Sessiz Kalma! Karart!

Sessiz Kalma! Karart!

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir kilisede rahip olarak görev yapan Pastör Nie Moeller şunları yazdı bir gece bütün olanlardan sonra:

Önce Yahudiler için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben Yahudi değildim
Sonra komünistler için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben komünist değildim
Sonra sendikacılar için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben sendikacı değildim
Sonra benim için geldiler
Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı

Neden bu sözleri hatırladım biliyor musunuz bu gece? Çünkü sessiz kalamayacağımız, kalmamız gereken bir şey gerçekleşti Türkiye İnternet'inde birkaç gün önce. Öylesine bir olay ki bizlerin, özellikle bilişim çalışanlarının göz yumamayacağı bir olay.

Türkiye'nin en çok ziyaret edilen; katılımcı ve demokratik bir platformu Türkiye'ye kazandıran; dünyada ve Türkiye'de önder rol oynamış; Web 2.0 konuşulmadan Türkiye'de Web 2.0'yi yaşatmış ve gerçekleştirmiş bir site olan Ekşi Şözlük, Türk Telekom'un aracılığıyla sansüre maruz kaldı.

Bu sansür İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yapılan bir ihbar sonucu, sitenin onbinlerce yazarlarından birkaçının "esrar" konusunda yazdığı bilgilerin "özendirici" olması sonucu, müdürlüğün mahkemeye başvurulması sonucunda oluştuğu belirtiliyor.

Yine bir "bilişim" kurumu olan Türk Telekom konu hakkında Türk.Internet'e şu şekilde bir açıklamada bulunuyor:

Ekşi Şözlük'e yapılan uygulama Şirketimizin takdiri bir uygulaması olmayıp, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine bir mahkeme kararının Şirketimiz tarafından uygulanmasından ibarettir.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Polis İmdat biriminin 14.12.2005 tarihinde aldığı ihbarı değerlendirmesi üzerine http://sözlük.sourstımes.org web adresinde ( bilinen adıyla ekşi sözlük ) "esrar" kelimesi arandığında gençlere esrar içilmesini özendirici ve temin edilmesini kolaylaştırıcı bilgilerin bulunduğu, ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte maddelerin kullanılmasını tavsiye edici nitelikte yazıların bulunduğu görülmüş olup, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.01.2006 tarih ve 2006/25 Müteferrik sayılı kararı ile "....isimleri ve adresleri belirtilen web sitelerinin TÜRKİYE'YE ERİŞİMİNİN ENGELLENMEŞİNE,...." hükmedilmiştir.

Yukarıdaki açıklama kabul görecek gibi değil. Bu sitenin ya işleyişini anlamıyor insanlar ya da insan psikolojisinin işleyişini. Sitede görev yapan onbinlerce yazar var. Bu yazarlardan birinin ya da birkaçının yazdığı yazı nasıl olurda bütün siteye ve onların kullanıcılarına mal edilebilir? Nasıl olurda sırf birileri bir şeyler okudu diye o "şeyi" kullanmak ister? Örneğin ben küçüklüğümden beri korse reklamları görürüm televizyonlarda. Şimdiye kadar hiç kullanma isteği gelmedi bana. Ya da topuklu ayakkabı, silah, light, low-fat yoğurt... Saçmalıyor muyum? Haklısınız. İşte bu fikir o kadar saçma. İşte size Ekşi Sözlük'te geçen esrar yazıları:

- esrara zararsız zihniyeti diyen nasıl tebrik edeceğimi bilemiyorum. hani bir insanın kendisini bu şekilde kandırması doğal. sürekli beyin hücrelerinin azaldığını kabul etmek istemez insan. ama bari orda burda "zararsız aaabi" demeyin de meraklı gençliğin "olmmm sigaradan farksızmış yaaa zaten denemek istiyordum" türü düşüncelere sokmayın.

- sigaradan daha az zararlı! doğal bitki canım!
bunları duyuyorsanızzz o beyin özürlülerin yanından uzaklaşın... biz de öle sanıyoduk... gördük.... beyin??? nerde =??

- herkesi olmasa da çok uzun zaman kullanmış bireyleri yavaş yavaş idiot seviyesine indirdiğini gözlemlediğim uyuşturucu.

- beyine geri dönüsü olmayan hasar veren aptallaştırıcı

Size bu yukarıda yazılanların hiçbiri özendirici geliyor mu? Ekşi Sözlük herkesin görüşünü aktaran bir araç. Doğrusu ile yanlışı ile. Ama sizin yanlış dediğiniz, başkalarının doğrusu olabilir. Her ne olursa olsun, yazı yazıldığı için sansür uygulamak hangi devirde kaldı? Nerede yaşıyoruz? Internet'te sansürcülük uygulayan devletlerin listesine bir bakalım: Çin, İran, Mısır, Libya, Maldivler, Suriye, Suudi Arabistan, Burma, Küba, Nepal, Kuzey Kore. Türkiye'yi bu listeye ekleyen zihniyet, bizi bilişim yarışında nereye götürebilir?

