Denizyıldızı Sistemler: Yeni düşünce yapısı

Denizyıldızı Sistemler: Yeni düşünce yapısı

Şu an, bir değişim döneminin kapısındayız. Bu değişim dönemi, bir zamanlar demokrasinin oluşumu nedeniyle gerçekleşen yeni sistemin, devlet ekonomileri üzerinde yaptığı etkinin aynısını, şu an web üzerinde, websiteleri, İnternet kullanıcıları ve şirketler üzerinde gerçekleştiriyor. Bu yeni sistemin öğeleri, özgürlük, esneklik, yaratıcılık, merkezi sorumluluktan uzaklaşma (decentralization adem-i merkeziyet) ve motivasyon. Öylesine bir döneme giriyoruz ki, websitelerindeki işleyiş modeli, merkezden yönetilen, kullanıcılara ne yapması gerektiğini dikte ettiren bir sistemden; sorumluluğu, içeriği ve veriyi, kullanıcının eline veren bir modele doğru ilerliyor. Fakat bütün bunların işleyişini sağlayan, bir nevi çarkı döndüren sıvı, sanıldığının aksine teknoloji değil; kullanıcıların, bu sistemden belirli bir fayda sağlaması, bu faydayı sağlarken yaşadığı deneyimin kaliteli olması ve sistemin merkezi kontrolden uzak olması. Zaten bu nedenle, bloglar, Vikipedi, MySpace ve diğer birçok –adına Web 2.0 denen- siteler, dünyadaki en popüler ve/veya en çok kullanıcıya ve ziyaret oranına sahip siteler arasında yer alıyor.

Örneğin Vikipedi. Bugün, İngilizce Vikipedi'de yaklaşık 1.5 milyon konu hakkında yazı var. Bu, en popüler geleneksel ansiklopediden bile yüzde 95 daha büyük bir oran. Vikipedi'nin bugün, 1.5 milyon konu haline gelmesini sağlayan tek şey, İnternet kullanıcıları. Yani, isteyen herkes, istediği herhangi bir zamanda, istediği herhangi bir konuyu yazabiliyor, değiştirebiliyor ya da yepyeni bir konu ekleyebiliyor bu ansiklopediye. Hem de tek bir kuruş para almadan. Vikipedi, bu bahsettiğim yeni dönemin bütün karakteristik özelliklerini taşıyor: özgür, yaratıcı, esnek, merkezden uzak ve katılımcılığa motivasyonu yüksek.

AKRAN MODELİ

Peki nasıl olurda, binlerce kişinin, birbirinden habersiz ve bağlantısız bir şekilde oluşturduğu böyle bir sistem birçok kişi tarafından referans maddesi haline gelir? Bu sistemde çalışan çok önemli bir kontrol metodu var. Bu sistemin islemesini sağlayan, güvenirliliğini artıran en önemli neden "akran modeli" (peer modeli). Akran modelini kullanan birçok sistem var aslında. Örneğin, Google. Google'un sonuçlarının kalitesi, tamamen bu model üzerine kurulmuş durumda. Cici adı PageRank ama arkasında yatan model, sizin sitenize link veren akranlarınız. Ne kadar çok link alıyorsanız, bu demektir ki siteniz, akranlarınız arasında o kadar popüler ve bu da demektir ki siteniz, akranlar arasında olmayan bir kişi için de gayet verimli bilgiler içeriyor.

Vikipedi'de bu sistemi kullanıyor. Eğer herhangi bir konuda yanlış, tartışılır bir yazı yazdıysanız, bunu akranlarınız görüyor ve bu bilgiyi öncellikle tartışma sayfasında diğer akranlarıyla tartışıyor ve daha sonra akranlardan biri, bu bilgiyi düzeltiyor.

Bu sistem, geçenlerde Nobel Barış ödülü alan ve benim kendisini ve isletme modelini uzun suredir takip ettiğim Muhammad Yunus'un bankası Grameen Bank içinde geçerli. Grameen Bank, krediye ihtiyacı olan kişilere mikro kredi veren bir banka. Müşterileri, normal bir bankanın kabul etmeyeceği insanlar. Çoğu yoksul, isleri yok, teminatları yok. Grameen Bank, kredi vereceği kişileri, küçük gruplara koyuyor ve verdiği kredinin geri ödenebilme ve takibini, krediyi alan kişinin akranlarına veriyor. Yani akran kontrolü.

