Gezegenin insanı olmak adına, bloglamak

Gezegenin insanı olmak adına, bloglamak

Hepimiz 2006 yılının ilk günlerini yaşıyoruz. Birçoğumuz yeni yıla yeni dilekler ile başladık bile: kilo vermek, sigarayı bırakmak, okulu bitirmek, spor yapmak… bir blog sahibi olmak. Bu dileklerin birçoğu, yeni yılda gerçekleşirken, bir kısmı unutulup gidecek ya da bir sonraki yıla devredilecek. Blog işini çok iyi yapan Nahnu.org blogunun patronu Nahnu Bey, bir blog sahibi olmak dileğinizin neden bir sonraki yıla devredilmemesi ya da unutulup gidilmemesi gerektiğini anlatıyor yazısında. Teşekkürler Nahnu.

Bir yazar var, şimdi ve ilelebet adını hatırlayamayacağım. Aklına ne geliyorsa kağıtlara döküyor bu adam. Cümlelerinin birisi bitiyor bir diğeri başlıyor. Böyle böyle devam ediyor mürekkebi bitinceye, dermanı kalmayıncaya kadar. Ve en son sayfa ile tüm yazdıklarını, hepsini bir kitap yapıyor. Tamamen serbest çağrışımla yani.

"İnsanlık tarihi" biraz da, böylesi bir kitap. Yani Dünya insanlarının menevi şahsiyetinin kaleme aldığı yıllar yılı üşenmeden, bıkmadan, usanmadan devam ettirilmiş kümülatif bir serbest çağrışım birikimi. İddia ediyorum, kitap yapsak tüm bu geçmişi, şeklen işte o ismini bilmediğimiz ve ilelebet hatırlayamayacağımız yazarın kitabı gibi bir şey ortaya çıkar. Burada sistematik çalışmalardan, tertip ve düzenden ziyade ilham'ın seyir haritasından bahsediyorum, yanlış olmasın. Başlangıç(lar) ve bitiş(ler) arası bir güzergâhtan. Bu iki nokta arasında gelişenlerden değil. Mesela bir düşünün elektirik böyledir, telgraf böyledir, fotoğraf böyledir, hatta dikiş iğnesi de.

Elbette, internet de böyle başlamıştır. İnsanoğlunun iki bilgisayarı birbirine bağlama isteği bile başlı başına bir çılgınlık iken bunu abartılıp okyanus, çöl, kıta demeden milyonlarca bilgisayarın birbirine bağlanması bu zamana kadar kurulmuş en büyük serbest çağrışım zinciridir sanırım.

Ve bloglar, internetin üzerinden doğan en verimli ürün. Düzen bozucu bir yenilik. Uygulamaları, kendi içinden verdiği ürünleri, süreç aşaması ve hatta deneyim ve pazarlama aşamaları bile yekpare birer yenilik. Öylesi bir innovasyon ki, her pik noktasından sonra alıp başını gidecek başka yeniliklere gebe olacak. "Öte" ve asıl gelmek istediğim bakış açısı ile, bloglar aslında bir tarih yazıcılığı. "Herkesten günlüklerin herkese paylaşıma açılması", "Gizlenen meslek sırlarının gönül rızası ile ifşası", "Pazarlama sohbeti", "Resmi tarihe kafa tutmaya namzet bir tarih yazıcılığı" bunlar blogların birer gayri resmi tarifi ise eğer; bloglar insanlık tarihinin serbest çağrışımlarla yazılan kitabına yapılan/yapılmakta olan en hacimli katkıdır/katkı olmaya adaydır. İşte o yüzden şu günlerde gezegenin adamı olmak, biraz da bloglamaktan geçiyor.

Madem öyle, o zaman bu kitaba düşündüklerimizle, çizdiklerimizle, ürettiklerimizle yer almalıyız bir şekilde. Hele ki yüksek bir mefkureniz varsa insanlık adına, yarınlar adına mutlaka bloglamalısınız bence. İnandığınız hakikat her ne olursa olsun. Kendi "doğru ve güzel" değerlerinizi ve düşüncelerinizi diğer "doğru ve güzel"ler havuzuna atarak, özelde sizin genelde de insanlığın "gerçek hakikat"e uyanması ve ulaşmasına vesile olmalısınız. Eğer kendinizinkilere güveniniz tam ise korkmanız için hiçbir sebep olmamalı. Bunu ihmal ettiğiniz taktirde, gün gelecek, elinizdeki bu imkanları "rantabl" kullanıp kullanmadığınız muhasipler tarafından mutlaka, ama mutlaka, sorulacaktır.

Miladi takvim kullanıcıları olarak ikibinli yılların altıncısını yedincisini karşılamaya hazırlanıyoruz, malumunuz. Eğer hala bir blog sahibi değilseniz, bir blog edinmenizi, eski yılı yeni bir blogla kapatmanızı rica ediyorum, gelecek nesillerin size gönül koymaması için.

O zaman insanlık tarih kitabına, hele de o sürekli çağrışımlar ile büyüyen hayali kitabına yapılan eşsiz bir katkıdır. Ve bir iddia daha; dünya, hakikaten bir köy olacak ve birbiri ile kaynaşacaksa bunu elbette internet üzerinden ve bloglar sayesinde yapacaktır!

Nahnu Bey - Nahnu.org



Top
Menu