Doğru Nedir?

Doğru Nedir?

Geçenlerde Bildirgeç websitesinde moroccom tarafından yazılan yazı dikkatimi çekti:

Kültür ve Turizm bakanı bir yerde konuşmasında "dangoz" kelimesini kullanmış. hürriyet bu kelimenin anlamını ekşi sözlük'ü kaynak göstererek vermiş. Koskoca gazetecilersiniz memlekette bir sürü argo sözlüğü var. Ekşi sözlük gibi doğruluğu kanıtlanamayan ve dezenformasyon entrylerin de olduğu bir siteyi kaynak göstermek gazetecilik ilkelerine uygun mu?

Ben de bu yazıya yorum olarak şunları yazdım:

Evet çok uygun. Hatta takdir edilecek bir olay. Buna "The Wisdom of Crowds" deniyor yani birçok "çok bilmeyen kişinin" bilgisi, bir adet çok bilmişin bilgisinden daha üstün ya da eşittir. Ayrıca, Ekşi Sözlük, "vatandaş gazeteciliğinin" en güzel örneğidir. NY Times, Business 2.0 gibi birçok saygın gazete ve dergiler araştırmalarına Wikipedia ile başlıyor. Aynı mantık Türkiye'de Ekşi Sözlük için neden geçerli olmasın?

Francis Galton, yalnızca uzman görüşlerine inanan, uzman olmayan kişi fikirlerinin hiçbir öneminin olmadığını savunan, 19. yüzyılda yaşamış bir İngiliz bilim adamıydı. Bir gezintisi sırasında, küçük bir köyde yapılan "öküzün ağırlığını tahmin etme" yarışmasına tanık oldu. Bu yarışmaya katılmak isteyenler, bilet satın alıyor, köy meydanında sergilenen öküzün ağırlığını tahmini olarak bir kağıda yazıp, çekilişe katılıyorlardı. Öküzün gerçek ağırlığına en yakın tahminde bulunan kişi, öküzü ödül olarak kazanıyordu. Bu yarışmaya, Galton'un uzman diyebileceği kişiler, yanı kasaplar ve öküz yetiştiricileri katıldığı gibi, birçok "uzman" tanımına girmeyen meraklı, köy ahalisi ve ziyaretçiler de katılıyordu. Hatta "uzman" tanımına girmeyen kişilerin sayısı, uzmanların sayısından kat kat daha fazla idi. Galton, yarışma sonrası, tahmin kağıtlarının hepsini toplayıp, sonuçlara göz attı. Sonuçlar, Galton'un, uzmanlık ve uzman görüşü hakkındaki hayat felsefesini tamamen değiştirdi. Yarışmada sergilenen öküzün gerçek ağırlığı 543 kilogramdı. Yarışmaya katılan 800 kişinin tahminlerinin ortalaması ise 542 kilogramdı. Bu gösteriyordu ki, topluluğun – uzman olmayan kişilerden bile oluşsa – görüşleri, 1 kilogram kadar bir yanılgı payı ile büyük bir doğruluk taşıyordu. Bu deneyi defalarca tekrarlamasına rağmen, konuyla alakasız toplulukların sunduğu fikirlerdeki doğruluk payı, Galton'u şaşırtmaya ve inandırmaya yetti. Başka bir örnek ise "Kim 500 milyar ister?" televizyon yarışmasında, yarışmacının, telefon joker hakkında kullandığı uzmanın, sorulan soruyu cevaplamaktaki doğruluk payı yüzde 66 iken; soru, stüdyoda bulunan ve uzman olarak tanımlanmayacak seyircilere sorulduğunda çıkan doğruluk payı ise yüzde 90. Bütün bunlara, yukarıda James Surowiecki "The Wisdom of Crowds" adını veriyor kitabında.

Bazen bir konuda, o konuda uzman olmayan birçok kişinin fikirleri, uzman görüşlerinden bile değerli olabiliyor. Bu nedenle, bizler, uzman olduğumuz konu hakkındaki – bilgi seviyemiz nedeniyle – küçük detayları ya da "doğruluğu" uzman olmayan birçok kişinin fikri ile kesinlik kazanacak bazı gerçekleri göz ardı edebiliyoruz.

Hepimiz okuma-yazma biliyoruz. Türkçe'de ki alfabe konusunda uzmanlık derecesinde bilgimiz var. Peki ben size bu harflerin yalnızca bir kısmını göstererek bir yazı yazsam, bu yazının doğruluğundan ne kadar emin olabilirsiniz? Örnek mi? Aşağıdaki resme göz atın. Ne yazıldığını çıkarabiliyor musunuz?
Ne yazıldığını çıkarabiliyor musunuz?

Eğer "Doğru Nedir?" kelimesi yazıldığını zannediyorsanız, şimdi buraya tıklayarak tam olarak ne yazıldığını okuyabilirsiniz.

