ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Sanal Alemde Maymun Olmak!

12 Haziran 2006

Bugünlerde e-posta kutum bir hayli yoğun. Gelen e-postaların birçoğu, kitapta yazdığım konular hakkında sorulmuş sorulardan oluşuyor. Gerçeği söylemek gerekirse bu tip e-posta almak hoşuma gidiyor. Çünkü sonucunda kitap tek bir bakış açısı (ya da at gözlüğü ile) ile yazılmış bir kitap. Yani benim doğrularımdan, bazı araştırma sonuçlarından, saygı duyduğum uzmanların fikirlerinden ve bir dolu tarihi olaydan oluşuyor. Doğal olarak benim doğrularım ya da görüşlerim, bazı kişiler için aynı anlamı ya da aynı doğruları ifade etmiyor. Bu çok doğal. Örneğin Gökçen Karan, kitapta, benim proje müdürlerine karşı elimin biraz ağır olduğunu yazıyor emailinde. Haksız da değil. Belki de bu, şimdiye kadar birlikte çalıştığım proje müdürlerinin suçu :-). Fakat bu yazı, proje müdürleri ile ilgili değil. Bu yazı, yine bir okurun, benim kitapta yazdığım küçük bir satır hakkında gönderdiği e-posta ile ilgili. Kitapta "Bir e-Ticaret şirketinin ana amacı kar etmek olmamalı" yazmıştım. Sevgili okur, bunu biraz açıklamamı rica etmiş. Bu nedenle bu yazıyı kaleme almayı uygun buldum.

Bir e-Ticaret şirketinin ana amacının kar etmek olmaması gerektiği konusunu bu yazı içinde elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım fakat öncellikle bu sorunun cevabı ile doğrudan ilgili olmayan fakat hem bu yazının başlığı, hem de para adını verdiğimiz fakat yalnızca üzerinde bir takım yazılar yazan kağıdın ötesinde anlamı olan bu şeyin bizlerin (ve maymunların) üzerinde nasıl bir etki yaptığını anlatan ilginç bir araştırma sonuçlarına yer vermek istiyorum. Bu araştırma gerçekten hoşunuza gidecek fakat hikaye yerine sorunun cevabını okumak isterseniz, araştırmayı atlayıp, direk cevaba buradan ulaşabilirsiniz.

Maymun İştahı

En çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci sırada yer alan Freakonomics kitabının yazarı Steven Levitt, yaklaşık bir yıl önce New York Times'da, Yale Üniversitesinde yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı yazdı. Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma para ve maymunlarla ilgili.

Maymun cizimi Josh Daniels'a aittir

Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör. Keith Chen'in araştırması, maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak. Araştırma, Yale Üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor. Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak, gümüş renkli, somun kullanılıyor. Süreç gayet basit. Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. Bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor. Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor. Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o. Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar. Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar, en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma. Bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar. Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. Maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar. Parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar. Maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jell-o'ya tercih etmeye başlıyor.

Buraya kadar her şey güzel! Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar. Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk "banka soygunu"(maymunun tepsiyi çalması) ve "hapishane kaçışı" (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor.

Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor. Olay biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini kabul ediyor! İşin ilginç yanı bu iki maymunun "işi" bittikten sonra, dişi maymun "kazandığı" parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak tanımlıyor.

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.

Sorunun Cevabı

Gördüğünüz gibi, paranın bizler ve maymunlar üzerinde aynı bazı benzer etkileri var. Gerçek değerleri kolayca unutup, para için yaşamamızı sağlayabiliyor bu kağıt parçası zaman zaman. Gözlerimizi kör edebiliyor, normal koşullarda yapmayacağımız birçok davranışın, her şeyin önüne çıkmasını neden olabiliyor bazen. Bu, yukarıdaki araştırmanın "kıssadan hissesi" ve e-Ticaret-Kar ilişkisinin olumsuz olabileceğini kanıtlayacak en cılız örnek ama yine de hoşuma gittiği için paylaşmak istedim. Şimdi gelelim bana sorulan sorunun cevabına!

