ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Ah Bu Pazarlamacılar!

11 Eylül 2006

Eğer teknoloji ile ilgileniyor, en yeni, en son teknolojilerden haberdar olmak istiyorsanız, pazarlamacılara kulak vermeniz gerekiyor. Nerede yeni teknoloji varsa, orada mutlaka pazarlamacılar vardır.

1800'li yılları düşünün! Londra'yı, 1800'lu yılların başında düşünün! (Düşüncelerinize burnun katlanamayacağı bir koku da ekleyin çünkü o dönemde Londra'da kanalizasyon sistemi yoktu.) İşte bu dönemde, Londra sokaklarında gezerken, pazarlamacılar, elinize broşürler, kartvizitler sıkıştırıyor; evlerinizin kapılarına kadar konuk olup size -genellikle yeni çıkmış öksürük şurubu, kolonya gibi- ürünler satmaya çalışıyordu. Bugün kullandığımız birçok teknolojik gelişmeler daha kendini göstermemişti o dönemde. Pazarlaması, reklamı yapılan hemen hemen her ürün, lokal bir şirketin ürettiği ürünlerdi. Daha sonra tren yolu taşımacılığı başladı. Eskiden günlerce süren seyahat ve taşımacılık süresi kısaldı. Pazarlamacılar, bu teknoloji trenine atlayan ilk kişilerdi. Eskiden yapılan lokal pazarlamacılık, tren yolu ile diğer şehirlere ulaştı.

1800 yılların sonlarına doğru yepyeni bir teknoloji kendini gösterdi birçok kişinin evinde. Bu teknolojinin adı radyo idi. Radyonun 1900'lu yılların başında gelişip, yaygınlaşması ile pazarlamacılıkta yeni bir çığır açıldı. Bu yeni teknoloji sayesinde, birçok şirketin, birçok ürünü, yeni alıcılar, yeni tüketicilere ulaştı. Radyoculukta kullanılan bir terim vardır: broadcast. Bu kelime esasında tarımcılık alanında kullanılan bir terimdir ve "tohumların geniş alana atılması, serpiştirilmesi" anlamını taşır. İşte bu kelimenin tarımcılıkta kullanılan anlamı, pazarlamacılıkta da, radyo ile birlikte kullanılmaya başladı. Pazarlamacılar, fikirlerini, ürünlerini, geniş bir alana tohum gibi yayma şansına sahip oldular. Daha da ileri gittiler. Basit, modası geçmiş reklam yöntemlerinden; yaratıcı, ilgi uyandırıcı ve teknolojinin sınırlarını zorlayan yöntemlere geçtiler. Örneğin, bizim Brezilya dizisi adını verdiğimiz, İngilizce'de "soap opera" denen, radyo programlarını icat ettiler. Bütün amaç, reklamlar arasındaki boşluğu dolduracak ve tüketicinin ilgisini çekecek, onları radyo başına çekecek bir şeyler yaratmaktı. 1930'lu yıllarda, ev hanımlarının radyo dinlediği saatlerde, deterjan ve temizlik ürünlerinin reklamlarının yayınlandığı radyo oyunları (soap opera) başladı. Hatta, bazı programlarda, radyo oyuncuları, bu dizi karakteri ağzı ile, kullandığı temizlik ürününün ismini, dizinin içine bile katmaya başladı ve böylece herkesin habersiz (bazen haberli) seyrettiği yeni bir reklam dönemi açılmış oldu: broadcasting'den brandcasting'e.

