Bu İşin Hilesi nedir?
30 Mayıs 2006

Bir iskambil destesi içinde 52 iskambil kağıdı vardır. Bunların 26'si kırmızı geri kalan 26'sı ise siyah renkten oluşur. Eğer, kağıtları tek tek açarsanız, bu açılan kağıtlar içinde kırmızı renkte olanların sayısı 26, siyah renkte olanların sayısı ise yine 26 olacaktır. Bu bir gerçektir. Yani bu olasılığın her zaman doğru olacağı kesindir. Verdiğim bu bilgiler heyecan verici değil, değil mi? Hatta sıkıcı bir gerçek. Basit denilen önemsiz, herkesin kolaylıkla doğruluğunu ispat edebileceği, sizi etkilemeyen bir gerçek.
Gelin bu gerçeği biraz olsun heyecanlı hale getirmeye çalısalım.
Bir deste iskambil kağıdından 4 adet kırmızı kartı ayır ve görünmeyecek şekilde gömleğinin üst cebine koy. Şimdi iskambil kağıtları içinde 22 kırmızı ve 26 siyah kağıt var. Yani kırmızı kağıtların sayısı, siyah kağıtlardan 4 adet daha az. Halen etkileyici bir şey yok verdiğim bu verilerde. Fakat aynı şey, arkadaşınız için geçerli olmayacak. Emin olabilirsiniz.
Bir arkadaşına 4 adet kırmızı kağıdı içinden ayırıp, gizlediğin iskambil destesini uzat ve ona şunları söyle:
Kağıtları istediğin gibi, istediğin kadar karıştır, kar. Öylesine kar ki kağıtların sırası hakkında ne senin ne de benim fikrim olsun. Biraz sonra kağıtları ikişer ikişer açacaksın. Eğer açtığın kağıtların her ikisi de kırmızı ise bu kağıtları bir kenara koy; eğer her ikisi de siyah ise başka bir yerde topla. Eğer açtığın kağıtların biri kırmızı diğeri siyah ise bunları bana ver. Sen kağıtları karıştırırken, ben şu gördüğün boş beyaz kağıda bir tahmin yazacağım ve kağıdı katlayıp sana vereceğim. Hadi başla!.
Kağıda yazmanız gerekenler şunlar: "Siyahların sayısı kırmızı kağıtlardan 4 fazla"
Arkadaşınız kağıtları karıp, açmaya başlayacak. Her ikisi de siyah ve her ikisi de kırmızı olanları iki ayrı grupta toplayacak. Biri kırmızı diğeri siyah olanları ise alıp siz gömleğinizin cebine (gizlediğiniz 4 adet kırmızı kağıdın olduğu yere) koyacaksınız. Bütün bu işlemler bittikten sonra arkadaşınıza şunları söyleyin:
Şimdi, kenara koyduğun ve her ikisi de kırmızı olan kağıtları say. Aynı işlemi siyah kağıtlar için de yap ve benim sana verdiğim tahmin kağıdını aç ve sonucu karşılaştır
Arkadaşınız tahmin yazdığınız kağıdı açınca görecek ki sizin yazdığınız tahmin, arkadaşınızın saydığı kağıtlar ile uyuşuyor.
Şimdi sen bunun tamamen bir şans olduğunu düşünüyorsun. Belki de haklısın. Fakat tahminimin şans olmadığını sana kanıtlayacağım. İşte iskambil destesi. Kağıtları yeniden karıştır ve yeniden dene. Ben yepyeni bir tahmin yazacağım kağıda
Arkadaşınıza bu sefer bütün desteyi verin. Cebinizde sakladığınız 4 adet kırmızı kart ile birlikte. Tahmin kağıdına ise "kırmızı renklerin sayısı, siyah renklerin sayısına eşit" yazın (hani şu bildiğimiz sıkıcı 26 siyah, 26 kırmızı gerçeği) ve tahmin kağıdını ikiye katlayıp, arkadaşınıza verin.
Şimdi kardığın kağıtları yeniden ikişer ikişer aç, biraz önce yaptığın işlemi yeniden yap ve her ikisi kırmızı olan kağıtları say daha sonra her ikisi siyah olan kağıtları say. Daha sonra benim yazdığım tahmin ile karşılaştır
Arkadaşınız işlemi bitirdiğinde ve tahmin kağıdını açtığında, sizin yaptığınız tahminin bir kez daha doğru olduğunu görecek ve gördüklerine inanamayacak! "Nasıl yaptın bunu? Hilesi nedir?"
İşte gördüğünüz gibi, çok basit bir gerçek bir anda, arkadaşınıza inanılmaz ve merak verici bir sihre dönüşüyor. Halbuki arkadaşınıza, bu yazının başında yazdığım gerçeği direk olarak söyleseydiniz, bu gerçek, arkadaşınız üzerinde biraz önce anlattığınız hikaye kadar etkileyici olmayacaktı.
