ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Denizyıldızı Sistemler: Yeni düşünce yapısı

16 Ekim 2006

Şu an, bir değişim döneminin kapısındayız. Bu değişim dönemi, bir zamanlar demokrasinin oluşumu nedeniyle gerçekleşen yeni sistemin, devlet ekonomileri üzerinde yaptığı etkinin aynısını, şu an web üzerinde, websiteleri, İnternet kullanıcıları ve şirketler üzerinde gerçekleştiriyor. Bu yeni sistemin öğeleri, özgürlük, esneklik, yaratıcılık, merkezi sorumluluktan uzaklaşma (decentralization adem-i merkeziyet) ve motivasyon. Öylesine bir döneme giriyoruz ki, websitelerindeki işleyiş modeli, merkezden yönetilen, kullanıcılara ne yapması gerektiğini dikte ettiren bir sistemden; sorumluluğu, içeriği ve veriyi, kullanıcının eline veren bir modele doğru ilerliyor. Fakat bütün bunların işleyişini sağlayan, bir nevi çarkı döndüren sıvı, sanıldığının aksine teknoloji değil; kullanıcıların, bu sistemden belirli bir fayda sağlaması, bu faydayı sağlarken yaşadığı deneyimin kaliteli olması ve sistemin merkezi kontrolden uzak olması. Zaten bu nedenle, bloglar, Vikipedi, MySpace ve diğer birçok –adına Web 2.0 denen- siteler, dünyadaki en popüler ve/veya en çok kullanıcıya ve ziyaret oranına sahip siteler arasında yer alıyor.

Örneğin Vikipedi. Bugün, İngilizce Vikipedi'de yaklaşık 1.5 milyon konu hakkında yazı var. Bu, en popüler geleneksel ansiklopediden bile yüzde 95 daha büyük bir oran. Vikipedi'nin bugün, 1.5 milyon konu haline gelmesini sağlayan tek şey, İnternet kullanıcıları. Yani, isteyen herkes, istediği herhangi bir zamanda, istediği herhangi bir konuyu yazabiliyor, değiştirebiliyor ya da yepyeni bir konu ekleyebiliyor bu ansiklopediye. Hem de tek bir kuruş para almadan. Vikipedi, bu bahsettiğim yeni dönemin bütün karakteristik özelliklerini taşıyor: özgür, yaratıcı, esnek, merkezden uzak ve katılımcılığa motivasyonu yüksek.

AKRAN MODELİ

Peki nasıl olurda, binlerce kişinin, birbirinden habersiz ve bağlantısız bir şekilde oluşturduğu böyle bir sistem birçok kişi tarafından referans maddesi haline gelir? Bu sistemde çalışan çok önemli bir kontrol metodu var. Bu sistemin islemesini sağlayan, güvenirliliğini artıran en önemli neden "akran modeli" (peer modeli). Akran modelini kullanan birçok sistem var aslında. Örneğin, Google. Google'un sonuçlarının kalitesi, tamamen bu model üzerine kurulmuş durumda. Cici adı PageRank ama arkasında yatan model, sizin sitenize link veren akranlarınız. Ne kadar çok link alıyorsanız, bu demektir ki siteniz, akranlarınız arasında o kadar popüler ve bu da demektir ki siteniz, akranlar arasında olmayan bir kişi için de gayet verimli bilgiler içeriyor.

Vikipedi'de bu sistemi kullanıyor. Eğer herhangi bir konuda yanlış, tartışılır bir yazı yazdıysanız, bunu akranlarınız görüyor ve bu bilgiyi öncellikle tartışma sayfasında diğer akranlarıyla tartışıyor ve daha sonra akranlardan biri, bu bilgiyi düzeltiyor.

Bu sistem, geçenlerde Nobel Barış ödülü alan ve benim kendisini ve isletme modelini uzun suredir takip ettiğim Muhammad Yunus'un bankası Grameen Bank içinde geçerli. Grameen Bank, krediye ihtiyacı olan kişilere mikro kredi veren bir banka. Müşterileri, normal bir bankanın kabul etmeyeceği insanlar. Çoğu yoksul, isleri yok, teminatları yok. Grameen Bank, kredi vereceği kişileri, küçük gruplara koyuyor ve verdiği kredinin geri ödenebilme ve takibini, krediyi alan kişinin akranlarına veriyor. Yani akran kontrolü.