Sorunun cevabı iki önemli kelimede saklı: marka ve sürdürülebilirlik. Size burada marka nedir sorusunu cevaplamaya çalışmayacağım. Bu işi benden binlerce kez daha iyi bilen kişiler var. Sürdürülebilirlik konusunu da anlatmayacağım. Bu konuda da çok iyi yazarlar var. Ben size, bana sorulan sorunun cevabını bu iki terimle vermeye çalışacağım.

Kar, bir şirketin, kısa dönem faaliyetlerinin sonuçlarını gösteren rakamlardan biridir. Yani bir e-Ticaret şirketinin kuruluş hedefi olamayacak kadar kısa dönem; faaliyet amacı olamayacak kadar basit bir tanımı içinde barındırmaktadır. Oysa marka, bir e-Ticaret şirketinin gelecek yıllardaki sürekliliğini sağlar. Marka kullanıcılara güven duygusu veren, kredibilitesini artıran ve o sitenin kullanımını etkileyecek duyguları yaratan bir olgudur. Yani şirketin sürekliliğinin vaadidir. Peki sürdürülebilecek bir başarının sağlanmasını sağlayacak marka nasıl yaratılır? Birçok yolu var fakat web siteleri, web uygulamaları için kanımca en başarılı yöntem aşık kullanıcı oluşturabilmekte yatıyor. Peki aşık kullanıcı oluşturmak için neler yapmalı? Birçok yolu var aşık kullanıcı oluşturmanın fakat bence en önemlisi, siteyi kullanan kullanıcıların, bir e-Ticaret sitesinde iyi bir sanal deneyim yaşaması. Peki kullanıcı deneyimini maksimize etmenin yolu nereden geçiyor? Birçok yol var, bu hedefi gerçekleştirmemizi sağlayacak fakat belki de en kolayı, bir e-Ticaret sitesinin kullanımının kolay, anlaşılır ve basit olması. Eğer bir şey basit ve kullanımı kolaysa bu demektir ki bu şey kolaydır yani zor değildir. Eğer zor değilse, bu demektir ki bunu kullanmakta zorlanmazsın. Eğer bunu kullanmakta zorlanmazsan bu demektir ki büyük ihtimal ile bu şey, benzer fakat kullanımı zor olan sitelere oranla daha çok hoşuna gidecektir. Eğer bu şey hoşuna giderse bu demektir ki bir kere daha kullanma şansın artar. Eğer bir daha kullanma şansın artarsa, bu demektir ki bunu bir daha kullanırsın. Eğer bir daha kullanırsan, bunu kullanırken başka kişiler seni görür ya da başka kişilere bu şeyi kullanmayı tavsiye etme şansı artar. Eğer başka kişiler seni bu şeyi kullanırken görürse, bu demektir ki seni bu şeyi kullanırken gören ya da tavsiyeni ciddiye alan o kişilerin, bu şeyi kullanma şansı artar. Eğer o kişilerin bu şeyi kullanma şansı artarsa bu demektir ki büyük ihtimal o kişiler bu şeyi kullanırlar. Eğer o kişiler bu şeyi kullanırsa bu demektir ki bu şeyi daha birçok kişi duyacak ve başkalarını bu şeyi kullanırken görecektir. Eğer başkaları bu şeyi duyup görürse bu demektir ki daha birçok kişi bu şeyi kullanacaktır. Eğer daha birçok kişi bu şeyi kullanırsa bu demektir ki o şey popüler hale gelecek ve bahsi gecen o şey yani web sitesinin, web uygulamasının ya da e-Ticaret sitesinin sahibi, sanal marka, güven, popülarite, aşık kullanıcı yaratmış olacak; bu vizyonu koruduğu sürece şirket, sürdürülebilir bir başarının doğal olarak da karın sahibi olacaktır. Kısacası, bir e-Ticaret şirketinin ana amacı kar etmek değil; marka yaratmak ve böylece şirketin sürdürülebilirliğini garanti altına almak olmalıdır.

