ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Standartlar Amac degil Arac

20 Ağustos 2005

Son zamanlarda herkesin ağzında bir Google Map’dir gidiyor. Google Map hakkında yazılar yazılıyor, referanslar veriliyor, haritadaki ilginç görüntülerden oluşan blog binlerce ziyaretçi alıyor, insanlar anılarından oluşan albümler oluşturuyor, Google Map API’si sayesinde birçok değişik web uygulamaları yapılıyor. Bunlardan biri ise sitenize gelen ziyaretçileri harita üzerinde görmek. Yani web isiyle uğrasan herkes, Google Map’in ismini çok iyi biliyor.

Peki neden? Gerçekten Google Map, dünyada bir ilki mi başlattı? Haritamız yok muydu daha önce? MapQuest, Yahoo Map ve MSN Map niye bu kadar ilgi görmedi ortaya çıktıkları zaman? Microsoft bu isi yıllardır yapıyordu, neden bu kadar isim yapmadı sitesi ile?

Bütün bu soruların tek bir cevabı var. Cevap tek başına, ne AJAX, ne web standartları, ne Google şirketi ne de teknoloji. Bu soruların tek cevabı kullanıcı deneyimi.

Google, diğer şirketlerin yapmadığı bir şeyi yapmayı başardı. Google Map’i, isteyenin istediği şekilde kullanmasına izin verdi API’lerle. Böylece kullanıcı deneyimini arttırdı. AJAX denilen bir teknolojiyi, web uygulamalarının altyapısında kullanarak, yaz-gönder-bekle-düzelt-yine gönder geleneksel web uygulaması modelini değiştirerek, kullanıcının, bu tip ara yüzler ile olan etkileşimini daha kullanılır ve doygun bir hale getirdi. Kısıtlamadı, Peter Merholz’un deyimi ile kum havuzu haline getirdiği uygulaması ile diğer kişilerin bu uygulamadan istediği gibi yararlanmasına izin verdi. Ne istediğimizi tahmin etmek yerine, istediğimizi bizim bulmamızı sağladı. Teknolojiyi ve işletme modelini değil, kullanıcıyı ön plana çıkardı. Zaten bu nedenle birçok konuda, kullanıcı Google’u diğer rakip şirketlere tercih ediyor. Bu nedenle, gecen seneye oranla arama motoru kullanımı yüzde 51 artarken, Yahoo’nun ki yüzde 25 düşüyor.

Maalesef birçok kişi “Nasıl” sorusunu sormayı “Neden” sorusuna tercih ediyor. Websiteleri, CSS al-kullan yazıları ile dolu, halen bu sitenin en çok ziyaret edilen sayfası basit bir öğretim yazısı olan “Menümüzde CSS Var” sayfası. Herkes “Nasıl yapılıyor bu?” sorusunu soruyor, “Neden” sorusunu sormadan. Bir web standartlarıdır, CSS’dir gidiyor. Peki kaç kişi “Neden Web Standartları, Neden Ajax, Neden CSS?” sorularını kendine soruyor. Gerçekten web standartları o kadar önemli mi?

Web standartları, AJAX, CSS v.b. önemli değil. Bütün bunlar birer teknoloji ve bugün için var. Belki yarın, yepyeni terimler ile yolumuza devam edeceğiz. Fakat bugün ya da yarın tek önemli olan, kullanıcı deneyimini maksimize etmek olacak. Zaten CSS, web standartları, AJAX v.b teknolojiler, buna yardımcı olmak için ortaya çıkmış araçlar. Bunlar, her kullanıcının, her turlu cihazla, sitenizde iyi bir deneyim yaşaması için kullanılması gereken yardımcı teknolojiler. Web standartları ve bütün bu teknolojiler amaç değil araçtır. Amaç kullanıcı deneyimini maksimize etmek olmalı. Ve herhangi bir araç, sizi bu amaca götürmeye yardım ediyorsa kullanın. O aracın nedenlerini iyi bir şekilde anlayarak.

