ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Duvara Açılan Projeler

14 Kasım 2005

"Basit bir e-ticaret sitesi! Amaç, X ürününü, şirketin websitesinden satabilmek. Öyle karmaşık bir şeyler istemiyorum. Basit bir alışveriş sepeti hepsi o kadar" diye başlayan bir müşteri toplantısının, her gecen gün/hafta/ay karmaşık bir yapıya büründüğünü, ilk konuşulan fonksiyonların yerine, resmi olmayan, email ve telefon toplantılarında verilen kararlar ile, kompleks bir hale geldiğine şahit oldunuz mu hiç? Ya da amacı ve tek görevi, kolayca şirket haberlerini websitesine aktarmak olan bir sitenin, bir anda, üzerine inşa edilen bir sistem ile email duyuru gönderebilen haber merkezi sitesi haline geldiğini gördünüz mu hiç? Öyle ki eski haliyle basarili bir site iken, üzerine yamalanan "yeni ve güçlü" fonksiyonlar ile her iki fonksiyonunda her gecen gün bir kabusa dönüştüğü bir projede yer aldınız mi?

Sizi bilmem ama, Sarah Winchester bu kabusu, 38 yıl boyunca, her gün yaşadı. Ortaya çıkan proje ise unlu Winchester Malikanesi.

Eğer yolunuz düşer de, Kaliforniya eyaletinde bulunan San Jose şehrini ziyaret ederseniz ve sizi gezdirmeleri için lokal bir turizm acentesi ile anlaşırsanız, bu acentenin yapacağı şehir turu içinde mutlaka Winchester Malikanesi de yer alacaktır. Yılda binlerce turistin gezip gördüğü bu ev, 10.000 pencereli (52 tanesi gökyüzünü seyretmek için), 2.000 kapılı, 47 şömineli, 40 merdivenli, 40 yatak odalı, 6 mutfaklı, 3 asansörlü, 160 odalı devasa bir yapı. Bu yapının baş mimari ise, evin sahibi ve 83 yaşında ölene kadar bu evde oturan milyoner dul Sarah Winchester. 650 dekarlık (650000 metrekare) bir alana yayılan bu evin yapımı, 1884 yılında başlayıp, Sarah Winchester’in öldüğü yıl olan 1922’ye kadar yani 38 yıl sürmüş ve yapımında, tam zamanlı 22 usta marangoz, 18 hizmetçi, 12 bahçıvan ve yüzlerce inşaat isçisi çalışmış. Bu evin yapımı, San Jose şehrinde neredeyse bir sektör haline gelmiş. Öyle ki yeni yeni başlayan demiryolu döşeme planları, bu evin yapımı nedeniyle değiştirilmiş; malzeme ve eşya ulaşımını kolaylaştırmak için, evin yakınlarından geçmesi sağlanmış. Evin yapım masrafları, metrekare-metrekare, Amerika’nın askeri beyninin içinde toplayan Pentagon’dan bile daha pahalıya mal olmuş (günümüzün parasıyla 58 milyon dolar).

Bir ev yapımı süreci kabaca, müşterinin ev yapım isteği ve düşüncelerinde ki planlar ile başlar, daha sonra mimar bu kaba planları alıp, profesyonel plan haline getirir, bütçe kararlaştırılır, mütahit bulunur ve mimarin planları, belirlenen bütçe ve zaman içerisinde, isçilerin yardımı, mütahitin kontrolü altında gerçekleştirilir. Winchester Malikanesinin yapımı ise bu isleyiş biçimini takip etmemiş. Mütahit, mimar, istediğini tam olarak bilmeyen, büyük bütçeli müşteri ve ev sahibi görevleri tek bir isimde toplanmış: Sarah Winchester. Marangozlar, her sabah, Sarah Winchester ile bir araya gelip, onun el ile kağıda ya da mutfak örtüsüne çizdiği skeçlere ya da tamamen aklında bulunan planlara bakıp, işe girişmişler. Kimse bir sonraki hamleyi ya da projenin nerede biteceğini bilmiyormuş. Eğer, Sarah Winchester’in planları, yapım aşamasında sorun ile karsılaşırsa, yapılan kısım terk edilip, yeni bir plan ile işe devam edilirmiş.

