ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Müşteri ile Aynı Dili Konuşmak

27 Eylül 2005

Bütün savaşlar ölüm ile başlayıp, ölüm ile son bulur. Binlerin, milyonların arasında ilk ve son çok önemli olmasa da, hep bir ilk ve bir de sonuncu vardır. 20 yaşındaki İngiliz asker John Parr’da Birinci Dünya Savaşında ilk ölen asker gibi talihsiz bir unvanın sahibi. Birinci Dünya Savaşı 1918’in 11. ayinin 11. günün 11. saatinde sona erdi ve İtilaf Devletlerinden son ölen asker ise, benim bulunduğum şehre 4 saat uzaklıkta küçük bir kasabada doğan Asker George Prince oldu. George Prince hayatini kaybeden 60661. Kanadalı asker içinde, ateşkesin yürürlüğe girmesinden 2 dakika önce yani 10:58’de, bir Alman keskin nişancı tarafından öldürülmüş. Bu ölümlerin birçoğu, hatta milyonlarcası ateşkes tarihinden çok önce önlenebilirdi fakat birçok devlet bunun yerine savaşı tercih etmişler. Fakat bu ölümlerden en bariz şekilde önlenebiliri ise İttifak Devletleri askerlerinden en son ölen Alman askerinin hikayesi olsa gerek.

11 Kasım 1918 günü cephedeki hemen hemen bütün askerler, saatin 11 olmasını bekliyordu. Yazılan günlüklere göre, saat 10:45, savaşın en gürültülü geçtiği dakikalar olmuş çünkü cephede savaşan bütün askerler, ya savaşın bitiş sevinci ya da elinde kalan cephaneyi bitirme telaşı ile silahlarını ateşlemeye başlamışlar. Bu gürültü tam saat 11:00’de susmuş. Hatta anılarını yazan bazı kişiler, birçok askerin, bulundukları siperden kalkıp, karşı tarafı selamlayıp, kendi yollarına gittiklerini bile belirtiyorlar. Fakat aynı durum Belçika’nın küçük bir köyünde ayni şekilde gelişmemiş. Bu köye 11 sularında ulasan İngiliz askerleri, yoğun bir makineli tüfek direnci ile karsılaşmışlar. Saatlerin 11:10’u göstermesine rağmen, böyle bir direnişin olması İngiliz askerlerini şaşırtmış ve bütün bir ağızdan herkes bağırmaya başlamış: “Savaş Bitti! Savaş Bitti!”. Maalesef İngiliz askerlerinin Almanca bilmemesi, makineli tüfeğin başındaki Alman askerinin İngilizce’den anlamaması, durumu daha da güçleştirmiş ve İngiliz askerleri, savaşın bitmesinden 15 dakika sonra, belki de son öldüren Alman askeri olan makineli tüfekli Alman askerinin kendi canlarını kurtarmak için öldürmek zorunda kalmışlar. Sipere yaklaşıp, Alman askerinin bulduklarında, Alman askerinin saatinin 1:45 dakika geri kaldığını görmüşler.

Ayni dili konuşamamak, ya da anlayamamanın sonuçları, sanırım Alman asker için ağır olmuş. Bu bana, sektörümüzde iş yapan birçok tasarımcı ile müşteri ilişkisini hatırlattı. Acaba kaç tane proje, daha başlamadan, ayni dili konuşmamanın ya da anlayamamanın yükü altında ölüyor, öldürülüyor.

Müşteri ile yapılan ilk görüşme yani araştırma toplantısı, bir projenin nasıl, ne şekilde gideceğinin, ne için yapıldığının ve neler beklendiğinin ipuçlarını veren ve belki de bir projenin en önemli aşamasını oluşturan bir kısım ve bu kısımda biz tasarımcılara büyük bir görev düşüyor: SUSMAK ve ANLAMAK!

Biz tasarımcılar ile müşterilerimiz, apayrı dünyalarda yaşıyor ve apayrı dilleri konuşuyoruz fakat bir gerçeği çok iyi anlamak gerekiyor: bu toplantıda, karsımızda oturan kişi, o toplantının en önemli kişisi. Bunu anlamayıp, o kişiyi sizin dünyanıza çekmeniz, kendi dilinizi dikte ettirmeniz, projenin hayatini tehlike sokmanın yanında, bu websitesini ileride kullanacak kullanıcılarında, o sitenin amacını anlamalarını güçleştirecektir.

