Internet ve Politika

Internet ve Politika

Politika ve İnternet. Birbirinden çok uzak gibi görünen bu iki kavram, e-Devlet uygulamaları ile 1990’larin sonunda hız kazanırken, son 2004 ABD seçimleri blogların politik secim kampanyalarında yoğun bir şekilde kullanımı örneğin Howard Dean’in blog ile şimdiye kadar tarihteki bütün Demokrat adaylardan bile daha fazla kampanya bağışı toplaması, parti toplantılarına basın mensupları ile birlikte, politik blog yazarlarının da davet edilmesi ile politika ve İnternet, geri dönülmeyecek ve yeni seçimlerde vazgeçilmeyecek, hizmet anlamında ismi kullanılacak bir ilişki içine girdi.

Bu ilişkiyi daha kapsamlı görmenin bir yolu ise, yazdıkları ile ses getiren, basarili bir blog sahibi, Derin Sular blogunun yazarı Serdar Kaya’nın bu konuda söyleyeceklerini dinlemek olur bence. Teşekkürler Serdar.

Türkiye, ABD ve İran'da internet ortamında politik uygulamalar hakkında bir durum değerlendirmesidir.

Türkiye

Türkiye'de 10 milyon civarında insanın internete bağlandığı tahmin ediliyor. Söz konusu 10 milyon kullanıcının her birinin ağ teknolojilerine yeterince aşina olduğunu kabul etmek pek mümkün olmasa da, son on yıldaki trendin (ülkemizin genç bir nüfusa sahip olmasının da etkisiyle) devam edeceği ve internet kullanımının çok daha geniş kitlelerin (bugünkünden farklı alanlarda da) hayatlarının bir parçası haline geleceği kesin gibi.

Konuya 'Türk siyasi örgütlerinin dijitalleşmesi' açısından bakıldığında ise, partilerin devasa nakit kaynaklarına rağmen, henüz sanal alemde pek varlık göstermedikleri söylenebilir. Son genel seçimlerde meclise giren iki partinin resmi sitesinin yapısı da bu durumu teyit ediyor.

Kamuoyu yoklamaları konusunda hassas olduğunu ve son derece iyi çalıştığını bildiğimiz AKP, resmi sitesine bir anket koymayı dahi düşünmemiş. Frame kullanılarak yapılmış olan site, daha çok Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını haber olarak yayınlayan bir ortam hükmünde. Menülerde ise, daha çok partinin kurumsal işleyişi ile ilgili bilgiler var. 'İktidarın İki Yılı' başlıklı bir menüde de, söz konusu süre zarfındaki icraatların özetlendiği bir kitapçık yayına aktarılmış. Genel bir değerlendirmeyle, hem görsel hem de teknik açıdan amatörce yapıldığı söylenebilecek olan site, içeriği itibayle de gazetelerde okuyabileceklerinizin çok da öte sinde bir şey vermiyor. Özellikle, AKP gibi, gerek siyasal geçmişi, gerekse bir iktidar partisi olarak bugünü sürekli eleştiri (ve kimi zaman dezenformasyon) oklarına hedef olan ve daha çok 'cevap verme' modunda olan bir partini,n kendisini ve politikalarını ifade edebilme adına bu aracı daha iyi kullanması gerekirdi.

CHP sitesinin işlevi de Ak Parti sitesinden pek farklı değil. Güncellenen içerik, 'Baykal nerede ne dedi'den ibaret. Ancak bir içerik yönetim sistemi kullanıyor olmaları siteyi çok daha 'katlanılır' hale getirilmiş. CHP'nin sitesinde anket de var. Eski anketlere ulaşabileceğiniz bir bölüm de. Mesela 2004 yılı Nisan ayında düzenlenen ilk anketin başlığı, 'Yeni sitemizi nasıl buldunuz?' olmuş. İkinci ve son olarak ise Haziran 2004'te 'Sizce Türkiye'nin temel sorunu nedir?' başlıklı bir anket düzenlenmiş. Bir başka deyişle, siteye bir buçuk senedir üçüncü bir anket konmamış. Anlık bir hevesle site yaptıran, ancak bir süre sonra bu siteyi öylece bırakıp unutan kimi şirketleri hatırlatıyor insana bu durum.

Daha farklı eleştiriler de yapmak mümkün, ama manzara böyle iken daha fazlasını beklemek ya da eleştirmek anlamsız olacağı için kısa kesiyorum.

ABD

ABD'de (biri AKP'ye benzetebileceğimiz Cumhuriyetçiler, diğeri de CHP'nin benzemesi gereken Demokratlar olmak üzere) iki büyük parti var.

Her iki parti de, interneti gerek ulusal gerek eyalet, gerek bölge, gerekse şahıs bazında kullanıyor. Partilerin ana siteleri ise, herhangi bir haber/yorum sitesinden çok farklı değil.