"Doğru nedir?" sorusunun cevabını verebilmek için "güven" kelimesini iyi anlamak gerekiyor. Siz, yukarıda kısmen görünen kelimenin "Doğru Nedir?" olduğunu düşünüyordunuz. Bunun bir nedeni ise hem kendinize güveniniz, hem de benim size bu konuda yalan söylememe inancınız. Bu güven zedelendi mi, bundan sonraki davranışlarınız, sizin her şeyi yeniden sorgulamanıza neden olacaktır. Örneğin eğer bu site, sosyal yazılım sistemi ile oluşturulmuş olsa idi, aranızdan biri, yukarıdaki resmin “doğruluğu” konusunda şüpheye düşecek ve belki de “doğru nedir?” yazısını, sosyal katılımcılık bünyesinde değiştirecek ve diğer okurların “doğrusu” ile örtüştürmeyi başarabilecekti. Peki Ekşi Sözlük böyle bir güveni zedeleyecek kadar yanlış bilgilerle mi dolu? Bizler Ekşi Sözlüğe güveniyor muyuz? Birbirini tanımayan fakat bir konu hakkında bildiklerini birbirinden bağımsız şekilde yazan binlerce yazarın birlikte ortaya çıkardığı bir oluşumun size güvenilebilirliği konusunda ne kadar şüpheli davranabiliriz.

Bilgirgeç'de ki yazıya yazılan bir yorumda şunlar yazıyor:

[Aynı mantık Türkiye'de Ekşi Sözlük için neden geçerli olmasın?] Olamaz, zira Wikipedia kendi kendini denetleyen ve doğru bilgi vermek üzere kurulmuş bir sistemdir. Kesinlikle bilgi arakı yapmazlar.Ekşisözlükte de oto kontrol mekanizması vardır lakın birbirine küfredenleri sözlükten uzaklaştırma işine yarar. İşkembe-i kübradan sallamayı engellemez.

Zaten eksi sözlüğünde 1998'de yılında yanı Wikipedia'dan 3 sene önce oluşturmaya çalıştığı da bu değil mi? Kontrolsüz, birbirine güven üzerine kurulmuş bir sistem değil mi? Zaten aynı güven ve sistem, verilerin "vatandaş gazeteciliği" yöntemiyle oluşturulduğu, tasarımın bizlerin yazdığı verilere yalnızca bir bidon görevi yaptığı Wikipedia'yi bugün ki durumuna getirmedi mi? Wikipedia, bugün, dünyadaki popüler ilk 20 site arasında, bir milyar kelime ve 5 milyar/ay görüntülenme rakamlarına ulaşmış durumda.

Wikipedia'nin kurucusu, bu güven ve kontrolsüz (ya da öz-kontrollü) sistemin neden geleceğin sistemi, tasarımı olması gerektiğini bir örnek ile anlatıyor:

Diyelim ki siz bir restoran sahibisiniz. Bu restoranda, müşterilerinize pirzola veriyorsunuz. Bu demektir ki pirzolayı kesmek için onlara keskin et/pirzola bıçağı da vereceksiniz. Keskin bıçaklar tehlikeli olabilir. Müşteriler birbirini bıçaklayabilir. O halde siz, müşterilerin oturmaları için çelik kaplı küçük hücreler inşa etmelisiniz ki müşteriler birbirlerini bıçaklamasın. Bu kötü bir toplum modeli. Kimse bu şekilde restoran tasarlamasa bile maalesef sosyal topluluk yazılımları bu barikatlar altında.

Ekşi Sözlük bence Türkiye'nin gurur duyması gereken, güvenirliliğini bana ve binlerce kişiye defalarca kanıtlamış bir sosyal topluluk yazılımı. Bu tip sosyal düşünce, yazılımların içine girdikçe, bizler hem doğru kararlar alabileceğiz hem de bilginin, enformasyonun maliyeti düşecek. Düşünün, bundan 10 sene önce öğrenmek istediğiniz bir kelimenin size maliyeti ile günümüzü karşılaştırın. Neredeyiz? Ben, Ebay'den bir şeyler satın alırken, diğer kullanıcıların, satıcıya verdiği yıldızlara bakıyor; Amazon'daki okuyucu değerlendirmelerini okuyor, Ekşi Sözlük'de bir kelime ya da konu hakkında bilgi ediniyor; Flickr'da hiç tanımadığım, bilmediğim yerlerin resmine bakıyor; Bildirgeç'de başkalarının ilgisini çeken ve başka bir şekilde belki de öğrenemeyeceğim konular hakkında ilginç yazılar okuyorum. Ve bütün bunların hepsi, hiç tanımadığım binlerce İnternet kullanıcısının, sosyal yazılımlara katkısı ile gerçekleşiyor. Bu katılımcı sosyal yazılımlardan doğruyu seçip, bulmak ise bana kalmış. "Doğru Nedir?" kavramını bırakıp, başkaları için ne gibi doğrular, bizim doğrularımızla örtüşüyor onu anlamaya çalışalım.



Top
Menu