ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Hmmm! Pepsi

27 Nisan 2006

Dünyanın en büyük, en zengin şirketleri, son tüketicinin evini telefonla arayıp, hal hatır sorsun; biz Türkiye'de, şirketlerin müşteri hizmetleri telefonunu karış karış her yerde arayıp, bulamamaktan şikayetçi olalım.

Pepsi sirketinin logosu

Pepsi şirketinin adını duymayan var mı aranızda? İşte bu şirket, aşık tüketici yaratmak için, bilançolarında milyonda bir yer bile etmeyen tüketiciyi dinlemeyi başarıyor. Nereden mi biliyorum? Çünkü benim başıma geldi.

Geçenlerde, elimde alışveriş listem, yeni açılan bir süpermarkete gittim. Bu yeni açılan süpermarketin hiç tanımadığın rafları arasında gezinirken, Coca-Cola reyonunun önüne geldim. Bu reyonda çok fazla Coca-Cola şişesi kalmamıştı. Kalan 2 litrelik şişelerden birini alıp, alışveriş arabasına attım. İçecekler reyonunun bir ucu Coca-Cola'ya, diğer ucu ise Pepsi'ye ayrılmış. Pepsi reyonunun önüne geldiğimde garip bir şey dikkatimi çekti. Pepsi rafında, yalnızca bir düzine Pepsi şişesi olmasına rağmen, bir dolu Coca-Cola şişesi vardı. Birden, canımın Pepsi Limonlu Pepsi çektiğini hissettim ve alışveriş arabasındaki Coca-Cola'yı Pepsi rafına geri koydum ve kalan Pepsi Limonlu Pepsi (Pepsi Lime) şişelerinden birini, arabama attım. Bir anda neden Pepsi rafında, Coca-Cola şişeleri olduğunu anlamaya başladım. Benim gibi birçok kişi, Coca-Cola rafından başlayıp, Coca-Cola alıyor ve sonra Pepsi rafına gelince, süpermarkette Pepsi olduğunu görüp, Coca-Cola'yı bırakıp, Pepsi'yi alıyorlar.

Bu küçük deneyim o kadar hoşuma gitti ki, birden bire "neden bu deneyim bir Pepsi reklamı olmasın ki?" diye düşünmeye başladım. Düşünmekle de kalmayıp, Pepsi web sitesinde, pazarlama bölümünün emailini arayıp, bu deneyimini onlarla paylaşmak istedim. Doğal olarak, bir şirket sitesinde pazarlama bölümünün emailini bulmak kolay değil. Ayrıca, ben genel iletişim emailine bu fikri yazmak istemedim. Çünkü, o emaile günde binlerce email geliyor ve benim ki onlardan bir tanesi olacak diye düşündüm. Sırf bu nedenle, Pepsi'nin Kuzey Amerika genel müdürüne email atmaya karar verdim. Küçük bir araştırmadan sonra, dünyanın en güçlü iş kadınları listesinde ismini gördüğüm bu kişinin, kişisel emailini bulmayı başardım ve yaşadığım deneyimi anlatan bir email attım. Tabi ki aklımda, bu emailin okunmayacağı, okunsa bile, silinip gideceği vardı. Zaten amacım yalnızca bu deneyimi paylaşmak idi. Çok fazla bir şey beklemiyordum. Ne kadar yanılmışım. Dün, Pepsi Kuzey Amerika Genel Müdürü'nün asistanından bir email geldi. Fikrimi çok beğendiklerini ve benimle bu konuda telefonda görüşmek istediğini söylüyordu. Telefonumu verdim ve 1-2 dakika sonra telefon çaldı. Karşımdaki kişi, genel müdürün emailimi okuduğunu, bu tip deneyimlerin Pepsi için ne kadar önemli olduğunu ve benim zamanımı harcayıp, böyle bir email yazmamdan dolayı ne kadar minnettar olduklarını anlattı. Adresimi aldı ve bana Pepsi t-shirt göndereceğini söyledi.