Yani sitenizin CSS ile oluşturulup, bütün onaylama sitelerinden 5 üzerinden 5 alması, sitenizi ne kullanılır yapacak ne de popüler eğer kullanıcı deneyimini artırmayı başaramıyorsanız, eğer kullanıcınızı tanımıyorsanız, eğer “Nasıl” sorusunu “Neden” sorusuna tercih ediyorsanız. Sanırım bunun en güzel örneğini Amazon.com gösteriyor. Amazon.com sitesi ne web standartları takip ediyor ne de AJAX kullanıyor. Fakat Amazon.com bir şeyi çok iyi biliyor: Kullanıcılarını. Ve Amazon.com’un sitesinde uyguladığı her turlu yenilik, kullanıcı deneyimini artırmaya yönelik. Sırf yapılabilir ya da nasıl yapıldığını bildikleri için bir şey yapmıyorlar. Yaptıkları herseli “Neden” sorusuna bağlıyorlar.

Peki ya Audi arabalarında kullanılan yepyeni teknolojiye ne demeli? DVD ve yepyeni araba. Her ikisi de teknolojinin bir parçası. Neden bunları bir yerde buluşturmasınlar ki. Eğer yakın arkadaşımın yaptığı gibi yeni bir Audi marka araba alacak olursanız göreceksiniz ki arabanın kullanma kılavuzu o alıştığımız türden bir kağıt kitaptan oluşmuyor. Onun yerine sırf yapabiliyorlar diye Audi firması, size DVD kullanma kılavuzu vermeyi uygun buluyor. Eğer yine arkadaşım gibi arabanın sigortalarından birini değiştirmek istiyorsanız, kendinizi, elinizde DVD çalar olan bir diz üstü bilgisayar ile arabanın ön koltuğunda buluyorsunuz.

Peki ya E320 model Mercedes arabalara ne demeli? Hepimiz araba yağını kontrol etmek için arabanın kaputunu kaldırıp, o yağ çubuğunu gözden geçirmişizdir. E320 bunu, arabanın içine koyduğu elektronik gösterge ile değiştirmeye karar verdi. Böylece arabadan inmeden, kaputu açmadan yağı kontrol edebilecektiniz. Fakat Kim Vincente, Human Factor kitabında bu isin o kadar kolay olmadığından bahsediyor. İşte hepimizin bildiği yağ kontrol etmeden izlemeniz gereken 5 adim: 1. adim – Arabayı kapat. 2. adim – 3-4 dakika yağın dibe çökmesi için bekle. 3. adim – Anahtarı iki boğum döndür. 4. adim – 3-4 dakika bekle (neden? Zaten beklemedik mi?) 5. adim – 1 saniye aralıkla kilometre sayacına iki defa bas.

Kilometre sayacının yağ ile ne ilgisi var? Eğer hiçbir bilgi yoksa, bu adımları yalnızca konsola bakarak nasıl öğrenebiliriz? Teknolojik olarak yapılabilirlik, yapılması gerekiyor demek mi? Nerede kullanıcı deneyimi? Geri verin bana yağ çubuğumu?

Birkaç yıl önce ilginç bir kitap okumuştum. Bu kitabin ismi “Deniz Kanoculuğunun Derin Tehlikeleri”. Bu kitap, kano ile amatörce denizde gezinen ve kano sporu yaparken ölmüş 100 kişinin yaptıkları hataları inceleyip, size bu hataları tekrarlamamanız için bir takım dersler veriyor (uykuya yatmadan önce okumamanızı tavsiye ederim). Bu kitabin içinde beni çok etkileyen bir paragraf var:

Kurallara, bu kuralların arkasında yatan asıl nedenleri anlamadan, gözü kapalı uymak, bizi, bir tehlike durumunda, içinde bulunduğumuz sorunu çözmek için tahmin yapma yoluna iter ki, bu davranış, bize, ciddi tehlikelerin kapısını acar

