ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Senaryo Kullanimi ile Sitenizin Basarisini Artirmak

25 Kasım 2005

Son yazımda bir soru sormuştum:

Diyelim ki balık tutma hobisi olanlar için balıkçılık malzemeleri (olta, yem, ağ, nehir giysileri v.b.) satan bir şirket (birkaç mağazası da var ürünlerini alabileceğiniz), size müşteri olarak geliyor ve sizden ürünlerini çocuklara satmak konusunda yardım istiyor. Ne yapardınız? Nasıl bir çözüm üretirdiniz?

Birçok kişi bu sorunun olası çözümü ile ilgili yorumlarını yazdı. Hemen hemen hepsi yaratıcı ve sorunu çözebilecek fikirlerden oluşuyordu: babalara yönelik bir kampanya, çocuklara yönelik TV reklamları, çocuklara yönelik özel setler, marka yaratmaya yönelik çalışma, mağaza içinde yapılacak çocuklara yönelik dekorasyon, fiyatları çocukların alabileceği seviyeye getirmek ve müşteriyi bu fikirden vazgeçirmek…

Yukarıda ki fikirlerin hepsi gerçekten sorunu çözebilecek fikirler fakat hangisi acaba gerçekten bu şirketin hedefini maksimize edebilecek çözüm? Ya da başka bir deyişle hangisi optimal çözüm? Belirli bir bütçe ile başlayan bu proje, hangi çözüme ağırlık vererek, proje bütçesinin ROI (yapılan yatırımın döngüsü) rakamını maksimize edebilir?

Bütün bunları bu yazı içinde açıklamaya çalışacağım fakat öncellikle yukarıdaki çözümler içindeki ortak bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bütün bu çözümler tek bir tüketici grubu için oluşturulmuş fikirler: çocuklar. Eğer sorduğum sorunun içinden çocuk kısmını kaldırsaydım acaba aynı fikirleri üretebilir miydik? Ya şirket bize bu çocukların 6-9 yaş grubu olduğunu söyleseydi ya da bu tüketici grubunun ortalama harcamalarının aylık 50 YTL olduğunu söyleselerdi hangi çözüm daha doğru olacaktı bu sorun için?

Website projeleri dahil hemen hemen her projede, tüm tüketici grubuna ulaşmak nerdeyse imkansızdır. Peki bu durumda, hangi tüketicinin bizim ana müşteri grubunu oluşturduğunu nasıl bulabiliriz? Ya da belirli bir tüketici grubu içinde bile onlarca değişik çözüm üretilebiliyorsa, hangi çözüm, bir şirket için başarı sağlayacak optimal çözümdür?

İşte bu soruların tek bir cevabı var: Persona (senaryo). Persona tekniği, belirli bir tüketici grubunu hayata geçirmeye, onları iyi anlamamıza yarayan gerçek hayat hikayeleri ile desteklenmiş gerçek olmayan karakterlerdir. Biz, çoğu zaman bu kişileri müşteri, kullanıcı, ziyaretçi diye adlandırıyoruz. Birçok proje beyin fırtınası içinde “kullanıcı bunu sevecek” ya da “müşteri bunu istemiyor” gibi terimler kullanıyoruz. Kim bu müşteriler? Kim bu kullanıcılar? Acaba bu kullanıcılar, bizim websitenin hedef kitlesini oluşturacak kişiler mi? Ya da bizi başarıya ulaştıran, şirketin kar etmesini sağlayacak müşteriler mi?

Bunu size anlatabilmek için, balıkçılık malzemesi satan şirket örneğini kullanacağım. Diyelim ki bu şirket bizi, çocuklara ürünlerini satmak için ise aldı ve biz, bu ürünü kullanan, kullanmak isteyen, kullanma potansiyeli olan birçok kişi ile konuştuk, röportaj yaptık, veri topladık (Görüşme tekniği konusunda bilgi almak için, bu konuyla ilgili yazdığım yazıyı okuyabilirsiniz). Yeterli sayıda yapılan görüşme verilerine bakarsanız, belirli bir desenin oluştuğunu görecekseniz. Ben desenden bahsederken, birçok pazarlama bölümünün yaptığı demografik ve gelir veri deseninden bahsetmiyorum. Yani bu verilerin belirli bir yaş grubu ve belirli bir gelire sahip olması önemli olsa da, sorunun çözüme ulaşması için yalnızca bu desenlere bakarak karar vermek bizim hatalı bir çözüm yoluna yatırım yapmamıza neden olacaktır. Ben, desenlerden bahsederken, “hayat hedefi”, “deneyim hedefi” ve “kullanım sonuç hedef” desenlerinden bahsediyorum.