İşte CRM'lerin, milyonlarca dolar reklamın yapamayacağını, küçük bir telefon görüşmesi yaptı: küçük tüketiciyi dinleyen vizyon sahibi şirket yöneticisi. Zaten Pepsi severdim, şimdi aşığı oldum.

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 18:05 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Oradan Buradan dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: |
 

Bu yazıya ait 31 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 27 Nisan 2006 19:26 tarihinde, baha demiş ki:

bir nevi bu okuğudumda bir pepsi reklamı :) yazının içieriği reklam dışıda reklam yani tam reklamcısın abi sen :)

2 27 Nisan 2006 19:07 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Bu "asik kullanici" hastaliginin bir belirtisi :)) Ucretsiz reklam yapan kullanicilar

3. | 27 Nisan 2006 22:44 tarihinde, can demiş ki:

Mehmet abi, Türkiye'de yaşayıp bu deneyimi genel müdürün ileti kutusuna yollasaydınız, büyük ihtimal ile emailiniz g.müdür asistanından pazarlama departmanın asistanına gider, o da sizi PEPSI şirketine girmeye çalışan sırf "yalakalık" yaptığınızı düşünen bir reklamcı sanıp o maili bir güzel siler sonra da dünyada ne insanlar var derdi.Bu ülkede çok iyi biliyorum ki çoğu yönetici iletilerini ne yazık ki asistanlarına,sekreterlerine okutuyorlar onlar da gerekli gördüklerini print-out alıp okuyorlar.

Geçen ay xxxx'a gönderdiğim bir pazarlama fikri ve mağazacılıkta bazı önemli müşterilere V.I.P. fikrini pazarlama yöneticisine yollamama rağmen bana onun asistanı olarak çalıştığını sonradan öğrendiğim bir şahıstan "hazır" teşekkür iletisi geldi ,hem de zamansız bir yılbaşı kutlama kartı eki ile :)

4 27 Nisan 2006 22:02 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Can,

Esasinda benim yazdigim emaili, genel iletisim emailine gondermememin sebebi de senin bahsettigin gibi olaylari yasamis olmam. Demek ki her sirket ayni degil :) Gerci, genel mudure gonderdigim emailden **gercekten** bir sey beklemiyordum. Belki okur, benim gibi musterilerin sesini duyar diye gondermistim fakat fazlasiyla ilgi gosterdiler ve benim, gercekten **varoldugumu** hissettirdiler. Yoksa onlara gonderdigim fikir milyon dolarlik bir fikir degil. Onlarin yaklasimi milyon dolarlik kanimca.

5. | 28 Nisan 2006 0:20 tarihinde, Cengizhan demiş ki:

Aslında burada benim dikkatimi çeken şu oldu.

Burada insan psikolojisi ile ilgili inanılmaz bir pazarlama stratejisi yatıyor. Kasıtlı olarak yapılmamış ama bazen şirketler bu tarz sabote işlemlerine girişebiliyor. Yalnız burada oluşan tam bir ters mantık durumu. Aynısı olmasa bile bu "ters mantık" örneğinden birini paylaşabilirim.

Bu hikayenin gerçekliğinden emin değilim. Rivayet diyelim. İstanbulda, aynı şehirde, birbirine rakip olarak çalışan iki şirketten birinin deposu( a şirketi) yanmaya başlıyor. Şirketin tüm araçları - tüm servis arabaları da dahil olmak üzere -, yangın, deponun her yerini sarmadan, malların bir kısmını kurtarmak için yanan depoya gidiyor. Ama araçlar yetersiz kalıyor. Depodaki ürünler yanmak üzere. Bu deponun yakınında rakip firmanın ( b şirketi) bir mağazası bulunuyor. Olayı haber alan b şirketi mağaza müdürü, hemen genel merkezini arayıpğ bilgi veriyor. B şirketi yönetim kurulu başkanı o anda hızlı bir karar alıyor ve a şirketinin sahibini cepten arıyor. Bir dakikalık kısa bir konuşma oluyor.