AES şirket 2004 yılında 8 milyar dolar cirolu enerji sektöründe çalışan bir şirket. Bu şirket içindeki kararları büyük göbekli, saçı dökülmüş, cebi dolgun şirket yönetim kurulu vermiyor. Örneğin bundan 4 sene önce, şirketin en büyük yatırımlarından birini, AES şirketinde yalnızca 2 sene çalışmış olan, CEO ile tanışmamış bir orta düzey yönetici yaptı. Milyar dolarlık nükleer santral alım kararını vermek için merkezden uzak bir yöntem izleyen bu şirketin en büyük kontrol aracı, yine akran sistemi ve akran tavsiyeleri. Şirkette bir karar vermek için onay almak gerekmese bile, bir karar vermek için akran tavsiyesi almak gerekiyor.

DENİZYILDIZI KÜLTÜRÜ

Örneklerin sayısını uzatmak mümkün. Ama, web 2.0'de olan gelişmelerin anatomisini açıklayan çok güzel bir kitabın örneğinden alıntı yapmak istiyorum. Bu kitabın ismi The Starfish and the Spider

Eğer bir örümceğin bir ayağını keserseniz, yedi ayaklı, sakat bir örümcek elde edersiniz. Eğer kafasını keserseniz, örümceği öldürürsünüz. Fakat eğer bir denizyıldızının kolunu keserseniz, bu denizyıldızı yalnızca kolunu yenilemekle kalmaz, hatta kestiğiniz koldan tamamen yepyeni bir denizyıldızı ortaya çıkar. Denizyıldızı bu inanılmaz biyoloji olayı gerçekleştiren sayılı canlılardan biridir çünkü, örümceğin tersine, denizyıldızında merkez yoktur. Merkezi bir yönetim de yoktur.

Aynı doğada olduğu gibi, ekonomik ve politik yaşantımızda da denizyıldızları vardır. Denizyıldızları, bir lider oluşturma, hiyerarşik bir düzene sahip olma gibi bir sorunları ya da kaygıları yoktur. Fakat bu sistemler, kaotik kalitesine rağmen, birçok düzenden bile daha güçlü oluşumlardır.

Web 2.0 içinde başarılı şekilde hayatlarını sürdüren sitelerde birer denizyıldızı. Herkes özgür, merkezi yönetimden uzak, katılımcı. Eğer yüzlerce kullanıcı giderse, yerine binlercesi geliyor. Sisteme katkısı olan o eski yüzlerce katılımcı kullanıcının katkıları, yeni binlerce kullanıcının sistemden aldığı faydayı ve katılımcılığı artırıyor. En önemlisi, bu sistemin kullanıcılarının birbiri ile olan ilişkisi zayıf ama beraber oluşturdukları sistem, birçok merkez yönetimli, özgür olmayan sistemden daha güçlü, daha kuvvetli.

Artık bu yeni dönemde şirket tarafında üretilmiş içerik yerine, kullanıcı tarafından üretilmiş içerik var. Bu yeni sistemde özel standartlar ve kapalı veriler yerine, açık standart ve açık veriler var. Sıkı şekilde yönetilen kullanıcı ve arayüz yerine, kullanıcıların oluşturduğu arayüz ve akran sistemi var. Yani yaratıcı düşünce, özgür sistemler kuruyor; özgür sistemler, katılımı ve katılımcılığı getiriyor; bu katılımlar, merkezden uzak bir yöntem olan akran sisteminin çalışması ile doğrulanıyor ve böylece hem sistemin kullanıcıları, hem de sistemin dışındakiler bu sistemden fayda sağlarken, kaliteli bir sanal deneyim yaşamış oluyorlar.