Bu küçük kağıt sihirbazlığına Miraskill adı veriliyor. Siyah kağıtların sayısının, kırmızı kağıtlara eşit olması gibi sıkıcı gerçek bir anda sizin anlattığınız hikaye ve küçük bir sır ile birlikte "sihir etkisi" yaratıyor.
Kağıtları bir kenara bırakıp, şimdi bu basit etkinin iş hayatında nasıl uygulandığına bir göz atalım. İyi bir website oluşturmak yukarıda anlattığım sihirbazlık deneyiminden çok farklı değil. Belki aynı araç ve gereçleri kullanmıyoruz ama aynı insan psikolojisi ve aynı formüle üzerine inşa ediyoruz çalışmalarımızı. Bizim oluşturduğumuz sanal ortam da aynen sihirbazların yaşattığı deneyim gibi dokunabilir bir şey değil. Bir websitesi, yalnızca ziyaretçilerin beyninde oluşan kırılgan olgu. Aynen sihirbazlıkta olduğu gibi, amacımız, ziyaretçilerimize, olağanüstü bir deneyim yaşatmak ve bu deneyimin, bizim isteklerimizden, ve ihtiyaçlarımızdan arındırılmış, kullanıcı-odaklı olması, sanal deneyimin kalitesini arttırıyor. Ve yine aynen sihirbazlıkta olduğu gibi, kullanıcı deneyimine odaklanan bakış açısı (anlatılan hikaye), o deneyimi verimli kılarken; sıkıcı gerçeklere (26 kırmızı, 26 siyah kağıt) ve teknolojiye odaklanan (küçük sır; cebe saklanan 4 kırmızı kağıt) bir bakış açısı ise, ziyaretçilerin iyi bir deneyime sahip olmasını engelliyor ve onların gerçek hedeflerinden uzaklaşmasına neden oluyor.
Teknoloji sihir değildir. Teknoloji, sihirli ve büyüleyici bir etkiyi yaratmanıza yarayan bir araçtır. Başarılı web siteler ve ürünler, teknolojinin basit ve sıkıcı gerçeklerini, hikaye ve küçük sırlar ile sihirli bir ana dönüştürmeyi başaranlar şirketlerin yarattığı sihirbazlıktır. Eğer kullanıcılarınızı teknoloji ile büyülemek istiyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Teknoloji "efekt" konumunda olduğunda büyüleyicidir; büyünün ta kendisi olduğunda değil.
Bu söylediklerimi gerçek dünya örnekleri ile açıklamaya çalışacağım. Yukarıda küçük iskambil kartı oyununda kullanılan formüla gayet basit:
Gerçek sorun + etkiyi sağlayan küçük sır + etkiyi güçlendiren sunum/hikaye.
Eğer web üzerinde başarılı denilen sitelere, ürünlere bakacak olursanız, Miraskill'de kullanılan formülayı görebilirsiniz. Örneğin Google arama motoru:
Gerçek Sorun: Arama yapılan kelimenin alakalı sonuçlar üretmesi – sıkıcı ama gerçek bir sorun
Küçük Sır: Google'un kullandığı ve icat ettiği arama sonuçlarının kalitesini artıran teknoloji (pagerank, büyük indeks v.b.)
Hikaye: Sade, amacı gerçekleştirmeye yönelik arayuz, arama sonuçları ile kullanıcı arasına girmeyen websitesi
Başka örneklerde üretmek mümkün. Amazon, Ebay, Flickr v.b sitelerin hepsinde bu tip formülaya rastlamak mümkün. Bu formüla içinde olan, sihrin sihir olmasını sağlayan ama kullanıcının bilmemesi, kullanıcıya görünmez olması gereken şey "küçük sır". Küçük sır teknoloji ile ilgili. Küçük sır esasında teknolojinin ta kendisini. Google'da pagerank; Amazon'da tavsiye ve eleştiri yazılımı, Flickr'da kolay resim yüklenimi ve organizasyon yazılımı, iPod'da kaliteli müzik yazılımı ve nanoteknoloji…Fakat sihrin büyüsünü artıran ana öğe sunum, hikaye.
Acaba sizin siteniz nasıl bir hikaye anlatıyor? Sıkıcı, gerçek ve sıkıcı gerçekleri, nasıl anlatıyor sunuyor kullanıcılarına? Hikaye bir ürünü, websitesini satar. Örneğin onlarca, binlerce ansiklopedi varken günümüzde, neden Vikipedi bu kadar ilgi topluyor? Teknolojisi mi? Yoksa bir ilk yarattığı için mi? Ne teknolojisi ne de fikri yeni bu ürünün. Fakat hikayesi paylaşılmaya değer. Vikipedi'nin hikayesi senin, benim oluşturduğum bir ansiklopedi.