Eğer kano yaparken, büyük bir dalga ile sıcaklığı 5 dereceyi geçmeyen Atlantik Okyanusun içine düştüğünüzde, acaba bu durumdan kurtulmak için 100. sayfadaki verilen bilgiyi mi yoksa 215. sayfadaki bilgiyi mi kullanacaksınız. İşte bizlerde bugünün teknolojisine bu şekilde bakıyoruz. Ezberci ve nasılcı. Yani anlayarak ve nedenci bir şekilde değil.

Eğer bizler bugün blogları çok seviyor ve kullanıp, isim arayıp, kardeşlikler, alemler kuruyorsak bunun nedeni blogların yepyeni bir teknoloji olması ile alakası yok. Zaten yeni teknoloji değiller de. Blogların bu kadar popüler olmasının tek nedeni kullanıcı deneyimi. Hiçbir caba sarf etmeden basit bir arayız ile istediklerini yazıp, bir tuşla bunları tüm dünyaya sunuyorsun. Okuyucular için ise RSS denilen teknoloji, okuma ve yazılanlardan haberdar olma imkanını sağlıyor. RSS’ kimse yeni bir teknoloji diye kullanmıyor. Kullanılması yine kullanıcı deneyimini maksimize etmesinden kaynaklanıyor.

Bunu size basımdan gecen bir örnek ile anlatmak istiyorum:

Cep telefonunu hizmetlerini kullandığım şirketin bir web sitesi var. Bu web sitesinde, aylık fatura bilgilerimi, kim ile ne kadar konuştuğumu görebiliyor, faturamı ödeyebiliyor hatta telefonuma bırakılmış olan telesekreter mesajlarını dinleyebiliyorum. Geçenlerde bana bir email geldi ve bu emailde bu şirketin, web sitesinde bazı güvenliği geliştiren çalışmalar yaptığını ve benim sitelerine gidip, bu hizmetten yararlanmamı istediklerini yazıyordu.

Sitelerine gittim. Güvenlik olarak benim şifremi değiştirmemi ve ayrıca güvenlik sorusunu cevaplamamı istiyorlardı. Güvenlik sorusu, hepinizi iyi bildiği şu bir güvenlik sorusu seçip, kendi cevabini yazmaktan oluşan bir çalışma idi. Çok güvenli değil ama iyi bir başlangıç diye duşundum ve listeden Annenizin kızlık soyadı, Beğendiniz Renk, Yakın Arkadaşınızı Doğum Tarihi gibi sorular vardı. Ben bu sorulardan “Çocukluk cağındaki beslediğiniz ev hayvanini ismi” sorusunu seçip, cevabini sorunun aşağısında bulunan kutuya yazdım: Pisi.

Gönder tuşuna bastım ve bir hata mesajı ile karsılaştım “Güvenlik sorusunun cevabi en az 6 karakter olmalıdır”

Bu demektir ki ben kullanıcı olarak, Çocukluk cağındaki beslediğiniz ev hayvaninin ismini değiştirmem lazım, hatıraları ile birlikte.

Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 7:40 civarı yazılıp Kullanıcı Deneyimi, Web Sektörü dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri twitter'de ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 28 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 20 Ağustos 2005 13:44 tarihinde, Umut Akyol demiş ki:

Bu yazının altına imzamı atarım, standartların hiçbir önemi yok, önemli olan kullanıcı deneyimi ve neden yaptığım, amacım. Mesela, çok yakında bir web tasarım yarışması gördüm, temel önceliği web standartlarına uymaktı. Bana göre eğlenceli olabilir, ama gereksiz.

Diyelim ki, benim siteme tüm internet tarayıcılarından ulaşılıyor, farklı işletim sistemlerinde sorunsuz çalışıyor, kullanıcılarım mutlular, ama standartlara uymuyorlar. O zaman standartlar ne işe yarar, benim işime yaramaz.