İşte bu kadar kolay :-) Yeter ki, tek ve ana amaç kar/para olmasın! Yoksa o şirketi, bu kalabalık sanal alemde, amacı kullanıcı deneyimini maksimize etmek olan şirketler "maymun" eder!

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 7:40 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Web Stratejileri, e-Ticaret dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | | | | |
 

Bu yazıya ait 13 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 12 Haziran 2006 8:19 tarihinde, Aykut Demirci demiş ki:

Soruya yanıt olarak verdiğiniz 'Maymun İştahı' örneğini, belkide verilebilecek en cılız örnek olarak belirtmişsiniz. Fakat ben tam aksi görüşteyim, aslında tamda 'cuk oturmuş' derler ya hani :)

Biraz geniş bir açıdan bakacak olursak, hayatımızda herhangi bir şeyin ARAÇ olmaktan çıkıp AMAÇ olduğunda karşılaşabileceğimiz olası sonuçlarına güzel göndermeler yapmıyor mu?

Yalnızca gönderme bile değil, bazı gerçekleri MAYMUNLAR BİLE görebilmişse..

2. | 12 Haziran 2006 8:10 tarihinde, Azer Koçulu demiş ki:

// konu dışı

Makaleye göz gezdirdim, sitenin tasarımının değiştiğini farkettim.güzel olmuş.

asıl diyeceğim şu size.biraz daha teknik yazılar yazsanız eskisi gibi.ne güzel günlerdi o günler :)

saygılar sevgiler
azer koçulu

3. | 12 Haziran 2006 22:01 tarihinde, Cem Salık demiş ki:

Bu capuchin maymunlarının paraya göre nasıl davrandıklarını ölçen deneyi başka bir yerde okumuştum.Girdiğim derslerin birinde rüşveti anlatan iki arkadaştan biri rüşvetin ilahi ve diyaneti ilgilendiren kısımlarına çok girince hocaya "rüşvete böyle yaklaşmayı hepimiz becerebiliriz bunda bilimsellik yok maymunlarla yapılan deneyler var mesela dini yaklaşımı herkes yapabilir bu çok basit bir bakış" demiştim. Hoca da tamam o zaman haftaya bunun bilimselini sen anlat demişti. O sıralar internette defalarca maymun+rüşvet ve maymun+deney+para gibi şeyleri aramıştım. Sonrasında aynı örneğin aklımda kalanını sözlü olarak ifade ettim ama elimde o sıralar bu yazının olması daha iyi olurdu. Bu maymun deneyinin bende böyle bir hatırası vardı. Sonuçta yine bilimsel olsun diye kriminolojiden girdim ve almanya da yapılan bir araştırmanın dinle bağlantılı rüşvet yorumlarına dair katoliklerin ortodoksların hırsızlık suçlarındaki oranlarına göre dinle bağlantılı kafa için "ortodoksların oranı yüzde 20 yüksek bu da onların dinden saptıklarını gösterir" şeklinde bir yoruma yol açabileceğini bunun da sağlıksız olacağını söyledim.Neticede güzel bir anlatım oldu arka sıradan bir arkadaş teşekkür etti bu capuchin maymunlarının bende böyle bir hatırası vardır...

4. | 13 Haziran 2006 0:08 tarihinde, A. Selim Tuncer demiş ki:

Öncelikle iltifatın için teşekkür ederim.

Müşterilerime hep şunu söylerim; bana “para” lafı etmeyin. “Para” dediğiniz şey, bizden istediğiniz oyunu iyi oynayabilmemiz için kullandığımız “dama taşları”ndan ibarettir.

Her iki taraf için de, bunu böyle görmenin sonuçlara yansıyan çok ciddi psikolojik etkileri olduğunu düşünüyorum.

Bu yazın iyi oldu. Ben de başka yönlerine bir ara değineyim.