Gelin bu veriler içindeki desenlerden yola çıkarak, bir persona oluşturalım.

Ahmet, 12 yaşında bir öğrenci. Birçok 12 yaşındaki çocuk gibi, Ahmet de arkadaşları ile bir araya gelip, evde PlayStation oynamaya bayılıyor. Ahmet’in 5 yaşında bir kız kardeşi var. Ahmet, kız kardeşi doğduğundan beri, ailesinin onu çok önemsemediği gibi bir hisse sahip: “Eskiden, İlke doğmadan önce, annemle ve babamla daha çok zaman harcıyorduk ama artık eskisi gibi değil”

Ahmet’in babası bir bankada çalışıyor. Çoğu zaman iş yoğunluğu nedeniyle, eve geç gelmek zorunda kalıyor. Ahmet, buna üzülüyor çünkü babası ile birlikte harcadıkları zaman çok fazla değil. Bir yıl önce, babasının arkadaşları ve çocukları ile beraber gittikleri bir hafta sonu kampında, balık tutukları birkaç saatin, hayatındaki en zevkli zamanlardan biri olduğundan bahsediyor Ahmet. O günden bu güne, balığa gitmek istediğini birkaç defa babasına belirttiği halde, Babası balık tutmaktan ya da hangi malzemeyi alması gerektiğini bilmemesinden dolayı hep ertelenmiş bir proje olarak kalmış.

Eğer elimizdeki veriler, yukarıdaki gibi deseni çıkarıyorsa, acaba sunulan çözümlerden hangisi bizim için en gerçekçi yatırım yolu olabilir? Ne Ahmet, ne de babası, balık tutma konusunda bilgi sahibi. Tüketici olarak, kendilerini bu işi bilmiyormuş gibi hissetmek istemiyorlar. Zaten, balık tutmaya gitmemelerinin ana nedeni de bu. Asıl amaç ise hobinin ya da ihtiyacın ötesinde, beraber zaman geçirmek. Teknik özellik çok önemli değil. Olası çözüm yolu: özel acemi setleri, bilgi verecek hafta sonu başlangıç kursları v.b.

Çoğu zaman, görüşme sonuçları, tek bir desen oluşturmayabilir. Örneğin Microsoft, websitesi tasarımında, oluşturdukları 6 personadan, Macromedia ise 3 personadan yararlanıyor. Diyelim ki elimizdeki veriler başka bir desen daha çiziyor:

Kaan, balık tutmayı çok seviyor. Birçok 14 yaşındaki çocuk, hafta sonlarında, arkadaşları ile cafelerde zaman geçirirken, Kaan, bulunduğu şehirdeki limanda, birçok yaşlı ile birlikte balık tutmayı tercih ediyor. “Çoğu zaman pişi balığı yakalıyorum ama arada sırada çupra da yakaladığım oluyor. Hafta sonları yakaladığım balıkları anneme veriyorum ve ailem ile birlikte yiyoruz”. Kaan’ın ailesi, Kaan’ın bu hobisine olan tutkusunu beğeniyor ama her geçen ay, yepyeni bir model olta gördüğü ve bunu istediğini söylüyorlar. “Geçen yaş gününde, Kaan’ın yaşına uygun bir olta için hatırı sayılır bir para harcadık. Bu hobinin bu kadar pahalı olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Mesela, tuzlu şu ile nehir oltaları arasında büyük fark varmış.” diyor Kaan’ın babası. Kaan, bu hobinin geçici olmadığını ailesine inandırmaya çalışsa da, evin bir köşesinde duran, tamamlanmamış uçak modelleri sanki bununda geçicici bir heves olduğu gibi bir inanç yaratıyor ve ailesi bu nedenle çok fazla para harcamak istemiyor.

