ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Kime Göre Neye Göre

19 Ocak 2006

Şimdiye kadar birkaç yerde rastladınız sanırım Kanada’da bulunan Carleton Üniversitesi’nin yaptığı araştırma sonuçlarına. Davranış ve Bilgi Teknolojileri Dergisinde, Gitte Lindgaard tarafından yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, bir websitenin ziyaretçisi, o website hakkındaki kararını ilk 50 milisaniyede veriyor. Hani şu bizim “ilk intiba” dediğimiz olay.

Lindgaard, web kullanıcıların bu davranışını "cognitive bias" ile yani kısaca ve kaba tabiri ile insanların, gerçek verileri kabul göz ardı edip, her zaman doğru olmayı istemek duygusu ile açıklıyor. Evet, belki bu şekilde tanımlayıp, araştırmayı sonuçlasaydı, haklı olabilirdi. Çünkü insanlar birçok konuda, ilk intibaha güvenip, daha sonra fikir değiştirebiliyor. Ya da anlamsız 50 milisaniyelik davranış, daha sonra aklı başında bir şekle dönebiliyor. Fakat Lingaard burada bırakmıyor, daha da ileri gidiyor ve diyor ki:

Eğer ziyaretçinin 50 milisaniyedeki ilk intibası olumlu değilse, ziyaretçiniz sitenizden ayrılıp, başka bir siteye yönelecektir. Hatta gittiği site, sizin sitenize oranla daha az hizmet veriyor olabilir

Gerçekten bu kadar basit mi? Lindgaard, kimsenin şimdiye kadar düşünemediği bir şeyi mı buldu araştırmalarında? Yoksa bu araştırma sonuçları, aradığımız sihirli iksir mi?

Bu tip araştırmalar daha önce yapıldı. Hem de geniş kapsamlı bir şekilde. Örneğin Stanford Persuasive Technology Lab, 3 yıllık ve 2600 denek ile harika ve her web tasarımcının (ve patronlarının) okuması gereken araştırma sonuçlarını, 2004 yılında yayınlamıştı. Araştırma sonuçlarına göre bir websitesinin güvenirliğini/inandırıcılığını/kredibilitesini sağlayan en büyük öğe TASARIM. Ayrıca araştırma sonuçları birçok değişik etkeni de listeliyor tasarımın yanında: işlev, hizmet, bilgi mimarlığı, sitenin yapısı v.b. Yani, Lindgaard, ilk intiba teorisi ile, burada yeni bir şey söylemiyor.

Tabi ki bir sitenin verdiği görsel intiba çok önemli. Tasarımın, bir ürün ya da website üzerinde yarattığı etki çok büyük. Fakat bunun 50 milisaniye içinde oluştuğu konusunda gerçekten şüpheliyim (denemek ister misiniz? İşte size Altı Üstü Tasarım için 50 milisaniye testi). Hadi diyelim ki görsel intiba çok önemli ve eğer ziyaretçiler bu intiba ile yola çıkarak bir site hakkında karara varıyorsa, HepsiBurada.com gibi bir sitenin, Türkiye’de ki en başarılı e-Ticaret sitesi olmasını neye bağlayabilirsiniz? Yalnızca bir arama kutusundan oluşan Google ana sayfasının, dünyanın en çok ziyaret edilen sayfası olmasına ne demeli? Amazon.com gerçekten 50 milisaniye testini geçebilir mi? eBay yıllarca çok kötü tasarlanmış sitesi ile milyar dolarlar kazanmayı başardı. Buna ne demeli?

Tasarım, sitenin yapısı, kullandığı teknoloji gibi öğeler, bir sitenin başarısını etkileyebilir ama hiçbiri en önemli yeri tutmaz. Eğer sitede bulunan hizmetin yeri doldurulamıyorsa; kullanıcıların yaşadıkları sanal deneyim iyi bir deneyim işe, site işlev açısından kullanılabilirse, sitenin tasarımı ne olursa olsun, kullanıcını ilk intibası nasıl olursa olsun, o site, başarılı bir site olmaya devam edecektir.

