Kullanıcıyı Aşık Etmek

Kullanıcıyı Aşık Etmek

Don Kişot'un hikayesinin hepimiz biliriz. Hani şu Cervantes'in yüzyıllar önce yazdığı şövalye özentisi, yel değirmeni düşmanı karakter. Cervantes'in, Don Kişot eseri kadar iyi bilinmeyen başka birçok özelliği var esasında. Örneğin sol elinin savaş sırasında yaralanması ile "sakat" lakabını alması; Cervantes'in, Osmanlı'nın esiri olarak Cezayir'de seneleri geçirmesi; Cezayir yılları nedeniyle, Don Kişot eserinin, Arap kökenli tasavvuf edebiyatından esinlenen yönlerinin olması. Birbirini takip eden olayların, birbirini etkilemesi.

Hani bizim tasavvuf edebiyatında, sufi adini verdiğimiz ve halk edebiyatındaki yarı-benzer karşıtı Aşık olan bir geleneğin, dünyanın en çok satan kitapları arasında yer alan bir İspanyol eserini etkilemiş olduğunu düşünmek, bence ilginç. Belki de Don Kişot karakterinin bu kadar sevilmesi, bazı Aşık ya da Sufi özelliklerini özünde taşımasında yatıyor olabilir. Yenilmez tutkusu, kabul görmeyen bir yaratıcılığa sahip olması, devrimci Che'yi bile etkileyecek karakteristik özellikleri, idealizmi, ele akla sığmayan sosyalizmi ve kendini arayışı. Aşığın bir adı da "deli" değil mi halk edebiyatında? Her şeyi aşkı için göze almışlık, cehennemi ve cenneti, yaşadığı hayat içinde yaşayan ve aşkını herkese anlatmak isteyen kişilik. Bu konuda edebiyat tarihçileri sizlere daha iyi bilgi verebilir. Ben bu konuda ne yetkili ne de yetkin bir kişiyim. Yalnızca kendi gözlemim.

Evangelist

Bütün bunları anlatmamın nedeni ise Türkçe'de tam olarak karşılığı olmayan bir kelimenin, bugünün İnternet, Web ve Web uygulamalarındaki önemi! Bahsettiğim kelime: Evangelist.

Evangelist terimi, İngilizce'de dini bir anlam ile özleştirilmiş olmasına rağmen, günümüzde birçok kişi, tutkun, aşık, hem de delicesine aşık kullanıcılara ve uygulama geliştiricilerine bu ismi veriyorlar: Evangelist. Peki bu kelimenin biz de karşılığı nedir? Ya da karşılığını bulmak isteyecek kadar önemli örnekler var mı ki Türkiye'de?

Türkiye'den önce gelin yurtdışındaki kullanımına bakalım bu kelimenin. Birçok konuda, kullanıcısı ile günlük kullanımın ötesindeki bir ilişkiyi kurmayı başaran hemen hemen bütün uygulamalar, ürünler, kendine bir evangelist buluyor. Google'da "iPod Evangelist" kelimesi 181 sonuç veriyor. ColdFusion 9000; PHP 403; Google Evangelist, 156; İnternet Evangelist 100.000; AJAX 33.000 ve liste böyle uzayıp gidiyor. Fakat bütün bunlar gerçek rakamlar değil. Gizli sakli, hatta kendilerinin evangelist olduğundan habersiz binlerce kullanıcı var. Örneğin Marketallica'dan tanıdığınız Özgür benim kanımca, bir Flickr evangelistti. Örneğin ben "kullanıcı deneyimi" ve iPod evangelistiyim. Aramızda mutlaka Türkcell evangelistti, kariyer.net evangelistti, Garanti Bankası evangelistti olanlar vardır fakat bu kişiler, bunu hiçbir yerde yazılı olarak belirtmediğinden ya da evangelist olduklarından haberleri bile olmadığından Google'da arama sonucu olarak bize dönmüyor.

Yazar Evangelisti Aşığa Benzetiyor!

Evangelist kelimesi, İngilizce kökenli bir kelime ve bazen, İngilizce konuşan kişilere bile, eğer İnternet ve teknoloji anlamında kullanıldığında bir anlam ifade etmiyor. Hele, Türkçe içeriğe sahip olan bir blogda bu terim kullanılınca, sanırım anlamı daha da köreliyor. O nedenle ben, halk edebiyatında kullanılan Aşık kelimesini kullanmayı daha uygun görüyorum: Türkcell Aşığı, Kullanıcı Deneyimi Aşığı, Ekşi Sözlük Aşığı gibi.

Aşık kişiler, bir uygulamayı, kendilerininmiş gibi sahiplenen, bu ürün ya da uygulama ile gurur duyan ve başkalarının bu ürünü kullanması için her türlü reklamı, ücretsiz ve gönüllü bir şekilde yapan kişilerdir. Aşıklar, programın birçok hatalı yönünü görmezler. Görseler bile bunu düzeltmek ya da düzelttirmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Aşıklar, bu ürün ya da uygulamasız bir yaşamı düşünemeyecek kadar bağlı ve tutkundurlar. Neredeyse körü körüne. İdealizm, yenilmez tutku, bazen kabul görmeyecek kadar gerçeküstü yaratıcılık, onları birer "Don Kişotluk" yapan yel değirmeni savaşçıları yapar.

Peki Aşıklar Neden Çok Önemli?