10 dakika sonra, b şirketine ait büyük bir araç filosu, a şirketinin yanan deposunun önüne geliyor ve depodan kalan mallar o araçlara yüklenerek kurtarılıyor. A şirketinin diğer deposuna konvoy şeklinde gidiliyor.B şirketi büyük prestij ve reklam sağlamış oluyor böylece. yaklaşık 30 tane b şirketi logolu aracın a şirketine yardımı o kadar dikkat çekiyor ki, b şirketi ilerleyen ayda cirosunu 2 katına çıkarıyor ve sonraki aylarda bu olay a şirketinin sonunu getiriyor.

Müşteri şirketin yardımseverliğine bağlanıyor. şirketin aşığı oluyor. B şirketi sahibinin yardımseverlik gibi gözüken hareketinin aslında, yangından daha çok zarar verdiğini a şirketi sahibi anladığında artık çok geç oluyor.

"Rakibinin yardımını kabul eden, yenilgiyi de kabul etmiş oluyor" cümlesi doğru mudur dersiniz?

6. | 28 Nisan 2006 0:45 tarihinde, BesST demiş ki:

Bu aralar Turkiye de yaygin olan bir cümle var..amacim yorum yapmak degil..Böyle konular beni asiYor zaten...Ama Tam buraya uyacak bir cümle yazamadan gecemiyecem ..yine bir reklamdan alinti...


"Reklam Kokan hareketler Bunlar..."


Baksaniza her yerimiz reklam olmus.. :)

7. | 28 Nisan 2006 9:44 tarihinde, sahip demiş ki:

Biraz sonra, bu yazıyı yazdıktan sonra, coca-cola nın canada genel müdürüne ulaşmaya çalışacağım.
Anlattığın yeni marketi bulsunlar raf düzenlemesini incelesinler.
Bakalım bana da bir coca- cola t-shirt' i gönderecekler mi?

8. | 28 Nisan 2006 11:08 tarihinde, gCg demiş ki:

Dün okumuştum bu yazıyı, sonrasında dün akşam evime en yakın TeknoSA mağazasına gidip alışveriş yaptım. Aynı mağazadan 5 ayı aşkın bir süredir irili ufaklı birçok ürün satın aldım. Aldığım ürün laptop da olsa veya dün aldığım gibi boş dvd de olsa tüm alışverişlerimin ortak bir noktası oldu, anlamsız yere kasanın önünde dakikalarca bekledim. Çalışanların gözlerinin içine bakmama rağmen hiç biri kolunu kaldırıp sizinle ilgileneyim gibi bir çaba sarfetmiyorlar, aksine sözle ikaz edilmeden sen yokmuşsun gibi davranıyorlar. Ortalıkta boş boş dolanıp işten nasıl kaytarırız şeklinde dünyayı izleyen bir mağaza dolusu çalışan...

Bende bu deneyimimi dün akşam teknosa'nın internet sayfasındaki müşteri hizmetleri iletişim formunu kullanarak yetkililer ile paylaşmak istedim. Bugün sabahın erken saatlerinde TeknoSA müşteri hizmetlerinden bir telefon aldım. Şikayetimin ellerine ulaştığını, bu tür geri dönüşümlerin mağazaları için çok önemli olduğunu ve en kısa sürede ilgili şikayet konusunda bir çalışma yapılacağını söyleyip teşşekkür eden yetkiliye ben de teşekkür ettim ve telefonu kapadık.

Ancak neden bilmiyorum bu sadece bir müşteri tavlama taktiği gibi geliyor, yani kalıcı olarak herhangi birşeyin değişeceğini veya bununla ilgili bir çalışma yapılacağını düşünmüyorum.

9. | 28 Nisan 2006 12:32 tarihinde, wanadoo demiş ki:

ama ben pepsi rafının önünde geçsem bile pepsi almam. coca cola tercih sebebidir benim için.pepsiyi sevmiyorum çok şekerli.olmasa da olur benim için.ne yapcaz o zaman :)

ha bu arada mehmet abi süpermarket yazısı çok güzeldi eve gidip düşündüm de hakikaten çok doğru tespitler var.

