinizde bir kova su üretecek türden.

Fikirlerin orijinal olması esasında sanıldığının aksine çok önemli değil. Zaten riskin en yüksek olduğu fikirler, orijinal fikirlerdir. Çünkü belirli bir market yoktur, bazen belirli bir ihtiyaç bile yoktur. Risk alınır ve denenir. Fakat, orijinal olmayan fakat fark yaratan fikirler çoğu zaman iş yapan fikirler. John Moore'un dediği gibi, önemli olan "sıradan bir şeyi alıp, süreçten geçirip, sıra dışı bir hale getirmek". Sizce Mini Cooper arabaları orijinal bir fikir mi? Ya da iPod? Peki ya Ebay? Hayır, hiçbiri orijinal fikir, yeni bir market, yepyeni bir ihtiyaç değil. Hepsi eski fikir, herkesin ihtiyaç duyduğu gereksinimleri karşılayan fakat sıra dışı hale getirilmiş, harika şekilde işleme konmuş, orijinal olmayan fikirler.

İşleme koymak konusunda verilecek en güzel cevabı bence CD Baby şirketinin patronu Derek Sivers veriyor yazısında:

* Kötü fikir = -1
* Zayıf fikir = 1
* Fena olmayan fikir = 5
* İyi fikir = 10
* Çok iyi fikir = 15
* Harika fikir = 20

* Fikri işleme koymama = $1
* Zayıf işlem = $1000
* Fena olmayan işlem = $10,000
* İyi işlem = $100,000
* Çok iyi işlem = $1,000,000
* Harika işlem = $10,000,000

Bir fikrin işlerliğini bulmak için, bu iki tablodaki rakamları birbiriyle çarpmanız gerekiyor.

Örneğin, işleme konmamış, harika bir fikrin değeri 20 dolardır. İşleme konmuş harika bir fikrin değeri ise 20,000,000 dolardır.

İşimiz İnternet. Peki bütün bunlar İnternet içinde nasıl işliyor? Öncellikle etrafınıza bir bakın! İşleme konmuş, iyi fikirlerin, kullanıcılarına, kullanım gruplarına bakın. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki İnternet'i en sık kullanan nüfus, yaşı genç olan nüfus ve işleyen fikirler ise, genç nüfusun günlük hayatında gerçekleştirdiği ve çoğumuzun görmediği (havadaki su) fikirler. Gençler sanal olmayan dünyada neler yapıyor:

  1. Birbirleriyle sohbet edip, arkadaş sahibi oluyor. Belirli bir grubun üyesi oluyor (MySpace, Facebook)
  2. Televizyon seyrediyor, kendilerinin videosunu çekiyor, film izliyor, bunları paylaşıyor (YouTube)
  3. Fotoğraf çekiyor, fotoğraflarını arkadaşlarıyla paylaşıyor, başkalarının fotolarına bakıyor (Flickr)
  4. Müzik dinliyor, indiriyor, satın alıyor (iTunes)
  5. Yemek yiyor, ısmarlıyor (yemeksepeti)
  6. İçki içiyor (Cork'd)
  7. Yazı yazıyor, günlük yazıyor (Technorati, Blogger, Blogcu)
  8. İnternet'te geziniyor, beğendiği siteleri diğerleri ile paylaşıyor (Digg, del.icio.us, StumbleUpon, Bildirgec, Google)
  9. Herhangi bir konuda fikirlerini diğerleriyle paylaşıyor (Vikipedi, Sosyomat, Ekşi Sözlük)
  10. Teknolojiyi takip ediyor (TechCrunch, Zamazingo)
  11. Bir şeyler satın alıp, satıyor (aklınıza gelecek her türlü e-ticaret sitesi)
  12. Emailleşiyor (Gmail)

Peki başka neler yapıyorlar? Yeni fikirler nerede? İnternet'in her geçen gün kalabalıklaşan genç grubu için başka neler yapılabilir? Sanal olmayan dünyadaki etkinlikler, sanal dünyaya nasıl aktarılabilir? Gördüğünüz gibi çoğumuzun üzerinde çok fazla düşünmediği fikirler yani herkesin yaptığı yeme-içme-gezme-eğlenme konusunda birçok fikir, işleme konmuş, başarılı bir şekilde İnternet kullanıcılarına hizmet vermeye devam ediyor. Acaba havada nem kaldı mı? Yoksa bütün bunlar yalnızca bir başlangıç mı?

