ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Bloglar ve Tanıtım

28 Aralık 2005

O hepimizin hatırladığı, eski Süpermen’i, bizden teknolojik olarak ileride bir gezegenden gelmesine rağmen, çoğumuz, bilgisayar ya da bilişim teknolojileri ile özleştirmeyiz. Ama yeni Süpermen’in blogu bile var. Hem de bu isten iyi para kazanıp, cok iyi reklam yapıyor. Peki ya sizin blogunuz? Ya da şirketinizin blogu? İsmi Acemi ama kendisi gayet profesyonel olan Acemi Blogcu’nun yazarı Ali, Dünyada blogların tanıtım ve reklam amaçlı kullanım seklini ve Türkiye’de ki olası potansiyelini inceliyor bu yazısıyla. Teşekkürler Ali.

Dünya'da blogların yeni kampanyaların ve ürünlerin tanıtımı için kullanımının giderek daha da yaygınlaştığını görüyoruz. Eğer ürününüzün internet üzerinden tanıtımını yapacaksanız blogların gücünden yararlanmak her geçen gün daha önemli bir hale geliyor. Örneğin artık hemen her yeni Hollywood yapımının, özellikle de büyük bütçeli olanların, kendilerine ait bir blogları var. Benim izlediğim kadarı ile, Sony Pictures’in Spider-Man blog'u ile başlattığı popülerlikten faydalanma çabasına Warner Bros, Superman Returns için başlattığı blog (ki bence oldukça kötü bir tasarıma sahip) ve Dreamworks, Woody Allen'in yeni filmi Match Point için yayınladıkları podcast'ler ile katıldılar. Eminim 2006'da da bu gibi gelişmelere sık sık şahit olacağız.

Gücünü blogların tanıtım amaçlı potansiyelinden alan, ve davetiyeler ile kabul ettiği kullanıcı sayısını yakın zamanda 10.000'e çıkarmayı hedefleyen, BlogAds gibi başarılı reklam ağlarının varlığı bile aslında blogların bu konudaki önemini gözler önüne sermeye yetiyor. Yine Google'ın Blogger'a, Yahoo!'nun 360'a ve MSN'ın MSN Spaces'e sahip olmasını, bu üç büyük firmadan ilkinin şu an internetteki reklam gelirinden en büyük payı alan AdWords-AdSense ikilisine sahip olması ile ve diğer ikisinin de benzer reklam programlarının şu an denemelerini yapması ile değerlendirecek olursak durum daha da iyi anlaşılacaktir.

Bu firmaların bloglar üzerine yaptıkları yatırımın boşuna olmadığı bir gerçektir. Bloglar web'in sosyal yüzünü oluşturuyorlar ve blogların getirdiği dinamizm ile web yeni şeklini almaya başlıyor. Insanların web'i, kullanım şekilleri değişiyor, artık popüler hale getirilmek istenen hemen her şeyin başına bir "sosyal" ifadesi ve içeriğine de bir "etiketleme" mekanizması yerleştirilmeye başlanıyor (buna en son örnek olarak Yahoo!'nun Shoposphere'i verilebilir sanırım). Tanıtılacak ürün internet ile ilişkilendirileceği zaman artık açıkça bir sosyalleşme kaygısı güdülüyor ve bunun sonucunda da bloglara bir göz kırpma çabası seziliyor (örneğin; Spider-Man blog'u ile birlikte yayınlanan Blogger ve Live Journal şablonları). Bu firmaların (Google, Yahoo! ve MSN) hedefi mümkün olduğunca çok yayıncı sayısına sahip olan bir sosyal ağ yaratarak, bu ağı reklam verenlerin ilgisine ulaşmak için kullanmaktır. Google bunu, AdSense ile Blogger'ın entegrasyonunu sağlayarak, şu an başarı ile gerçekleştiriyor.

Akla "Reklam verenler açısından bloglar üzerinden tanıtım yapmak gerçekten başarılı olabiliyor mi?" sorusu gelebilir. Bunu bir örnekle açıklayalım; BlogAds'in müsterilerinden olan Audi, yeni ürünü A3 için yaptığı tanıtım kampanyasında ürünün web sitesi için sağladığı trafiğin %39'unun BlogAds reklamları üzerinden sağlandığını açıklamıştı. Bundan daha önemli olanı ise bu %39'luk dilimin sağlanması için yapılan yatırımın toplam reklam kampanyası maliyeti içerisindeki payının sadece %1,5 olduğu!

Peki, internetin tüm büyük firmalarının, pay almak içın çabaladıkları ve bazı blogların ve bloglar ile ilgili servislerin milyon dolarlar ile ifade edilen fiyatlarla alınıp satıldığı bu pazar, Türkiye'de ne durumda?

Türkiye'de internetten reklamcılık, tıpkı internet ile ilgili her şey gibi, halen gelişmekte olan bir kavram. Henüz BlogAds gibi özelleşmiş reklam programı olmadığı gibi böyle bir reklam ağına potansiyel yaratabilecek blogların da varlığından da söz etmek pek mümkün değil (Blog Kardeşliğine göre daha 1000. bloga geçenlerde ulaştık!). Bence, internet kullanıcısı sayısının, toplam nüfus ile kıyaslandığında, anlamlı sayılara daha yeni ulaşmaya başladığı da düşünülecek olursa aslında durumu çok da garip karşılamamak gerekir :-)

Yine de ben -her ne kadar bazı arkadaşlar bu görüşüme katılmasa da-, 2006 yılı içerisinde Türkiye'deki büyük İSS'lerden en azından birisinin blog servisi işine gireceğini ve böyle bir girişimin de bizdeki durumun gelişmesine yardımcı olacağını düsünüyorum.