Unutmayın, araştırma toplantılarında, bizler, müşterinin aklinin içindekileri öğrenmek için varız. Sizin AJAX. PHP, XHTML, CSS veya CGI’yi ne kadar iyi kullandığınızın hiçbir önemi yok bu toplantıda. Ya da ne kadar akilli ve basarili olduğunuzun, sarı yerine mavi kullanılması gerektiğinin de anlamı yok bu toplantıda. Tasarım sizin işiniz ve bunu müşterilerinize, bu önemli toplantıda anlatmaya ve öğretmeye çalışmanın bir anlamı yok.

Araştırma toplantılarında en son sormanız gerekenler, renk, sekil, teknoloji, duygu, “müşterinin en beğendiği siteler”, sizin yaptığınız siteler, menü, fonksiyon olmalı. Bu toplantının ana amacı, sitenin varoluş nedeni ve yapılmak istenenler olmalı. Müşterinize tasarım soruları sormak yerine ticari, marka ve pazarlama soruları sorun. Tasarım sizin işiniz, müşterinin değil.

Müşterinin, size, beğendiği bir websitesinin gösterip, aynısını istemesini kabul etmeyin. Eğer, toplantı bu aşamaya gelmişse, bu müşterinin değil, sizin suçunuz. Müşteriye, onun dili ile her sitenin ve site kullanıcısının, o sitenin amacının ve hedeflerinin farklı olduğunu anlatın. Bu nedenle, o sizin gururla herkese gösterdiğiniz “tasarladığım siteler” dosyasını/porfoliyosunu toplantıya gitmeden önce ofisinizde bırakın.

Müşterinizi, etkilemeye çalışmayın. Çünkü, ayni şeyi, müşterinizde sizin üzerinizde, şirketi için uygulayacaktır. Araştırma toplantısının, değerli dakikalarını, “kim kimden daha üstün” gibi gereksiz ve zaman öldürücü konularla ziyan etmeyin. Böyle bir yarışta, gerçek amaç ve hedefler saklanacak, istenilenden ya da gereğinden fazla sözler verilecektir. Bunu engellemenin yolu, toplantı öncesi araştırmada yatar. Toplantıya gitmeden önce, şirket websitesini (eğer varsa), değişik websitelerinde yazılmış, şirket hakkında yazıları (özellikle sikayetimvar.com), şirket yapısı ve değerleri konusunda araştırma yapın. Şirket hakkında ne kadar bilgiye sahip olursanız, toplantıdan o kadar istediğiniz bilgilerle dönme sansınız artar. Ayrıca, müşterinin size olan güveni artar ki bu her projenin ana temelidir: Karşılıklı Güven!

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 20:45 civarı yazılıp Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | | |
 

1. | 27 Eylül 2005 21:17 tarihinde, kuen demiş ki:

bahsettiğiniz konuyu tecrübe ederek yaşıyorum :) artık atlattığımı düşünüyorum keşke 2 yıl önce böyle bir makale okusaydım :)

2. | 27 Eylül 2005 22:05 tarihinde, gCg demiş ki:

çok yeniyim, ilk bilgisayara 2003 yılında merhaba dedim ve yıl sonrada web tasarım/geliştirme sektörüne girdim. 1 yıllık karışık bir tecrübem var ama hala bu yazının ana fikrini bir türlü uygulayamıyorum. Hep birşeyleri yanlış yapıyor ve bir yerde müşteriden kopuyorum. Bence tanıtım sektöründe insanlar bilgisayar kullanmadan halkla ilişkiler öğrenmeli ya da ben öğrenmeliyim :)

3. | 28 Eylül 2005 1:06 tarihinde, ebru demiş ki:

Benim ulkemde kac firma yazilima ayri, tasarima ayri. database dizaynina ayri is olarak bakiyor ki ya da bunlar icin yeterli nitelige sahip eleman calistiryor ki... Musteri ile yaptigi 'arastirma toplantisi' adi altinda yapilan toplantilar hedefina ulassin...

4. | 28 Eylül 2005 2:19 tarihinde, TeMHa demiş ki:

Keşke yeni bir ülke yapsak. Php üzerine css uygulasak. Ülkeyi bir web projesi gibi şekillendirsek. Kime ne anlatmak istediğimizi editör kısmında yayınlasak. Dış ülkeler bizi ziyaretçi defterinde özetlese. Küçük ikonlarımız renkli sayfalarımız olsa (şehirler), çok sıkı bir güvenliğimiz olsa (ssl). İşini yapan adminlerimiz olsa (hükümet) olsa olsa olsa...

