Yaratıcılık

Yaratıcılık

Kaç defa o boş beyaz zemine dakikalarca bazen saatlerce bakıp, ilham perisinin yollarını gözlediniz? Peki bu ilham perisi, yaratıcılık en önemlisi başkalarını etkileyecek nitelikte ki tasarım nereden gelir?

Tasarımda yaratıcılık, çok-disiplinli bir arayışın sonucu bence. Zaten bu nedenle değil mi Antropologların son zamanlarda ürün tasarımında kullanımı ya da ilk başarılı açık kalp ameliyatlarından birinde kullanılan aracın General Motor'un V12 motor tasarımı yapan makine mühendislerinin elinden çıkması. İşte başarılı tasarım blogu Impression'in yazarı Savaş Özay, yaratıcılık aracı olan beyin dediğimiz süngerden nasıl tam randıman alabileceğimizi anlatıyor yazısında. Teşekkürler Savaş.

Grafik tasarım belli kuralları olan bir disiplindir. Tasarım kuralları, tipografi, renk harmonisi, psikoloji, grafik sanatlar tarihi öncelikli olarak öğrenilmesi, çalışmalar yapılması gereken konular. Eğer web tasarımıyla ilgilenecekseniz bunlara ek olarak web standartları, kullanılabilirlik, erişebilirlik, kullanıcı deneyimi gibi konularda da bilgi sahibi olmalısınız. Bu konulara hakimiyetiniz, çalışmalarınızı ve dolayısıyla grafik tasarımcı olarak kariyerinizi doğru orantılı etkileyecektir. Bu bilgi birikimi işin üst katmanlarıdır. Sizi grafik tasarımcı olarak kültürel anlamda dolduracak, sağlamlaştıracak katmanlardır.

Bu bilgilerin size pratikte ne yararı olacaktır? Örneğin bir web sitesinin başlıklarında kullanacağınız fontu seçerken yüzlerce, binlerce fonta tek tek bakarak en çok yakıştığını düşündüğünüzü kullanmak yerine doğru fontu seçmeyi bileceksiniz. Ya da sayfanızda kullandığınız kırmızıların yoğunluğunun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini düşünüp, dengelemek için çabalayacaksınız. Bu katmanlar güzel tasarım yapma sürecinde de yardımcı olacaktır. Peki bizim işimizin temelinde olan yaratıcılık öğesi nasıl çalışıyor? Bizler yoktan var etme yeteneği hediye edilmiş özel insanlar mıyız? Elbette hayır. Hangi alanda çalışıyor olursa olsun hiçbir tasarımcı, hiçbir insan yoktan var edemez. Her görüntünün, her çözümün kendisinden öncekilerle ve hayatla bağı vardır.

Bu konuyu uzun uzadıya yazmak yerine birkaç örnek ile kısaca açıklamaya çalışayım:

Diyelim ki domain ve hostinginizi satın aldınız. Ancak sitenizin tasarımı henüz hazır değil. Dolayısıyla sitenin oluşturulma aşamasında olduğunu, yakında açılacağını belirten bir sayfa yapmak yerinde bir davranış olacaktır. Çoğu kişinin yaptığı gibi sayfanıza sağdan soldan bulduğunuz bir inşaat kaskı veya vinç animasyonu koyup altına da " yapım aşamasındadır" yazabilirsiniz. Ama yaratıcı insanlar bunun için başka çözümler bulabiliyor. Mesela şu çok bilindik TV test ekranına bakın:



 

Sizce bu basit, bilindik görüntünün herhangi bir şekilde yardımı olabilir mi? Sizin cevabınızı bilmiyorum ama Kioken isimli grafik tasarım stüdyosunun cevabı "evet" olmuştu:



 

Evet, o basit, çok bilindik görüntüden bir "yapım aşamasındadır" sayfası yaptılar. Bu yaratıcı ve insanların çok hoşuna gitmiş olan çözümün aslında uzun zamandır hepimizin gözünün önünde olduğunu görüyorsunuz.

Farklı bir örnek verelim:

Web sitelerinin arka planlarında kullanılan desenleri biliyorsunuz. Çoğumuz bunları kendimiz yapmak yerine hazırlarını kullanmayı tercih ediyoruz. Peki bu desenlerde kullandıkları formlar nereden geliyor? Mesela:



 

Oldukça basit bir örnek.