Zaten bu nedenle Web 2.0'yi tanımlamak güç. AJAX değil, teknoloji değil, büyük font değil. Belirli bir standart ya da tasarım sistemi yok. Yani Web 2.0'yi yöneten teknoloji değil, yeni düşünce yapısı ve göreceksiniz ki bu düşünce yapısı ile yakında yüzlerce, binlerce denizyıldızı üreyecek. Zaten halihazırda onlarca denizyıldızı var. Bu yeni düşünce yapısı, şimdiden birçok şirketi, websitesini hatta gelecekteki isletme modelini bile şekillendirmeye başladı. Bize, eskiden oturduğumuz arka koltuktan kalkıp, sürücü koltuğuna geçip, bu zevkli yolda manzarayı seyretmek düşüyor sanırım.

dipnot: Bu haftanin Pazarlama Bloglari Karnavali Molaverrahatla- Arzu Cihangir'in sitesinde.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 22:02 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Web Sektörü, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | | | |
 

Bu yazıya ait 16 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 16 Ekim 2006 22:35 tarihinde, eXSoRs demiş ki:

Web 2.0 nin ne olduğunu çok iyi anladım. Teşekkürler..

2. | 16 Ekim 2006 23:23 tarihinde, Ali sancı demiş ki:

Elinize sağlı...Bakış açımı genişletti...

3. | 16 Ekim 2006 23:10 tarihinde, Enes Reyhan demiş ki:

Eline sağlık Mehmet abi. Güzel bir makale olmuş. Web 2.0'ın anlattığınız dışında başka artı ve eksileri neler olabilir? Web 2.0 sadece arka koltuktan sürücü koltuğuna geçmek mi olacak?

4. | 17 Ekim 2006 0:10 tarihinde, Alemşah Öztürk demiş ki:

Selam Mehmet,

Bu yüzden tüm bu web 2.0 tantanasına başta "user generated content" > kullanıcı kaynaklı içerik, demediler mi ? Aslında dediğin gibi birçok noktadan oluşan büyük bir resim bu aslında, ve her nokta kendi başına yeni bir resim yaratma gücüne sahip, web 1.0 a baktığımızda bir noktadan > cogul noktalara tek yönlü bir dagıtım vardı, simdi ise her noktanın digerinin farkında oldugu ve üstelik iletisim ve paylasım yasadıgı bir yapı var... Güzel olacak hersey :)

5. | 17 Ekim 2006 3:44 tarihinde, Hasan demiş ki:

Yenilenen düşünce Maslow'un hiyerarşik düzeniyle de örtüşmekte gibi. İnsanlar nette gezinirler, bakınırlar.. Beğendiklerine, kendi fikirlerine uyanlarına üye olurlar, aidiyet hislerini tatmin ederler. Yorumlarda bulunurlar; bu bir bakıma sosyal hayattaki hareketlerini sanal ortamda sergilemedir. Saygınlık ararlar >> Akranlarının "nası bilirsiniz?" sorusuna cevaplarında, gelip bu yazıya yorum yazmalarında.. Kendini kanıtlamak ister, ben de varım der bi blog açar, site yapar, projelerini sunar.
Bunların hepsini topladığımızda bireyselleşme olayı çıkar belki. Olan biten sizin etrafınızdadır, hayatınızı kontrol etmek istersiniz, keyfi olarak davranırsınz. Sistemden, standartlardan bıkmışsınızdır. Bir şeylerin şeklini şemalini siz verirsiniz yeni yapıda. Onun için güzeldir zaten...

6. | 17 Ekim 2006 9:51 tarihinde, gCg demiş ki:

Aslında kullanıcı bazlı bir site yaparken yukarda bahsedilen web2.0 ve kullanıcıların kendi kendilerini idare ettikleri bir site ortaya çıkarmak site sahibleri bazında da bir çok sıkıntıyı ortadan kaldırıyor. Ve moderasyon vs için harcanan emeklerde minimuma iniyor.

7. | 17 Ekim 2006 10:35 tarihinde, Cagatay Karabulut demiş ki:

Cok guzel bir yazi, elinize saglik.