Sonra, yepyeni bir teknoloji girdi evimize: televizyon. Bu yeni teknoloji trenine de ilk atlayanlar pazarlamacılardı. Pazarlamacılar, bu yeni medya ile birlikte daha geniş kitlelere, aynı-zamanlı ulaşabiliyorlardı. Soap opera türü diziler, televizyonda da devam etmeye başladı. O dönemde birçok kişi, tek bir televizyon kanalına sahipti ve bu kanalda ki en popüler diziler, programlar, reklamcıların en gözde ürün pazarlama yöntemi haline geldi. Popüler programlar ve bu programlar içinde verilen reklamlar milyonlarca kişiye ulaşıyordu. Hatta bazen, radyoda olduğu gibi, bu program karakterleri, bazı bölümlerde, reklam veren şirketlerin ürünlerden bahsediyordu. "I Love Lucy" dizisinin karakteri Lucy, mutlu bir evliliğin temelini, eşine ikram ettiği Phillip Morris sigarasına bağlıyordu ve milyonlarca ev hanımı, eşlerine Phillip Morris sigarası almak için yarışa giriyordu ertesi sabah. Fakat izleyici sayısının artması ile birlikte, televizyon kanal ve program sayıları da artmaya başladı. Bir zamanlar, bir dizi ile milyonlara ulaşan reklam dönemi bitti ve yeni tekniklerin bulunması gerekti. Reklamlar ve reklamlarda kullanılan teknikler, ekonomideki gerçek paranın değerine benzer. Eğer aynı reklam ve reklam tekniği piyasaya çok sayıda arz edilirse değeri düşer. İşte bu nedenle pazarlamacılar yeni teknikler aramaya başladı. Realite programları kendini göstermeye başladı televizyonlarda. Yapımı ucuz, seyircisi bol ve ürün pazarlama konusunda etkili bir döneme girildi. Bu dizilerin bazı bölümleri, belirli bir şirketin belirli bir ürününe ayrılabilecek kadar ilgi görmeye başladı reklam veren şirketler arasında. Televizyon programlarının kalitesi ve çeşitliliği artmaya başladı ve bununla birlikte reklam sayısı da arttı. Örneğin 24 televizyon dizisinde iyi adamların kullandığı araba markası Ford olmaya başladı. Kötü adamlar hiçbir zaman Ford marka araba kullan(a)madı. Yıllar öncesinin I Love Lucy'si 52 dakika dizi ve 8 dakika reklamdan oluşurken, bugün milyonların seyrettiği Desperate Housewives, 42 dakika dizi, 18 dakika reklam haline dönüştü. Yani seyrettiğiniz her dakika dizi için, 25 saniye reklam verilmeye başlandı.

Sonra İnternet geldi. Pazarlamacılar orada da kendini ilk gösteren kişilerdi. Bu dönemi hepimizi çok iyi biliyoruz. Birçok şirket, web üzerinden ürün pazarlayıp, satıyor. Reklamlarda değişti. Banner reklamlarından, pop-up pencerelere ve son olarak tekst reklamları ve içeriğe göre reklam dönemi. Bugün Google, yıllık 6 milyar gibi bir karı, diğer ve kendi sitesinde gösterdiği tekst içerikli reklamdan kazanıyor. Bloglar, şirketlerin ürün tanıtımına, pazarlanmasına, tüketici deneyimin artmasına yardımcı oluyor. Bir anda herkes pazarlamacı oldu. Bir urun ile yaşadığı deneyimi anlatmaya başladı yazılarında. Pazarlamacılar şimdi, deneyimden bahsediyor. İyi ve kaliteli tüketici deneyiminden.

Yeni teknoloji trenine ilk atlayanlar arasında hep pazarlamacılar var. Eğer yeni teknolojileri öğrenmek, hiç aklınıza bile gelmeyecek birçok konuda fikir almak istiyorsanız, pazarlama bloglarını takip edin!

İşte size Pazarlama Blogları Karnavalı. Hem de 8.si! Fikir Atölyesi'nden Tunç ev sahipliği yapıyor.

8. Pazarlama Blogları Karnavalı Logosu

Dipnot: Pazarlama Blogları Karnavalı hakkında detaylı bilgi için Özgür Alaz'ın sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 19:06 civarı yazılıp Oradan Buradan dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | | |
 

1. | 12 Eylül 2006 0:01 tarihinde, fatih demiş ki:

İnternetin revaçta olmasıyla birlikte tv'ye verilen reklamlar internete aktarılmaya başladı. Bu süreçle birlikte televizyon patronlarını bir telaş sardı. İnsanların tv'den internete geçmelerine seviniyorum. Bazı tv kanalları yıllardır gençlerimizin zihnine sahte yalan yanlış hayaller satmakla yetindi. İnternetin de zararları olacaktır ama tv kadar etkili olacağını zannetmiyorum.

2. | 12 Eylül 2006 9:20 tarihinde, Bilge SEMETEY demiş ki:

İnternet konusuna ek olarak:

Netin, net dışı ortamlarda reklamı önem kazanmaktadır, ve gelecekte de daha fazla kazanacak, işlem hacmi artacaktır.

Yazı için teşekkürler,


Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?