Bizim Zamanımızda İnternet'e Bağlanmak İçin Bir Numara Çevriliyordu...

Bizim Zamanımızda İnternet'e Bağlanmak İçin Bir Numara Çevriliyordu...

Jenerasyonlar değişiyor. Bu çok normal. Kimse sonsuza kadar yaşamıyor. Fakat ilginç bir şey var ki, jenerasyonla birlikte, bizim, değişmez dediğimiz şeylerde değişiyor: arabalar, binalar, giysiler ve hatta pazarlama modelleri.

Peki değişen teknoloji, değişen jenerasyon, pazarlamayı nasıl değiştiriyor? Bunu sanırım, Blogistan blogunda ki tadına doyulmaz yazılarından tanıdığınız Zeynep Özata'dan başkası daha iyi anlatamazdı. İşte size Zeynep Özata'nın konuk yazar olarak Altı Üstü Tasarım için yazdığı yazı. Teşekkürler Zeynep.

Altı Üstü Tasarım, "İnternet'in geleneksel pazarlamayı nasıl değiştirdiği" konusunda bir yazı yazmam için öneri getirdiğinde işe nereden başlayacağımı bilemedim. Önceki yazılarıma bir göz attım, İnternet'te bir iki yeri karıştırdım, ofladım pufladım ama sonra birden nereden başlamam gerektiği sorusunun cevabının açık ve seçik karşımda durduğunu fark ettim. Pazarlamanın yaşadığı değişimi anlamak için, İnternet'i sadece bir teknoloji olarak değil, İnternet sayesinde değişimi yaratanları, yani İnternet'te ki gerçek insanları anlamak gerekiyordu ilk önce.

Tarihte belki de ilk defa, milyonlarca insan, proaktif bir şekilde, ne hissettiklerini ve ne düşündüklerini diğer insanlarla bu denli açık paylaşıyorlar. İnsanlar, sohbet odalarını, forumları ve diğer sanal toplulukları, fikir almak, kendi görüşlerini paylaşmak ve diğer insanlarla ilişki kurmak için kullanıyorlar. Diğer yandan, bloglarla, fotoğraf ve video siteleriyle, kendi yaşamlarını ve dünyalarını web içinde hiç bir sınır tanımadan paylaşıma açıyorlar. Yani biz pazarlamacıların, insanları, dolayısıyla tüketicilerimizi tanımamız ve anlamamız için bizlere inanılmaz bir fırsat sunuyorlar.

İnternet, insanların birbirleriyle ve işletmelerle iletişim kurma şekillerini temelden değiştiriyor. Geleneksel kitle iletişimi modeline baktığımızda, iletişim bir firmadan tüketicilere doğru tek yönlü bir akışa sahiptir (one-to-many). Kitle iletişiminin tüm modellerinin altında yatan temel özellik, bu iletişim sırasında, tüketiciler ve firma arasında bir etkileşim olmamasıdır. Ancak İnternet sayesinde, kitlelerin birbirleriyle etkileşimi sonucunda ortaya çıkan iletişim (many-to-many), pazarlama iletişimine yön vermeye başlıyor. Bu modelde, tüketiciler birbirleriyle karşılıklı etkileşimde bulunuyorlar, firmalarla birlikte tüketiciler de bu ortama içerik sağlıyorlar. Bu modelde asıl iletişim, gönderen ve alıcı arasında değil, etkileşim içinde bulunulan ortamlarda oluşuyor. Yani, bu modelde bilgi ya da içerik bir göndericiden alıcıya ileti şeklinde değil, insanlar tarafından yaratılan ve paylaşılan ortamlar sayesinde gerçekleşiyor.

İnternet, var olan tüm diğer medyaya karşın benzersiz özellikleri içinde barındırıyor. Sinemada izlediğiniz bir reklamı arkadaşlarınıza gönderebilir misiniz? Veya gazetede okuduğunuz bir makale hakkındaki düşüncelerinizi yazara ve diğer okuyuculara anında aktarabilir misiniz? Ya da televizyon Blogger'ların ortaya çıkmasını sağlayabilir miydi?

Tüm bunlardan daha da önemlisi, insanlar İnternet'i kendilerine ait bir ortam olarak görüyorlar. Bu ortam ne bir yönetmenin, ne bir yapımcının, ne bir editörün ne de bir radyo DJ'inin ortamı. Sağlanan içerik artık küçük bir azınlığın değil büyük kitlelerin üretimi. Bunun sonucu olarak, insanlar İnternet'e karşı büyük bir bağlılık duyuyorlar, çünkü bu ortam onlara ait ve İnternet'te işlerin istedikleri şekilde yürümesini sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu anlattıklarım, büyük bir değişimin sadece başlangıcı. Bugün, İnternet ile büyüyen bir jenerasyon var. Bu jenerasyona bazıları "i-generation" ismini veriyorlar. "i" sadece İnternet'i değil, individual (birey), independent (bağımsız) ve information (enformasyon, malumat) kelimelerini de temsil ediyor. Bu jenerasyonun, İnternet'in olmadığı zamanlara dair bir geçmişleri yok. Dahası, İnternet'in olmadığı bir hayatın nasıl olabileceğine dair hiçbir fikirleri de yok. (Türk Telekom'un ADSL reklamlarını hatırlayan var mı? İlkokul çağlarındaki bir çocuk, küçük kardeşine İnternet'i şöyle anlatıyordu; "bizim zamanımızda İnternet'e bağlanmak için bir numara çevrilip, beklenirdi...Annem başka bir yeri aramak istediğinde, İnternet'i kapatmam gerekirdi...) Bu yeni nesil İnternet'in içine doğdu ve internet ile büyüyor. Yani bizlerden çok daha farklı olacaklar.

Bu değişim, gücün şirket ve medya yöneticilerinden, pazarlamacılardan tüketicilere geçmesine sebep oluyor. Bu güç, tüketicilerin tüm dünyadaki diğer tüketicilerle, istedikleri anda etkileşime girmeleri, sınırsız bir bilgi kaynağını ellerinin altında tutmaları ve kendi yarattıkları içerikleri bu ortamlarda paylaşabilmelerinden geliyor. Artık İnternet'teki deneyimi ne biz pazarlamacılar ne şirketler ne de yazılım uzmanları yönlendiriyor. Bu nedeniyim en büyük yöneticisi tüketiciler.

Tüm bu değişim, pazarlamacıların işlerini daha da zorlaştırıyor. Online tüketiciler olarak adlandırılan günümüz tüketicisi, eskisine göre daha aktif, paylaşımcı, tepkisel, sosyal ve iletişimci özellikler taşıyor. Artık önümüzde, onlarla ifade edebileceğimiz segmentler yerine milyonlarca micro-segment var. Geleceğin rekabetçi siber pazarında, bu değişimi, sanal tüketicileri ve davranışlarını anlayabilen şirketler ve pazarlamacılar ancak zafere ulaşabilecekler.

Son olarak, Altı Üstü Tasarım'da yazmak benim için çok büyük bir onur. Çünkü Altı Üstü Tasarım severek okuduğum ve yazılarını çok değerli bulduğum bloglardan birisi (ayrıca bu denli güzel yazmasını kıskanmıyorum dersem de yalan olur). Altı Üstü Tasarım'da bana da yer verdiği için çok teşekkürler.

Zeynep Özata - Blogistan



Top
Menu