Eğer aklınıza bir şeyler geliyorsa zaman kaybetmeden bunu işleme sokmanıza yardımcı olacak kişiler ile temasa geçin! Örneğin e-mbrio, Brightwell, i-Lab. Tabi eliniz bos gitmemek icin, Arda Kutsal'ın bu konuda yazdığı harika makaleyi okuduktan sonra. Kolay gelsin!

Şimdi gelelim yazının başında söz verdiğim ve aranızda birini milyonlarca dolar zengin edecek fikrimi sizinle paylaşmaya. Esasında bu fikir, eşim Jen ile Ankaralı dostumuz, yakın arkadaşımız Ron (Leblebicioğlu) Tickfer arasında geçen bir sohbet sonucu oluştu.

Hepimiz çok iyi biliriz. Türkiye'de milyonlarca kişiyi etkileyen ve dünyada, yalnızca Türkiye'de görülen bir hastalık, rahatsızlık var. Türkiye'nin coğrafik yapısı mı yoksa başka bir neden mi bilinmez... bu önü kesilmez rahatsızlık, Türkiye'de milyonlarca kişinin canını yakmakta ve binlerce işveren, çalışanlarının sırf bu rahatsızlık nedeniyle işe gelemeyeceğine dair sabahları telefon almakta. Nedir bu dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, yalnızca Türkiye'de görülen korkunç hastalık? Tahmin ettiniz! Evet, bu hastalığın ismi Cereyan Çarpması!

İşte size milyon dolarlık fikir eğer işleme geçirirseniz. Bir üretici firma bulup, onlardan seyyar klimaya benzeyen bir makine üretmelerini isteyin. Bu makine ses çıkarmak dışında hiçbir şey yapmamalı. Tek görevi, sanki içinden hava üfleniyormuş gibi bir ses çıkarmak olmalı. Makinenin üzerine ise büyük, mavi ve kalın bir yazı tipi ile "Cereyanlı Hava Stabilizasyon Makinesi" yazıp, satmaya başlayın. Türkiye'de, kanarya sahibi olanlar, çocuk sahibi olan anneler, babaanne ve anneanneler, yaz sıcağında arabanın camı kapalı yolculuk edenler, boyun tutulması yüzünden ise gitmeme oranı yüksek olan şirketler bu makineden ikişer üçer alacak. Şu an bu fikrin değeri Derek Sivers tablosuna göre 20 lira. Bu fikri 20 milyon yapmak sizin bu fikri işleme koymanıza kalmış! (Diğer 20 dolarlık fikirler arasında damar damar üstüne binmesini engelleyici krem ve terli terli su içmeyi sağlayacak özel sürahi de var.)

Dipnot: Fikirleri işleme sokmak işin yalnızca bir kısmı. Kullanıcınızı, müşterinizi memnun etmek ise, o fikrin, ürünün, şirketin geleceğini belirleyen asıl konu. Bu konuda canı yanmış Cisday'ın HP ile ilgili yazdığı yazıyı mutlaka okuyun.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 17:44 civarı yazılıp Web Sektörü, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | | |
 

Bu yazıya ait 26 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 27 Ekim 2006 18:04 tarihinde, Murat Durak demiş ki:

yazınızda sizin kadar harika tabi bazı ayrıntılar eksik gibi mesela burda yazan herkesin bir fikri algılayıp anlayıp idrak edip sonrada ona sponsor bulma gibi bir olayı sanırsamki %85 olumsuz bir durum kalan %15 ise imkanı varsa bile büyük ihtimalle uğraşamayacak kadar meşgul bazılarıda oldukça zengin kabul etsek Türkiye şartlarında bu tip fikirleri kaçımız hayata geçirebiliriz ??