İnşaat yapımında çalışanların ellerinde belirli bir plan ve projenin eksikliği, inşaatın nereye gittiğini ve ne zaman biteceğini bilmemeleri, projeyi tam anlamıyla takip eden ve anlayan otoritenin eksikliği nedeniyle, evin içinde birçok ilginç "fonksiyonlar" (yazılım dili ile "bug" ya da "dokümansız fonksiyon") görmek mümkün. Hiçbir yere ulaşmayan merdivenler, labirenti andıran koridorlar, yarim bırakılmış, bitmemiş odalara açılan bitmiş odalar, çatıya uzanmayan şömine bacaları, düz duvara açılan kapılar, bahçeye acılan ve merdiveni olmayan kapılar, 12 bin dolarlık güneş ışığını, gökkuşağına çeviren süslemeli pencerenin, güneş almayan kuzeye bakan cepheye yerleştirilmesi, ayni görevi gören odalar (6 mutfak gibi) bunlardan yalnızca bir kaçı. Zaman içinde, inşaat projesi ve evin kendisi öylesine büyükmüş ki Sarah Winchester, zamanını evin yalnızca bir kısmında harcadığı düşüncesi ve evin diğer kısımlarında da yasama isteği ile, evin 30 odalık kimsini tamamen kapattırmış. Evin büyüklüğü nedeniyle birçok isçi, bir hafta önce üzerinde çalıştığı kısmı bulmakta güçlük çektiğinden, üzerinde çalıştığı projeyi, evin başka bir bölümünde yeniden başlatmış.

Winchester Malikanesinin hicbir yere acilmayan kapilarindan birinin resmi

 

Satın alındığında 8 odalık çiftlik evi, bittiğinde birçok bolümü kullanılmaz olan 160 odalık bir dev haline gelmiş. Harcanan paraya, yaratıcılığa, enerjiye ve zaman rağmen...

Bütün bunlar size bir şeyleri hatırlatıyor mu? Gerçek plan ve dokümanlardan eksik olarak başlayan projeler? Geleceği düşünmeden oluşturulmuş ürünler üzerindeki yapılan "genişletici" eklemeler? Tüm proje üzerinde kontrole sahip olmayan proje müdürleri? Projenin tam olarak nereye gittiğini bilmeyen proje çalışanları? Ne istediğini tam olarak bilmeyen müşteriler? Teknolojinin olasılıklarını anlamayan ve "iyi bir fikir" ile proje başlatan müşteriler? İstekleri sorgulamayan "evetci" yönetim? Herhangi bir "gereksinimi" karşılamayan fonksiyonlar? Bir amacı olmayan urun yenilikleri? Gerçek ve gerekli fonksiyonlar yerine "duvar renklerini" ve "garajın nerede olması gerektiğini" önemseyen proje planları? Piyasaya çıkmadan önce "tamamen bitirilmeye" çalışılan ürünler?

Bu yazının sonuna bir sonuç ya da çözüm yazmak istemiyorum. Sanırım herkes kendi meslek dalı ile ilgili bir sonuç çıkarmıştır bu örnekten. Eğer buna benzer bir başka örnek görmek istiyorsanız, 5 ay önce yazdığım "Projeniz Alabora Olmasın" yazımı okuyabilirsiniz.

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 21:37 civarı yazılıp Bilgi Mimarlığı, Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 9 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 15 Kasım 2005 0:45 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Çok harika bir yazı.

Biz de şu mantık vardır: "Kağıtta boş yer kalmasın, bolca insan çiz."

Ben bazı web sitelerine girdiğimde -ki buralar eticaret sitesi ya da onun ayarında siteler oluyor- orada kaybolmuyorum. Çünkü aynı görevi yapan objeler ya da fonksiyonlar sadece en gerekli ve en ulaşılabilir yere konulmuş. Fakat bu "boşluk kalmasın, bol miktarda alengirli obje serpiştir" mantığından kurtulmadıkça insanoğlu daha çok winchester malikanesi yaptıracaktır.

2. | 15 Kasım 2005 1:48 tarihinde, Mert Ulas demiş ki:

:) Benim burada bu ev gezmistim, umarim sarah hanim gibi bir esim olmaz ileride benim de.