10. | 28 Nisan 2006 12:18 tarihinde, emrah serdaroğlu demiş ki:

reklam fikrini doğuran olayın oluş şekli, size t-shirt gönderilmesi olgusundan daha ilginç bence, neden diye sorulursa; en başta sizi ve bir çok insanı coca-colalarını bırakıp pepsi almaya iten neden neydi? gerçi anlattığınız gibi dev bir şirket olarak bu şekilde yaklaşmaları çok hoş ve etkileyici. Bırakın şirket olmayı, buralarda gazoz satan bir bakkal bile ne havalarda geziniyor ( havası ne ise?) peki bu işin sırrı ne? belki,de bizim ebat anlayışımız farklıdır onlara göre, yaşadığınız olay gerçekten kuvvetli bir reklam kampanyasına dönüşebileceğe benziyor ve hatta aşikarda, gag benzeri bir tv programında izlediğim RC-colanın acımasız reklamını çağrıştırdı bana;" RC-cola size zokayı yutturmaz" diye de bir sloganı vardı, coca-cola ile pespsi-colayı yerden yere vuran delici bir reklamdı, belkide bu şekilde bir keşif ile doğmuştu...

11. | 28 Nisan 2006 19:22 tarihinde, oky demiş ki:

Aslında kurduğumuz tüm bu uzun ve süslü cümleler hep aynı kapıya çıkıyor: Esnaf gibi esnaf olmak! Hep eskiler anlatmaz mı bize müşterisine güleryüzlü davranan, bizi paramızla rezil etmeyen, değer verildiğimizi ve düşünüldüğümüzü hissettiren esnafların müşteri kazanacağını.

Evimin karşısında 10 metre arayla iki bakkal var. Bana uzak olanı işleten iyi günler diler, beni gördü mü mutlaka hatrımı sorar. Diğerini işleten ise çıkarken dilediğim iyi akşamlara cevap vermeye bile tenezzül etmez. Eğer günde 2 defa gidiyorsam bakkala, fazladan yürüdüğüm o 40 metre uzaktaki bakkala helal olsun. Ben de o bakkalın aşığıyım sanırım.

12. | 29 Nisan 2006 23:35 tarihinde, hakan aydın demiş ki:

hikaye güzel. sonu çok hoşuma gitti!

13. | 01 Mayıs 2006 8:14 tarihinde, Kara demiş ki:

Hikaye ve müşteriye yaşattığı deneyim çok güzel olmuş. Seni markaya daha da bağlamış. Bir çok firma bunu örnek almalı.

Ben aslında CocaCola'yı seviyorum ama yaklaşık 3 hafta önce kolalı içecekleri artık içmeme kararı aldım. 3 haftadır da içmiyorum (bakalım ne kadar dayanacağım)

14. | 01 Mayıs 2006 11:23 tarihinde, jedilost demiş ki:

nedense bana coca colayı bırakıp pepsi alan müşteri kitlesi pek inandırıcı gelmedi. türkiye'de kolayı hangisi denk gelirse mantığıyla değil de marka tercihine göre alanların genelde coca cola içtiğini düşünüyorum.

15. | 02 Mayıs 2006 6:32 tarihinde, ogun genco demiş ki:

jedilost'a katılıyorum.
Bu tip tüketimler markaya dayalıdır. Su alırken hayat mı nestle mi olacağı anlık verilen bir karar.
Markete "gidip 1,5 litrelik hayat su almalıyım" diye girmez insan.
Ama alışveriş listesinde sadece "2 lik kola" yazmış olsa bile alacağı markayı bilir.

