ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

İşi Şansa Bırakmayın!

07 Haziran 2006

Dünyanın her bir köşesinde, hayatını, bahis oyunlarında, tahmin yeteneği ile kazanan insanlara rastlamak mümkün. Bu market piyasa öylesine büyük ki, örneğin İngiltere'de spor oyunlarında (futbol, at yarışı v.b.) harcanan bahis miktarı yılda 10 milyar sterlin miktarına ulaşırken, bu rakam Amerika'da yılda 380 milyar doları geçiyor. Tahmin yeteneği gerektiren bahis ve kumar oyunlarından milyonlarca kişi zengin oluyor ve yine milyonlarca kişi evini, arabasını kaybedip, iflas ediyor. Örneğin Bostonlu Wayne Burton, 90'lı yılların sonunda, çoğumuzun hayatını değiştirecek miktarda parayı ve sahip olduğu tüm mal varlığını, Briggs-Lewis boks maçı için oluşturulan yasadışı bahiste bir gecede kaybetti. Bu büyük kayıp Burton'ın, iflasına ve daha birçok bas ağrısına neden olurken; aynı gece aynı bahis sayesinde birçok kişi de bir gecede zengin oldu. Bu zenginlerden bir tanesi de, aynı gece, Wayne Burton'dan binlerce kilometre ötede, tamamen başka bir bahis oyununda 18 milyon dolar kazanan Kerry Francis Bullmore Packer'di. 1937 yılında doğan Packer, 2005 yılının Noel gecesi kalp krizinden ölene kadar, hayatını bahislerden kazandı ve dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü ve başarılı kumarbazları listesine ismini yazdırdı. Öldüğünde açıklanan mal varlığı, 8 milyar dolara yaklaşıyordu.

Peki bütün parasını tahmin oyunları nedeniyle kaybeden Wayne Burton ile dünyanın en meşhur tahmincisi Kerry Packer arasındaki farkın ne olduğunu biliyor musunuz? Yani tahmin yeteneklerindeki doğruluk payının yüzdesini tahmin edebilecek olan var mı aranızda? Bu tahmin için bahisler açılmıştır!!! Bahisler kapanmıştır. Cevap: yüzde 7.5. Evet, yanlış okumadınız! Dünyanın en başarılı kumarbazlarının, bahisçilerin bir bahis oyununda doğru tahmin edebilme yetenekleri yalnızca yüzde 50'nin biraz üzerinde: yüzde 57.5. Tabi ki daha birçok neden var onların başarısını etkileyen fakat eğer bizler sırf "tahmin" yeteneğinden bahsediyorsak, bu yetenek onlara yalnızca yüzde 7.5'lik bir avantaj sağlıyor.

Tahmin işi tehlikeli iş. Tanıdığınız en akıllı kişinin tahmin yeteneğini düşünün? Tahminlerinde ne kadar doğrular? Şimdi bir de en akıllı, en isim yapmış web ajanslarını düşünün? "Tahmin" ediyorum ki, onlarında yalnızca tahmin yoluyla yaptıkları işlerde ki başarı oranı yalnızca yüzde 57.5. Gerçekten bu başarılı bir rakam mı sizce? Bu rakam, ismi duyulmamış web ajanslarında daha da düşük. Tabi eğer projelerinde yalnızca tahmin yöntemini kullanıyorlarsa.

Bundan birkaç hafta önce, Türkiye'de ki ismi çok duyulmuş bir web tasarım şirketinin çalışanlarından biriyle sohbet etme imkanı buldum. Sohbet sırasında, aldıkları sıradan bir web tasarım projesindeki süreci sordum ona. Aldığım cevap beni gerçekten şaşırttı. Geleneksel süreç: müşteri ile yapılan görüşme, şirket içinde beyin fırtınası, müşteriden alınan binlerce dolarlık tasarım bütçesi ve şirket içinde yapılan, gerçek kullanıcılar ile konuşmadan oluşturulan "ya tutarsa" imzalı web sitesi. Bu arkadaşa sordum "Peki hiç test yapmıyor musunuz? Bu siteyi kullanacak kişiler ile konuşup, onların ne istediklerini sormuyor musunuz? Kullanıcı testleri yapmıyor musunuz?". Aldığım cevap ise "Birkaç defa denedik ama iyi sonuç alamadık.
Zaten bu işlerle uğraşacak ne eleman, ne zaman, ne de bütçe var. Çok yoğunuz!"