Hayaller bitmez, müşteri laylaylom ister... Bizse ona ülke şekillendiririz...

5. | 29 Eylül 2005 23:48 tarihinde, emre demiş ki:

acaba müşteri ile görüşecek doğru kişi tasarımcımıdır?


web siteleri şirketler için tanıtım destek araçlarıdır, tanıtım mecraları pazarlama iletişimi konusuna girmektedir, ana ve yardımcı tanıtım mecraları vardır.

yardımcı mecralar genelde cizgi altı işler olarak adlandırılır etkileri diğerlerine göre daha az ama destekleyicilerdir. örnek verirsek günümüz koşullarında televizyonda yapılacak bir tanıtım ile internette yapılacak bir tanıtım arasında televizyonun 10.000 ce kez daha güçlü etkileri vardır.

ineternet iletişim platformuysa esas olan burda iletişmektir, peki şirket kiminle nasıl ne şekilde iletişecek ve rakiplerinden farklılaşıp tercih edilecek.

işte soru burda kendini gösteriyor.
buna tasarımcımı karar verecek? pazarlama iletişimi uzmanları genel olarak ana tanıtım mecraları ile okadar meşgullerki ve bu tanıtım mecralarına okadar çok para harcanıyorki iş internet'e gelince meydan boş kalıyor.

tasarımcı, programcı yada ağzı biraz laf yapan birileri ne yazıkki web sitesi yaratım sürecini üstlenebiliyorlar...

ana tanıtım mecraları için kampanyalar üreten klasik reklam ajanslarında creative ekip ve müşteri birbirlerini nerdyse görmez bile.

müşteri ilişkileri bölümü müşteriyi dinler müşteriyi iki yönlü analiz eder kendi içinde güçlü ve zayıf yönleri ile, aynı zamanda rakipleri ile. Çıkan sonuçtan verilmek istenen mesaj, hedef kitle, amaç belirlenir ve creative ekibe bu bilgiler aktarılır.

İşin ruhunu müşteri ve pazarlama iletişimi eğitimi alan müşteri ilişkileri grubu belirler. Creative ekip söylenmek istenenleri en etkili biçimde üretmek kalır. karanlık bir yön nerdeyse yoktur.

müşteri ile aynı dili konuşabilmek için pazarlama bilgisi gereklidir bir tasarımcı yada metin yazarının böyle bir yetisinin olması beklenemez. onlardan biri dilbilgisine diğeri harflerin renklerin dünyasına hakimdirler.

özetlersek : müşteri ile aynı dili konuşma süreci tasarımcının yapabileceği bişey değildir. doğru bir takım olunmalı ve pazarlama iletişimi bilen bir başka takım oyuncusu ile birlikte hareket edilmelidir.

6. | 11 Ekim 2005 1:09 tarihinde, beyhan demiş ki:

kuen arkadaşıma katılıyorum.

Bildiklerinizi ve yazılarınızı kıskanmıyorum desem yalan olur valla.Klavyenize kahve dökülsün inşallah!:))

7. | 15 Ekim 2005 15:41 tarihinde, Ejderha Zamanı demiş ki:

Şirketimizin web tasarımını yapan ajans AJAX. PHP, XHTML, CSS veya CGI’y her neyse işte çok iyi kullanıyordu ama kreatif tarafı yok denecek kadar azdı. web sayfasını bitirenekadar adamlarla savaştık sadece. İstediğimiz oldu ama asp bilseydim ben yapardım. düşünsenize adamlar icon bulamıyorlar ve iconların paket olarak satıldığını ve faturaya dahil olacaksa yüzlerce icon satın alabileceklerini söylüyorlardı. topu topu 4 icon gerekiyordu. Bütün taasrımı ben yaptım. Adamlar sadece asp kısmını yaptılar.

Canımı çok sıktılar. Ama sonunda web sayfamız bitti ve kurtulduk. Bir daha mı ASLA.

Başka ajanslarla çalışacağız. Ama Tasarlamak sadece kodları yazmak olmamalı. Sanat kısmı unutulmamalı.

8. | 10 Ekim 2006 14:32 tarihinde, izzet demiş ki:

müşteri ile konuşmak tasarım değildir karşı çıkıyorum


Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?