Pepsi ile Cocacola arasında tat olarak çok fark olduğunu düşündüğüm için bunları söylüyorum.
Raflardaki uygulamanın bir pazarlama olmadığına inanıyorum. Amerika'da da Cocacolanın pepsi üzerindeki üstünlüğünü düşünürsek hele.
Bunu bağlayabileceğim tek şey sizin kola için marka ayrımı yapmamanız belki ayda bir "hadi alayım" diye satın aldığınız bir içecek olduğu için bu aksiyonu (o ne be ) yaptığınızı düşündüm.

Coca Cola içenlerin açık olarak Pepsi sevmediği bir gerçek. Oysa bu raf stratejisini (?) Kristal Kola ve Coca Cola arasında yaşasaydınız ya da belki ilk defa karşılacağınız yeni bir markayla , durum aynı olmazdı. Coca cola ile yolunuza devam ederdiniz.
Bundaki etkenin daha önce Pepsi Cola'yı tatmış ve tanıdını beğenmiş olmanıza bağlıyorm.

Bu stratejiyi "paket" tavuk ve et reyonunda görseydiniz yine düşündüğüm şey olurdu.
Mesela ben bu reyonda az olanı tercih etmem, çünkü son kalan tavuklar hala orda bırakılmıştır ve tazeliği diğerine nazaran daha azdır :) (Biran önce satılsa da öbür partiyi açsak)

Bu arada tam bir Coca Cola fanatiği olarak (günde yaklaşık 2,5 litreye yakın tüketimim ile) 1 aya yakındır kola içmiyorum.Şaşırıyorum bu durumuma..
Elimde coca colanın son kampayasından kalma 25 adet üst kapak olmasına ve coca cola ile bu konuda yaptığım görüşmeme ve reddedilmeme rağmen (nereye sakladınız bu alt kapakları temalı) Coca cola.

16. | 02 Mayıs 2006 7:35 tarihinde, ogun genco demiş ki:

Bir de "yeni açılan" bir markette bu tip yerleşim sorunları çok sık yaşanabilir.
Yani bunun süpermarketin bir eksiği olduğunu da düşünmek lazım.
Bu tip hataları son günlerde reyon yerleşimini değiştiren bir Migros şubesi bile yaptıktan sonra.

17. | 02 Mayıs 2006 21:13 tarihinde, Tunç demiş ki:

Sen varsın, değerinin farkındayım ve bunu sana ilgimle de göstereceğim. Kısaca seni "adam yerine koyuyorum!"

Hepimiz şirketlerin genel email hesaplarına mail atmaya çekiniyoruz. Şirketler de esasında bizim bu çekincemizin farkında. Sadece yapman gerekeni (email adresini duyuruyorsan; gelen email'ere de geri dönüş) yapmak bile burda şirketler adına "fırsat" haline gelebiliyor. İlginç.

Geri dönüş tarzı da (otomasyon email, kişiselleştirilmiş email, adrese el yazısı ile yazılmış kişiye özel bir mektup, telefon açma ve/veya tshirt, ... ) şirketlerin biz müşterileri nasıl algıladıkları (veya onlara öğretilen "böyle" yap ki; seni "şöyle" algılasınlar) hakkında önemli bir gösterge.

Sonuç; seni adam yerine koyuyorum. Tarz ise ne ölçüde adam yerine koyduğumuzun (+ samimiyet ve inandırıcılığın da) belirleyicisi.

İlgimi çeken ise başka bir şey:

Biz, müşteri şapkamızla, bunları şirketlerden isterken; kendi çalıştığımız şirketlerde "müşterilerimizi adam yerine koyma" adına ne kadar samimi, istekli, azimli, yaratıcı ve sonuç odaklıyız? Tıpkı bu blog'da şimdi Pepsi'nin olduğu gibi, kendi müşterilerimize verdiğimiz / gösterdiğimiz değerin sonucu yarattığımız başarı hikayeleri ile ne kadar konusu olabiliyoruz insanların, blogların, gündemin ?