2 27 Ekim 2006 18:22 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Esasinda yavas yavas gerceklesiyor bu fikirler Turkiye'de Murat. Ornegin webrazzi sitesi, bu fikirlerin hayata gecenlerinde bahsediyor. Kesinlikle tavsiye ederim.

3. | 27 Ekim 2006 22:29 tarihinde, Arda Kutsal demiş ki:

Tebrikler Mehmet, çok güzel bir yazı olmuş.
Ülkemizde girişimci beyinlere verilen desteklerin artması ile, ki artıyor, inovatif yatırımların her geçen gün yenilerinin haberini duyacağımıza şüphem yok.

4. | 28 Ekim 2006 2:57 tarihinde, emrah serdaroğlu demiş ki:

hocam yazınız bir kaya gibi sade ve sağlam... bana bir anımı anımsattı,gerçi tersbir örnek ama insanların palak fikir anlayışların da ki göreceliği gösteriyor. bir tanışım benle parlak hatta çok parlak fikrini paylaşmıştı, video kasetten CDye görüntü aktarımı... bunu 10 yıl önce deseydi oldukça zor ama bir okadar kazançlı olabilirdi ama bana söylediği yıl geçen seneydi ve bu sektör öldü diyebiliriz... benimle dalga geçmedi ciddiydi ve bunu ondan başka kimsenin düşünemediği sanrısına sahip ti ki, bende ise beynine giden kan miktarında bir fakirlik içinde olduğu izlenimi uyandırdı :) sanmak insanların düşeceği en büyük hataların belkide ilkidir... hele parlak bir fikrin esasında kömür karası olduğunu görebilmek de kar olabilir... bence bu kar ın miktarını algı zamanımızın kısalığı belirler...

5. | 28 Ekim 2006 12:14 tarihinde, kara demiş ki:

Cok guzel bir fikir! Sadece Turkiye`de tutar sanirim. Eskilerin tabiriyle "kurander" (courant d'air) Bu bir kurander-buster :)

6. | 28 Ekim 2006 16:37 tarihinde, Çağrı BALCI demiş ki:

Hocam 4 Yıl Önce Eniştemin Yaptığı Proje Aklıma Geldi Yazıdan . Uzun Düşünceler Sonrası Eski Bir Okul Servisinin İçini Boşaltıp Seyyar Kontörlü Telefon Yapılıyor. Herşey Hazır Olduktan Sonra İzin İçin Aydın Belediyesine baş Vuruluyor Yetkililer Seyyar Olduğu İçin İzin Vermiyorlar Ama Aslında Düşünün Dışardan Bir Cep Telefonunu Aradığınız Zaman Sabit Hattan Arama Yapıyorsunuz Ve Örneğin 1,95 YTL Tutan Tel Görüşmesine Adam Böyle Bir Bozuk Para Olmadığından 2 YTL Alıyor. Bu 0,5 Kuruş 1 Ay İçerisinde 200 YTL Para Ediyor ! Bilgisayar Programcısı Olduğu İçin Eniştem Bu Tip Paraları Yuvarlayarak İş Çalışanına Bırakmıyordu Ve Eğer 53XXX Numaralı Telefon Aranıyorsa Turkcell Hatlı Cep Telefonuyla Arayıp İki Kat Kimseye Zarar Vermeden Kar Ediyordu Eğer Piyasaya Sürebilseydiler Ortalama 3000 YTL Kar Geliri Olacaktı. Aletimiz Aydında Garajda Durmaktadır. 1000 YTL Aylık Zabıta Müdürüne Verirsek Piyasayada Sürebilecekmişiz Kısacası Vazgeçtik Ve Satılacak Türdende Birşey Değil Alet 10.000 YTl Zarardayız :)) Girişimci Arkadaşlara Tavsiyem Gece Uyumadan Önce PİNG Diye Aklınıza Gelen Fikirleri Türkiye ŞArtlarına Göre Düzenlemeleridir. Bol Gülmeli Günler :) Kolay Gelsin...