Atina Perikles donemi demokrasisini dusununce yurttas/vatandas kulturunun sehrin hem islevsel ogelerine, hem goruntusune hem de yasam kalitesine nasil olumlu bir katkisi oldugunu arkeolojik veriler ile gorebiliyoruz. Bu noktada Web 2.0'da bizim kullanici dedigimiz (sanirim Web 2.0 ile bu kullanici terimini de gozden gecirmemiz gerekecek) internet yurttaslarinin/vatandaslarinin olumlu katilimciligi ile web sitesi dedigimiz internet alanlarini da sanal yasam kulturu acisindan gelistirecegine inaniyorum. Nasil demokrasinin icinde sehirli olmanin bilincine ulasmis insanlarin geri bildirimleri yasadiklari sehirlerin yasam kalitesini yukseltebiliyorsa ayni sekilde bir web sitesinin de tamamen kullanici deneyimleri ile sekillenebilecegine ayni sizin gibi inaniyorum. Birakalim site sakinleri kendi demokrasileri icinde kendi sitelerini sekillendirip kendi internet kullanim ve yasam kalitelerini yukseltsinler diyelim.

Teskkurler..

8. | 17 Ekim 2006 19:46 tarihinde, dorukan demiş ki:

ben sizin sitenizi çok beğendim.çok güzel yazılar yazmışınız elinize sağlık bu yazılar kuş beslemiyenleri harekete geçirebilir.internet sayfasını süslendiriyor

teşekkürler

9. | 19 Ekim 2006 11:09 tarihinde, nasli06 demiş ki:

Web 2.0 için net bir tanımla bulmak çok zor. Sagolun Hocam bu yazı Web 2.0 mantığını gayet güzel ortaya koyuyor.

Kullanıcılar açısından katılım ve paylaşım olmadan gelişme ve benimsemede olmuyor zaten.

10. | 20 Ekim 2006 12:37 tarihinde, Barış UĞUR demiş ki:

Demokrasi benzetmesi üzerine, Web 2.0 anlayışının da getireceği yan etkilerden bahsetmek gerekir. Web 2.0 anlayışının, yeni bir iletişim metodolojisi olduğunu, ve bu özelliği ile yeni bir devir açtığı şüphesiz, ancak bu anlayışın doğası gereği uygulanabilirlik alanlarının ve yöntemlerinin doğru tespit edilmesi gerekir.

Vikipedi'nin kurucularından Larry Sanger'ın yeni projesi olan "Citizendium" 'da tam bu noktada bir eleştiri getiriyor sanırım. Bireysel girişimlerle yaratılan bilgi çokuluğunun yanında güvenilir bilgi, doğru bilginin eksikliğine dikkat çekiyor.

Özgürlük, eseklik, yaratıcılık, merkeziyetçi sorumluluktan uzaklaşma ve motivasyon ifadeleri; uygulamanın doğasına göre belli bir kural ve yöntemler içersinde sağlanabileceğini düşünüyorum. YouTube, telif hakları konusunda akılı bir çözüm bularak kimi olası sorunlarını haletmiş gözüksede; bireysel katılımlar sonucu oluşabilecek yasal sorunları da göğüslemek zorunda. Kuşkusuz diğerleri de...

11. | 26 Ekim 2006 2:58 tarihinde, Cem Ozturk demiş ki:

" Zaten bu nedenle Web 2.0'yi tanımlamak güç. AJAX değil, teknoloji değil, büyük font değil. Belirli bir standart ya da tasarım sistemi yok. Yani Web 2.0'yi yöneten teknoloji değil, yeni düşünce yapısı.. "

Eğer ki web ne zamandir var sorusuna yahoo.com'dan itibaren diye cevap verenler varsa bu soylevleri mantikli bulabilirler lakin bastan asagi hatali bir bakis acisi.

Cunki, deniz yildizi diye adlandirdiginiz etkilesim metodu gopher adreslerinden, arpanet, Usenet, Bitnet news grouplarina kadar "networklerin networku" -> Interneti olusturan ana faktordur.

"Kartvizit coplugu internet" durumu sadece ama sadece teknolojinin toplumlara inmesiyle beraber bir bocalama surecidir. Ve bu surecin gecmekte oldugunu, belirttiginiz gibi "Ana fikrin" beden buldugunu goruyoruz.