AES şirket 2004 yılında 8 milyar dolar cirolu enerji sektöründe çalışan bir şirket. Bu şirket içindeki kararları büyük göbekli, saçı dökülmüş, cebi dolgun şirket yönetim kurulu vermiyor. Örneğin bundan 4 sene önce, şirketin en büyük yatırımlarından birini, AES şirketinde yalnızca 2 sene çalışmış olan, CEO ile tanışmamış bir orta düzey yönetici yaptı. Milyar dolarlık nükleer santral alım kararını vermek için merkezden uzak bir yöntem izleyen bu şirketin en büyük kontrol aracı, yine akran sistemi ve akran tavsiyeleri. Şirkette bir karar vermek için onay almak gerekmese bile, bir karar vermek için akran tavsiyesi almak gerekiyor.

DENİZYILDIZI KÜLTÜRÜ

Örneklerin sayısını uzatmak mümkün. Ama, web 2.0'de olan gelişmelerin anatomisini açıklayan çok güzel bir kitabın örneğinden alıntı yapmak istiyorum. Bu kitabın ismi The Starfish and the Spider

Eğer bir örümceğin bir ayağını keserseniz, yedi ayaklı, sakat bir örümcek elde edersiniz. Eğer kafasını keserseniz, örümceği öldürürsünüz. Fakat eğer bir denizyıldızının kolunu keserseniz, bu denizyıldızı yalnızca kolunu yenilemekle kalmaz, hatta kestiğiniz koldan tamamen yepyeni bir denizyıldızı ortaya çıkar. Denizyıldızı bu inanılmaz biyoloji olayı gerçekleştiren sayılı canlılardan biridir çünkü, örümceğin tersine, denizyıldızında merkez yoktur. Merkezi bir yönetim de yoktur.

Aynı doğada olduğu gibi, ekonomik ve politik yaşantımızda da denizyıldızları vardır. Denizyıldızları, bir lider oluşturma, hiyerarşik bir düzene sahip olma gibi bir sorunları ya da kaygıları yoktur. Fakat bu sistemler, kaotik kalitesine rağmen, birçok düzenden bile daha güçlü oluşumlardır.

Web 2.0 içinde başarılı şekilde hayatlarını sürdüren sitelerde birer denizyıldızı. Herkes özgür, merkezi yönetimden uzak, katılımcı. Eğer yüzlerce kullanıcı giderse, yerine binlercesi geliyor. Sisteme katkısı olan o eski yüzlerce katılımcı kullanıcının katkıları, yeni binlerce kullanıcının sistemden aldığı faydayı ve katılımcılığı artırıyor. En önemlisi, bu sistemin kullanıcılarının birbiri ile olan ilişkisi zayıf ama beraber oluşturdukları sistem, birçok merkez yönetimli, özgür olmayan sistemden daha güçlü, daha kuvvetli.

Artık bu yeni dönemde şirket tarafında üretilmiş içerik yerine, kullanıcı tarafından üretilmiş içerik var. Bu yeni sistemde özel standartlar ve kapalı veriler yerine, açık standart ve açık veriler var. Sıkı şekilde yönetilen kullanıcı ve arayüz yerine, kullanıcıların oluşturduğu arayüz ve akran sistemi var. Yani yaratıcı düşünce, özgür sistemler kuruyor; özgür sistemler, katılımı ve katılımcılığı getiriyor; bu katılımlar, merkezden uzak bir yöntem olan akran sisteminin çalışması ile doğrulanıyor ve böylece hem sistemin kullanıcıları, hem de sistemin dışındakiler bu sistemden fayda sağlarken, kaliteli bir sanal deneyim yaşamış oluyorlar.

Zaten bu nedenle Web 2.0'yi tanımlamak güç. AJAX değil, teknoloji değil, büyük font değil. Belirli bir standart ya da tasarım sistemi yok. Yani Web 2.0'yi yöneten teknoloji değil, yeni düşünce yapısı ve göreceksiniz ki bu düşünce yapısı ile yakında yüzlerce, binlerce denizyıldızı üreyecek. Zaten halihazırda onlarca denizyıldızı var. Bu yeni düşünce yapısı, şimdiden birçok şirketi, websitesini hatta gelecekteki isletme modelini bile şekillendirmeye başladı. Bize, eskiden oturduğumuz arka koltuktan kalkıp, sürücü koltuğuna geçip, bu zevkli yolda manzarayı seyretmek düşüyor sanırım.



Top
Menu