Biz tasarımcılar birer meddahız. Bizler sitelerimiz de gerçekleri, sıkıcı gerçekleri ve sıkıcı teknolojileri, hikayelerimiz ve sunumumuz ile görünmez yapıp, kullanıcılarımıza büyülü hale getiriyoruz. Kullanıcılarınıza onların anlayacağı ve diğer kullanıcılara anlatacağı hikayeler verin websitenizin sunumu ile. Onların hedeflerini karşılamaya yardımcı olan ve yaşadığı bu büyüleyici deneyimi başkalarıyla da paylaşmak isteyeceği bir neden verin. Onlara iyi bir sanal deneyim yaşatın. Onları çok basit bir gerçeği büyüleyici bir hale getiren bir sihirbazı seyreden çocuk gibi hissettirin: "Acaba bunu nasıl yaptı? Hilesi nedir?"
Bundan daha büyük bir sihir-hazlık yok.
Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan


Bu yazıya ait 11 yorum var.
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır."Örneğin onlarca, binlerce ansiklopedi varken günümüzde, neden Vikipedi bu kadar ilgi topluyor? Teknolojisi mi? Yoksa bir ilk yarattığı için mi?"
Kağıt mendile ihtiyacınız olduğunda neden kağıt mendil varmı diye sormuyoruz da, SELPAK varmı diye soruyoruz?
Kahve içmek istediğimizde neden NESCAFE?
Peki ya internette bir şey aranacağı zaman, neden "bir arama motoru kullan arkadaşım" denmiyorda, GOOGLE oluyor bunun ismi?
Verdiğin örnek aslında günümüz kullanıcı odaklı/merkezli web sitelerinin ortak özelliği değil midir?
Web 2.0'ın popüler bir konsept olarak blogosferi meşgul etmesi, tamamen sihirinin bizler ve sizler üzerindeki etkisi değil midir?
Kullanıcını yani müşterini tanımak hilenin başladığı noktadır. Devamında sihirle buluşur ve sonunda elbette ki senin tabirinle haz...
Blogumda Hadi hepimiz hile yapalım isimli bir yazı ile yazdıklarına katkı koymaya çalıştım.
Başarılı yazın için tebrikler...
Sevgili Mehmet, verdiğin formül hayatta hemen her şey için de geçerli değil mi?
- Sadece gerçek soruna odaklananlar belki işlerini çözüyorlar ancak sıkıcı olmaktan kurtulamıyorlar. Onların bir sonraki adımlarını tahmin etmek hiç de zor olmuyor.
- Sadece küçük sırları olanlar ilk başta merak uyandırsalar da genelde içleri boş çıkıyor.
- Sadece sunumu/hikayesi olanların çoğu ise ya komedyen ya politikacı!
Tunç çok güzel yakalamışsın.Tebrik ediyorum.
Bu yazı etkileyici bir sunum. Bu yazının küçük sırrı nedir? :)
Hayatta geleceğimizi belirleyen olgular, nasıl küçük kararlarda gizliyse, büyük başarılar da küçük sırlarda gizli demek ki. Bu güzel tespit için teşekkür ederim. Ufkum açıldı.
Yazı üzerine Tunç Kılınç'ın tespitleride çok güzel. :)
Aykut Demirci arkadaşım, selpak, nescafe örneği bir yere kadar da; TDK nın dilimize ekleyip onayladığı "Jilet" için ne demeli.
çok gzl valla tebrik ederm
slm.
makalenizin üzerinden epey bir zaman geçmiş. olsun.:( uzun zamandır bilgisayar almak için uğraştım ve sonunda zamanın iyi sayılacak bir bil. aldım.. sonra neden internetim yok, oda oldu. sonra hobim için gerekli programları indirdim. resimler indirdim. bunlarla zamanı öldürmüşüm.:((( hatta çookta oyunlar bitirdim. nedense yeni yeni benimde bir sitem olsun demeye başladım.sonra içerik düşündüm ve aklıma gelen fikirleri arattırdım GOOGLEdan. çok alternatiflerle karşılaştım ve her defasında daha başka bir konu bulmalıyım dedim. sonunda engelsiz bir dünya hareketi için web sitesi hazırlamaya başladım. ama zannederim uzunda sürecek bu hazırlık. çünki internetten dersler, yöntemler, teknikler vs. araştırıken en sonunda burada buldum kendimi.
sanırım hilesiz bir dünya ve sanal alem olmayacak. tıpkı çocukken babamın anlattığı keloğlan hikayesi gibi. çok garip!! belki duymuşsunuzdur keloğlanın bu hikayesinin sonunda tilkinin karnından ferman çıkarda engüzel yalanı söyleyen yer dolmaları ya, aynen o tadta alem:))
yalanı güzel söyleyen yesin dolmaları....
çok aydınlatıcı biligilerinizi okudum. teşkkürler ve başarılarınızın devamını dilerim.
saygılarımla.
Bu örnekler bence markanın ar-ge departmanının ve reklam departmanının uzun soluklu ve yorucu çalışma sonucunda elde ettiği zaferdir..
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Kitabımı satın almak ister misiniz?