7. | 28 Ekim 2006 20:18 tarihinde, Atlıhan Dündar demiş ki:

Merhaba,
benim Göksel adındaki arkadaşımın parlak fikri şu idi: türk parası sıfırları atılacağı dönemde piyasaya bir çok bozuk para sürüleceği söylendi. Benim arkadaşta bozuk para şarjörü icat etti. Kısaca alet içine bozuk paralar yerleştiriliyor ve alttaki yay sayesinde bozuk paralar üstten tek tek alınabiliyordu.
Valla süper fikir demiştim duyduğumda. Şimdi Göksel arkadaşımın 1$'ı var. Bunu şu an piyasaya sürenlerin ise ne kadar vardır bilmiyorum. Burda her dolmuş benzeri araçta bunları kullanıyorlar.
:)

8. | 28 Ekim 2006 21:46 tarihinde, Bu yaz Saçlarım beyazladı demiş ki:

Sayın Hocam

İnternet ile içli dışlı biri olmama rağmen, Malesef Yazılım dilini bilmediğim için, İnternet alanında bir çok açık görmeme rağmen, bu konuda Elim kolu bağlı hiç ama hiç birşey yapamıyorum. Konu girişimcilik olunca, Bu yaz başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşmak istedim. Dedim ya yazılım bilmediğim için birşey yapamıyorum, Bu konud birşeyler yapamadığım için bildiğim alanda bir fikir bulup hemen uygulamaya geçtim. Sokakta mutlaka görmüşünüzdür. Çoğu Haşlanmış mısır satan mısırcıların arabaları o kadar berbat bir görünümdedir ki'! Çoğu insanın gidip o mısırcılardan mısır alıp, yemesi için midesi kaldırmaz. Bu fikirden yola çıkıp Türkiye'de bir eşi olmayan Paslanmaz krom çelikten üc Tarafı camlı Türkiye standartları üstünde bir mısır arabası yaptırdım. Daha ötesi Türkiye'de ilk kez bir marka (Deşifre olmamak için markayı yazamıyorum) ismi altında Haşlanmış ve Közlenmiş Mısır satan ilk ve tek mısırcıydım. Mısır seçimi ve Kullandığım su için hassasiyetimi anlatmama gerek yok sanırım. Tabi tüm bunları yaparken diğer mısırcılardan elbette ki farkım oluyordu. en nihayetinde yaptığım işin hakkını vermeye çalışıyordum, hal böyle iken karşılığınıda alıyordum zaten benimde istediğim buydu, yani bu doğrultuda fikri eyleme geçirdim. Buraya kadar herşey çok güzel değil mi?

Tüm bunlara rağmen, Vergiye tabi bir LTD. ŞTi'm olmasına rağmen, Bir çok yerel belediye'ye Resmi olarak dilekçeler ile başvurdum. Bana karşılığını (işgaliye) almak süreti ile yer verin. Bende, sizde devletimiz de kazansın diye. Şayet bana böyle bir imkan verilmiş olsaydı satış esnasında mutlaka fiş kesecektim. Hiç bir belediyeden olumlu bir yanıt almak bir yana, istanbulun bir ilçesinde iki ayrı zabıta komiserinden izin alıp, kira ödeyip pazarda açmış olduğum mısır arabamı bir başka zabıta komiseri 15. 20 sivil giyimli adamı ile gelip o güzelim mısır arabama el koydular, el koyma bir yana tam. 1.5 ay boyunca resmen çin işkencesi çektirdiler bana arabayı vermediler vs vs. bana yer yoktu, ama arkasında dayısı olup ensesi, kalın olan insanlar istanbulun göbeğinde (taksim istiklal caddesi) tezgah açıp o biçim satış yapıyorlar. aynı yer için ben başvurduğumda görevli kişi yüzüme gülüp bu işler böyle olmuyor demişti. yani demem o ki burası türkiye ne fikri ne girişimi!

İnternet dışı bir konu ama, konu fikir ve girişimcilikle ilgili olduğu için başımdan geçenleri sizinle paylaşmak istedim.

