Kıllanım Kılavuzu: Resim ile Yazı arasındaki denge

Kıllanım Kılavuzu: Resim ile Yazı arasındaki denge

Eşimin ısrarları ile kızlarımızın yatak odasını yeniden şekillendiriyoruz. Boya-badana, parke, yeni yatak takımı, eşimin kızlarımız Ceyda ve Aliye için boyadığı resimler, şirin çekmece kulpları…

Hepimiz çok iyi biliriz ki biz Türkler "bul birilerini, ver parayı, yaptır" yöntemini seçerken; Kanada'da herkes kendi çapında, kendi evinde, bir marangoz, boyacı, elektrikçi. Her şeyi kendi kendilerine yapmayı tercih ediyorlar. Aynı mantıkla, yaklaşık 3 hafta önce, ben, kendi başıma, çocuklarımın odasına parke döşedim. 30 sayfalık kullanım kılavuzunun yalnızca 8 sayfasını kullanarak. İlk 15 sayfada emniyet, kullanım koşulları ve gerekli malzemelerden bahseden bir dolu küçük harfli yazılar olması, biz erkeklerin bu sayfaları atlayıp, resimli sayfalara yönelmesine neden oluyor. Sanırım bu davranış biz erkeklerin genlerine gömülmüş. Halbuki bilinen gerçek, bizler, bir işlem sırasında, kendimizi kaybettiğimizde, tamamen ne yapacağımızı bilemediğimiz zamanda "yardım" sayfalarına bakıyoruz. Web içinde bu böyle. Kural: Eğer bir işlemi anlatmak için, her aşamada yardım bilgileri koyman gerekiyorsa, o işlemi oluşturan aşamaların hepsi kötü tasarlanmış demektir. İyi bir arayüz, yardıma ihtiyaç olmadan kullanılabilmelidir. (daha fazla bilgi için Microsoft'un araştırma sonuçlarına göz atabilirsiniz)

Tabi bu yatak odası yenilme işi yalnızca parke döşemekle bitmiyor. Yeni yatak, yeni komodin de lazım çocuklara. Tabi kendin pişir/kendin ye mantığı burada da geçerli. Bu nedenle, IKEA gibi bir şirket, "gardırop mu istediniz? İşte şu kutunun içinde. Evinize götürün, kendiniz yapın, kendiniz kullanın" mantığı ile sahibini dünyanın 6. en zengin insanı yaptı. Benimde katkım olsun bu kişinin zenginliğine diyerek, 2 yatak, 2 komodin sipariş ettik ve siparişlerimiz elimize ulaştı geçenlerde. Tabi ki iş burada bitmiyor. Esas iş siparişler ulaştıktan sonra başlıyor. Yatakları çıkarıp, yapım kılavuzunu takip edip, yatağı kutu halinden, yatılacak bir şekle sokmak lazım.

Ben işe, bütün parçaları kutudan çıkarıp, oturma odasının en oturulacak yerlerine yaymak ile başladım. Sonra, 6 sayfalık kullanım/yapım kılavuzunun 1. sayfasından ise başladım. Çünkü IKEA kullanım kılavuzlarında hiçbir yazı yok. İlk 10 sayfayı atlamak gerekmiyor. Her şey resim ile açıklanmış. Emniyet kurallarından, kullanılacak malzemelere kadar her şey yazısız, resimli. Harika bir fikir değil mi? Evet, ben de o şekilde düşünmüştüm! İşte size eşim ile benim aramda geçen diyalog:

- Jennifer, sence bu resimde gösterilen parça, buraya mı girecek?
- Evet, o şekilde görünüyor
- Ama ya bu 3 metal parça ne o zaman bu tahtanın altındaki?
- Bilmiyorum? Eğilmesi mi lazım o parçaların?
- Sanmıyorum! Buradaki delikler, bu metal parçaların girebileceğinden çok daha küçük. Resimde sanki vida kullanıyorlar gibi?
- Ama bak o bahsettiğin vidalar, 4. sayfada kullanılıyor
- Allah'ın cezaları! Neden buraya yazmıyorlar sanki bakın o metal parçalar şuraya girecek diye?

