ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Altı Üstü Bir Fındık

27 Eylül 2006

"Aile salonumuz yoktur" yazısını görürsünüz kapısında, eğer yolunuz Karadeniz'in en güzel şehrine düşer ve o şehre bir boy büyük gelen bir Ordulunun restoranına giderseniz. Menüsünden, fındık yağında pişirilmiş birbirinden lezzetli yemekler yersiniz, kemençe tonu karışık klasik ya da sanat müzik eşliğinde. Fındıklı baklavadan tutun da, fındıklı çorbaya kadar bir dolu yemek. Evet, yanlış okumadınız, fındık çorbası. Bütün hayatını fındık ile geçirmiş Ordulunun bile garip baktığı bu menüden, fındık ile yapılmış onlarca yemek bulabilirsiniz. Hatta fındık unu ile yapılmış vejetaryen çiğ köfte bile. Ilginç yemeklerinin tadı için puan almıyor Enis Ayar. Deneyim yaratmaya çalıştığı için, fındığı başka bir platforma taşımaya çalıştığı için, denediği için puan alıyor benim gözümde. Gerçeği söylemek gerekirse, fındık çorbasının tadı hiç de fena sayılmaz.

Bloglararasi Findik Birligine sen de katil

Fındık büyüklüğündeki arabası her zaman restoranın önüne park edilmiş durur Enis beyin. Öyle süs amaçlı da değil hani. Fındık toplama aylarına yakın -Temmuz ayında, Alamancıların geldiği gibi-, yüzlercesi gelir Türkiye'nin her bir köşesinden bu fındık arabaların. Fındık büyüklüğünde arabaların şenliği vardır Ordu'da, Ordulular fındık toplarken. Vosvos'da derler adına bu arabanın ama Enis bey fındık arabası demeyi tercih eder.

Bir boy büyüktür O bulunduğu şehre ama bırakıp gitmez. Daha da fazlasını yapmak ister. Şehir görevlileri yıkmak isterken en önemli ve sayısı az tarihi eserleri, o cebinden para, hayatından zaman harcar ve onarımını yapar bu eserlerin. Yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca kişiyi çekmek ister bu tarihi eserler ile fındık şehri Ordu'ya. Yason Burnu'ndadır diğer mekanı. Onardığı yüzyıllık kilisenin hemen yanı başında. Kır Kahvesi adını verir bu küçük çay evine. Amacı, insanları bu güzelim şehre çekmek, onlara bu yörenin tadını -hem de fındık gevrekliğinde, tazeliğinde- sunmak.

Bloglararasi Findik Birligi

"Herkes yakınıyor. Aman diyor, oğlum üniversiteye gitti, gidiş o gidiş. Kızım artık gelmiyor. Gelmek istemiyor" diye anlatmaya başladı herkesin yakınışını. "Niye gelsinler ki! Bizler bu güzelim şehre, bu güzelim kültüre, fındığımıza, tarihimize sahip çıkmıyoruz! Neden, çocuklarımızın bunu yapmasını bekliyoruz" diye devam etti yıllar önce yaptığımız sohbette. Enis Ayar. Ordu'ya bir boy büyük gelir ama lazımdır. Fındık için, Ordu için, Türkiye için.

Fındığı satmakta, üretmekte değil yetenek. Fındık, biz istemesek bile yetişecek. Bu, yeryüzünün, Karadeniz'e armağanı. Esas iş, Enis Ayar gibi, Finduk Zamanı gibi, Selim Tuncer, Özgür Alaz gibi insanların çıkardığı yaratıcı sesleri dinlemek.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 2:27 civarı yazılıp Oradan Buradan dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: |
 

Bu yazıya ait 11 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 27 Eylül 2006 8:37 tarihinde, Aykut Demirci demiş ki:

Teşekkür ederek başlamak istiyorum. Yazılarınız sayesinde gerçekten oldukça başarılı ve 'dolu' diğer blogları keşfediyorum.

Sn. Selim Tuncer ve Ozgur Alaz bunlardan yalnızca ikisi..
Her iki blogta yer alan yazıları da şiddetle öneriyorum, bir solukta okudum uzun olmalarına karşın.

2. | 27 Eylül 2006 18:34 tarihinde, emrah serdaroğlu demiş ki:

hocam,giresun'u da atlamayın :) burada ki halkın, fındığa yaklaşımı ondan gelenlerle kurduğu düzenin güzelliği/çarpıklığı hakkında edindiğiniz fikirlerle bir kitap daha yazarsınız... en kaliteli fındığı satamayıp,hiç değilse makyaj malzemesi olarak değerlendiririz diyen bakanların yarattığı etkileri fiskobirliğin şehrinde görünüz...