5. | 13 Haziran 2006 17:10 tarihinde, Tansel Güçlü demiş ki:

Bence yazı da ayırım yapılması gereken bir nokta var. Böyle bir sistem içinde ayakta kalabilmek için kar yapmak zorunda olan dolayısıyla (normal olarak)maksimum kara odaklı firmalara karı ikinci plana atın demek pek akıllıca değil. Ancak söylediğiniz argümanları şöyle düzeltmek gerekiyor bence: kısa dönem ve uzun dönem karı. Siz burada karı kısa dönem için karı düşünmeyin diyorsunuz. Ben bunu böyle anlıyorum. Yoksa uzun dönemde kar odaklanması mevcut sistemin temel prensibidir. Bu argümanı kendimce böyle algıladım.

6. | 13 Haziran 2006 21:35 tarihinde, Zeynep Özata demiş ki:

Aslında söyleyeceklerimi Tansel büyük ölçüde söylemiş. Sürdürülebilirliğin ana teması burada yatıyor. Kısa döneme odaklanıp uzun dönemi gözardı etmek sürdürülebilirliğin en büyük düşmanı.

Şirketler elbette ki kar edecekler, para kazanacaklar; hem kısa vadede hem de uzun vadede. Amaçlarından birisi de bu olmalı kuşkusuz. Ama bugün için yarını feda etmeden yapılmalı bu.

Bu arada ben uzun zamandır kendi bloguma bile girmiyordum (utanılacak birşey biliyorum ama bir girdim mi çıkamıyorum, sonra da hepten kopuyor benim işler). Bugün girdim bir de baktım ki Wordpress'de günün en hızlı gelişen blogu olmuşum :) Senin linkin benim sayfanın istatistiklerini uçurmuş anlayacağın. Teşekkürler, hem iltifatın hem de link için.

7 13 Haziran 2006 22:05 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Yazida kucuk bir degisiklik yaptim. Sanirim yazdiklarim yanlis anlasildi :-) Ben sirketler kari dusunmemeli demedim. Ana amaclarının kar etmekmek oldugunu yaziyorum. Nedeni ise, surekli sekilde kar etmek icin bir e-Ticaret sirketinin ana hedefinin kullanici deneyimini maksimize etmesi, marka yaratmasi gerektigini soyledim. Tabi ki sirketler para kazanmak icin kurulur fakat kitabimda da acikladigim bir ornekte oldugu gibi (ornek Turkiye'de ki bir e-Ticaret sirketi), eger sirket yalnizca para kazanma durtusu ile hareket ediyorsa yalnizca parekende mal satan bir sirket olmanin otesine gecemez ki bir dolu sirket var boyle is yapan ama nedense "tek bir isim" bile hatirlamiyorum. Ya siz?

8. | 15 Haziran 2006 15:03 tarihinde, DT demiş ki:

Öncelikle yazınız için tebrik ederim, gerçekten çok önemli noktalara değinmişsiniz. büyük paralara satılan projelerin aslında altının bomboş olduğunu çok görüyoruz. bu tarz şirketler genellikle alıcı şirkette içerden birilerini satın alarak projelerini satmayı başarıyorlar ve projeler belli bir süre sonunda çöp olup gidiyor. Ama sanırım bu orta ölçek veya daha küçük ölçekli patron şirketlerinde işe yaramıyordur.

DT.
http://fifaworldcup.dtclife.com

9. | 15 Haziran 2006 16:35 tarihinde, Fatih Murat Eyioğlu demiş ki:

asıl sorun şuradan çıkıyor herhalde. Ülkemizde anlık kazançlar çok daha fazla önemli bir hal almış durumda. Ben şuan cebimi doldurayım gerisi önemli değil. Sektörlerde bunların zararlarını artık yeni yeni anlamaya öğrenmeye başlıyorlar diye düşünmekteyim. Çağrı merkezleri ve farklı hizmet sektörleri oluştururarak. Şirketler mutlaka kâr elde edecekler buna kimsenin birşey dediği yok ama bunun ardında hizmet dönüşlerininde başarılı olması gerekli diye düşünmekteyim.
Ellerine sağlık sevgili Mehmet :)

Masada çatalların ve bıçakların yerlerine dikkat et lazım :D

10. | 17 Haziran 2006 2:31 tarihinde, Gokcen Karan demiş ki:

Selamlar;

Ben konu ile ilgili bir fıkra anlatmak istiyorum sizlere, malum proje yöneticisiyiz ya proje yöneticisi ne işe yarar bu fıkra çok iyi açıklıyor aslında.