Ajax ve turevi teknolojiler, toplumlara "etkilesimli bilgi yumagi" kurma yetkisi vermektedir. Kimsenin bu tur uygulamari gelistirmek icin artik MIT engineer olmasina gerek yoktur. Ve bundan dolayidir ki, WEB2.0 -> tamamen teknolojinin gucudur.

Evet WEB2.0 urunlerinin tetikledigi, bir uyanistir, bocalama devrinin bitisidir, ilk zamanlarda Internetten istenilen tekrardan arz edilmesidir.

Velhasil, WEB2.0 bir teknoloji gucudur.

iyi calismalar dilerim.

12. | 26 Ekim 2006 2:37 tarihinde, Cem Ozturk demiş ki:

Eklemek isterim ki turkceyi sizin kadar iyi kullanamadigimdan dolayidir ki belki ne demek istedigimi tam anlatamamis olabilir. Nede olsa bir yazilimci olarak edebi betiklerle degilde sayisal terimler ve algoritma ile yillarimi harcamis biriyim.

Ama buradan arkadaslara seslenmek istiyorum, lutfen ama lutfen -yazar beyfendinin diger yazilarinda tanimaladigi gibi- evet bir cep telefonun artik teknolojisinden ote kilifi , dizayni vs onemlidir ama "teknolojisi" olmadan girisilecek islerde mundar urunlerden baska getiri yakalayamacaksiniz.

Isin teknolojisi ile alakadar objektif makaleleri lutfen duzenli olarak takip ediniz, uc harfli teknolojik terimleri lutfen iyi biliniz ve gelismelerden kesinkez haberdar olunuz, web uygulamalariniz icin paralel / seri guvenlik ve performans modellerinizi gelistiriniz. Piyasadaki hakim teknolojileri red ediniz, standartlari yikiniz ve uluslar arasi teknoloji firmalarinin balon reklamlarindan ote isin ozune ininiz..

Artik Turkiye'de bir tane daha ailenin salt cocuklarina bir gelecek icin, varini yogunu "bilgi adam" gibi balon kurumlara vermesini duymak/gormek istemiyorum..

Artik, insanlarin herhangi bir proses icin binlerce dolari yurt disindaki yazilim firmalarinin urunlerine vermelerini istemiyorum..

Artik bilisim teknolojilerinde ki cehaletimizden dolayı "gencligimizin kullanilmasini" red ediyorum.

Son soylecegim, korkmayin, urkmeyin o buyuk buyuk firmalarin enterprise solution kitlerinden, en zor zannettiginiz uygulamalar icin, sifir ytl odeyerek internetten nasil yapilacagini ogrenebilir, ve gene sifir ytl vererek gerekli araclari internetten edinebilirsiniz. Sadece cesur olun, ve zaman kaybetmeden baslayin..Direk icine "core point" e atin kendinizi, bocalayin dusun kalkin binbir cesit hata ile karsilasin ama yilmayin..

Basaracaksiniz. Kimseye ve kimselerin urunlerine "bagli" kalmadan...

tekrar iyi calismalar dilerim.

13. | 13 Kasım 2006 0:38 tarihinde, ismail k. demiş ki:

Amerika'lıların pazarlama yeteneklerini hep sevmişimdir. Falan 1.0, Hiper 1.1, Süper 2.0, Omo Ultra system, Mega Süper System, New, Newest, Hot, Hottest, Free, Two in one, all in one ... :) Birisi podcasting der, diğeri aynı sistemin görüntülü haline videocasting der. Yeni olduğunu vurgulamak, farklılaşmak için hergün aynı şeylerin boyanıp önümüze konduğu bir toplumda yaşıyoruz zaten.

Ben yaşım itibariyle internetle beraber büyüdüm. Hayatı tanımaya başladığım dönemler internetin de ülkemde yavaş yavaş şekillenmeye başladığı dönemlerdi. 1994 rocketmaili hatırlarım, 1999-2000 hotmail, yahoo, 2001 "dot gone"lar ve 2005 web 2.0.