3. | 05 Ekim 2006 16:04 tarihinde, Murat Durak demiş ki:

bir karadenizli olarak tşk ediyorum (Trabzon)

4. | 15 Ekim 2006 12:04 tarihinde, filiz demiş ki:

öncelikle bir giresunlu olarak cok tesekkür ediyorum. inanın gercekten cogu insan bu zahmeti bu emegi es gecmek istiyor. sabah 5 te namazla kalkıyosun tabii bahce uzak arabada yok kalkmazsan onca yolu sıcagın bagrında yürüyeceksin. sabahtan aksama kadar bahcedesin yiyecegini götürmesen ac kaldın oturup da fındık yiyemezsin ya... eee aksamdan hazırlayayım desen zaten yorgunsun gözün birsey görür mü? aksama kadar topladın oldu bi yıgın cuval yorgunsun kim tasıyacak o cuvalları? yine sen... sonunda hava karardı eve attın kendini atsan ne olacak hal mi kaldı? dogru yataga diyemiyosun tabii... her gün böyle bi de tek toplayamıyosan mecbur parasıyla toplatıyosun maliyet yükseliyo. toplamayı bitirdik diyelim iş bitiyo mu? el de mi ayıklayacaksın mümkün degil. mecbur makinaya ayıklatacaksın makına diye kolay sanmayın yine sen biriktireceksin onca fındıgı biraraya ee o da bedavaya ayıklamıyo. bitti mi sandınız makına bu hepsini tertemiz secer mi iş yine sana düştü... daha cok zahmeti var ama sayfaya sıgmıyo. sonra kalksınlar fındık 2milyom 3 milyon desinler. vicdanı olandan beklenmez... bu ülke kendi insanıyla ugrastıkca mı iyiye gidecek sanıyorlar...

5. | 20 Ekim 2006 9:54 tarihinde, maidenvoyage demiş ki:

Ordu ilinin eşsiz bir güzelliği olduğuna katılıyorum.yeşillerin içine doğru nüfus eden masmavi denizin güneşte parlayan ışıltısı.ay ışığındaki seyre doyum olmaz yakamozu,temiz havası,rahatsız etmeyen bir şehir kalabalığı...kendinizi güvende hissettiğiniz bir şehir aynı zamanda ordu.Ama bir eksik yanı sosyal aktivitelerin yetersizliği.Daha iyi değerlendirilebilir ordunun güzellikleri.sevgiler...

6. | 01 Kasım 2006 13:54 tarihinde, atilla sedat düzgün demiş ki:

ordu ve giresun için kültürün ve turizmin önemi halka mutlaka anlatılmalı. ülkemizin bu cennet beldeleri kesinlikle farklı kültürleriyle ön plana çıkacaktır ve bu süreç halkın bilinçlenmesiyle kısalacaktır. teşekkürler

7. | 04 Kasım 2006 9:33 tarihinde, funda demiş ki:

Bi ordulu olarak yazılanları okuyunca çok gururlandım çünkü Enis Ayar ve daha birçokları ordunun yüzakları.Yalnız Orduyu diğer şehirlerden ayıran bir nokta da var ki pek çok karadeniz şehrine göre çok modern ve sosyal geliyor bana.Fındıkla ilgili yemeklere gelince pazarlama duygumuz geliştikçe herşeyinde ona bağlı gelişeceğini düşünüyorum .

8. | 06 Kasım 2006 19:01 tarihinde, MURAT demiş ki:

çok harika

9. | 16 Aralık 2006 16:27 tarihinde, evren demiş ki:

Dünyadaki üretimin neredeyse tamamının bize ait olduğu bu besin maddesini daha çk sahiplenmeli daha iyi pazarlamalıyız.

10. | 06 Mayıs 2007 3:33 tarihinde, murat türk demiş ki:

güzel :) fındık arabasıda ilginç ama :) orduluyum ilk defa duydum ....

11. | 18 Mayıs 2007 20:39 tarihinde, null demiş ki:

Giresunlu kardeşlerimizin Ordu ile ilgili yazılan bir yazıda olumlu düşünceler belirtmiş olmaları beni çok mutlu etti.Arkadaşlar belki sizlerde yoktur ama bu cümleleri yazmamdaki amaç Karadeniz halklarının birbirleriyle çekişmesidir.Bilinenin üzerine söz söylemeye gerek yok ama yine de fındık konusunda Giresun ve Ordu arasında bir çekişmenin olduğu bir hakikattir.Bu çekişme bizlere hep ama hep zarar getirmişitir.Trabzon ve Samsun un arasına sıkıştık ve gelişemedik.Bu durum hala seyrini korumaktadır.Gelin bir olalım , tek olalım sevelim birbirimizi kırmayalım,Yıllarca bize gelişmeyi kalkınmayı çok görenlere hadlerini bildirelim.Fındığımıza sahip çıkalım.Ürünümüzü batı Karadeniz e Adapazarına,Zonguldak a,Düzce ye kaptırmayalım.Sadece Adapazarı şu andaki rekoltesiyle Giresun u geçmiş durumda.Ordu nun rekoltesini de böyle giderse yakalayacak.Ben Ordulu olarak endişeliyim.Lütfgen ama lütfen artık kardeşleşelim.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?