2. | 20 Ağustos 2005 13:33 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Çok güzel bir yazı. Özellikle şu gizli soru komedisi. :)

Ayrıca; Umut Akyol, hocam burada Standartların gereksiz olduğunu değil "laf olsun diye, körü körüne standartları kullanmanın değil, standartları kullanıcı deneyimini arttıracak ölçüde kullanmanın faydalarından" bahsediyor.

Ayrıca standartlar konusunda şöyle birşey var, mesela Section 508 veya WAI (Bunlar erişilebilirlik standart ve kuralları listeleridir) kurallarına uyduğunuz zaman belli erişilebilirlik ve kullanılabilirlik imkanlarını otomatikman sağlıyor.

Ben standartlara şu gözle bakıyorum; bugün hiç ummadık birisi bile HTML'i bilebiliyor ve HTML bilmek bugün ahım şahım bir yetenek ya da beceri değil. HTML bilen birisi el üstünde tutulmuyor. Ama HTML'i düzgün yazan hatta XHTML-CSS-DIV tabanlı kodlar yazanlar bugün tercih sebebi.

İşte 5 ila 10 sene sonra da XHTML-CSS-DIV ise HTML'in pozisyonuna düşecek. O gün standartlar bir lüks değil zaten olan birşey olacak. Hocamın bahsettiği de bu aracın bir amaç olmadığını, o gün geldiği zaman amacın hala değişmediğini, yani kullanıcı deneyimi olduğunu göreceğimizdir.


Bu yaptıklarımız "ileriyi görmekten" ziyade "geriye bakmaktır". Çünkü biliyoruz, radyo-televizyon-bilgisayar ve internet. Bunlar hep şeytan icadı olan, insanların evlerine almaları ve yaşamlarını bunlarla uzun süre geçirmek için hiç bir sebepleri olmayan aletlerdi.

Ama bugün kim bunların benliğimize kadar girmediğini söyleyebilir?

İşte bu günlerde "standartların gereksiz, insanların standartlara geçmesinin bir faydası olmayacağını" söyleyen kişiler, tıpkı televizyon bulunduğu zaman gereksiz diyen, Internetin çok bir şey değiştirmeyeceğini söyleyen Bill Gates gibi ileride standartların artık rutin ve olağan birşey olduğunu görecek kişiler olduğuna inanıyorum.

Ve son olarak, bugün internet altyapısının hangi şehirde kurulu olması, hangi laboratuvarlarda bunun hangi işletim sistemi üzerinde doğduğunu veya ipv4 ile ipv6'nın ne fark getirdiği geliştiriciler ve meraklılar dışında kullanıcıları pek etkilemiyor. Bugün girdiğimiz bir sitede güzel ve özgün bir obje-özellik görünce onun kodlarına bakanlar tabi ki geliştiriciler. Fakat kullanıcı onu gördüğü zaman sadece siteye ve tabi ki firmaya ya da markaya artı puan vermekten başka işin teknik detayına girmiyor.

Ayrıca, Garanti Bankasının standartlara uyması, XHTML-CSS-DIV tabanlı bir yapıya kavuşması teknik anlamda güzel fakat kullanıcı tarafında "eee?" dedirtebilecek bir yenilik. Yalnız işte burada şunu biliyoruz ki, bu sayede Garanti Bankasının sitesi daha hızlı, daha kullanılabilir, daha erişilebilir oluyorsa burada durup teknik konuların kullanıcı deneyimini arttırdığını da söyleyebiliriz.

Mükemmel bir yazı.

3. | 20 Ağustos 2005 17:22 tarihinde, Umut Akyol demiş ki:

Şu anda Macromedi Flash eğer standartsa, Garanti Bankası'nın web sitesi de standartları larşılıyor demektir, şu anda önümde duran Garanti Bankasının sitesinin sayfanın %90'ı Flash'tan oluşuyor.