Buna ne dersin hocam?

9. | 29 Ekim 2006 14:04 tarihinde, googlewillbemine demiş ki:

cereyan çarpması fikri bayaa güzelmiş iyi paralar kazanılabilir.

10. | 29 Ekim 2006 17:40 tarihinde, volkan karakuş demiş ki:

Mehmet hocam yine çok güzel bir makale ile karşılaştım sitenizde.

Konu yeni fikirler olunca insan ister istemez bazı yanılgılara ve çelişkilere düşüyor. Şu anda sizin yazmış olduğunuz yazıyı tamamiyle Web ortamı üzerinde düşündüm ben. Bu konuda da haksız sayılmam çünkü zamanının büyük bölümünü internette geçiren bir insanım. Fakat parlak fikirler konusunda vereceğim bir örnek var. (örnek içeriği sanırım biraz kötü fakat kesinlikle bir "parlak fikir" olduğuna inanan arkadaşım bu konuya çok gönül verdiğinden aktarmak istiyorum, bazen insanoğlu neler neler düşünebiliyor)

Geçtiğimiz yaz ayında evimize bir arkadaşımız ziyarette bulundu. Bu arkadaşımız hali hazırda Grafik Tasarım alanında çalışan bir BT'ci. Bende web tasarımı ve internet ile uzak yakın alakalı olduğum için birçok konuyu veya "fikrini" benimle paylaşmakta bir mahsur görmüyordu. Derken bana birgün "Volkan önceleri aklımda bir e-kitap sitesi oluşturmak vardı ama ondan vazgeçtim (pekte parlak olmayan bir fikir değil mi? Google e-kitap siteleriyle dolu) şimdi aklıma yeni bir fikir geldi. Bir "Ji...olo" sitesi açacağız. Burdan insanlara ihtiyacı olan kişilere hizmet vereceğiz. (Örnek çok uç oldu biliyorum ama arkadaşımın inanmışlığını size aktarmam gerekiyor, hele ki tamda bunun üstüne bir yazı bulmuşken AltıÜstüTasarım'da) Başta duyunca şok oldum, nasıl olabilir ki böyle birşey diye sordum soruşturdum. Fikirlerini öğrenmeye çalıştım. "İnternet ortamında çok sağlam bir altyapı ile site kuracağız daha sonra ilgilenenleri kayda alıp onlarla görüşeceğiz" diyordu.

İnanın arkadaşımın gözlerine bakarken o "fikre" ne kadar inanmış olduğunu gördüm. Zira konu çok abzürt ve uç olmasına rağmen hiç gülmeden yoksunmadan düşüncelerini anlatıyordu. Sanki kendi kendini böyle birşeyin gerçekten olabileceğine inandırmıştı.

Yazınızda bahsettiğiniz ve yorumcu arkadaşlarımın katkıları üzere bir "parlak fikrin" uygulamaya geçirlmesi için kesinlikle ve kesinlikle Yurdum Şartlarının göz önüne alınması gerekiyor. Yoksa günün birinde bir arkadaşınız size "Şu siteyi açalım bunu yapalım" nidalarıyla gelip yardım isteyebilir. Böyle bir durumda Girişimcilik ve Risk alma paritesinden çok bizi Ülke şartları ve Gerçekleştirilebilirlik ilgilendiriyor.

Yazılarınız ve başarılarınızın devamını diliyorum...

11. | 29 Ekim 2006 18:13 tarihinde, alp demiş ki:

Ülkemde küvez olmadığı için erken doğan bebeklerin öldüğü bir ortamda açıkcası güzel fikrimi de "yeni şeyler başımıza çıkarma" denilerek ellerinin tersi ile ittiriliyor.
Geçenler de youtube.com sitenin bir evin garajında başladığını öğrenince yanımdaki stajyer öğrencilernden biri "-babam garajda iki arkadaşımla böyle bir şey yaptığımı öğrenseydi,sopa atardı garajdaki arabayı çizeceksiniz." diye dedi.
Doğruydu,haklıydı.Çünkü cidden bu ülkede yeni fikirler,eğer mafyavari bir arkanız yoksa ve kuralsız birşeyler yapacaksanız çok değerli oluyor ama vergi vereceğim yeni birşey ürettim derseniz bir işe yaramıyor.Nereden mi biliyorum?Geçen yıl su mataralarına,damacanalarına,araba su depolarını soğutan/ısıtan bir devre tasarlayıp Çin'li bir fabrika ile üretimde anlaştık ve Türkiye'ye getirmeye karar verdik.Bakanlığa gerekli ücretleri(dosya arası) vermediğimiz ve hakkımız ile tasarladığımız şeyleri satmak istediğimiz için izin verilmedi ve üretim malları Çin'de kaldı.Şu anda Çin üzerinden farklı ülkelere satışı gerçekleştiriliyor ve neredeyse her ay oraya gidip satışları denetliyoruz.Saçma ama ülkeme sokamadığım ürünlerimi Amerika'ya güle oynaya satıyorum.İleride Amerika'dan çantasında benim ürünlerimi ülkeme getirip %250 fazla kâr ile satanlara ne denir bilemiyorum...!

12. | 29 Ekim 2006 23:55 tarihinde, anonymous demiş ki:

Youtube 11.5 milyon dolar sermayeyle kurulmuş böyle desteği nereden bulacaksınki Türkiyede

13. | 31 Ekim 2006 10:29 tarihinde, Zerhan AYAZ demiş ki:

Mehmet bey yazınızıı okudum ve sizi tebrik etmekk istedim.Yazınısı okuyupta hayatlarında birkezde olsun bu tarz girişimcilik deneyimlerine kapılan,parlak fikirlerii olupta aslında bunun büyük bir gaflett olduğunu düşünüp artık kendilerini yeni fikirlere kapatan arkadaşlarında yorumları gerçekten çok güzel.Buradan onlara bir tavsiye asla vazgeçmesinler.Hayatlarını çok da fazla yörüngesinden kaydırmadan ve kayıpları büyük olmamak kaidesi ile bence fikir üretimlerine devam etsinler elbet sonunda başarıya ulaşılacaktır.Hayat tecrübe edildikçe anlam kazanan,anlam kazandıkça yaşanası bir hal alan uzun ve meşakkatli bir yolculuktur.Herkeze yolculukları sırasında mümkünse kara yolunuu tercih etmelerini tavsiye edebilirim,keza hava yolu ile ilerler ve çokk uçarsanızz bu yolculuğun erken bitme olasılığı daha yüksek olacaktır.Kara yolunda hiç değilse ayaklar yere basmaktadır.Herkeze iyi uçuşlar fazla yükselmedenn tabikii.Herzaman tedbirli ve hazırlıklı olun

14. | 31 Ekim 2006 10:48 tarihinde, Zerhan AYAZ demiş ki:

Mehmet bey yazınızıı okudum ve sizi tebrik etmekk istedim.Yazınısı okuyupta hayatlarında birkezde olsun bu tarz girişimcilik deneyimlerine kapılan,parlak fikirlerii olupta aslında bunun büyük bir gaflett olduğunu düşünüp artık kendilerini yeni fikirlere kapatan arkadaşlarında yorumları gerçekten çok güzel.Buradan onlara bir tavsiye asla vazgeçmesinler.Hayatlarını çok da fazla yörüngesinden kaydırmadan ve kayıpları büyük olmamak kaidesi ile bence fikir üretimlerine devam etsinler elbet sonunda başarıya ulaşılacaktır.Hayat tecrübe edildikçe anlam kazanan,anlam kazandıkça yaşanası bir hal alan uzun ve meşakkatli bir yolculuktur.Herkeze yolculukları sırasında mümkünse kara yolunuu tercih etmelerini tavsiye edebilirim,keza hava yolu ile ilerler ve çokk uçarsanızz bu yolculuğun erken bitme olasılığı daha yüksek olacaktır.Kara yolunda hiç değilse ayaklar yere basmaktadır.Herkeze iyi uçuşlar fazla yükselmedenn tabikii.Herzaman tedbirli ve hazırlıklı olun

15. | 31 Ekim 2006 15:29 tarihinde, muhammet demiş ki:

Yazı süper.Mehmet bey daha da süper.
Onu bunu bilmem Forbes,Yeni para gibi dergilere verdiğim paralara bakıyorumda acıyorum.Alın size okka gibi oturmuş yazılar.
Siz bu tarz yazılarınızı çoğaltın bir e-dergi yapın ben ayda 10 ytl vermeye razıyım.

