Kime Göre Neye Göre

Kime Göre Neye Göre

Şimdiye kadar birkaç yerde rastladınız sanırım Kanada’da bulunan Carleton Üniversitesi’nin yaptığı araştırma sonuçlarına. Davranış ve Bilgi Teknolojileri Dergisinde, Gitte Lindgaard tarafından yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, bir websitenin ziyaretçisi, o website hakkındaki kararını ilk 50 milisaniyede veriyor. Hani şu bizim “ilk intiba” dediğimiz olay.

Lindgaard, web kullanıcıların bu davranışını "cognitive bias" ile yani kısaca ve kaba tabiri ile insanların, gerçek verileri kabul göz ardı edip, her zaman doğru olmayı istemek duygusu ile açıklıyor. Evet, belki bu şekilde tanımlayıp, araştırmayı sonuçlasaydı, haklı olabilirdi. Çünkü insanlar birçok konuda, ilk intibaha güvenip, daha sonra fikir değiştirebiliyor. Ya da anlamsız 50 milisaniyelik davranış, daha sonra aklı başında bir şekle dönebiliyor. Fakat Lingaard burada bırakmıyor, daha da ileri gidiyor ve diyor ki:

Eğer ziyaretçinin 50 milisaniyedeki ilk intibası olumlu değilse, ziyaretçiniz sitenizden ayrılıp, başka bir siteye yönelecektir. Hatta gittiği site, sizin sitenize oranla daha az hizmet veriyor olabilir

Gerçekten bu kadar basit mi? Lindgaard, kimsenin şimdiye kadar düşünemediği bir şeyi mı buldu araştırmalarında? Yoksa bu araştırma sonuçları, aradığımız sihirli iksir mi?

Bu tip araştırmalar daha önce yapıldı. Hem de geniş kapsamlı bir şekilde. Örneğin Stanford Persuasive Technology Lab, 3 yıllık ve 2600 denek ile harika ve her web tasarımcının (ve patronlarının) okuması gereken araştırma sonuçlarını, 2004 yılında yayınlamıştı. Araştırma sonuçlarına göre bir websitesinin güvenirliğini/inandırıcılığını/kredibilitesini sağlayan en büyük öğe TASARIM. Ayrıca araştırma sonuçları birçok değişik etkeni de listeliyor tasarımın yanında: işlev, hizmet, bilgi mimarlığı, sitenin yapısı v.b. Yani, Lindgaard, ilk intiba teorisi ile, burada yeni bir şey söylemiyor.

Tabi ki bir sitenin verdiği görsel intiba çok önemli. Tasarımın, bir ürün ya da website üzerinde yarattığı etki çok büyük. Fakat bunun 50 milisaniye içinde oluştuğu konusunda gerçekten şüpheliyim (denemek ister misiniz? İşte size Altı Üstü Tasarım için 50 milisaniye testi). Hadi diyelim ki görsel intiba çok önemli ve eğer ziyaretçiler bu intiba ile yola çıkarak bir site hakkında karara varıyorsa, HepsiBurada.com gibi bir sitenin, Türkiye’de ki en başarılı e-Ticaret sitesi olmasını neye bağlayabilirsiniz? Yalnızca bir arama kutusundan oluşan Google ana sayfasının, dünyanın en çok ziyaret edilen sayfası olmasına ne demeli? Amazon.com gerçekten 50 milisaniye testini geçebilir mi? eBay yıllarca çok kötü tasarlanmış sitesi ile milyar dolarlar kazanmayı başardı. Buna ne demeli?

Tasarım, sitenin yapısı, kullandığı teknoloji gibi öğeler, bir sitenin başarısını etkileyebilir ama hiçbiri en önemli yeri tutmaz. Eğer sitede bulunan hizmetin yeri doldurulamıyorsa; kullanıcıların yaşadıkları sanal deneyim iyi bir deneyim işe, site işlev açısından kullanılabilirse, sitenin tasarımı ne olursa olsun, kullanıcını ilk intibası nasıl olursa olsun, o site, başarılı bir site olmaya devam edecektir.

Lindgaard, bir noktayı kesinlikle unutuyor. Gerçek bir senaryo içinde, kullanıcılar, bir siteye, belirli bir amaç ile geliyor. Eğer amaçlarına, sorunsuz ve kolay bir şekilde ulaşabiliyorsa, sitenin tasarımı ne olursa olsun, kullanıcılar, bu siteyi başarılı bulmaya devam edeceklerdir. Ta ki aynı görevi, iyi bir tasarımla başaran bir siteyi bulana kadar.



Top
Menu