Ben Yapmadım, İnternet Yaptı

Ben Yapmadım, İnternet Yaptı

Dobra dobra, sözünü sakınmayan, sohbet havasındaki pazarlama yazılarıyla çok iyi bildiğimiz Eylül Ataklı, Eylülce blogu ile İnternet sayesinde bize ulaşıyor. Peki İnternet olmasa idi Eylül gibi pazarlama konusunda bize bilgiler veren birinin sesini nasıl duyardık? İnternet öncesi ve sonrası… İnternet nasıl değişti? Neler değişti? İnternet bizi nasıl değiştirdi? İşte Eylül bu konuyu inceliyor yazısı ile. Teşekkürler Eylül.

Şu anda beni okuyor olduğuna göre muhtemelen İnternet bağlantın vardır. Benim yazımı okuyabilmen için Mehmet'in sitesini de keşfetmiş olman gerekir ki bundan yola çıkarak en azından temel İnternet becerilerine sahip olduğunu varsayıyorum. Eğer ola ki bilinçli bir şekilde "pazarlama ve İnternet" kelimelerini yan yana getirip arama yaptıysan; bunlar hakkında merak ettiğin bir şeyler vardır. O zaman sana "yazıma hoş geldin" diyorum.

Son günlerde beni rahatsız eden bir şeyler var. İnternet'le ilgili kötü şeyler çalınıyor kulağıma. Artık İnternet dostluklarının cinayetle nasıl sonuçlandığından mı başlasam yoksa "www" kelimelerinin şeytanı temsil ettiği varsayımlarından mı?

Ben İnternet kullanıcısıyım. Günde en az iki saat İnternet'te vakit geçiriyorum. İnternet'ten bir çok kişiyle tanıştım. Çok güzel ve senelerdir devam eden dostluklar kurdum. Blog yazıyorum; blogger olmakla övünüyorum. İşimi İnternet'ten buldum. İÖ (İnternet Öncesi) zamanlarımda tam olarak nasıl vakit geçirdiğimi hatırlayamasam da bundan rahatsızlık duymuyorum. Asosyel olmadım; tam tersi daha sosyal biri haline geldim. Kitaplarda bulamayacağım bir çok bilgiye ücretsiz ulaşıyorum. Müşteri olarak seçeneklerim artmış durumda ve yersiz yere kazıklanmıyorum. Norveç'te yaşayan birinin gündelik yaşamını nasıl sürdürdüğü hakkında yeterli bilgiye sahibim.

İnternet'i çocuk pornoları yaymak için kullananlar olduğunu biliyorum. Terör gruplarının İnternet üzerinden tehditler savurduğunu da biliyorum. E-mail hesabımı hacklemeye çalışan, bilgisayarıma virüs sokan insanlar olduğunu da biliyorum. Sadece Türk olduğum için benimle chat yapmayan insanlar var. Tüm gününü İnternet'te geçirip telefon faturalarını ödemeyenler de var. Kumar oynayanlar, fahişe arayanlar...

Bir düşün bakalım; bunların gerçek hayattan ne farkı var? Gerçek hayatımız toz pembe de tüm İnternet kullanıcıları dünyayı ele geçirmeye çalışan düşman gezegenlerden mi geliyor?

Tamam, bazen sövüyorum İnternet'e... Ama İÖ'ye dönmeyi istemiyorum. Atalarımın tüm hayatı boyunca maruz kaldığı bilgiyle sadece bir gün içinde baş etmeye çalışmam bazen can sıkıcı olsa da "her gülün dikeni vardır" atasözünü hatırlayıp sakinleşiyorum.

Farkında mısın bilmiyorum ama ne zaman insanların daha fazla bilgiye ulaşabileceği bir kaynak ortaya çıksa birileri de çıkıp bunu kötülemeye başlıyor. Aynı şeyi televizyon için yaptılar hala da yapmaya devam ediyorlar.

Yansıtma psikolojisini duymuş muydun? Yansıtma psikolojisi, kişinin suçluluk duygusu hissetmesine sebep olacak düşünce ve duygularını başkalarına mal etmesidir; böylece savunur ve korunur. Aynı şeyi İnternet'e de yapıyorlar.

İnternet canlı bir varlık değil; onu benim senin gibi insanlar yarattı ve benim senin gibi insanlar kullanıyor. Her şirket nasıl İnternet üzerinden istediği ürünü satabiliyorsa herkes de düşüncelerini ifade etmekte özgür. İnternet bir araç sadece... Bunu iyi ya da kötü amaçla kullanmak sana bana kalmış durumda.

Kimse kimseye zorla bir şey empoze etmeye uğraşmıyor. Zaten İnternet bu; beğenmediğin bir şeyi okumak istemiyorsan git beğeneceğin bir şey bul onu oku ya da kendin yaz, kendin yap.

Şimdiki çocukların kendilerini sanal hayata fazlaca kaptırmasından rahatsızlık duyanlar var. Çocuğunun sanal dünyada saatlerce vakit geçirmesini istemiyorsan çocuğunun daha iyi vakit geçirmesini sağlayacak bir şeyler bulmak da senin elinde. Senin hatan olan şeyler için İnternet'i suçlamaktan vazgeç. İnternet'ten tanıştığın insanlar kötü karakterliyse bunun için onu suçlama. Gecenin bir yarısı İnternet'e giren insanların porno izlemek ya da kumar oynamak amacıyla İnternet'e girdiğini de düşünme.

Hayatımızda bir sürü seçim yaparız. İnternet'i kullanıp kullanmamaya karar vermek de bir seçimdir. Eğer rahatsızsan sağ alt köşede gördüğün kutucuğa tıkla ve bağlantını kes. Bu kadar basit işte... Seni zorlayan yok. Çevremizde nasıl bir sürü iyi ve kötü insan varsa onlardan İnternet'te de var. Ne yazık ki kişileri henüz ahlak ve bilgi seviyelerine göre sınıflandırıp İnternet'e bağlanmalarını sağlayan bir sistem icat edilmedi. O nedenle son kez söylüyorum; İnternet'ten rahatsızlık duyuyorsan veya çevrende rahatsızlık duyan birileri varsa şöyle yapın; "kapat bilgisayarı ve dışarıda çimenlerin üzerine yatmaya çık; çimen bulamazsan da korkma; arkadaşlarını bul onlarla takıl".

Hayatımda iyiyi ve kötüyü ben yapıyorum.
Başıma gelen iyilikleri nasıl oluyor da başkalarına mal etmiyorsam kötüler için de başkalarını suçlamıyorum.
İnternet'i seviyorum; o benim hayatımı kolaylaştıran, bana bilgi kazandıran ve kendimi dünyaya açmamı sağlayan aracım.
Çünkü onu bu şekilde kullanan "benim".
Sadece ben
Ve sen... Eğer istersen tabii...

Benden yazı rica eden Mehmet Doğan'a... İnternet olmasa ne seni tanıyacaktım ne de bu yazıyı yazabilecektim. Ama İnternet'e değil sana teşekkür ederim. Güzel yazıların ve bu olanak için...

Eylül Ataklı - Eylülce



Top
Menu