Hepimiz biliyoruz ki, Flas eğer erişilebilirlikten bahsediyorsak işe yaramaz, yani Garanti'de erişilebilir bir site felan değil, eee o zaman stadartlar bir çuval incirle beraber çöpe gider.

Benim hoşlanmadığım stadartlar bunlar.

Not: İnternet, televizyon, uçak, radyo, müzik tabi ki gereksiz icatlar... :)

4. | 20 Ağustos 2005 21:41 tarihinde, Atakan E. demiş ki:

Merhaba

Farklı yazılarınızda standartlara uyulması gerektiğini anlatırken bu yazınız ile kullanıcı deneyimi olmazsa bunlarında önemi yoktur. Siz deneyimi sağlayın standart önemli değil, sonuçta amacınıza ulaşmışsınızdır diyorsunuz.

Açıkcası yazınız , Ömer Balyalı tarafından yazılan "bu yazıda standartları kullanıcı deneyimini arttıracak ölçüde kullanmanın faydalarından bahsediliyor" cümlesi ile de uyuşmuyor bana göre.

En nihayetinde Amazon.com gibi bir örnek vermişseniz ve bakın standart hak getire ama işi biliyorlar, müşteriyi dinleyip devleşiyorlara sözü getirmişseniz bundan önceki yazılarınızda anlattıklarınızı bir çırpıda silmişsiniz gibime geliyor.

Sevgilerle

5 20 Ağustos 2005 22:04 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Atakan, halen standartlarin kullanilmasini savunuyorum. Degisen hicbirsey yok. Fakat standartlarin arac olarak kullanilmasindan yanayim. Hatta her turlu teknolojinin arac olarak kullanilmasindan yanayim. Amac kullanici memnuniyeti ve deneyimini maksimize etmek olmali. Daha once yazdigim yazilar ile de bir celiski icermiyor yazdiklarim. Eger bu sitenin arsiv bolumunde yer alan kullanici deneyimi ve web standartlari altindaki yazilara bakarsan goreceksin ki bu siteyi actigim gunden itibaran kullanilabilirlik, kullanici memnuniyeti ve global erisimden bahsediyorum.

Son zamanlarda, web standartlari ile olusturulan sitelerin, diger sitelerden ustun oldugu ya da butun isi tamamladigi gibi bir inanc var. Bunlarin yanlis oldugunu belirtmek icin yazdim bu yaziyi. Bircok kisi CSS ile tasarim yapmanin tum dertlere derman olacagini, onaylanmis bir sitenin kullanici tarafindan da onay alacagi dusunuluyor. Bu cok yanlis bir yaklasim.

CSS'in, kullanilabilirligin ne oldugunu anlamadan, "Nasil" diye ise baslayan kisilerin yanlislarindan bahsediyorum yazimda hepsi bu. Bu arada bu ise sonradan kendini adapte edip, Nasil yerine Neden diye soran tasarimcilarda var. Bildigim isimler arasinda Sunipek, Cemshid, Omer Balyali ve daha bircok kisi var. Yani herkes ayni sekilde bakmiyor standartlara.

dipnot: Garanti Bankasinin buradan tebrik ediyorum. Profili bu kadar buyuk bir sitenin, standartlara el atmasi bence buyuk basari. Yanlizca standartlara degil erisebilirligede onem verilmesi gercekten basarili. Cunku Flash gibi gorunen sayfada eger bircok ekran okuyucunun yaptigi gibi JavaScript'i kapatirsaniz goreceksiniz ki site halen erisebilir ve kullanilabilir bir halde. Tebrikler Garanti Bankasi ve bu iste emegi gecenler. Bu isi Turkcell'de yapiyor ve onlarada tebriklerimi buradan gonderiyorum. Umarim profili yuksek diger sitelerde gec olmadan bu trene binecekler.

