Saatte 90km Hızla Okumak

Saatte 90km Hızla Okumak

Bilgi çağında, bilişim sektöründe çalışıyoruz. Yaptığımız iş, bilginin yönetimi, bilginin transferi, bilginin sunumu ile ilgili. Yaptığınız işe hangi ismi koyarsanız koyun, bu gerçeği değiştiremezsiniz. Tasarımcı bilginin, verinin, içeriğin sunumu ile uğraşırken, yazılımcı bunların hangi işlemler sonucu erişebileceğine karar veriyor. Tabi ki en basit, en genel tanımıyla. Ne yaparsak yapalım, işimiz web ile ilişkili ise, işimiz içerikle, bilgi ile veri ile ilişkili.

Son 20 yıl içinde üretilen bilgi, son 5000 yıl içinde üretilen bilginin toplamından bile daha fazla hale geldi. O kadar ki Amerika'da ki New York Times gazetesinin hafta sonu versiyonu içindeki bilgiler, 17. yüzyılda yaşayan bir kişinin hayatı boyunca beyninde tuttuğu ve öğrendiği bilgi miktarından bile fazla. Ve bu bilgi üretimi, bu bilgi miktarı her 4 yılda bir kendini ikiye katlıyor. Ve bu gelişmelere, bir de Moore Kanunları altında gelişen ve kendini her yıl ikiye katlayan bilgisayar gücü ve ucuzlayan fiyatları da katarsak, bulunduğumuz dönemde, bilginin en iyi şekilde idare edilme ihtiyacı; doğru bilgiye, doğru zaman ve doğru yerde ulaşmanın önemini sanırım daha iyi anlayabiliriz. Öylesine ki, bu konu, hiç bir zaman, hiç bir asır içinde, bulunduğumuz bu dönem kadar önemli olmamıştı.

Sitenize gelen ziyaretçilerin büyük bir çoğunluğunun bir hedefi var. Bu hedef siteden siteye değişebilir. Bir ziyaretçi bir siteye yeni çıkmış bir kanun hakkında bilgi almak için, bir ürün hakkında bilgi almak, fiyat karşılaştırmak için ya da bir üniversite başvuru formunu doldurmak için gelebilir. Yani hedefler ayrı olmasına rağmen, özünde, ziyaretçi, çoğu zaman sitenize, sunduğunuz "bilgiyi" almak için gelir. Bir başka değişle, sizin sunduğunuz ve ziyaretçinin aradığı "bilgiyi" almak için gelir. Web tasarımı ile uğraşanlar "Content is King" (İçerik Kraldır!) deyişini iyi bilirler. Sitenizin amacı, ziyaretçilerin aradığı "bilgiyi" sunmaktır. Hani dilimizde bir söylem vardır, bir resim, bin söze bedeldir diye. Doğru olabilir fakat bazı tasarımcılar, bu söze o kadar güvenip, inanıyor ki, bin sözü, bir resim ile anlatmaya çalışıyor her tasarımda, her sitede. İçeriği susturup, grafiklerin sesini sonuna kadar açıyorlar.

Bilginin, içeriğin tasarımı, bir websitesindeki görsel güzelliğin, görsel gelişimin tasarımı kadar zahmetli, detay ve özen gerektiren bir işlemdir. Web için içerik yazmaya zaman ayırın! Sitenizdeki inandırıcılığı ve interaktiviteyi sağlayacak en önemli araçlardan biridir içerik. (İçerik konusunun, yöreselleştirme kanadıyla ilgili, eDünya bir yazı yazdı bugün. Okumanızı tavsiye ederim.)

Web için içerik yazmaya zaman ayırın diyorum çünkü web içeriği, geleneksel gazete, kitap, dergi içerik yazımından çok farklı çünkü web kullanıcıları, bir websitesinde bulunan yazıları okumak yerine tarayıp, süzmeyi tercih ediyorlar. Kullanıcının gözleri, sitenize geliş amaçlarındaki hedeflere uyacak, ulaşmalarını sağlayacak ateşleyici kelimeleri arıyor hemen.

Arabanızdasınız. Bulunduğunuz şehirden, bilmediğiniz başka bir şehre doğru yol almaktasınız. Otoyolda hangi levhalar sizin dikkatinizi çeker? Gördüğünüz her levhayı, her yazıyı okuyor musunuz? Yoksa gitmek istediğiniz şehre ulaşmanıza yardım edecek kelimeleri, isimleri mi tarıyorsunuz levhalarda? Diyelim ki yolunuzun üzerinde olmayan başka şehirlerin isimlerini gördünüz levhalarda. Kaç kilometre kaldığını okuyor musunuz bu şehirlere? Ya da çok önemli mi bu bilgi sizin için? Fakat gideceğiniz şehrin ya da yolunuzun üzerinde olan diğer şehirlerin ismini görürseniz, kaç kilometre kaldığını, hangi çıkışa dönüş yapmanız gerektiğiniz okumaya başlarsınız hemen. Hem de saatte 90 km hızla giderken.

Web kullanıcıları da çok farklı değil. Saatte 90 km hızla, sitenizden gelip geçiyorlar. Eğer siteniz onların yolu üzerindeyse yani onlara sunduğunuz bilgi, onların istediği bilgi ise kullanıcıların dikkatini çekip, onları başka sayfalara, ürün detaylarına ve şanslı iseniz satın alım aşamasına kadar çekebilirsiniz. Bunu sağlayabilmek için, ateşleyici kelimeleri onlara sunmak, web için içerik hazırlamak, saatte 90 km hızla giden web kullanıcılarının sitenizi satırı satırına okumadığını anlamak gerekir.

Fakat hangi kelimeler ateşleyici kelimeler? Aysel Teyze için "indirim" kelimesi tıklamayı gerektirirken, Hakan Bey "kalite" kelimesine önem veriyor. Peki ya Faruk Bey'e ne demeli? Faruk Bey için ateşleyici kelime "başkaları bu ürüne bayıldı" kelimesi. Peki hangi kelime "ateşleyici kelime" o halde?

Kullanıcı senaryolarınıza hitap eden kelimeleri seçmeye çalısın. Hangi kelimeler, onların tıklama kemiğini gıdıklıyor? Hangi ateşleyici kelimeler, onlarda satın alma dürtüsü uyandırıyor? Hangi dili seçerseniz seçin, bu dil, şirket içinde kullandığınız dil olmamalı. Kimse "RT 455" ya da "FR 640 Silver" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor sitenizde. Tabi ki eğer siz ürünlerinizi yalnızca şirket çalışanlarına satmayı planlamıyorsanız!

Dipnot: Blogumun son günlerde neden sık güncellenmediğini ve bana yazdığınız emaillere neden çabucak cevap veremediğimi birkaç gün sonra "neler oluyor" serisi yazılarından birinde yazacağım. Kusura bakmayın. Gönderdiğiniz emailleri okuyorum ve yakında cevaplayacağım.



Top
Menu