Dönüp baktığımda değişen birşeylerin olduğu kesin. Ancak nelerin değiştiği konusunda yeterli analizin yapılmadığını düşünüyorum.

Bugün insanlar 2.0 ile ilgili konuşurken RSS'ten, Ajax'tan, CSS tabanlı tasarımlardan, katılımdan, tag bulutlarından, Wiki'lerden bahsediyor. Eğer bütün hikaye buysa ben size herkesten önce web 2.0'a Türkiye'de geçtiğimizi söyliyeyim. İndirgec ilk JS tabanlı reader'dır, Bu AJAX kısmı için, indirip inceleyin kodlarını :). Yada CSS tabanlı tasarım, ismailk.net, 2001'de css tabanlı tasarıma geçti. sanıyorum, Türkiye'de ilkti o zamanlar. Web standartları? Yine ismailk.net'in tasarımı 2001'den bu yana hiç değişmedi, hala browser uyumluluğu konusunda sorunsuzdur, web standartları konusunda da template bazında hala uyumludur. Yine bugün kullanıcı deneyimi, marka ve tasarım, erişilebilirlik konularındaki bloglarda dönen sohbetlere bakıyorum, bütün bunlar "yattık kalktık oldu" gibi bir hava var, halbuki ismailk.net'te, zoqueta, bildirgecte uzun uzun konuştuğumuz şeylerdi bunlar.

İşin pazarlama tarafı ile ilgili anlayışta bazı şeyler değiştiğini kabul edebiliriz. İşletmeler için Web 2.0. esas olarak "collaboration" ve "social networking" olarak ifade edilebilir. Tüketiciler artık İnternet mecrasının yeni sahipleri olarak görülüyor. İletişim araçlarında bir devrimin yaşandığı, reklamların inandırıcılığını kaybettiği, hatta aksine tüketicilerin artık reklamlar ve direkt pazarlama ile ilgili ön yargılarının olduğu günümüzde, şirketlerin samimi olmaktan daha değerli bir marka sermayesi yok gibi gözüküyor.

Kitlemiz insanlar olduğu sürece arayüz tasarımı ve iş dünyası için değişmeyecek bazı şeyler var, onlar bir 50 sene değişmeden kalır. Ancak alıcısı olduğu sürece her seferinde birileri aynı malzemeleri paketleyip web 3.0, web 10.0 şeklinde etiketlemeye devam ederler.

Zeldman'ın işin teknik tarafıyla ilgili abzürdlüğe değinen bir yazısı var, faydalı, okunmalı.

sevgiler,
is.

14. | 24 Aralık 2006 11:03 tarihinde, Murat Buyruk demiş ki:

Güne böyle hos birseyle baslamak cok güzel, sanirim son zamanlarda insanlarin en cok ihtiyac duydugu seylerden biri, emegi gecenlere tesekkür ederim...

15. | 29 Ocak 2007 22:31 tarihinde, cassandra demiş ki:

Ben nerdeyim yaa bütün bunlar olurken..niye bir internet kullanıcısıyken olup bitenden haberdar değilim. arkadaşlarım ağzınıza parmaklarınza sağlık, aydınlandım..ancak hemen şunu da belirtmeliyim ki bu özgürlük hali daha ne kadar sürer onu da bir gözden geçirmek lazım. Şu an kullanıcı bir adım önde olabilir ancak bayraklarını eninde sonunda dikeceklerdir. Tıpkı Myspace gibi bir user generated content güzelliğinin bir medya devi tarafından satın alınması gibi. Ancak o ana kadar böyle keyifli web 02 ürünlerinin tadını çıkarmalı..olumsuz ve komplo teorisi günümdeyim sanırım

16. | 30 Nisan 2007 21:49 tarihinde, serkan demiş ki:

ben sizin sitenizi çok beğendim.çok güzel yazılar yazmışınız elinize sağlık bu yazılar kuş beslemiyenleri harekete geçirebilir.internet sayfasını süslendiriyor

teşekkürler

gs_serkan288@hotmail.com yaş 18


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?