Yukarıda izlenen s ü reç, Wayne Burton'in tüm servetini kaybettiği süreçten çok farklı mı sizce? Neden tahmin yoluyla iş yapan tasarım şirketleri, müşterinin bütçesini kendi paralarıymış gibi düşünüp, o şekilde idare etmiyorlar? Neden müşterinin bütçesi ile kumar oynuyorlar? Özellikle proje aşaması (agile design) ve kullanıcı testlerinin, bir projenin başarısını -yüksek şekilde- olumlu etkileyeceğini kanıtlayan bunca yazı, araştırma ve örnek varken.

Standish Grubunun, 365 şirket ve 8000 bilişim projesi içinde yaptığı araştırma sonuçları bize gösteriyor ki, proje bütçesinin, planlanan bütçeyi aşmasının ve projenin başarısızlıkla sonuçlanmasının en büyük nedeni, bir projede, son ürün olan uygulamada, kullanıcıya sunulduktan sonra yapılan değişikliklerin ya da düzeltmelerin, tasarım aşamasına oranla 40-100 kat daha pahalı olması. Halbuki kullanılabilirliği ve kullanıcıyı akılda tutan, daha da iyisi, kullanıcıyı sürece dahil eden projeler, ileride oluşabilecek problemleri yüzde 5'den, yüzde 1'e indirmeyi başarmanın yanında, kullanıcının eğitimi için gerekli olan zamanı da yüzde 25 azaltabiliyor. Başka bir araştırmanın sonuçları bize gösteriyor ki geleneksel pazarlama ve reklama harcanan her liranın getirisi 5 iken, kullanılabilirlik ve kullanıcı testleri için harcanan her 1 lira, 60 lira getiri olarak şirkete geri dönüyor.

Peki nereden başlamak gerekiyor?

En basit kural:yaptığınız her projede ve proje içindeki her işlemde, oluşturduğunuz ürünü, web sitesini, kullanıcı kampanyalarını ve bu ürünü, web sitesini ve kampanyayı kullanacak kullanıcıları test edin. Örneğin diyelim ki bir e-Ticaret sitesine sahipsiniz ve müşterilerinizi satın almaya özendirici bir kullanıcı kampanyası başlatmak istiyorsunuz. Şirket içinde beyin fırtınası yaptınız ve bazı kişiler "50 Lira ve üzeri alışveriş yapan müşterilere bedava kargo" dediler ve bazı kişiler ise "100 Lira ve üzeri alışveriş yapan müşterilere yüzde 15 indirim" fikrini savundular. Peki hangisi size en kazançlı kampanya sonuçlarını verecek? Her zaman yaptığınız gibi yine "tahmin" yoluna mı başvuracaksınız? Neden bu iki fikri kullanıcı testleri ile sınamayalım ki? Müşteri email listenizin yalnızca yüzde 10'unu alın ve bu listeyi ikiye bölün. Çıkardığınız yüzde 10 müşteri listenizin ilk yarısına "bedava kargo" teklifini; diğer yüzde 5'e ise "yüzde 15'lik indirim" kampanyası teklifini gönderin. Sonuçları takip edin (A/B test yöntemi). Hangi müşteri grubu daha fazla alışveriş yapıyor? Hangi kampanya size en çok kazancı getiriyor? Diyelim ki "bedava kargo" en çok aktiviteyi ve satın alımı sağlayan kampanya. O halde bütün müşterilere bu teklifi göndermeye hazırsınız demektir. Bu kadarla da kalmayın. Emailin konu başlığı ile de oynayın, test edin. Hangi kelimeler müşterileriniz için ateşleyici kelimeler? Bütün bunları da test edin. Test edin, test edin, test edin. Tahmin oyununu, proje sürecinden tamamen çıkarıp atın! Çünkü ne siz, ne de müşteriniz, tahmin oyunu oynayacak kadar zengin değilsiniz!

