Bloglar ve Gelinim Olur musun?

Bloglar ve Gelinim Olur musun?

Bundan birkaç ay önce, stresin esasında ne kadar yararlı bir araç olduğundan fakat gereksiz kullanıldığında ise ne kadar ölümcül olabileceğinden bahsetmiştim bir yazımda. İnsan vücudu inanılmaz bir düzen içinde işliyor ve bunun en güzel örneğini yazılarını ve yazım stilini kıskandığım ve Montreal'da CUSEC 2006 konferansında dinleme olanağına sahip olduğum Kathy Sierra verdi.

Kathy, konuşmasında tüketicilerin ürünlere nasıl baktığını, nasıl onlara "aşık" olduğunu ve bütün bu süreç içinde beynin ne gibi aşamalardan geçtiğinden bahsetti. "Kullanıcıların dikkatini çekmek için ne yapmalıyız?" sorusunu sordu ve cevapladı.

Hepimizin beyni içinde "ıvır-zıvır" süzgeci var. Özellikle son zamanlarda teknolojinin ve tıp biliminin gelişimi ile yapılan araştırmalar gösteriyor ki, beynimizin, "önemsiz" görünen şeyleri unutmak için görevlendirdiği sinir hücreleri var. Bu sinir hücrelerine CREB-2 adı veriliyor ve bu hücrelerin tek bir görevi var: UNUTMAK. Aynen stresin çalışma şeklinde olduğu gibi, vücudumuz, tehlike içermeyen, önemsiz gibi görünen, hayati bir önem taşımayan bilgileri CREP-2 filtresinden geçirip, bizlerin bu bilgileri unutmasını sağlıyor. İşte bu nedenle üniversite çağlarında okuduğumuz birçok ders kitabı hayati bir önem taşımadığı için aklımızdan uçup gidiyor fakat nedense kulak ucuyla duyduğumuz "Köpekbalığı ile karşılaşırsan ve sana saldırırsa, burnuna vur!" gibi saçma fakat hayati bir bilgi bizimle yıllar boyunca yaşıyor. (En azından Kathy'nin anlattıkları içinde benim CREP-2 filtremden geçenler bunlar.)

Zaten bu nedenle Seth Godin, "Mor İnek" terimini kullanıyor kitabında (kitabı okumayanlar için en kısa ve kaba tabiri ile bir inek sürüsü içinde eğer mor inek görürseniz, bu inek diğer ineklere göre aklınızda yer edecek, başkalarına anlatmanıza neden olacaktır). Yani, CREP-2 ile savaşmak için bizlerin farklı, hatırlanabilir, değişik olması gerekiyor. Kathy Sierra, yine konuşmasında, beynimizin devamlı bir şekilde belirli bir beklentiyi karşılayacak bilgileri aradığından bahsetti. Yani CREP-2 filtresinden geçmeyi başarabilecek bilgilerden. Örneğin beynimiz seks, güzellik, sevimlilik, masumluk ve eğlence gibi değerleri filtreden geçirmeyi başarabiliyor. Zaten bu nedenle, Kathy Sierra, EĞLENCE kelimesinin, bir ürünün başarısını doğrudan etkilediğinden bahseden birçok yazı yazdı. Beynimiz başka şeylerde önem verip, filtresini etkisiz bırakıyor. Örneğin acayip, beklenmedik olaylar, insan yüzleri, korkunç objeler ve en önemlisi gerçekçi ve sohbet tarzı yazım ya da konuşma stili.

Sohbet tarzı yazılar beynimizin filtresini etkisiz bırakıp, yazılanları hatırlamamızı sağlıyor. Bu nedenle çoğu zaman resmi dille yazılmış belgelerin içeriğini unuturken, sohbet tarzında yazılmış belgeler, yazılar, kitaplar, belleğimizde uzun süre yer kaplıyor. Bu konuda birkaç gün önce Derek Powazek çok güzel bir yazı yazdı. Derek, yazılımcıların ve web tasarımcıların, kullandığı dilde sohbet tarzı yazım şeklinin ne kadar etkili olduğundan bahsetti yazısında. Hatta bu teoriyi destekleyen araştırmalar kitap haline bile geldi.

Peki bütün bunların realite şov ve bloglarla ilgisi ne? Technorati şirketinin patronu David Sifry, blogların gelişimi ile ilgili raporunu geçenlerde yayınladı. Rapora göre, blogların sayısı her 6 ayda bir kendini ikiye katlıyor ve 3 sene öncesine oranlar, blog ortamı, 60 kat daha büyük. Verilen başka ilginç bir rakam ise her saniye yeni bir blogun oluşturulduğu ve bu yeni blogların yüzde 55'inin 3 ay sonra halen güncellenmeye devam ettiği. Peki nedir insanların blogları bu kadar sevmesinin nedeni? Bunun nedeni "Gelinim Olur musun?" ya da "PopStar" gibi TV programlarının milyonlarca seyirci toplamasındaki nedenle aynı: gerçekçi ortam ve yüzler, belirli bir senaryoya ya da misyona sahip olmayan stil (acayiplik ve umulmazlık), eğlence ve resmi olmayan, sohbet ediliyormuş gibi yazılan yazılar/konuşmalar. Bizler, bloglarda ve realite şovlarında aynı hissi yaşıyoruz. CREP-2 filtresini geçen birçok özelliği taşıyor bu iki grup: acayip olaylar, sohbet dili, yüzler ve eğlence. Her iki grupta beyin ile iletişim kurmayı başarıyor; mantık ile değil. Çünkü beyin ve mantığın farklı hedefleri var. Her iki grupta, beynin ıvır-zıvır filtresini geçmeyi başaran duyguları yaratabiliyor. Bu nedenle Türkiye 2-3 aylık bir programdaki Semra Hanım'ı hatırlarken, yıllarca her akşam evimize resmi bir dille konuk olan Altan Varol ismini kaç kişi hatırlayabilecek.

Sonuç olarak kullanıcınızın, okurunuzun sizin hakkında ne düşündüğü çok önemli değil. Önemli olan onların kendileri hakkında neler hissettikler yazılarınız okuduktan sonra. Yanılıyor muyum?



Top
Menu