6. | 20 Ağustos 2005 22:35 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Bence bu yazı tam zamanında yazılmış. Çünkü gerçekten "moda" gibi görüp CSS-XHTML ve Standartlar kervanına katılanlara ileride "Standartlar amaç değil, asıl amaç ve odağımız Kullanılabilirlik yani kullanıcı isteklerinin optimize edilmiş hali, yani en basit şekilde en kullanılabilir siteleri üretmek, yeni fikirlerle eski alışkanlıkları daha da kullanılabilir hale getirmek" deseydik/deseydi(mehmet hocam) o zaman da "2005'te neden bundan bahsedilmiyor?" denirdi.

Çözümler her zaman ihtiyaçlardan doğar. Tabi ki "deneysel" projelerin de aslında belli ihtiyaçları karşıladığı vücud bulduktan sonra farkedilse de, teknolojiler olsun, hizmetler olsun hep ihtiyaçları karşılamak üzere üretilir.

Bu noktada şu örneği vereceğim;

<img src="1.gif" alt="" />

diye bir kodumuz var.

Evet! Bu kodumuz W3C'e göre XHTML denetiminde "sorunsuz-mükemmel" gözükebilir. Lakin bunu gene W3C'nin WCAG testine tabi tutarsanız bu size "uyumsuz-sorunlu" diye hata verecektir.

Bu kadar paragrafın özetini ister misiniz? Evet yazıyorum ve çok basit bir anlatım olacak;

Bütün imajlara alt="" eklemek xhtml standartları için uygundur, fakat tırnakların arasının boş olması kullanılabilirliği ve erişebilirliği bir çırpıda siler. Bu yüzden amaç alt tagını koymak değil, amaç alt tagı aracılığıyla kullanıcılara içeriğe erişimde kolaylık sağlamaktır.

Doğru anlatmışımdır inşallah.

7. | 20 Ağustos 2005 23:31 tarihinde, Umut Akyol demiş ki:

Jacascript'i disable edersek, o zaman nasıl internet şubesine giriş yapacağız, site erişilebilir değil!

Not: Javascript disable ederek deneme yapmamıştım, ilk başta ben de evet, yanılmışım diye düşündüm, kısmen de yanılmışım, ama tam değil.

8. | 21 Ağustos 2005 18:00 tarihinde, Atakan E. demiş ki:

Selamlar

Yorumunuzda dediklerinize hak veriyorum, Ömer Bey de güzel açıklamış durumu ama dediğim gibi yazınızdan bunu çıkaramadım ben.

Ziyaretçi olarak sizin bilginizin müşterisiyim (bedava ama olsun), kullanıcıyım. Kullanıcı olarak anlayamadı isem bu bende sorun olduğunu gösterir fakat sizin yazınızın da kullanıcıya tam ulaşamadığını ve kullanılabilirlik/okunabilirlik/anlaşılabilirlik yönünde biraz gelişmeye ihtiyaç duyduğunu gösterir. Sonuçta yazılan her yazı mükemmel değildir, şairler bile şiirlerini zaman zaman revize ediyorlarsa bundan sizinde revize edebileceğiniz çıkartılabilir.

Kısaca;

yazılarınızı RSS üzerinden ilgi ile takip ediyor ve çalışmalarınızı beğeniyorum, fakat yorumunuz ile açıklama getirerek bence düzelttiğiniz bu yazınızın ilk okuyuşta öncekiler ile çeliştiğini düşünüyorum

Sevgilerle
Atakan

9. | 22 Ağustos 2005 10:41 tarihinde, Umut demiş ki:

Blog okumanın güzel bir tarafı da, yazardan cevap için ısrarcı olabilmemiz. :) Ben, Garanti Bankası'nın web sitesi konusunda bir üstteki yorumum konusunda yazarın fikirlerini merak ediyorum?

Sonuçta, Garanti Bankası'ndan web sitesinden internet şubesini çıkarırsanız içinde ne kalır ki?

