ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Ziyaretçilere Turist Kalmak

13 Şubat 2006

Hiç bilmediğim şehirlerde turist olup, bilmediğim sokaklara girip, bilmediğim tabelalara, mağaza vitrinlerine bakmak hoşuma gidiyor. Sanırım birçoğunuz fark ettiniz burada son zamanlarda yeni yazı olmadığını. Bende! Nedeni ise iş sebebiyle birkaç günlüğüne Quebec şehrine gitmemdi. Quebec şehri, Kuzey Amerika içinde Avrupa'yı soluyabileceğiniz bir yer. İnsanlar değişik, yemekler değişik, binalar değişik. Hatta konuşulan dil bile değişik. Kanada'nın içindeyken bir anda kendinizi Paris'te hissedebiliyorsunuz. Tabi iş gezintisi bir anda sizi turist olmaktan çıkarabiliyor. Yerli kılığında, turist güdüleri ile toplantı yerlerini, işinizin olduğu binaları aramaya başlıyorsunuz. Bir anda, o size önceden çok bir şey ifade etmeyen sokak isimleri, heykeller, tabelalar, beyninizde daha sonra yolunuzu bulmanıza yardım etmeye yarayan turist rehberi haline gelmeye başlıyor. Bütün bunları düşünürken aklıma Joseph Carabis'in websiteleri için kullanıldığı turist-yerli benzetmesi geldi.

TURİSTLER

Gerçektende ilk defa ziyaret ettiğimiz bir sitenin turisti değil miyiz hepimiz? Bazen yol ustu diye 5 dakikalığına uğruyoruz bazen bir müddet kalmaya için ziyaret ediyoruz.

Her şey bir anda size yabancı geliyor. Tabi ki bildiğiniz şeyler yok değil. Bir turistin harita kullanması, başkalarına yol sorması gibi, bizlerde site içinde menü kullanmayı, linklere tıklayıp, sitenin derinlerine gitmeyi biliyoruz. Ama yine de her şey bir sanki bir turistin bilmediği bir şehirde yaşadığı deneyim gibi geliyor:

Acaba hangi yoldan gitmeliyim aradığımı bulmak için?
Nerede olduğumu bilmiyorum. Sanırım yolumu kaybettim!
Sanki ben bu yeri daha önce görmüş gibiyim. Acaba dönüp duruyor muyum aynı yerde?

Birçok site, turistlere yardımcı olacak her şeyi elinden geldiğince yapıyor. Kullanımı kolay menüler, sitenin amacını açıkça anlatan paragraflar, kullanıcının hedefine ulaşmasını sağlayacak ve şirketin bitiriş rakamını yükseltecek kısa yollar v.b.

Fakat bazı siteler var ki ziyaretçilerin hissettikleri ve deneyimi, Kapadokya'ya gitmek isteyen bir kişinin Nevşehir otogarında inmesine benziyor. Gideceğiniz yere yakın olduğunuzu biliyorsunuz ama hiçbir fikriniz; hedefinizi gösteren hiçbir tabela yok. En azından öyleydi yaklaşık 8 yıl önce. Tecrübe konuşuyor :))

Sitenizin turistler tarafından tutulup, bu turistlerin sitenize taşınması (yanı yerlisi olması) birçok şeye bağlı.

  • Öncellikle turistlerin yolunu bulması onlara göstereceğiniz anlamlı haritalara (menu) bağlı.
  • Seyahat acentanızın (Google) sizi övmesine (ilk sıralarda yer alma) bağlı.
  • Turistlerin ilgisini çekecek, eğlenceli vakit geçirmesini sağlayacak, temiz ve sade tesislerin (anlamlı içerik, iyi bir tasarım) bulunmasına bağlı.
  • Yollarını kaybetmemeleri için bazı işaretlerin, heykellerin ve bazı durumlarda turist rehberlerinin (iyi açıklanmış bölümler, kısa yollar, bir yerden bir yere kolay ulaşım) site içinde bulunmasına bağlı.
  • Tabi en önemlisi turistik mağaza sahiplerinin kibar, temiz ve kazıkçı olmamasına bağlı. Kaç defa sitenize fiyat bakıp çıkan turist geldi acaba? Ya da ne sattığınızı anlayamayan, anlaşa bile yazarkasanın yolunu bulamayan ziyaretçileriniz oldu?

YERLİ

İşin birde öteki yüzü var: yerliler. Gerçeği söylemek gerekirse turistlerin çoğu biraz nankör olurlar. Sitenize gelip sizi heyecanlandırırlar ve bir daha hiç uğramazlar. İşte bu heyecanla yapılmış o güzelim turistik tesisler bir anda tozlanmaya başlar kullanılmamaktan. Zaten boyle olmadi mi 2000'li yillarin basinda dot-com bombasinda.

