Tehlikenin Farkında mısınız?

Tehlikenin Farkında mısınız?

Hızlı büyüyen, belirli bir standardı olmayan ve çoğu zaman teknoloji ile güç alan her sektör gibi, içinde bulunduğumuz web sektörü de bir takım tehlikeler ile karşı karşıya.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki İnternet, insanlık tarihindeki en hızlı büyüyen iletişim aracı. Tarihte, gelişimi İnternet kadar hızlı oluşup, genişleyen çok az örnek var. Öylesine ki, birçok uzman, İnternet'in, gelişmiş ülkelerdeki sosyal etkisinin, elektriğin icadı kadar önemli olduğunu söylüyor. Tek fark, İnternet, elektriğe oranla, çok daha hızlı gelişip, yayıldı. Öylesine ki 1997 yılının başlarında yani icadından yalnızca 7 yıl sonra, İnternet, 50 milyon kullanıcı sayısına ulaştı. Bu başarıya, televizyon 13 yılda, radyo ise 38 yılda ulaşabildi. Çok kısa bir zamanda gerçekleşen bu hızlı gelişme, belki de en büyük kayıp oldu Web ve İnternet için. Bu hızlı gelişime, bu hızlı teknolojiye adapte olacak zamanı, gerekli bilgiyi ve alt yapıyı oluşturamadık kısa sürede. İnternet'in hızı, teknolojik gelişme, bu yepyeni platform hepimizin başını döndürdü. Zamanla birlikte, İnternet'te olgunlaşmaya başlıyor yavaş yavaş. Bugün 1 milyar kullanıcı seviyesine ulasan bu platformda, çok iyi işler çıkaran şirketler var. Bunun yanında bindiği dalı kesen fırsatçılar ve işi bilmezlerde!

Eskiden yani bundan 10-15 sene önce önemli olan tek şey, bilgisayarımızın tarayıcısında bir İnternet sayfasının görünebilmesiydi. Yani şimdiye kadar hiç görmediğimiz bir şeyi görüp, bu deneyimi yaşayabilmekti. Sitenin ya da sitenin içindeki bilgilerin hiçbir önemi yoktu. Zaten bu nedenle değil midir ki o ilk websiteler hep aynı kelimeleri içerir: "Hello World!". Bir şeyler oluşturmanın heyecanı ve bu heyecanın verdiği garip duygular. Ateşi bulan kişinin "yangın söndürücü" gibi bir şeyi düşünmemesi gibi. Tekerleği icat eden kişinin bunun bir gün arabalar için kullanılabileceğini o an aklından bile geçirememesi gibi. Şimdi acaba kaç kişi bir ateşe bakarken, o ateşi ilk defa gören kişinin duygularını yaşıyor ya da arabamızdaki tekerleğin şimdiye kadar gördüğümüz en inanılmaz buluş olduğunu düşünüyor? Zaman geçtikçe, bir zamanlar teknoloji olarak adlandırılan şeyler olgunlaştıkça, başka şeylerin önemi artıyor. Alan Cooper, The Inmates Are Running the Asylum kitabında buna "dans eden ayı" adını veriyor. Hani o bir zamanlar mahalle aralarında, burnunda zincir ile getirilen ayının dansını seyretmek gibi. Orada görmek istediğimiz ayının ne kadar iyi dansettiği değil, bir ayının dans edebildiği! Ama halen günümüzde, birçok web ajansı, web tasarımcıları, web sitelerine dans eden ayı muamelesi yapmakta. Onların teknolojik yanını öne çıkarıp, önemli olan şeylerin unutulmasını ya da gözden kaçırılmasını sağlamakta. Kaç tane web ajansı "kullanıcı deneyimini" konuşuyor bugün müşterileri ile? Türkiye'yi de geçtim, Google dışında kaç tane şirket, bünyesinde "kullanıcı deneyimi genel müdür yardımcısı" bulunduruyor? Halbuki yaptığımız iş tamamen kullanıcı deneyimi ile ilgili iken, acaba kaç şirket bir sitenin ana sayfasında nelerin, hangi bilgilerin yer almasına karar verirken, bilişim, IT bölümü ile bilek güreşi yapmak zorunda kalıyor? Kaç tane web tasarımcı, web sitelerinin gerçek kullanıcısı olan kişiler üzerinde kullanıcı testleri yapmakta, kullanıcı-odaklı, hedef-odaklı tasarım metotlarını takip etmekte? Kaç tane web şirketi, bir sitenin başarısını grafik elementler ve o siteye gelen kullanıcı sayısı ile ölçmekte fakat gerçek başarıyı gösteren önemli öğeleri önemsememekte? İnternet'in bilgi ve iletişim platformu olduğu düşünülürse, kaç tane web ajansı, web sitesi için "alıcı" ve "etkileşim yaratıcı" içerik yazabilecek kişileri bünyesinde bulundurmakta? Kaç şirket, web uygulamalarına "ara yüz" tasarlayacak kişi ararken, yaptıkları işin "etkileşim" olduğunu unutup, "etkileşim (interaction) tasarım" kavramını göz ardı etmekte? Web sitesinin, sanal olmayan firmanın markasını, vizyonunu, misyonunu taşıması gerektiğini herkes bağıra bağıra anlatırken, bu işin profesyonel düzeyde pazarlama işi olduğu anlatırken, kaç web ajansı, sanal pazarlamadan anlayan, kullanıcı verilerini okuyabilen pazarlamacıları bünyesinden taşımakta? Bir kez daha, kullanıcı deneyiminin kalitesinin bir sitenin kalitesini oluşturan en önemli etken olduğunun defalarca kanıtlandığı bu sektörde, kaç şirket, "kullanıcı deneyimi uzmanı" ya da "kullanıcı deneyiminden sorumlu müdür yardımcısı" unvanlarını taşıyor şirket içinde?

Eğer tehlikenin farkında değilseniz, iste size önümüzdeki günlerde (28 Haziran'da tarihindeki gerçekleşecek olan bel fıtığı ameliyatıma kadar) üzerinde yazılar yazacağım 10 tehlike:

  1. Kullanıcı deneyiminin önemini anlamayanlar
  2. Etrafındaki gelişmeleri görmeyen ya da göz ardı edenler
  3. "Nasılcı" zihniyete sahip olanlar
  4. Tek yeteneklilik
  5. Yanlış metotlarla iş ve proje yönetenler
  6. Balon gibi hava ile şişirilmiş sözler ve sektör
  7. İçerik şişkinliği yaratanlar
  8. Zayıflıkları fonksiyon ve teknoloji ile örtmeye çalışanlar
  9. Kullanılabilirlik kavramını "ben kullanabiliyorum" sananlar
  10. Araştırma takip etmeyen, uzman makaleleri ve kitap okumayan sektör


Top
Menu