Örneğin, şu anda, Cumhuriyetçilerin sitesinde, geçtiğimiz günlerde Irak'ta yapılan seçim, boyalı parmağıyla gülümseyen bir Iraklı kadın resmiyle ana sayfadan bir demokrasi zaferi gibi sunulurken, Demokratların sitesinde Irak'la ilgili Cumhuriyetçilerin pek hoşuna gitmeyecek türden raporlar yer alıyor.

ABD nüfusunun %17'sine tekabül ettiği tahmin edilen Hispanik kesimi de düşünen partiler, sitelerinin İspanyolca versiyonunu da yayına hazırlamışlar.

Her iki sitenin de ana sayfasından, aynı sitede yer alan resmi bloglarına link var. Gayriresmi anlamda da, Technorati Top 100 listesi içinde yer alan blogların önemli bir kısmının, Cumhuriyetçileri (Michelle Malkin, Powerline, Captain's Quarters) ya da Demokratları (Daily Kos, Andrew Sullivan, TalkLeft) savunan politika yazarlarından oluştuğunu belirtmek gerek.

İnternet ABD'de seçim ve kurultaylar öncesinde de diğer medya türleri ile birlikte son derece etkin olarak kullanılıyor.

2004 yılı başında, Demokrat Parti, Bush'la yarışacak başkan adayını seçme adına farklı eyaletlerde kurultaylar düzenlenirken gelişmeleri yakından takip etme imkanım olmuştu. O günlerde Wesley Clark, Howard Dean, John Edwards, John Kerry ve Joseph Lieberman gibi güçlü adaylar arasında ciddi bir rekabet yaşanmıştı. Bugün (doğal olarak) epey 'durulan' sitelerin her biri, o günlerde seçim coşkusunu anı anına yansıtmaktaydı.

İran

İran'da siyasi parti kültürü yeni oluşmaya başladığından örnekleri bloglardan vereceğim.

ComScore Networks'un Ağustos ayında yaptığı bir araştırma sonucunda ABD'de en çok okunan blogların politika blogları olduğu belirtilmişti. Technorati Top 100 verileri de bu araştırmanın sonuçlarını doğrular mahiyette.

Doğu komşumuz İran için de benzeri bir durumun geçerli olduğunu tahmin ediyorum. Wikipedia verilerine göre, Ekim ayı itibariyle İran'da 40.000 ila 110.000 kadarı aktif olan 700,000 blog olduğu tahmin ediliyor.

İran'da sürekli güncellenen binlerce blog var. Dahası, siyasi yelpazenin hemen her alanında (laik, liberal, İslami, ...) bir blog yayınına rastlamak mümkün. Bu yönüyle, sürekli, 'İyi ki İran gibi değiliz.' diyerek, doğu komşumuzu sadece olumsuzluklara bir örnek vermek gerektiğinde hatırlayan statükocu kesime nisbeten, İran'ın teknik yönden gelişmelere daha açık ve siyaseten daha renkli olduğunu söyleyebiliriz.

Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan Penlog, Association of Moslem Bloggers, Iranian Feminist Tribune gibi blog oluşumları dahi var İran'da.

Hepsinden önemlisi siyasiler de blogların 'farkında'. 2001 ila 2004 yılları arasında İran İslam Cumhuriyeti Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Muhammed Ali Abtahi'nin de bir blogu bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde de, İran'ın eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi blog yazmaya başladı. Duyuru mahiyetinde olduğunu tahmin ettiğim ilk yazısı, bu yazı yazıldığı sırada 400'den fazla yorum almıştı.

Tekrar Türkiye

Ülkemizde internetin ilk yıllarından itibaren sanal ticaretin önünün açık olduğundan sıklıkla söz edildi. Ancak internetin ticari olduğu kadar sosyal bir network de olduğu ve bunun politik izdüşümlerinin de olacağı konusuna fazla odaklanılmadı.

Politika merkezli içerik dendiğinde, sadece 'siyasilerin sunduğu içerik' söz konusu değil elbette. Türkiye'deki büyük medya kuruluşları (ve özellikle gazeteler) ciddi sayıda ziyaretçi alıyor. İnternette Türkçe içerik sunan en popüler sitelerin arasında gazetelerin geliyor olması, politika merkezli içeriğe ciddi bir talep olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak ülkemizde maalesef alternatif politika medyası oluşmuş değil. 'İnternet medyası' olarak adlandırılan ve popüler olan siteler de yok değil; ancak bu siteler de, özgün bir format ve içerik oluşturmak yerine siyaset ve medya dedikodularına odaklanıyorlar.

Başa dönecek olursak, politika söz konusu olduğunda, Türkçe içeriğin artmakta olan kullanıcı sayısıyla aynı oranda gelişmediği söylenebilir. Bu konuda, kelimenin tam anlamıyla 'iyi' işler çıkaracak insanlara ihtiyaç var. Yani şu an için, Say Kanunu'nun geçerli olabileceği bir dönemde bulunduğumuzu düşünüyorum.

Derin Sular - Serdar Kaya



Top
Menu