Carabis diyor ki:

Turistler yalnızca bize "kira" verirler. Esas kazanç o sitenin yerlisi olan ziyaretçilerden gelir. Yerliler zaten o siteyi iyi bilir, tanır. Turist rehberine ihtiyaç duymazlar. Sitenin nasıl kullanıldığını iyi bilirler, aradıklarına kolayca ulaşırlar. Onları satış paragraflarına, kullanım kılavuzlarına, seyahat acentasına da ihtiyacı yoktur çünkü onlar gidecekleri yeri, hedeflerini nasıl tatmin edeceklerini iyi bilirler

FAKAT...

Peki bütün bunlar tezat oluşturmuyor mu? Turistin istediğini yerli; yerlinin istediğini turist beğenmiyor! Kime göre yapmalı acaba siteyi? Turistlere göre mi? Yerli olması mümkün olan turistlere göre mi? Yoksa yerliler için mi?

Cevap herkes için. Ama farklılıklarla. Başarılı sitelere göz atarsanız göreceksiniz ki, sizin defalarca ziyaret ettiğiniz siteler, başkalarına çok daha farklı görünüyor. Örneğin Amazon.com. Acaba Amazon'un yerlisi olan kaç kişi, Amazon'un ön sayfasını 3 dakikadan fazla kullandı. Eğer Amazon'un yerlisi iseniz, bir anda site sizin istediklerinizi veren, size tavsiyelerde bulunan, bütün bilgilerinizi tutan bir site haline geliyor. Peki ya turist iseniz? Örneğin Google'da "The World is Flat" kitabını aratıp, Amazon'a girin. (Eğer Amazon'da hesabınız otomatik olarak giriş yaptıysa çıkış yapmayı unutmayın) ve Amazon'un ön sayfasına gidin. Size yardımcı oluyor mu bir turist-sever olan bu tesis? İçerik sizin istediğinize yakın, "gel, boş yer ver otelimizde" şeklinde mi? Yoksa herkese yapılan pazarlama ile, o genelleme yapan ses tonu ile mi karsılaşıyorsunuz?

Turist ile yerliyi birbirinden ayıran siteler başarılı olmayı ve turistlerden yerli üretmeyi başarıyor. İntranet ile İnternet arasındaki fark gibi. Turist versiyonu-Yerli versiyonu. Neden olmasın?

Ben mi? Eğer fırsatım olsaydı Quebec şehrine bugün taşınırdım :)

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 22:59 civarı yazılıp Bilgi Mimarlığı, Kullanıcı Deneyimi, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | |
 

Bu yazıya ait 3 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 14 Şubat 2006 14:21 tarihinde, faruk demiş ki:

bende sitene turist olarak uğruyanlardanım.Ama sen yerli olmak istiyorsan kapadokya çok güzel

2. | 16 Şubat 2006 15:35 tarihinde, ELİF demiş ki:

Bence fikirler aydınlatmalar Hedefe uygun seçilen konuyla yapılan benzetmeler güzel fakat bu kadar emin kendine güven hayal kırıklığı yaratabilir.

Bir anda sevdiğin şehirden kaçmak isteyebilirsin.. Riskleride düşünmek lazım.

Amerikada bir kasırga seni çok uzaklara sürükleyip fırlatabilir. Yeniden şansın varsa halin kaldıysa ayağa kalkıp sıfırdan herşey yine başlayabilir.


ELIF IMAMOGLU

3. | 24 Şubat 2006 16:33 tarihinde, Ebru demiş ki:

Ottowa şehrinde turist olarak dolaştığım günlerde, tavsiye üzerine mola vermiştim sitenizde. Şimdi son 6 yıldır istemesemde ekmek parası deyip yaşadığım şehirde fırsat buldukça okuyorum yazılarınızı. Benzer işlerde çalışıyoruz denilebilir. Benim işim daha çok dektop application üretmek, tasarlamak, analizini yapmak. Bir gün bende deneyimlerimi sizin gibi anlatabileceğim bir site açmayı planlıyorum ama önce web işini de öğrenmem gerekiyor(çok çalımam gerek çok).
1994 yılından bu güne kadar yazılım sektörünün bir yerlerine tutunmaya çalışıyorum, turist olduğum ya da yerlisi olduğum her yerde gözüme ilk takılanlardan biridir düzen ve sizin yazılarınızda ki düzen, türkçeyi düzgün kullanmanız da ilk dikkatimi çeken noktalar olmuştu. Bu yazınız belki aceleyle yazıldı ya da dikkatinizi toplayamadığınız için bi kaç cümle düşüklüğü içeriyor ama genel olarak güzel yazıyorsunuz. Umarım hep yazarsınız ve bana yeni pencereler bulmamda yardımcı olur yazdıklarınız...
(Benim babamında iki kızı var :) )


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?