Her şeyi test edin. Bir şirket için başarılı olan kampanya ya da çalışma prensibi, sizin şirketiniz ya da websiteniz için geçerli olmayabilir. Bir kullanıcı grubu için çalışan yöntem, diğer bir kullanıcı grubu için çalışmayabilir. Hatta bir kişi için işleyen bir metot, aynı kişi için başka bir gün itici gelebilir. Test edin, test edin, test edin. Unutmayın! Bizler, web tasarımcıları, ürün mühendisleri, pazarlamacılar, şirket yöneticileriyiz. Bizler, ürettiğimiz, tasarladığımız ürün ve uygulamaların, gerçek kullanıcıları değiliz. Sizler müşteri değilsiniz. Ve o şekilde davranmayı bırakın! Müşteri adına, verisiz, testsiz, "tahmin" usulü karar vermeyin. Çıkın sokaklara! Gerçek müşteriler ile konuşun, test yapın, en önemlisi ürününüzü, websitenizi kullanırken onları izleyin. Bulacağınız sonuçlar sizi gerçekten şaşırtacak!

Projeler, müşterinizin bütçesi ve kullanıcıların zamanı ile Wayne Burton gibi sansınıza güvenip kumar oynamayı bırakıp; size kurulu, hileli el verecek ve bu tasarım kumarında kazanmanızı sağlayacak "test" yöntemine şans verin!

dipnot: Fikir Atölyesi blogunun yazarı Tunç Kılınç ile geçenlerde çok keyifli geçen bir sohbet imkanı elde ettim. Onun blogundaki zevkli ve ilginç "20 Soru" bölümündeki soruları ve ayrıca Tunç’un bana sorduğu diğer soruları elimden geldiğince cevaplamaya çalıştım. Okumak isterseniz işte size 20 soru ile ben :-) Teşekkürler Tunç.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 7:59 civarı yazılıp Kullanılabilirlik, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 12 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 07 Haziran 2006 9:07 tarihinde, zafer karkac demiş ki:

Tunç'un yazısı gerçekten hoş olmuş, sohbetinizin keyifli geçtiği belli.
Şans çalışandan yanadır unutmamak lazım.

2. | 07 Haziran 2006 11:47 tarihinde, Aykut Demirci demiş ki:

Kullanıcıyı (müşteri) gereken zamanda gerektiği şekilde devreye sokamazsanız, bu kesinlikle pahalıya patlayacaktır.

%100 memnun olan insanı bulamayacağınız gibi, ne istediğini tam olarak %100 isteyen kişiyi de aynı şekilde bulamazsınız. Zaman içinde muhakkak az yada çok değişiklik kaçınılmaz olacaktır.

Bunun maliyete ve proje süresine olan etkisinin %50 lerden başlıyor oluşuna kesinlikle katılıyorum.

Ancak tecrübelerime dayanarak belirtmek istediğim 2 farklı nokta daha var projelerin zamanında yetişmemesi yada sonradan yaşanan sorunlarla ilgili olarak;

1. Gerçekçi şekilde ortaya konulamamış olan zaman hedefi..
2. İşi yapacak olanların, kasıtlı olmayan, ihmalkarlıkları.. (ki buna işini tam yapamamayı, yada bazı işleri kendi işi olarak görmüyor oluşu da dahil ediyorum)..