Adamın birisi evcil hayvan dükkanına girmiş. Maymun almak istiyorum demiş, satıcı bir maymun göstermiş;

- Bu maymun günlük gazeteleri tarar, haber çıkartır size akşam özetler ve e.postalarınızı cevaplar demiş. Fiyatı 100 dolardır. Adam daha iyi birşey varmı diye sormuş. Satıcı başka bir maymun göstermiş.

- Bu maymun diğer maymunun yaptıklarına ilave olarak .Net ve Php bilir ve yazılım geliştirebilir demiş. Fiyatı 500 dolardır. Adam ileride başka bir maymun görmüş. Onun fiyatı nedir demiş? Satıcı cevaplamış.

- Onun fiyatı 5000 dolardır. Adam merak etmiş, niyeki o neler yapabiliyor? Satıcı gülmüş;

- O hiç birşey yapmaz, satarken proje yöneticisi dediler.

İşte böyle durum; PM yani Project Manager=Pahalı Maymun aslında :-)

Sevgi ile kalın.

Gökçen Karan.

11. | 20 Eylül 2006 15:35 tarihinde, Cem Gencer demiş ki:

Yazı güzel içerikle olsa da iki farklı noktada duruyor. Maymun hikayesi ve simplicity is everything...

Maymun hikayesine diyecek falza birşeyim yok; iyi ki araştırma etik grubu duruma müdahale etmiş, neyse ki varmış. insanlığın yüz karası buluşlardan biri olan parayı hayvanlara bulaştırmadığımız kalmıştı... fuhuşun hemen peşi sıra başlamış olması da ayrı bir detay tabii.

diğer konuya gelince; "simplicity is everything". her ne kadar kompleks ve girift insanlar olsak da kullanılabilirlik açısından ortak nokta, ortalama değil, minimum olmalıdır. ben yazılarımda "kullanıcı" kelimesini kullanmayı sevmiyorum. zira bir ara okumuş olduğum bir yazıda iki sektörün müşterisine kullanıcı diye hitap ettiği gözlemlenmiş; bilgisayar camiası ve uyuşturucu bağımlıları. bu kontrolsüz bağımlılık tavrına karşı olduğumdan kullanıcı kelimesini kullanmamayı, yerine müşteri, izleyici, ilgili, ziyaretçi, misafir, katılımcı gibi daha insancıl kelimeler kullanmayı öneriyorum. zaten aşık kullanıcı terimi, aşkın gözü kör etmesini de içinde taşıyor; ama onu bu kadar irdelemeyeceğim.

bilinçli, kendi tercihiyle seçerek gelen, bir aşk yaşanacaksa çift taraflı yaşanan ve hem web sitesinin sahibine, hem de katılımcıya para ve mal dışında artı değer kazandıran bir prtamda gerçeklemeli. bu konuda sanırım hem fikiriz de kelime seçimlerimiz az farklı gibi.

para zaten araç olmalı; eğer bir insana cebindekine bakarak davranacak olursak insanlığın hiç bir manası kalmaz. açgözlülüğün 7 büyük günahtan biri olduğuna şaşmamalı.

12. | 26 Temmuz 2007 19:51 tarihinde, alper demiş ki:

cem bi poka yaramazsın adam yazmış işte.ulan hem bi pok yapmazlar hem kulp takarlar yaa.ayar ettiniz bak beni.mehmet abi devam çok güzel yazıların:)

13. | 21 Ekim 2007 18:35 tarihinde, yasemin altay demiş ki:

gerçekten süer bi çalışma olmuş


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?