Kaan’ın hedefleri ve istekleri işe, Ahmet’inden çok farklı. Kaan, teknik özellikleri bilmek istiyor, bu işi hobi seviyesinde yapıyor ve fiyat büyük bir satın alma faktörü. Olası çözüm: fiyat indirimi, ailenin bilgilendirilmesi ve bu hobiyi desteleyecek özendirici yazılar v.b.

Peki websitelerinde nasıl kullanabiliriz?

Persona, websitelerinde her geçen gün önem kazanan, doğruluğunu kanıtlayan bir yöntem. Eğer, bir website projesine başlarken, kullanıcıları, kullanıcı olarak görürsek, bu site, hiçbir kullanıcıyı memnun etmeyecektir. Çoğu zaman, ana persona ya da hedef persona için tasarımı gerçekleştirmek; ikincil ve eğer varsa üçüncül personaların isteklerine de bu tasarımda cevap vermek, sitenin başarısını artıracaktır. Bunun yanında, fikirlerinizi, üst-düzey yönetime ya da müşterilerinize aktarmanıza da yardımcı olacaktır. “Kullanıcı fiyat indirimi istiyor” yerine “Kaan fiyat indirimi istiyor” demek, çoğu zaman fark yaratan etken olacaktır.

En büyük sorun işe, persona tekniğinin, geleneksel proje yönetim şeklinin içine sokulmasıdır. Çoğu zaman, üst-düzey yönetim, personanın isteklerini anlaşa bile, yazılımcılar ve tasarımcılar, bunu göz ardı edebilir. Bu nedenle, personayı, tasarım projesi aşamaları içine ağır bir şekilde sokmanız gerekir. Birçok şirket, beyin fırtınası toplantılarında, personayı oynayacak bir takım elemanının, toplantıya dahil ediyor. Cooper şirketinin aldığı bir projede tanıtılan persona, şirket çalışanları tarafından o kadar adapte edilmiş ki, personanın yaş gününü, her sene şirket içinde kutluyorlar. SUN şirketi, her proje için hazırladıkları personaların resimlerini, insan boyu afiş haline getirip, proje takımının bulunduğu odalara koyuyor.

Persona, bir projenin başarısını direkt etkileyecek bir yöntem ve bunu projelerinizin içine dahil etmenizi tavsiye ederim. Eğer bu konuda detaylı bilgi almak istiyorsanız iste sizi birkaç kaynak:

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 18:58 civarı yazılıp Bilgi Mimarlığı, Kullanılabilirlik, Web Stratejileri, e-Ticaret dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 3 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 26 Kasım 2005 10:23 tarihinde, Ejderha Zamanı demiş ki:

Persona kullanımı aslında var ama bilinçsiz kullanım bu. Yazın çok iyi fikirler verdi bana. Teşekkür ederim.

2. | 26 Kasım 2005 12:03 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Mehmet abi, gerçekten çok faydalı bir yazı olmuş, -her zaman ki gibi-.

Bende 'kötü persona nasıl olur?' veya 'bir reklam/pazarlama firması iş yaptığı müşterisine nasıl yanlış persona gösterir?' örneğini vermek istiyorum. (çünkü bu tip çalışmalar çok yaygın, Türkiye'de kötü diye adlandırdığımız işler bu şekilde yapılıyor)

(şimdi yazacağım örneği iki kişi söylüyor, ya işi yapan web firması ya da müşteri kendi kendini kandırarak, kendisini inandırıyor)

Flash Intro/Splash Screen

"Osman web sitemize giriyor, intro çıkıyor karşısında ve ona beklemesini söylüyor, Osman introları çok seven, eğlenceli bulan bir müşteri. Intro anında(!) yükleniyor ve Osman keyifle izlemeye başlıyor. Öncelikle kayan ve yavaş yavaş beliren logo kurum kimliğini vurgulayarak Osman'ın içinde gezdiği firmanın profesyonel olduğunu kesin olarak yer edindirecek bir güven veriyor. Daha sonra takla atarak gelen fotoğraflar Osman'da ne kadar büyük bir firmayı gezdiğini gösteriyor, ayrıca böyle bir firmanın olduğuna, iyi bir firma olduğuna emin oluyor.