Lindgaard, bir noktayı kesinlikle unutuyor. Gerçek bir senaryo içinde, kullanıcılar, bir siteye, belirli bir amaç ile geliyor. Eğer amaçlarına, sorunsuz ve kolay bir şekilde ulaşabiliyorsa, sitenin tasarımı ne olursa olsun, kullanıcılar, bu siteyi başarılı bulmaya devam edeceklerdir. Ta ki aynı görevi, iyi bir tasarımla başaran bir siteyi bulana kadar.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 1:05 civarı yazılıp Tasarım dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 9 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 19 Ocak 2006 2:54 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

50ms demek gerçekten yanlış fakat benim ve birçok tasarımcı gibi projesiyle ilgili araştırma yaparken tasarım faktörü konusunda örnek işlere bakarken 2-15 saniye içerisinde siteyi eleyebiliyor.

Mesela; kendime blog sitesi tasarlamadan önce kim ne yapmış, nasıl yapmış diye merak edip bir gezinti yaparım. Aynı anda 10-100 siteyi açar ve tek tek bakarım. Açtığım sitelerde birine bakarım ilk bakışta işime yarayacak yani bana yeni bir fikir katacak ise o site kapanmaz ama alışıldık bir tema veya tasarımda ise o sitenin "işime yaramayacağını" 10 saniye de farkedip kapatırım.

Ama ben tasarıma bakmak için değil de bir bilgiye ulaşmak için sörf yapıyorsam ilk intibam kötü bile olsa sitede aradığım şeyi bulabileceğimi düşünür ve yaklaşık 1-5 dakikamı sitede gezinerek harcarım.

Öyle ki, örneğin bir CSS problemim var ise ben sitenin tasarımı kötü diye o pencereyi niye kapayayım? 3 saniyede edindiğim izlenim tasarım açısından kötü diye belki saatlerimi doğru bilgi/çözüm için harcayacağımı bilir ve siteye 1 dakika daha ayırırım ve sonuçta -belki- içerikten faydalanırım, hiç olmazsa daha başka problemime bir çözüm içeren sayfayı görmüş/kaçırmamış olurum.

Yazı çok hoş, ellerine sağlık.

2. | 20 Ocak 2006 10:50 tarihinde, Murat Buyurgan demiş ki:

Altınörümcek web yarışmasında juri olarak yer alıyorum. 2005 yılında ön eleme jurisinde yer aldım. Başvuruların tümünü ön elemeden geçiriyorduk. Bu eleme sırasında incelediğim bazı web sitelerini bu mantıkla elemiş olsam, tamamen kendi görsel beğenimi esas alıyor olacaktım. Ve muhtemelen bazı web siteleri haksızlığa uğrayacaktı.

Bu kadar kısa bir süre ile edinecek intiba işin sadece tasarımını esas alarak edinilecek intiba olacaktır. Sizde çok iyi başlıkla olayı açıklamışsınız. Belirttiğiniz gibi her web sitesinin ziyaretçisinin farklı bir beklentisi vardır. Bazen çok basit salaş bir köftecide yediğiniz yemek, o dükkanın sahibiyle yaptığınız sohbet, İstanbul'un en ünlü et restoranında yediğiniz yemekten çok daha keyifli olabilir. Internet'i ve web sitelerini bu kadar basite indirecek ve kalıplara sokacak bir cümlenin ve yaklaşımın pek kabul edilebilir olduğunu düşünmüyorum.