18. | 10 Mayıs 2006 15:37 tarihinde, oya demiş ki:

bende pepsi coladan sikayetciyim! cünkü türkiyede seninde bahsetiği gibi sikayetimi dile getirecek birim bulamıyorum sen kuzey amarikada bulunansirketin adresini vermisin iyi güzelde ben ingilizce bilmiyorum derdimi nasıl anlatıcam bu adamlara??eger onlarala gene baglantı kurarsan lütfen söyle !"türkiyede türk milletine hizmet edecek, sorularımızı ve sikayetlerimizi kendi dilimizde ifade edebilecek bir pepsi yetkilisi istiyoruz". bakın gecenlerde bir sorunda coca colayala yasadım hemen internetten adreslerine ve telefon numaralarına ulastim sikayerimi söyledim ve ertesi gün beni telefonla arayıp sorunu hallettiler dogrusu ben bundan cok memnu kaldım. madem bu adamlar ürününü bize satıyorlar bizde tüketiyorsak sikayetlerimiz oldugundada bunları dile getirebilecek bir yetkili istiyoruz haksızmıyım?benim adıma bu yazdıklarımı kuzey amerikada bulunan pepsi şirketine iletirsen türk milletti adına iyi bir hizmet yapmıs olursun

19. | 11 Mayıs 2006 22:38 tarihinde, guenen demiş ki:

Size böyle dönmeleri çok hoş. Belkide müşteri memnuniyetinin öneminden çok, müşteri memnuniyetinin etkisinin önemi olarak böyle bir girişimde bulunmuşlardır. Eşe dosta anlatırsanız, bundan güvenilir bir reklam olur mu? Belkide saçmalıyorum. :)

Bu arada yanılmıyorsam coca cola'yı bırakı pepsiyi alma fikrinin benzeri, ferrari-porche rekabetinde kullanılmıştı.

Dip not: Alakasız olucak ama; şuan pepsi içinyorum. :)

20. | 12 Mayıs 2006 2:52 tarihinde, Emre demiş ki:

Gerçekten çok güzel bir yazı.Türkiyedeki şirketlerde eksik olan tam olarak bu.İnsanlarımız günlük paraların peşini brakınca kaliteyi yakalamış olacağız buna inanıyorum.

21. | 08 Haziran 2006 14:29 tarihinde, exxxplorer demiş ki:

son yorumun üzerinden 1 ay geçmiş ama olsun :)
benzer bir "reklam" da benden; card finans ve axess kartlarımın ekstrelerinde, yaptığım ödemelerin karşılığı parapuan ve chippara kazandığımı görünce (farkedince) çok hoşuma gitmişti. hemen bonus kartımın ekstresini inceledim ve böyle bir "güzelliklerinin" bulunmadığını gördüm. garanti bankasının haklı müşteri hattına öneri olarak yazdığım yukarıdaki husus doğrultusunda 3-4 saat sonra cepten aradılar. "böyle böyle önerinizi yazmışsınız, fakat maalesef bizde şuan için buna benzer uygalama yok, fakat incelemeye alacağız" falan diye beni memnun ettiler. aynen, diğer beyefendiler/hanımefendiler gibi benim de hoşuma gitti.

ama yazık ki halen bonus kazanamıyorum ;-)

22. | 26 Haziran 2006 13:54 tarihinde, tuncay demiş ki:

pepsi mi bi daha allah korusun!
bu pazar çoçuklarımla ankara carrefour mağazasını gezerken girişte üzerlerinde pepsi thisortları olan önlerinde bir tezgah çığırtkanlık yaparak her 5 ytl'lik pepsi gurubu alışverişine 1 adet futbol topu hediye diyerek insanları teşvik eden bu insanlar benim de çocuğumun aklını çeldiler eeeeeee çoçuk bu illada pepsi alalım diye tutturdu. bizde aldık çıkışta pepsi elamanları bize top kalmadığını biraz önce bir şahısın 20 adet birden aldığını söyleyince doğal olarak bozuldum. çünkü bu şahıslar promosyon topları civar köy veya kasabalarda 5 ytl'den satıyorlar paraya bak paraya bizde arkamıza baka baka oğlumda ağlıya ağlıya evin yolunu tuttuk.eeeeeeeee ne diyelim buda hizmet anlayışı olsa gerek.