Daha sonra saniye başına 5 fotoğraf gösterilen yaklaşık 25-50 fotoğrafla Osman mest oluyor. Ve o anda intronun bitip bir an önce siteye girip ürünleri gezmek ve imkanı varsa almak, ya da en azından eposta ile sipariş vermek istiyor. Ve tabi fotoğrafların sunumu bitince logo -dankk- diye bir sesle ekranın ortasından büyüyerek çıkıyor. Osman bu firmayla çalışacağına emin.

Siteye giriyor ve arayüzü görünce, uçan javascriptler, borsa sonucları, new york'un hava durumu (firma İstanbul'da), hoşgeldiniz diye zıplayan kurbağa... Osman'da firmanın her türlü teknolojik gelişmeyi kullandığını, sitesini basit ve yeteneksiz değil, son teknoloji harikası yaptığını anlıyor. Daha da bir mest oluyor, ne varsa alıyor."

Belki abartılı bir anlatım olabilir ama böyle olmasaydı da şöyle olsaydı firmalar intro istemekte ısrarcı olur muydu?

"Osman interneti yaşamını kolaylıştırmak ve işlerini hızlıca yapmak için kullanıyor. Web sitemize giriyor çünkü firma veya ürünlerimiz hakkında bilgi edinmek istiyor. Siteye girdiği gibi karşısına intro çıkmıyor. Çünkü biliyoruz ki bir çok internet kullanacısı gibi Osman'da web sitesini film izlemek için değil, içeriği görebilmek, her yerden erişebilmek ve hızlıca bilgi edinip ürünleri almak ya da siteden çıkmak için kullanıyor. Bu yüzden adrese bastığı gibi siteye giriyor.

Site anasayfası sade ve kullanıcıya zorluk çıkartmayan basit ama etkili bir arayüze, navigasyona sahip. Anasayfada en son duyuru ve güncellemeleri okuyabiliyor ve firma hakkında özet bir bilgiye ulaşıyor.

Diğer altsayfalarda da erişim ve kullanım kolaylığı bulunduğu için Osman işini görüyor veya ürünlerin kendisine hitap etmediğini düşünüyor. Fakat ne olursa olsun sitenin hoş bir görsellikle işini görmesine yönelik sistemler sunduğu ve kıymetli vaktini boşa çalmadığı için bir müşteri olarak memnuniyet duyuyor. Hiç bir işlem yapmasa bile site konusunda ve dolayısı ile firma hakkında iyi bir izlenime sahip oluyor."

Peki Mehmet Doğan'ın amacı iyi bir reklamcı veya pazarlamacı olmamızı sağlamak mı?
-Bu elbette bir faydası olsa da asıl konu -özellikle- web ajanslarının proje geliştirirken ve bunları müşterinin anlayacağı dilde anlatmak. Mesela web standartları ve kullanılabirliğin neden gerekli olduğunu, erişilebilirliğin ne faydasının olduğunu dile getiren farklı personalarla müşteri bilinçlendirilebilir.

Bence bu yazıdan sonra hiç kimse kalkıp "Türkiye piyasası öyle değil, müşterinin isteklerine uymak zorundasın, web standartları iyi hoş ama müşteri için fark etmiyor ne kullandığın, müşteri siteyi sadece görmek istiyor, müşteri intro istiyor bi de yapmak zorundayız" gibi cümleler kuramaz.

Haa, kuruyorlar evet. Fakat neden? Kendileri pazarlamayı bilmedikleri, işlerini 'abi sen parayı ver ben yaparım' mantığında geliştirdikleri yani müşteriyi bilinçlendirmenin sanki 'işi öğretmek' gibi olduğunu zannettikleri için bu tip hatalara düşüyorlar.

İşte bu sorunlar müşteriye personalar sunarak anlatılır.

Tabi bir çok firma "Abi müşteri introyu seviyor, eğlencelik oluyor, şıkır şıkır ne hoş, 500$ kadar bir şeyde ondan alıyoruz" deme yoluna gidiyor.

3. | 02 Ocak 2007 20:44 tarihinde, Murat Radmard demiş ki:

Güzel bir yazı olmuş, ürünü sattığınız kişinin sesini dinlemek diye bir method var bunu nasıl yapacağınız konusunda istatistiki toollarda mevcut, siz bunu bu toollardan bahsetmeden ama onların kullandığı şekilde çözmüşsünüz.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?