16. | 01 Kasım 2006 17:35 tarihinde, BURAK AKASLAN demiş ki:

Dayıcığım makalen çok şahane hayatımda böylesine muhteşem makale görmedim .Dayıcığım kendine iyi bak .

17. | 02 Kasım 2006 11:13 tarihinde, ihtiyarus demiş ki:

Temiz Kalem Ustası Kardeşim.
Yazılarını her zaman zevkle okuyorum. Ara sıra hasbel kader senin sayfalarını milletin gözüne sokmak için senin yazılarına da değiniyorum. Sana ilginç fikirlerin yayınlandığı bir yer tarif edeyim baka istersen. Belkim biliyorsundur zaten ama ben yinede adresi yazayım http://www.jiklet.com/ . Beni gecenin 4 ünde gülümsettin. Yazmaya devam et. Sakın birdaha hastalanma. Kendine iyi bak. Sana ihtiyacımız var. Sevgiyle kal genç yakışıklı vede zeki kardeşim. Bu arada ELOY un yazısınıda aynen yayınladım.Hoşcakal....

18. | 02 Kasım 2006 22:36 tarihinde, GirisimciInsan demiş ki:

Benimde bir projem vardı şöyle ki; alektrik işi ile uğraşmaktayım ve yakın zamanda çok sayıda jeneratör ithal edeceğim. Peki bu kadar ürünü nasıl satacağım?

Özellikle işyerlerinin olduğu bölgelerdeki gündüz saatlerindeki elektrik kesintisinin artışı ve yerleşim yerlerindeki akşam saatlerindeki elektrik kesintisinin sık yaşanması bu ürünlerinin satış hızını artıracak.Bunun için Tedaş elektrik idaresinde bir yetkili ile anlaşmam gerekebilir. Ama bu fikri anlattığım insanlar çok beğendiler. Siz ne dersiniz Mehmet Bey ?

19. | 03 Kasım 2006 12:29 tarihinde, Erinc demiş ki:

Makina muhendisi arkadaslarla gorustum.
"Cereyanlı Hava Stabilizasyon Makinesi" muhendislik olarak yapilabilir bir aletmis. Patent basvurusunda bulundum, gec kaldiniz arkadaslar.

20 03 Kasım 2006 17:21 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Tebrikler Erinc. Benim royalty ceklerimi yollarsin bir ara.

Bu arada Erinc'den duydugum kadariyla, cihazin imalatlari baslamis. Hatta Erzurum Kanarya Severler Dernegi, venture capital olarak Erinc'e 10 milyon dolarlik kitlama sekeri vermis haberleri bile cikti Arda'nin Webrazzi sitesinde.

21. | 04 Kasım 2006 11:35 tarihinde, fatih demiş ki:

etkileyici ve ateşleyici bi yazı... yani:
harika bir fikir:)

22. | 05 Kasım 2006 22:35 tarihinde, Mehmet Gen. demiş ki:

Biz boyle bir fikirle yola ciktik ve sonucta sponsor da bulduk .www.amerikadaniste.com sitemizi hayata gecirdik. Sponsor dunyanin oteki tarafindan ama zaten bize de okyanusun oteki tarafindan sponsor gerekiyordu. Orada olaylar burdankinden farkli gerekli is planinizi (business plan) yapip bazi adimlari atip gelecekte basari olasiligini gercekti olarak ortaya koyarsaniz sermaye sahiplerinin yatirimlarini cekebiliyorsunuz.