Aşıklar, bir web uygulaması ya da herhangi bir ürün için çok önemli çünkü

  • Aşık kullanıcılar, sitenin, ilk yerli kullanıcısını oluşturlar.
  • Aşıklar, sizin geleneksel kullanıcılarınızdan farklılık gösterirler ve bu farklılıklar, onların sizin uygulamanızı geliştirmek için tutkusunu kamçılar. API'ler sayesinde, sizin zaman ayırmadığınız ya da önem vermediğiniz yan ürün ve uygulamaları üretirler.
  • Aşıklar, sistemin gelişmesine ve daha çok kullanıcıya sahip olmasına büyük katkıları olur. Bu tip kullanıcılar, sisteminin "kusursuz" olmasını beklemez. Onlar için "kafi" ya da "yeterli" kelimeleri, uygulamanızı kullanmaları için gerekli ortamı oluşturur.
  • Aşıklar, ürününüzden, uygulamanızdan, bloglarında, yazılarında, günlük konuşmalarında hep büyük bir zevkle, heyecanla bahsederler.
  • Aşıklar, sisteminizin, gönüllü işletim yönteminden, ekonomik getirili bir sisteme geçmesine yardim etmekle kalmayıp; ekonomik getiri sistemini ilk kabul edenler arasına katılırlar.
  • Aşıklar, ürününüzle daha fazla birebir ve kaliteli zaman harcarlar. Bu tip kullanıcılar için eğitim bütçesi harcamanıza gerek yoktur. Hatta bazen, aşıklar, diğer kullanıcılara öğretmenlik bile yapabilirler.

Yani kısacası, sisteminize, ürününüze, uygulamanıza, servisinize Aşık bulmak çok önemli.

Peki Nasıl Oluşturuluyor bu Aşıklar?

İşin zor kısmı Aşık olacak kullanıcı bulmakta değil; bu potansiyel kullanıcıları, ürününüze aşık edebilmektir.

Peki Aşık kullanıcıya sahip olmak için, inanılmaz, eşi görülmemiş, şimdiye kadar yapılmamış bir şey mi üretmek, yaratmak, oluşturmak gerekiyor o halde? Bu sorunun cevabı tek kelime ile "HAYIR". Hatta bunun tam tersini yapmak yani eşi görülmüş, daha önceden yapılmış, inanılır ürünlerle daha çok sansınız var Aşık kullanıcılar bulabilmekte.

Aşık kullanıcı elde edebilmek için yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, iyi ve kaliteli müşteri hizmetleri ya da basit ve herkesin çok iyi anladığı bir fikre, ürüne yeni bir tasarım, kolaylık ve katma değer kazandırmak. iPod, çok iyi bildiğimiz Sony Walk-Man'den çok mu farklı bir fikir sizce?

Fakat kesinlikle yapmanız gereken birkaç şey var ki bunlardan vazgeçmezsiniz. Yani olmazsa olmaz denilecek aşık edici birkaç kural:

  • Ürününüzü kullanıcılarınıza açın. Hem de her anlamıyla. Öylesine ki
    • onların bu ürünü paylaşmalarına,
    • kendi yararları için kullanmalarına,
    • geleneksel kullanım seklinin dışına çıkmalarına,
    • Sizin ana ürününüzle, onlarin yan ürün üretmelerine izin verecek

şekilde açıklık getirin.

  • Kullanıcı verilerini sahiplenmeyin. Onların bu verilere ulaşmalarında kolaylık sağlayın. Hatta onların bu verilerini tamamen sisteminizden çekip, gitmelerine izin verecek yöntemleri onlara verin. "İzinsiz alınmaz", "Tüm hakları saklıdır" gibi saçmalıklara son verin.
  • Aşıkların, aşklarını başkalarıyla kolayca paylaşmalarını sağlayacak gerekli araçları ürününüzde bulundurun.
  • Kar, para ve bütçe gibi konulara yoğunlaşmak yerine kullanıcı deneyimi, kullanıcı yararları ve memnuniyeti gibi konulara ağırlık verin. Kullanıcıların ürününüzü kullanım seklini, onların ihtiyaçlarını iyi anlayın, test edin ve değerlendirin.
  • Kendi ürününüze ilk önce siz aşık olun! Ya da aşık olabileceğiniz bir ürünü yaratın! Eğer yarattığınız ürüne sizin ihtiyacınız yoksa başkalarının kullanmasını sağlamanızda zor olacaktır.
  • Kullanıcıların isteklerine değil; ihtiyaçlarına kulak verin. Çoğu zaman istediklerini sandıkları fonksiyon, gerçek ihtiyaçlarından çok farklı olabilir.
  • Sisteminizi milyonların kullanabileceğini varsayarak; ara yüzü ise tek bir kişi kullanacakmış gibi tasarlayın.
  • Başkalarının iyi bir şekilde yaptıklarını başkalarına bırakın. Siz, sizin ürünün üstün yönlerine önem verin. Başkalarının yaptığı fonksiyonları "iyi fikir" diye sisteme sokmayın!
  • Kullanıcıların, sistemin içine veri yazmalarına, katkıda bulunmalarına, sosyal bir ağ oluşturmalarına izin verin, bu tip etkinlikleri teşvik edin.
  • Yeni ve eski kullanıcılarınızdan kişisel bilgi, kredi kart, giriş/üyelik bilgileri istemeden uygulama içinde birçok fonksiyonu kullanmalarına olanak tanıyın. Sisteme giriş kısmını olabildiğince sade tutun. Bırakın bir dolu soru sorup onları korkutmayı, şüphelendirmeyi. Önce onları kendinize AŞIK edin!


Top
Menu