Beklenmeyen Sorunlar

Beklenmeyen Sorunlar

Son birkaç haftadır büyük bir proje üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyordum ve en sonunda bitti. Bu proje esasında birkaç yıl önce başlayıp bitmişti fakat projenin etrafında kurulu olan teknoloji, beklenmeyen bir şekilde değişti ve bu nedenle yeniden üzerinde çalışılması gerekti.

Bu tip elde olmayan nedenlerle yeniden-canlanan projeler, hem zaman, hem de iş gücünü, diğer projelerden çalıyor. Bu proje üzerinde çalışırken, birkaç ay önce okuduğum bir yazı geldi aklıma.

ABD ve Kanada’da ve daha birçok ülkede, taşıt sahipleri, arabalarının plakalarını kişiselleştirebiliyorlar. Araba plakaları, neredeyse arabanın kullanımı kadar eski olsa da bu kişiselleştirilmiş plaka yöntemi, çok eski değil. Arabanızla şehir içinde gezerken önünüzdeki taşıtın plakasında "UNIX" ya da "GEÇ BENİ" gibi kelimeleri okumak mümkün. Plakalar ve arabalar kadar eski bir şey daha var: Park Cezaları. Hepimiz çok iyi biliriz o silecek ile camın arasına sıkıştırılmış ceza kağıtlarını. Peki bir kaç ay içinde 2500 tane park cezası almayı başarabilen var mı içinizde? Cevabınız hayır ama bu soruyu Los Angeles’da yaşayan Robert Barbour’a sorarsanız, onun cevabı "evet" olacaktır.

Robert Barbour, 1979 yılında, çok sevdiği hobisi olan denizcilik ile ilgili kişiselleştirilmiş bir plaka almak için taşıt bürosuna başvurur. Taşıt bürosu, Robert Barbour’a, doldurması için bir form verir. Bu formda üç tane seçenek yazma imkanı vardır. Taşıt bürosu, bu seçeneklere bakarak, eğer ilk seçeneğindeki isim başka bir kişiye verilmemişse, bu plakayı o kişiye verir. Eğer bu plaka başkasına ait ise, sıradaki diğer bir seçeneğe geçer. Robert Barbour, bu seçeneği sırasıyla şu şekilde doldurur: "Yatçılık", "Denizcilik" ve "Plaka Yok".

Robert Barbour, yalnızca ilk iki seçeneği istemektedir ve eğer bu seçenekler, başkasına verilmişse, kişiselleştirilmiş plaka istememektedir. Bu nedenle üçüncü seçeneğine "Plaka Yok" yazar. Taşıt bürosu, ilk iki seçeneğin başkasına ait olduğunu tespit edip, Robert Barbour’in üçüncü seçeneği (!) olan "Plaka Yok" plakasını adresine gönderir.

Robert Barbour, bu hatayı düzeltmek yerine, hoşuna giden bu plakayı aracına takar. Birkaç ay içinde de 2500’u geçen park cezasını, posta kutusunda bulur. Sorun, park cezası yazan kişilerin, eğer taşıtın plakasını okuyamadığı ya da taşıtın plakası olmadığı durumlarda, ceza kağıdına "Plaka Yok" yazması. Bu hata, taşıt bürosuna binlerce dolar ve Robert Barbour’a birkaç ay mahkemelerde ve yazışmalarla zaman geçirmeye mal olur. Bu tip örneklerin sayısının çoğalması ("Bilinmiyor", "Notag", "Kayip" v.b.) sonucu, taşıt bürosu, problemi, plakası olmayan taşıtlar için "None" kelimesini kullanıp, bu terimi de kişiselleştirilmiş plaka isimlerinden çıkararak çözmüşler.

Suç kimde? Günlük çalışma prensibi haline gelen ve her zaman kullandıkları terim olan "Plaka Yok" terimini kullanan park cezası yazan memurlarda mı? Yoksa böyle bir hatanın olabileceğini göremeyen kişiselleştirilmiş sistem mühendislerinde mi?

Bence hiç kimse suçlu değil. Hata, geleneksel sistemin etrafında büyüyen yeni teknoloji ve yeni metotlar.

Peki biz, bu gibi sorunları, daha oluşmadan nasıl yok edebiliriz? Sizin basınıza hiç böyle bir sorun geldi mi? Planlarınızı nasıl yapıyorsunuz? Bir engelleme modeli var mı elinizde? Yoksa bu tip sorunlar oluştukça mı çözüm üretiyorsunuz?



Top
Menu