Herkes Web 2.0'dan Bahsediyor

Herkes Web 2.0'dan Bahsediyor

Bugünlerde sektörümüzde ki herkes Web 2.0’dan bahsediyor. Bundan birkaç ay önce bende bu konuyla ilgili yazı yazmıştım. O günden bu güne, milyonlarca kişi, kendilerince tanımlamaya başladı Web 2.0’i. Bazıları AJAX ve AJAX ürünleri Web 2.0 derken, bazıları ise Web 2.0’in İnternet ve Web içinde yeni bir dönem açtığından bahsediyor. Peki nedir bu Web 2.0? Ne değişti? Eskiden yaptıklarımızdan çok mu farklı?

Web 2.0 için benim tanımım, kullanıcıların bir web uygulaması içindeki olumlu katılımcılığı ve yazılımcıların başkalarının uygulaması içindeki özgürlüğü. Yani kontrolün en az olduğu donem.

Aranızda İnternet’i 6-7 seneden fazla kullanan varsa hatırlayacaktır Infoseek, Excite ve diğer çok popüler portallari. O dönemde her şey kullanıcıyı kontrol etmekte yatıyordu. Yani, kullanıcıyı içine çekmek ve her isteklerine (!) cevap vermek ve kontrolü elde tutmak. Bunun ne kadar yanlış bir model olduğunu herkes çok kısa bir zamanda anladı. Google geldi ve işte size arama kutusu, yazın ve istediğinizi, istediğiniz şekilde bulun eğer memnun kalırsanız yeniden gelin dediler. “Kendimi Şanslı Hissediyorum” arama düğmesi bence Web 2.0’i başlatan ilk yenilikti. Bu düğme, kontrolün bizim elimizde olduğunu, Google’un ikinci sayfasını bile görmeden, başka yerlere gidebileceğimizi hatırlattı bize.

Web 2.0, kontrolün bittiği bir dönem. Web 2.0, AJAX, CSS, RSS ya da aklınıza gelebilecek herhangi bir teknoloji ile ilgili değil. Web 2.0, kullanıcı deneyimi ile ilgili. Bilginin nasıl, ne şekilde kullanıldığı, paylaşımın ve katılımcılığın ne şekilde dünyamızı şekillendirdiği ile ilgili.

Bunu size bir örnek ile açıklamak istiyorum. Yaklaşık bir hafta sonra, Boston’da düzenlenecek User Interface 10 Konferansına katılacağım. Kısa ismi ile UI10. Burada yazdığım link, Technorati tarafından birkaç saat sonra indekslenecek. Kullanılabilirlik konusunda araştırma yapan bir kişi bu ve diğer blog yazılarına ait linkleri Technorati’de bulup, okumaya başlayacak. UI10 sitesini daha sonra ziyaret etmek için del.icio.us sitesine ekleyip, UI10, konferans ve kullanılabilirlik diye etiket koyacak. Bir başkası del.icio.us’da bakınırken, bu linki bulup, siteyi ziyaret edecek. Eğer gördükleri hoşuna giderse, konferansa kendisi de katılacak. Katılamadan önce yapacaklarını ve bununla ilgili konuları BackPack’ine koyacak. Konferanstan sonra, yaşadıklarını, öğrendiklerini bloguna yazacak, Technorati bunu indeksleyecek. Çektiği resimleri Flickr’a koyup UI10 diye etiketleyecek. Diğer katılımcılar ya da katılmayıp neler olduğunu görmek isteyenler, yazılanları Technorati ve/veya del.icio.us’da bulup okuyacak, yorum yazacak, Flickr’da ki resimlere bakacaklar. Bütün bunlar olurken, UI10 konferansını düzenleyenler, konuşmacıların podcastlarını Odeo’ya koyacaklar. İşte bu aşamada eğer siz, bu konferans ile ilgilenen bir yazılımcı iseniz, hiçbir ekstra içerik yazmadan bütün bu sitelerin sunduğu API’lerden yararlanarak yepyeni bir site yaratabilirsiniz. Bu sitede konuşmacıların podcastları (Odeo), katılımcıların çektiği resimler (Flickr), bu konferans hakkında yazılan yazılar (Technorati), bu konferansın yapıldığı yerin haritası (Google Map), konuşmacıların çıkardığı kitaplar (Amazon) ve katılımcıların yaşadığı deneyimleri paylaşabileceği bir toplantı (Upcoming ya da TadaList) ve şu an nerede oldukları (Plazes) ve bir daha ki sene UI11’e katılmak isteyenlerin listesi (43things) yer alabilir. Hem de kendi kendini oluşturan, güncelleyen ve birçok kişinin katilimi ile oluşan bir site.

İşte bence Web 2.0 bu. Yani statik, bireysel ve kontrolcü bir donemden, dinamik, katılımcı ve özgür bir doneme.

Son zamanlardan bu konu ile ilgili okuduğum en güzel yazılardan birini Steven Johnson yazdı. Okumanızı tavsiye ederim.

Bir başka tavsiye ise, Doug Bowman’in Web Essential 2005 Konferansında verdiği inanılmaz güzellikteki sunumu. Mutlaka dinleyin.



Top
Menu