Ali - Acemi Blogcu

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 5:45 civarı yazılıp Konuk Yazar dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 4 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 28 Aralık 2005 14:32 tarihinde, Ejderha Zamanı demiş ki:

Anlamlı bir noktaya dikkat çekmişsin Ali. Türkiyede ilk kimin uyanacağını ben de çok merak ediyorum.

Gerçekten de Adsense reklamlarına Bloglarda izin verilmesi işin çok önrmli olduğunu göstermişti zaten. Google reklam alanında devrim yaratmıştı. Ve türkiye yeni yeni fark ediyor bunu.
İSS'lerden en azından birisinin blog servisi işine girmesi bana zor geliyor. Superonline olabilir belki. superblog :)

2. | 28 Aralık 2005 15:43 tarihinde, ali demiş ki:
Superonline olabilir belki. superblog :)
Evet, belki de :) Benim aklımdan öncelikle Mynet geçiyor aslına bakarsanız, hali hazırda çok kullanışsız bir mysite hizmetleri var ve onu bir blog servisine kolaylıkla çevirebilirler. Superonline veya e-Kolay gibi ISS'lerin - eğer yaparlarsa - daha başarılı olacağını düşünüyorum ama böyle düşünmemde Mynet'i genel olarak beğenmememin etkisi olduğunu itiraf etmeliyim. Ayrıca, sözü geçen bu firmalardan birisi eğer bu işe girerse, ardından kendi reklam ağlarını da oluşturduklarını görmek beni şaşırtmaz :)

Unutulmaması gereken bir diğer nokta da Google'ın İstanbul ofisinin açılmış olması. Her ne kadar bunun vergilendirme problemlerini gidermek için olduğu söylense de - özellikle blogger.com.tr'nin Blogger'a yönlendirilmiş olduğu da göz önüne alınacak olursa - sanırım Google'ın Türkiye için daha farklı planlarının olduğu düşünülebilir. Google Blogger'ın Türkçe versiyonunu hizmete sokarak bizim yerli firmalara fırsat tanımayabilir. Anadili İngilizce olmayan bazı ülkelerde lokal servislerin daha başarılı olduklarını görmek mümkün ve Türkiye'de henüz gerçek anlamda başarılı bir blog servisinin olmadığını da buna eklersek böyle bir girişim gayet mantıklı olacaktır.

3. | 29 Aralık 2005 23:31 tarihinde, Umut demiş ki:

Evet, ben de büyük portalların biri tarafından Türkiye'de internet kullanıcılarının çoğunluğuna ulaşacak bir blog servisinin başlatılacağını tahmin ediyorum, benim tahminim mynet yönünde. Hayırlısı olsun diyelim... :)

4. | 27 Haziran 2006 16:00 tarihinde, Ali Kaya demiş ki:

Reddedilmiş Parlak Fikirlerimizden Sadece Biriydi...

Tasarımcı bilir ki, bu uzun ve engellerle dolu reklamcılık hayatında karşısına işten anlamayan müşteri, reklamcılığı bilmeyen ajans yetkilisi, burnundan kıl aldırmayan müşteri temsilcisi ve bitip tükenmeyen, insanı çıldırtan, anlam verilemeyen istekler vs.

HEP ÇIKSA DAAAAAAAA....

O hep iyi niyetli, müşteri velinimetli dolanıp duran, yeni fikirlerini umut denizinde inşallah bunu seçerler diyerek gözünü kırpmadan, arkasına bakmadan her seferinde kendini müşterisi için heba eden bir elin parmaklarından daha az çılgınlardık.

Bu çılgınlık girdabında haybeye düşünülmüş kampanyalar, boşu boşuna çalışılmış reklam projeleri, bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntılarla dolu günler süre gelsede, bizler hiç alışamadık bu sıkıntılı günlere...

O günlerden biriydi yine. Çalıştığımız ajansın Cezair konsolosluğundaydık sanki. Klimamız bozulmuştu ve her yerimizden stres ve ter fışkırıyordu. Bu zor hava koşullarında aklımıza gelen bir isimdi aliveli4950. Belkide sıcaktan serap görmeye başlamıştık, Acaba bu isimle bir site yapabilirmiyiz deyi verdi bir arkadaşımız. Bizim gibi sıkıntılar çeken arkadaşlarla dertlerimizi ve fikirlerimizi paylaşabilir, yeni başlayan arkadaşlara yol gösterebilirmiyiz diyerek düşlere daldık.

Birden düşlerimizden hevesimiz kırılarak uyandık ve bu projeyi de 'Reddedilmiş Parlak Fikirlerimiz' kütüphanesine kaldırı verdik. Tam 6 ay hiç dönüpte yüzüne bile bakmadık, unutmak istedik belki, bu yogun tempoda ilgilenemeyiz diye düşündük kimbilir.

Ajanstaki hayatımıza kaldığımız yerden devam etmek bizim için daha manidar geldi.

Aynı tempo yeniden başladı bizim için. Aynı sorunlarla tekrar tekrar karşılaştık ve anladık ki bu sıkıntılar hiç bir zaman bitmeyecek. Hiç bir zaman sokullanamayacağız.

- Bu dünya ya bizimde bırakacağımız birşeyler olmalı. Gerekirse gece gündüz çalışmalı ve herkes ile birikimimizi paylaşmalıyız diye HAYKIRDIK....

alivelee4950.com / hayata dönmeli diye...


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?