23. | 07 Kasım 2006 23:35 tarihinde, ismail k demiş ki:

Havadaki su metaforu akılda kalıcı, en etkili ve başarılı fikirler çoğu zaman en basit olanlar.

Hergün içinde yaşadığımız konvansiyonel yaşam/iş yapma/eğlenme/sosyalleşme yollarını iyi analiz ederek internet ortamında buların yeniden üretimi (reproduction yada reflection) sağlanabilir.

İyi bir fikir sizi hayatta başarılı kılar mı? Kılmaz kesinlikle. Başarılı bir iş girişimi iyi analiz, öngörü, planlama, hesap vs. gibi daha pek çok parametreye bağlıdır, ama başlangıç için iyi bir fikir hayat kurtarır.

İş fikri bulma ve bu fikir üzerinden eyleme geçme noktasındaki arkadaşlara sevgili Burak Büyükdemirin blogunu da favorilerine eklemelerini öneririm.

Sevgiler

24. | 10 Kasım 2006 10:08 tarihinde, 1 Deli demiş ki:


Bir Tahta Kurusu Ailesi ile yaşadığımdan beri..Fikr-i denizlere uzak düşer oldum.

Tesadüf eseri, tasarimci çok çalışan karınca arkadaşım favorilerime bir site ekledim dedi.

Baktım!


"Birbirleriyle sohbet edip, arkadaş sahibi oluyor. Belirli bir grubun üyesi oluyor (MySpace, Facebook)
Televizyon seyrediyor, kendilerinin videosunu çekiyor, film izliyor, bunları paylaşıyor (YouTube)
Fotoğraf çekiyor, fotoğraflarını arkadaşlarıyla paylaşıyor, başkalarının fotolarına bakıyor (Flickr)
Müzik dinliyor, indiriyor, satın alıyor (iTunes)
Yemek yiyor, ısmarlıyor (yemeksepeti)
İçki içiyor (Cork'd)
Yazı yazıyor, günlük yazıyor (Technorati, Blogger, Blogcu)
İnternet'te geziniyor, beğendiği siteleri diğerleri ile paylaşıyor (Digg, del.icio.us, StumbleUpon, Bildirgec, Google)
Herhangi bir konuda fikirlerini diğerleriyle paylaşıyor (Vikipedi, Sosyomat, Ekşi Sözlük)
Teknolojiyi takip ediyor (TechCrunch, Zamazingo)
Bir şeyler satın alıp, satıyor (aklınıza gelecek her türlü e-ticaret sitesi)
Emailleşiyor (Gmail)"

12 site sayılmış bu güzel

Altına not düşülmüş.

Peki başka neler yapıyorlar? Yeni fikirler nerede? İnternet'in her geçen gün kalabalıklaşan genç grubu için başka neler yapılabilir? Sanal olmayan dünyadaki etkinlikler, sanal dünyaya nasıl aktarılabilir?..

Cevap aslında kendinde..

İhtiyaçlar! hissettiği yerde patlatıyor kendini...

25. | 15 Aralık 2006 17:35 tarihinde, maximreality demiş ki:

Bu güzel yazı için teşekkürler. Benim de diğer arkadaşlar gibi anılarım depreşti. Ev arkadaşımın 2001 yılında şöyle bir fikri vardı: "Lanet olsun bu cross kabololara, abicim taktın prize kabloyu, yetti bitti. O kablo üzerinden her türlü veri alış/verişini yapacaksın. İstediğin yere götür pc' yi. Tak çalıştır bitti gitti. Hatta varya sayaç numaranda ip adresin olsun" tabi bu son kurduğu cümleyle bir feci bir şekilde dağıldık.

26. | 19 Aralık 2006 10:57 tarihinde, seckal demiş ki:

Bizim uşaklar da beleş enerji üretme makinasını icat ettiklerini söylüyorlar. Ama bir türlü patenti paylaşamadılar. Kavga çıkacak sonunda.

Buyrun beleş elektrik: http://www.youtube.com/watch?v=_9ak7iiYwVQ


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?