23. | 03 Eylül 2006 22:44 tarihinde, erdem demiş ki:

İYİ DÜŞÜN MEHMET BEY !!!
SEN DE PEPSI NİN REKLAM ELAMANLARINDAN BİRİ OLMAYASIN...
(erdeka84)

24. | 25 Ekim 2006 16:41 tarihinde, HHH demiş ki:

Teknosa hayırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

adamı ruh hastası eder bu teknosa. hakketende öyle çalışanların içi geçmiş :)

25. | 30 Kasım 2006 21:06 tarihinde, özgür özer demiş ki:

Biz hep pesiciyiz zaten bi türlü cola turka ya da alışamadık, tamam bizim firma ama tat yok malesef. Ülker firma olarak ilgili ama malesef bazı insanlarımız müdür de olsalar "hanzo" olarak kalıyorlar, kısaca başımıza gelen şudur: Eşim hamile olduğundan günlük olarak 1/2 lt süt tüketiyordu ve içimi en rahat olan ülker laktaz sütü tercih ediyordu ancak maalesef yaşadığımız yerde herzaman bulamıyorduk. Eşim de ülker müşteri hizmetlerine mail atarak durumu bildirdi. İki gün içersinde Ülker den yetkililer arayarak bölge müdürünü bilgilendirdiklerini bizimle en kısa zamanda ilgileneceğini söylediler. Hakikaten çok mutlu olduk. Ertesi gün bölge müdürü randevu alarak ziyaretimize geldi , 6 adet de laktaz süt hediye etti ve bundan sonra şu şu şu markette en az bize yetecek kadar mutlaka süt bulunduracaklarını söylediler. Daha da mutlu olduk :)) Ama maalesef süt yine bir var bir yokkk... Eşim Ülkere tekrar mail attı ve durumu anlattı. Bunun üzerine arayan "hanzo" bölge müdürü tekrar eşimi aradı ve; "dakka da bir oraya şikayet etmeyin bağyan bişey olursa bana söyleyin , hem o süt yoksa başkasını içseniz zehirleniyor musunuz" dedi.... Mutluluk acı sonla biterken , firmaya olan ilgimiz seçtikleri müdürümsü yüzünden uıçtu gitti. Yani özetle firmanın ilk tepkisi yanıltıcıdır diye düşünüyorum. Sorun devam edince gerçekten çözecek babayiğit lazım sağlıcakla kalnız :))

26. | 18 Aralık 2006 12:49 tarihinde, Evren demiş ki:

Bence Coca-Cola'ya da aynı yazıyı göndermeliydin.
Birine saldırı silahını verirken, diğerine savunma kalkanını vermemek olmamış. :)

27. | 19 Ocak 2007 22:12 tarihinde, ask_for_more demiş ki:

değerli arkadaşlar,
arkadaşimizin başina gelen söz konusu olay ve binlerce öreneği yaşanmiş ve yaşanmayada devam etmektir.marka bilincine sahip bilinçli tüketiciler hangi ürünü kullanirlarsa kullansinlar bu firmalarca muhattap kabul edilmek isterler.bu hoş bir deneyimdir.bugun hangi firmanin tüketici hizmetleri hattini ararsaniz arayin size muhakak geri dönceklerdir.günümüz pazarlama anlayişi dahilinde bir gereklilik olmuştur.ama görüyorumki kendisine geri dönülen ve teşekkür edilen arkadaşimizi reklam yapmakla acimasizca şuçlamişsiniz.burada reklam değil memnun bir tüketicinin ürünlerini kullandiği ve beğendiği bir firmayi onore etme gayreti var.bilinçli tüketici ne zaman olacağiz bilmiyorum ama tüketim alişkanlılarimizdan ve bu paralelede saplantilarimizdan ne zaman kurtulursak işte o zaman.bilinçli tüketici ve de marka bilinci yerleşmiş bir ülke olacağiz.