3. | 07 Haziran 2006 14:03 tarihinde, nasli06 demiş ki:

Bende yorumcu Aykut beye kesinlikle katılıyorum. İşi şansa bırakmamak adına kullanılabilirlik veya kullanıcı testlerinden yola çıkmak çok doğru bir mantık, ancak testi yapanların veya değerlendirenlerin performansı da bu testlerin işe yarayıp yaramayacağının göstergeleri.

Kamuda yönetici olarak çalışıyorum ve deneyimlerim bana, herhangi bir projeyi ne kadar iyi planlarsanız planlayın, projelendirme sırasında iş akış koordinasyonunu ne kadar mükemmel yaparsanız yapın, bir süre sonra ekip çalışmasına katılan kişilerin başarısı ile projenizin başarısının doğru orantılı olduğunu gösterdi. Örneğin yeni yasa tasarı çalışmalarında vazgeçilmez koşul olan uygulama standart testleri ile uygulama sonrası testler arasındaki istatistik farklarının çoğu testlerin yetersiz yorumlanmalarından kaynaklı oluyor. Elin Almanı yapıyor bizde niye olmuyor deniyor. Kimse elin Almanı ile bizim Türkün yeni standartların belirlenmesinde kullanıcısına uygun tanımlamalar için bu konuda profosyenel araştırmacılara ne kadar ciddi bir ön çalışma yaptığını söylemiyor.

Kısaca, işi şansa bırakmamanın temelinde öncelikle gerçekleştirilecek projeye uygun ekip performansını test etmeyi de gözardı etmemek gerekir düşüncesindeyim.

4. | 08 Haziran 2006 0:58 tarihinde, Cengizhan - Marketing Post demiş ki:

"Şans, iki kişi arasından kimin daha çok istediğine ve çalıştığına da bakar" diye bir söz var. Ben de işlerimde daha çok isteyip, daha çok çalıştığımda şansın bana yüzünü dönderdiğini görüyorum.

Açıkçası fokus gruplar öldükten sonra, bu test aşamasında problemler oluşmaya başladı. Yapılabilecek en iyi şey, biraz cesaretiniz varsa eğer, müşterilerinizi sizi eleştirmeye özendirmek olacaktır. Bu şekilde geridönüş almaya başlayabilirsiniz. Hatta bu geridönüşler size acı gerçekleri tüm çıplaklığı ile sunabilir.

5. | 09 Haziran 2006 14:24 tarihinde, ozan demiş ki:

Kanıtlanabilirliği basit, mantık olarak doğru.

Ancak iş pratiğe gelince kullanıcıları dinlemek çok saçma oluyor. Özellikle her zaman bu yöntemi uygularsanız sizi evirip çeviriyorlar ve ne isterlerse yaptıracak duruma geliyorlar. Yani bence sonuç olarak tahmin yöntemi elbette yanlış ama tahmin yapacağımıza araştırmayı kendi çapımızda ilgi neyeyse ona göre yapalım daha iyi, geçmiş örnekleri inceleyelim vb.

6. | 09 Haziran 2006 16:23 tarihinde, sempatik_ufaklik demiş ki:

ozan müşterileri araştırırken örneğin bir web sitesinde sen siteyi yaptığın müşteriler üzerinde değil yakın çevrendeki insanlar gibi bir kısımda da bu araştırmayı yapabilirsin. ve böylece yaptığın iş hakkında kullanıcıların tahmini yorumlarını alıp ona göre geliştirme yapabilirsin. yaptığın işte biraz kapalı eleştiri yapmaya çalışmalısın ince bir çizgi bunu yakalamak ustalık istiyor. dediğin gibi çok fazla eleştiri alırsan her dediklerini yaptırmaya başlıyorlar :) çok kapalı olursan bu defa yaptığın projenin diğer insanlar tarafından olumlu olumsuz eleştirilerini bilmeyeceğinden projen istediğin sonucu vermeyebilir.