10 dakika sonra

- Ne yapıyorsun orada Mehmet
- Resim çiziyorum
- Neden? Ne resmi şimdi bu?
- IKEA'yı arayacağım yardım için o nedenle çiziyorum resmi
- Nasıl yani? Telefonda nasıl göstereceksin resimleri?
- O kısım onların sorunu, bakın buradaki resimde görüldüğü gibi bir sorunum var diyeceğim onlara. Yazısız, resimli.
IKEA kullanim kilavuzundan bir goruntu

Her şeyde olduğu gibi, yukarıda anlattığım deneyimin suçlusu olan kullanım kılavuzları, yardım sayfalarında da denge çok önemli. HP, Compaq, Dell şirketleri de resimli kullanım kılavuzları veriyor ürünleri ile birlikte, fakat IKEA'dan farkları, kelimeleri tamamen kılavuzdan kaldırmamış olmaları. Belki küresel bir pazara sahip olan bu şirketlerin kullanım kılavuzu maliyeti arasında farklar var ama yalnızca resimlere sadık kalarak oluşturulan kılavuzlarında "kullanıcı deneyimi" üzerinde olumsuz etkileri var. Ayrıca küreselleşme demek, yalnızca kelimelerde bitmiyor. Size Anlamlı Linkler yazımda kalp şeklinin bizde aşk anlamına geldiğini ama İsveç'te ise bay ve bayanların ortak olarak kullanabileceği tuvalet sembolü olduğunu söylemiştim. Daha birçok örnek var bunu gibi. Mesela bir zamanlar Anavatan'ın sembolü haline gelen "başarı" el işareti (elinizi yumruk haline getirip daha sonra baş parmağınızı kaldırmanız), İran'da küfür olarak kullanılması.

Peki dengeyi nasıl yakalayabiliriz? Bu sorunun cevabı, kullanıcıları izlemekte yatıyor. Soru sormaktan bahsetmiyorum. Eğer bana IKEA, deneyimimden önce resimli kılavuzun iyi bir fikir olup olmadığını sorsa idi, cevabım "evet" olacaktı. Fakat IKEA, beni bu kılavuzu kullanırken izleşe idi, bana tek bir soru bile sormadan cevabımın "hayır" olacağını anlayacaktı.

Birkaç şeyi çok iyi anlamak gerekiyor: Resimler, düğmeler ve ikonlar, grafiklerden oluşmuş kelimelerdir. İyi kullanıldığında, çok etkili; kötü kullanıldığında ise hiçbir etkisi olmaz hatta bazen olumsuz etki bile yaratabiliyor. Yalnızca kelimelerden oluşmuş bir sayfa ise, bazen anlatılması gerekeni kısıtlayabiliyor. O nedenle iyi bir denge yakalayan kullanım şekli, hem okumayı güçlendiriyor hem de anlaşılma oranını artırıyor. Düşünsenize Portakal Ağacı'nın hiçbir resim sunmadan "Etli Kabak Dolması" tarifi verdiğini? Sizde aynı etkiyi uyandır mıydı? Ya da tariflerini yalnızca resim ile anlatsa idi?

"Bu muhallebi biraz tuzlu olmuş"
"Valla benim sucum değil, resimde tuz koyuluyordu"

Bu denge yakalama işini çok iyi yapan bir şirket var. Bu şirket, kişisel bakım ürünleri satan sanal bir mağaza. Websitesinin içerdiği ürün kategorilerinden biri de parfüm. Yanlış okumadınız? Parfüm! Ve bu sitenin müşterisi olan birçok kişi, bu sitenin sunduğu ürünleri, hayatlarında ilk defa satın alıp, kullanıyorlar. Yani koklamadan, denemeden. Peki bunu nasıl başarıyorlar? İşte size örnek sayfa:

Sephora sitesindeki parfumlerden birinin goruntusu

 

Yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi, ürün detaylarında, bu ürünü alıp, kullanacak kişilerin nasıl bir deneyime sahip olacağını, ne gibi duygular yarattığını anlatıyor: Güven verici, seksi, şık. Bu ürün gündelik hayatın verdiği sıkıcılıktan kurtulup, özgür olmak isteyenlerin kullanacağı bir parfümdür diyor. Ürün ile ziyaretçi arasında duygusal bir iletişim kurmaya çalışıyor.

Peki yukarıdaki site, bir parfümü bile pazarlayabilecek kelimeleri, ziyaretçilerine sunarken, biz, söylenecek onca söz, kurulacak onca duygusal alım gücü olan bir yaş pastayı nasıl satıyoruz gelin bir bakalım:

Kangurum sitesindeki pastalardan birinin goruntusu

 

6 kişilik. Hem de spesiyal. Bende inanılmaz alım duygusu uyandırdı bu pasta. Siz de aynı duyguları yaşadınız mı?



Top
Menu