değerli arkadaşimizin başina gelen bir tanzim teşhir fikri imiş.bu bir tüketici sorunu olsa idi ve yanıt alınmasa idi bu kezde ciddiyetsiz ve kötü firma ilan edilecekti pepsi corp.lütfen eleştirilerimizde daha makul olalim ve işinin hakkını veren başarili firmalari ve bilinçli tüketicileri takdir edelim.

ben kendi adima ve bir pepsi corp çalişani olarak arkadaşimizi kutluyorum davranişindan ötürü.
teşekürler
saygilar

28. | 03 Mart 2007 13:03 tarihinde, pepsiiiiii demiş ki:

bende nedense nezaman bi markete gitsem bu sefer coca cola alıyım diyorum yok illa elim PEPSİYE gidiyo neden bilmiyorum pardon biliyorum galibaa:) erkek arkadaşım pepside çalışıyoda ondaaann:):)

29. | 14 Mart 2007 23:35 tarihinde, engin demiş ki:

merhaba ben bir pesi calışanıyım bu site gercekten cok güzel olmuş fakat kötü eleştiriler ister istemez beni sinirlendirdi pesi halkakkında dikkat etmeliyiz ordayım diye bunları söylemiyorum ama pepsi gercekten icilecek en iyi gazlı icecek ....
unutmayınki pepsi dünya markası ....
ve pepsi yenilikcilkte bir numara olan tek şirket ve en cok ceşidi olan tek fırma
saygılarımla izmit carrrefour izmit ..

30. | 09 Nisan 2007 20:55 tarihinde, ozzi_1907 balkes demiş ki:

Arkadaşlar herkese selamlar.Yorumları teker teker okudum.güzel şeyler de var.saçma sapan yazılan,laf olsun diye yazılan şeyler de var.Kendini bilmez iki üç kişi yüzünden bir markayı kötülemek ön yargıya girer.bu lafım toplarını alamayan müşterimize...bilinçli olup şikayatette bulunsalardı gerekli ilgiyi görürlerdi ve evlerine kadar o ıstedıkleri top gönderilirdi.


Bir cevabımda yorumlarına muhatab bulamayan arkadaşıma.Pepsi ürünlerinin hepsinin üzerinde tüketici yorumlarının yollanacagı,yani çözüm hattı no: su bulunmaktadır.Buradan tüm yorumlar ve eleştiriler yapılabir.yani yabancı dılde mail atmaya gerek yok sevgili kardesim.

Firmaları eleştirirken,o ürüne verien emeği düşünelim.seviyeli eleştiriler yapalım..marka farketmez.PEPSİ olur COCA COLA olur.COLA TURKA olur..

HEPSİNDE EMEK FAZLASIYLA VAR...

31. | 31 Ağustos 2007 18:47 tarihinde, gülçin merve demiş ki:

herkes birbirinin fikrini çürütmeye çalışırken içinize bende katılıyorum.pazarlama 2.sınıf öğrencisiyim.staj gereği 2 ay pepsi cola firmasında çalıştı.benim için herşey yolundaydı.ve okulda görmüş oldum taktiklerin çoğunu pepside uygulamaktan dolayı büyük mutluluk yaşadım.avm lerde mıt lik yaptım için hep pepsi dolabını rafını ağzına kadar doldururdum.piyasaya yeni çıkan ürünlerin afilşerini boy boy asardım.boş olan her rafa yeni bipepsi ürününü koyar oraya stand açardım.hafatnun bazı günlerinde avm lerle anlaşıp indirim koyardım.ben bunlarla ilgilenirken coca cola rafına yada dolabına geleb her kim varsa hepsini ellerinde pepsi ürünleriyle uğurlardım.evet rakibime bi çelme takardım ve bunun mutluluğunu verdiği hazzı hiç unutamazdım.ben pepside çalışıom ve ona dair ne varsa korumaya çalışıom.ailemde çevremde arkadaşlarım kim varsa hepsinede pepsiyi aşılıyom.....


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?