Bir Interaktif Ajans ortağı ve danışman birisi olarak bizimde bir çok yazımızda ve müşteri toplantılarında her zaman söylediğimiz bir şey var. Tasarım çok önemli. Fakat tasarım çok göreceli bir kavram. Belkide Internette bir site hazırlamanın çok kolay olması, herkesin bir web sayfası hazırlayabilmesinden dolayı bir çok Internet Ajansı tasarım gücünü öne çıkartmak istiyor. Serdar öner'in bir yazısına yaptığım yorum bu konuya örnek olabilir. Otomax.com ile ilgili bir yazısında tasarımın bu tip bir web sitesi için çok uygun olmadığını düşündüğümü, daha sade bir web sitesinin uygun olacağı şeklinde bir yorum yapmıştım. Fakat dod.com.tr'nin web sitesini incelediğimde otomax.com'un tasarımı hakkında yaptığım yorumu bir daha gözden geçirmem gerektiğini düşündüm. Bir çoğunuzun www.dod.com.tr web sitesinin tasarmını beğenmeyeceğine eminim. Ama bu siteyi kullanmak istemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.

3. | 21 Ocak 2006 12:05 tarihinde, CengizHan demiş ki:

Yazılar ne kadar derinlemesine de olsa, tasarım kuşkusuz çok önemli. Bunu kendi adıma çok yaşadım.

4. | 24 Ocak 2006 2:40 tarihinde, Can demiş ki:

Evet, bir amaç için geliyorlarsa ve bildikleri bir site ise doğru fakat bilmeden geliyorlarsa, ve karşılarında birden fazla alternatif varsa, güzel görüneni seçerler. Bu tamamen kişisel zevkle alakalı olabilir fakat zaten insanlar kararlarını kişisel zevkle verirler. Eğer amaç iyi akışlar, iyi bir site yapısı, doğru kodlama ise, bu siteler ödül kazanmayabilir fakat burada nihai amaç beğenilmek. Beğeni de göz açıp kapana kadar olan bir şey.

Tabi ki bir amaç için siteleri geziyorsanız, bakış açınızda değişikler olması normal. Örneğin içerik arıyorsanız, bir çok siteyi inceleyebilirsiniz, güzel veya çirkin. Fakat bir otel arıyorsanız, online sitesi güzel görünmeyen (görsel olarak), bir site ne kadar iyi tasarlanmış olursa olsun çok beğenilme/başarma şansı yoktur.

Benzer bir şekilde eğer bir siteye girdiniz ve sitenin ne yaptığını veya ne olduğunu anlayamıyorsanız bu sitede kalmanın bir anlamı yoktur. Karar verme sürecimiz kısadır.

Ortada bir amaç varsa, örnek "ucuz olanı bulmak", tabi ki insanlar kötü görüneni kullanmaya devam edebilirler ama bu bile bir yere kadar. Hepsiburada.com bir zamanlar en başarılı idi ama şu anki adıyla bidolu.com (bascuda.com) altyapısı daha iyi olmamasına rağmen, ondan daha fazla satış yapan bir yer haline geldi. Belki de sırf tasarımla. Bahsettiğim dönemde tasarımını değiştirmişti ve 6 aylık bir dönemde hepsiburada'dan daha iyi satış yapıyor hale geldi.

Şu anki durum nedir bilemiyorum ama farklı olsa bile, ortada tasarımın bir boyutu yok. Görsel tasarım, davranışsal tasarım (kullanışlılık) ve duygusal tasarım (kullanmanın verdiği his, güven, vs). Görsel tasarım başlangıç için olmazsa olmaz, fakat eğer kullanışlı değilse fikrimizi görsele rağmen değiştirebiliriz. Yine eğer siteyi birisi bize önermişse yine fikrimiz farklı olacaktır.

Ortada bir bilinmeyenli bir denklem yok fakat görsel tasarım, denklemdeki bir artı veya eksi değil bir katsayı. Olması genel başarıyı artırabilir veya düşürebilir.

Kişisel zevkim: google.com, altiustutasarim, amazon.com "50ms testi" olmasa da ilk görüş testini geçerler.