7. | 11 Haziran 2006 2:03 tarihinde, Wrzl demiş ki:

Temel olarak düşülen hata stabiliteden çok hız isteği sanırım. İnsanoğlu olarak kendimiz ürettiğimiz zaman kavramının kölesi olmuşuz ya her şey hemen olsun istiyoruz. Mehmet beyin ilk başta girdiği bahis ve şans konusu da hızlı bir şekilde tepeye varma isteği ya. Ayda 3-5 kazanan adamın bu şekilde bir yere varamayacağını hissedip dur şu işi biraz hızlandıriyim derdi ile çırpınışı işte.
Zaman olmayınca test etmek veya ettirmek imkânsız gibi. Klasik tavır ile "Sistem işlerken hataları görür düzeltiriz" mantığında olaya girişiliyor. Projenin sonucunu görme isteği, taş gibi (rock-solid) sağlam olması isteğinden çok daha önemli yani.

8. | 12 Haziran 2006 1:02 tarihinde, kuddusi demiş ki:

"Market" kelimesi yerine "piyasa" kelimesini kullansaydınız daha güzel olacaktı. Ben de teknoloji ve weble ilgilenen biriyim. Bu ve bunun gibi terimlerin tamamını Türkçe kullanmak mümkün değil. Ama en azından tam karşılığı olan ve sık kullanılan kelimelerimizin yerine yabancı kelime kullanmayalım.

9 12 Haziran 2006 2:35 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Tesekkurler kuddusi. Gozumden kacmis. Biraz da agiz aliskanligi sanirim

10. | 26 Haziran 2006 9:57 tarihinde, Ömür Ertanış demiş ki:

Web sitesi tasarım ve kodlama sürecinde anlatılan metod makul gibi görünse de, proje üzerinde çalışmaya başladığınızda bir çok sorun çıktığını fark ediyorsunuz.

- Öncelikle internet hala çok yeni bir teknoloji. Bir çok insan internet üzerinde neler yapılabileceği konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Müşteri ile yapılan görüşmelerde öyle ya da böyle proje sizin insiyatifinize bırakılıyor.

- Web tasarım şirketleri her ne kadar büyük gibi görünselerde mali problemleri olan şirketler ve önleri hala çok açık değil. En az iş güçü ile alınabilecek en fazla verim alınmak isteniyor. Böyle bir durumda proje sürelerini uzatmak genellikle hayal oluyor.

- Örnekte bahsedilen test aşamasında a ve b gruplarının tepkisini anlamak için ön çalışma yapmak mantıklı gibi gözüküyor. Ancak yapılan bu çalışmanın çok kısa sürelerde tamamlanması gerekir ki insanlar bu gözlemin sonucunu çabuk alabilsinler. Sonucu çabuk almak önemlidir çünkü şirketin bu kampanyadan olabilecek en kısa sürede sonuç alması gerekmektedir.

Alınan sonuçlar siz harekete geçtiğinizde bir şey ifade etmeyebilir çünkü rakip firmalar sizden daha cazip başka bir teklifle müşterilere ulaşmış olabilir. En doğru çözümü bulmak için bir test daha yapmanız gerekebilir.

Sonuç olarak en iyi test daha önce edindiğiniz deneyimleriniz olmaktadır. Özellikle anlatılan örnekte.

11. | 20 Ağustos 2006 23:05 tarihinde, kuen demiş ki:

Hocam sizden çok şey öğreniyoruz, çok şey borçluyum size. Ama bir süredirde yazı yazmıyorsunuz merak ediyorum. iyisininizdir umarım.

12. | 22 Mart 2007 15:21 tarihinde, aybuke demiş ki:

bence bir insanın yada daha geniş olarak bir şirketin başarılı olmasındaki tek neden çalışmasıdır.ama şunuda düşünmk gerekir insan aklını kullanp çalıştıktan sonra şans zaten onunladır.şu sözü beğenirim hep"başarıda şans önemlidir ama bunu kullanan beyinler için"burdanda anlasdılyorki başarılı olak için zekalı şanslı ved çalışkan olmalısın.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?