3. | 15 Kasım 2005 9:42 tarihinde, metin demiş ki:

Doğrusu bu yazıyı okuyunca aklıma sen gelmiştin Mert. Ama unutma bu ev için eşinin Sarah gibi olması yetmez bir de ne yapacağını bilemediğin bir miktar paranın olması lazım :)

Müşterinin cahilini çok güzel tarif edip açıklamışsınız. Teşekkürler.

4. | 15 Kasım 2005 21:38 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Mesela benim söylediğim şu şey var;

(tabi ben daha lisede okuyorum yaptığım işleri profesyonel yapmaya çalışsamda genelde 'iş bitirmeye' yönelik freelance işler, iş hayatında olmadığım için birşey diyemem ama kendi firmamı kurma durumum olursa bu söylediklerimin en iyisini yapmayı planlıyorum)

Asıl lafı söyleyeyim, bir iş yapan, web firması müşterisini bilinçlendirmek yükümlülüğünde. Bir web sitesinde verilen talimata sadece operatörler uyar, ki onlar bile yorum yapabilir. Bir web firması "müşterinin istediğini yaparsam paramı alırım" mantığında çalıştıkça ne kendisi profesyonel bir iş yapabilir ne de müşteriler profesyonel web'in, web'in imkanlarının ne olduğunu öğrenebilir.

Müşteri bilmek zorunda değil ama dinleyip öğrenmek zorunda. Ve bu işi profesyonelce ve hakkıyla yapmak isteyen her kurum bu işi müşteriye öğretmelidir.

Bir siteye neden "uçan javascript" koyulmayacağı müşteriye öğretilir. Bu teorik ve uygulamada psikolojik/kurumsal duruş açısından önemli bir konudur. Javascript veya tasarım kısmının nasıl yapıldığını tabi ki anlatmak zorunda değilsiniz.

5. | 16 Kasım 2005 16:51 tarihinde, Ümit Kurt demiş ki:

Bu sadece bizde mi vardır bilemiyorum ama Ömer Balyalı'nın yazdığı gibi "Kağıtta boş yer kalmasın" mantığı hakim. Bir firma websitesi yaptırırken "şöyle havalı bişey olsun" gibi bir temel fikre sahip. Bu sitenin hangi amaca hizmet edeceği, firmanın kurumsal kimliğini ne kadar yansıtacağı, sitenin değişik platformlarda nasıl görüneceği yada görünmeyeceği gibi asıl üzerinde düşünülmesi gereken şeyler yerine "aaa bak ..... firmanın sitesi nasıl da güzel olmuş kuş uçuyor :)" gibi şeyler düşünülüyor, konuşuluyor. bilemiyorum bu konuda ne kadar istesem de profesyonel olarak çalış-a-madığım için büyük şirketlerin bu konuda nasıl hareket ettiğini bilemiyorum.

6. | 17 Kasım 2005 21:52 tarihinde, Arzu demiş ki:

ilk hamurişi deneyimim geldi aklıma:))
Daha fazla su, biraz daha un, biraz daha su....Hamur o kadar çok vaktimi aldı ki, bir daha hamurişi yapmadım. Zaten tutturamamıştım. Anneminse göz kararı ile bu oranı nasıl tutturduğuna anlam verememiştim. Bana söylediği şey; "Ne yapacağını biliyor musun?" olmuştu.

7. | 22 Kasım 2005 9:40 tarihinde, Mehmet Saygin demiş ki:

Çok beğendim yazınızı, iyi bir benzetme yapmışsınız.Benzer yapıda bir projeyi henüz tamamladığım için içim acıyarak, bir yandan da gülerek okudum.
Selamlar

8. | 09 Mayıs 2006 20:39 tarihinde, santepeli demiş ki:

selamlar başarılı bir yazı demek yeterli sanırım gerisi kendini belli ediyor....

9. | 06 Mart 2007 16:32 tarihinde, Seda demiş ki:


Merhaba,
Yazınız yeni değil ama ben yeni okudum. Yazınızın güncelliğini koruyor olması iyi mi kötü mü siz karar verin. Benzer br projeden yeni kurtulmuş biri olarak, ne demek istediğinizi çok iyi anladım diyebilirim. Sayfanın linkini, derdimi bir türlü anlatamadığım kişilere mi göndersem diye düşünüyorum.
Sevgiler


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?