Her zaman bu kadar basit olacak değil elbette. Mesela yaratıcılık konusunda ödüller almış, kişisel olarak en saygı duyduğum tasarımcılar arasında yer alan Joshua Davis'in çalışmalarından birine bakalım:



 

(Çalışmanın orijinaline bakarsanız detayları daha net görebilirsiniz; http://www.once-upon-a-forest.com/ ‘da 20 numaralı çalışma.)

Evet çok hoş bir grafik çalışma ve yaratıcı. Yoktan mı var edildi sizce?



 

Her görüntünün, her çözümün kendisinden öncekilerle ve hayatla bağı vardır.

Elbette örnekleri çoğaltabiliriz. Hele ki tasarımın tasarımla bağlarına ya da başka bir deyişle "esinlenilmiş tasarımlara" girersem lüzumsuz tartışmalar olacaktır. Bu sebeple bu konuya girmemeyi uygun görüyorum.

Dediğim gibi bizler yoktan var etme yeteneği verilmiş özel insanlar değiliz. Yaptığımız şey sadece, beyin dediğimiz süngere emmesi için materyaller sunmak ve zamanı gelince süngeri sıkmak. İşin özeti ve yaratıcılık dediğimiz şey budur. Bu süngeri nasıl sıkacağınızı veya sıktığınızda çıkacak olanları nasıl birleştireceğinizi anlatamam. Ama nasıl besleyeceğinizden biraz bahsedebilirim:

  • - İnternet grafik tasarımcılar için muhteşem bir kaynak. Meslektaşlarınızın neler yaptığını ve tasarım örnekleri görmeniz için sizlere yüzlerce, hatta binlerce kaynak sunmakta. Grafik tasarım forumları, portallar, portfoliolar, tek konuya odaklanmış siteler (örn. gazete tasarımı, albüm kapağı tasarımı vs) sayısını tahmin edebileceğimden bile fazla. Hele ki web tasarımcılarının bol bol web sitesi görmeleri gerektiğini de düşünürsek, rahatlıkla bakılabilecek yüz binlerce site olduğunu söyleyebilirim. Ancak burada bir uyarıda bulunmam gerek: sadece tasarım ile beslenmeyin. Unutmayın, süngere sadece su verirseniz, sıktığınızda ortaya sadece suyun artıkları çıkacaktır. Daha fazlası değil.
  • - Kitap okuyun, sinemaya-tiyatroya gidin, televizyon seyredin, müzik dinleyin, müzik yapın veya aklınıza gelen, hoşunuza giden çeşitli kültürel aktivitelerde bulunun. Arada sırada değişik bir şeyler yapın. Mesela hiç ilginiz olmamasına rağmen bir Cumartesi günü antikacıları dolaşın. Veya daha önce seyretmeye tenezzül etmediğiniz bir TV programını oturup seyredin.
  • - Kendinize bir defter edinin ve içini fotoğraflar, fikirler, kısa notlar, şiirler, kitaplardan alıntılar, eskizler vs ile doldurmaya başlayın. Bunları belli bir düzene koymayın. Her şey birbirinin içine girsin. Fikre ihtiyaç duyduğunuzda defterinizi baştan sona inceleyin.
  • - Değişik projelere girişin. Örneğin kendiniz için, ilgi alanınıza giren-girmeyen bir konu üzerine alışılmışın dışında bir web sayfası hazırlamaya çalışın. Sayfadan maddi karşılık beklemeyin, sadece canınız istediği için yapın. Sıkılırsanız kapatın...
  • - Tasarım yaparken alıştığınızın dışında teknikler kullanmayı deneyin. Örneğin kapatın Photoshop'u ve elinize kağıt, kalem, makas, yapıştırıcı, karton, gazete gibi çeşitli materyalleri alın. Bunları kullanarak bir şeyler üretmeye çalışın. Bunu kişisel bir çalışma için veya ticari çalışma yaparken en azından bir kere deneyin.
  • - Sizi sıradan tasarımcılardan ayıracak en önemli etkenlerden biri bakış ve yorum şeklinizdir. Gördüklerinizi, bildiklerinizi sorgulamaya, sebep-sonuç ilişkileri kurmaya çalışın. Beyniniz buna alışkın olursa, ona ihtiyaç duyduğunuzda yardıma hazır olacaktır.

Kolay gelsin :-)

Yaratıcılığın sırrı kaynaklarınızı nasıl gizleyeceğinizi bilmektir
-- Albert Einstein

Not: Bu konuda daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Belief ( http://www.belief.com/ )'in hazırladığı 45 dakikalık videoyu ( http://www.newstoday.com/cinema/film.php?id=17) izlemenizi öneririm (110mb, quicktime dosyası).

Savaş Özay - Impression



Top
Menu