Bugün "esrar" yazısı ile başlayan sansür yarın ne ile devam edecek? Bugün en bilinen, en popüler siteyi gözlerini bile kırpmadan kapatan zihniyet yarın hangi nedenle, nereleri kapatacak? Bugün Ekşi Sözlük, yarın Bildirgeç, bir başka gün Altı Üstü Tasarım ve bir başka gün sizin siteniz! Bunların gerçekleşmeyeceğine garanti verebilir mısınız? Susup, bekleyecek misiniz? Yoksa bir şeyler yapacak mısınız? Üst satırlarda yer verdiğim Pastör Nie Moeller'in sözleri gibi, susup, sıranın "bir nedenle" size gelmesini mi bekleyeceksiniz?

Bizler bilgi çağında, bilgi savaşçılarıyız! Bilgi cağına giriş ile birlikte, merkezden uzak, herkesin kendi kendini kontrol ettiği yeni bir dünya oluşmaya başladı. Bu dünyanın ismi "sanal dünya". Bu dünyada duyguları gizlemek, sözlerden tasarruf etmek, sesleri kısmak yok artık. Tim Berners-Lee'nin fizik laboratuarında başlayan bu yepyeni dünya, bilginin ve bilgi paylaşımının, merkezi yönetimini, kontrolünü ve tekelciliğini bitirip; bilgiyi demokrasi ile tanıştırdı. İşte bizler bu bilgi cağının vatandaşlarıyız. Hatta daha da iyisi, bilgi çağını tasarlayan, yaratan, üreten, bilişim çalışanlarıyız. Bu dönemde, isteyen istediği gibi, kalemi (klavye) eline alıp, kağıdına (bloglar, websiteler) düşüncelerini yazmaya başladı. İşin en güzel yanı, bu düşünceler, binlerce kilometre yolu, birkaç saniyede geçip, dünyanın diğer ucunda yaşayan diğer sanal vatandaşın duygularına tercüman oldu.

1997 yılının başlarında yanı icadından yalnızca 7 yıl sonra, İnternet, 50 milyon kullanıcı sayısına ulaştı. Bu başarıya, televizyon 13 yılda, radyo ise 38 yılda ulaşabildi. Aynı sansürcü zihniyet radyoyu da, TV'yi de, gazeteleri de zehirledi. İnternet'i de zehirlemesine izin vermeyelim. Sansürcü zihniyete son vermek ve bunların tekrarının olmamasını sağlamak bizim elimizde! SiyahKahve.com dediği gibi "İnternet musluk değildir".

SESSIZ KALMA!

Bu nedenle herkesi 1 Haziran 2006 günü, bir günlüğüne web site karartmaya davet ediyorum.
Var mısınız?

Fikirlerine çok değer verdiğim bir arkadaşımın uyarısıyla bir şeye açıklık getirmek istiyorum. Ben, Vikipedi, Eksi Sözlük, Bildirgeç, Hafif gibi toplumun katkılarıyla oluşmuş, topluma malolmuş, telif haklarına saygılı olan, çocuk porno, warez,crack türünden içeriğe sahip olmayan sitelerin kapatılmasına karşıyım. Bu yazıyı ya da eylemi herhangi bir şekilde "her türlü sitenin kapatılmasına karşıyız" şeklinde yorumlayıp, kullananlar, bizim anlatmak istediğimizi kendi emellerine araç için kullanacak kişilerdir ki bizim yapmaya çalıştığımız çok farklı!
Belki duydunuz. Kapatma kararı, yine kapatma kararı alınan mahkeme tarafından kaldırıldı. Olayın katları açıldıkça farklı bir boyut kazandı. Sorgusuz infaz ile başlayan ve TT'nin kanunu iyi anlamamasıyla devam eden ve bugün "bir hata ettik, yok öyle bir şey, öpeyim geçsin" mahkeme kararı ile sonuçlanan olay, bizim algıladığımızdan farklı bir duruma geldi. Bir bakıma yanlışlıklar komedisi. Bence karartma eyleminin bir anlamı kalmadı çünkü sansür değil yanlışlıklar ile oluşan bir hata ile Ekşi Sözlük'e erişim engellendi FAKAT benim ilk intiba ile başlayan (ah keşke Cem Başpınar'ın "biraz bekle, olayın iç yüzü açıklansın hemen duygusal davranma" sözlerini dinleseydim) eylem kararı, benim ellerimden çok daha uzaklara gitti. Birçok forum ve websitesinde tartışılır oldu ve sanırım bu bile eylemin amacını yerine getirdi ve başarılı hale getirdi. Bu nedenle bu eylemin teklifini yapan bir site olarak yukarıda yazdıklarımı herkese duyuramayacağımdan ve sözümden dönmemek (yani site karartacak siteleri yalnız bırakmamak) için karartmayı uygulayacağım fakat yukarıda yazdıklarıma katılanların ve duyanların sanırım site karartmasına gerek kalmadı. Umarım yanlışlıkla bile olsa, topluma malolmuş, yasal siteler gelecekte sansüre tabi kalmaz!


Top
Menu