5. | 24 Ocak 2006 10:27 tarihinde, Murat Buyurgan demiş ki:

Can arkadaşımız son cümlesinde bence en önemli yaklaşımı dile getirmiş "Kişisel zevkim". Internet kullanıcıları, yani bizler, diğer mecralarda olduğu gibi bize neyin doğru olduğunun söylenmesini, "biz bunu yaptık bu şekilde kullanın" şeklinde yaklaşılmasını istemiyoruz.
Internetin interaktivite özelliği sayesinde bizim görüşlerimiz, yani hedef kitlenin görüşleri öğrenilebilir.Herkesi memnun etmeniz mümkün olmayabilir. Fakat çoğunluğun neden hoşlandığını belirlemeniz Internette hiç de zor değil. Mühim olan Internete bu şekilde yaklaşabilmek. Dünyada bir çok örneğine ratsladım. Fakat Türkiyede benim bildiğim/hatırladığım sadece e-kolay.net en son web sitesinin tasarımını değiştirmeden önce ziyaretçileri arasında yeni tasarımla ilgili bir anket yaptığı. ( http://www.kurumsalhaberler.com/news_detay.aspx?id=605 ve http://www.kurumsalhaberler.com/news_detay.aspx?id=798 ). Alternatif tasarımlar yeterlimiydi o tartışılabilir. Fakat yaklaşım ülkemiz için özlediğimiz türden. Ziyaretçiye sormak? En önemliside bu olsa gerek.

6. | 25 Ocak 2006 1:09 tarihinde, İsmail Kırbaş demiş ki:

Bu tarz konuların ele alınması bile bir başarı ve birşeylerin oturduğunun göstergesidir diye düşünüyor, bu konuda kafa yoran herkeze teşekkür ediyorum :)

7. | 28 Ocak 2006 11:56 tarihinde, Umut demiş ki:

Her zaman ve her yerde içerik tasarımdan daha önemlidir:

Bir şeyler yerken önce tadına bakarız, evrim sürecimizde tadı güzel olan yiyeceklerin daha çok enerji verdiği ve hayatta kalmamıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Zaman içinde içeriği güzel yiyeceklerin görünüşlerinin de güzel olduklarını düşünmeye başlamışızdır. Bu tekrarlanabilir model, sadece yiyecekler için değil, seks, korunma, toplumda kabul görme vb. birçok ihtiyaç için aynı şekilde olagelmiştir.

Aynı model web siteleri içinde geçerli. Bence, işimize yarayan sitelerin tasarımlarını o yüzden güzel buluruz.

İnsan beyni kendini güvende hissetmek ister, tembeldir, bu yüzden kendini korunaklı hissetmek ister. O yüzden karman çorman sitelerde kendisini güvende hissetmez, kaçar!

İnsan beyni kendinden aşağıda gördüklerini kendine denk saymaz! Bu yüzden eğer tasarımcılardan oluşan bir topluluğu etkilemek isterseniz, o zaman karmakarışık, ince, büyük, hitişamlı ve gösterişli şeyler yaparsınız. Ötekilerin kendini güvensiz hissedip kaçacakları şeylerden berikiler rahatsız olmazlar.

Şimdi de hedef kitlesi ortaya çıktı, ehh bunda da yanlış bir şey yok!

Kişisel olarak ben bu konunun üstesinden gelemedim ve bu yazı aklımı daha da karıştırdı, yorumumdan da akıl karışıklığımı fark edebilirsiniz.

8. | 31 Ocak 2006 17:54 tarihinde, emre demiş ki:

kullanıcılar eğer amaçlarına, sorunsuz ve kolay bir şekilde ulaşabiliyorlarsa zaten o site iyi tasarlanmıs degil midir? cunku ortada herhangi bir sorun yok ki.(?) belkide sorun turkce dedir :)

9. | 08 Şubat 2006 16:58 tarihinde, rıza demiş ki:

ufak bır aydınlatıcı bılgı vereyım haddim olmayarak;
İnsan beyni algılaması saniyenin 40 da bir süresi içerisinde olur. Algılamaya tepki vucutun hareketleridir.
Son aşama ise toparlanıp sözlere dökmektir. Bu insanın yaradılışı. Bu zincir sistemini değiştirme şansımız söz konusu değil. Sonuç olarak GÖRSELLİK her zaman ön planda olmalı. Renk uyumu, çizgilerin pozisyonu.
İlk şok verildikten sonra diğerleri.
SAYGILARIMLA;


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?