10. | 25 Ağustos 2005 12:56 tarihinde, Umut Akyol demiş ki:

İyi öyle olsun... Ben de bir daha yorum yapmam yazılarınıza... Sağlıcakla kalın...

11. | 25 Ağustos 2005 14:26 tarihinde, sahip demiş ki:

web standartlarının araç olduğu kesin. zaten internet ve web sitelerinin kendisi bilgiye ulaşmak için bir araç. her nekadar bilgi harici daha bir çok şeye ulaşabilirsek de.
web standartlarına uygun bir site yapmanın bence birinci amacı; yani web standartlarını bir araç olarak kullanmanın , kullanmamın birinci amacı;
Düzenli, temiz kodlama ile site yapabilmek. yaptıktan sonra bunu nasıl kontrol edeciğim diye bakındığımda... internette; w3.org' u buldum... bulursunuz!
Yani kodlarınızı fevkalade iyi bir şekilde geçerlemeye yarayan bir validator yaratmışlar. kullanalım diye değil mi?
Kendi adıma daha sonra , erişlebilirlik üzerine gitmeye başladım... elbette burdada öncelikle, tamamen değil hiç bir zaman ... çeşitli online erişlebilirlik testlerine göre sitemi düzeltmeye , eksikleri fazlalıkları hataları yanlışları düzelttim. OLDU!
eskiden çok gezendim( sitelerde) şimdi çok okuyan oldum ( siteleri )
çok gezen mi bilir? çok okuyan mı? internette de geçerli.

12. | 27 Ağustos 2005 4:20 tarihinde, byBye demiş ki:

eğer benim bakkalımda coca cola, pepsi'den çok satıyorsa ben coca cola bayisiyle çalışırım.
çevrenizdeki bakkallara bakınız kaçında pepsi kaçında coca cola dolapları göreceksiniz ?

ikisinin şeker oranı farklı,asit oranı farklı.. pepsiyi sevmiyorum şekerli su gibi olduğunu düşünüyorum..

ve eğer canım kola istiyorsa, gördüğüm ilk bakkala girdiğimde bakkal sadece pepsi satıyor diye
"ne bu kardeşim milletin çoğu coca cola istiyor sen pepsi satıyorsun? ne iş ?" demem.

çünkü o adam aptal değil.. eğer mahallesi pepsiye rağbet ediyorsa pepsi satar..
zaten marketler haricinde kaç bakkalda pepsi ve cocalayı birlikte görebilirsiniz ?

demek istediğim coca cola benim için avantajlıysa, coca cola toptan alış fiyatı da yanında işime geliyorsa coca cola satarım..

internet explorer, web standartlarına kapılıp gitmiş herkesin 1 numaralı düşmanı..
ama alıcısı fazla.. dünya üzerinde mozilla kullanımı %20 den fazlaymış ilgilenmiyorum ama benim için mevcut şartlarda bakkalımdan alışveriş yapan müşteriler öncelikli..

belki 1 ya da 2 kere kullanmışımdır ie'nin kendi bünyesinde barındırdğı css üstüne kurulu gölge, gradyan efekti gibi efektleri..
bu bana kolaylık veriyor..

ie bunu yaparak standartları siliyor deneceğine, eğer bu işe yarar birşeyse standart yapsınlar..

benim sitemin ziyaretçilerinin %98'i internet explorer son versiyonlarından birini kullanırken,
w3 orgdan onay almayı düşünmek yerine, bu siteyi mahallemdeki sakinlerime nasıl daha hoş gösterebilirim diye düşünürüm..

google'ye çok büyük saygı duyuyorum.. herşeyim de bir google var..
siteme google ziyaretçi yollamazsa büyük paralar kaybediyorum, adsense olmazsa ekstra para kazanamıyorum, google arama olmazsa aradığımı bulmakta zorlanıyorum, gmailim olduğu için kendimi anlamsızca mutlu hissediyorum, googlenin yeni mesajlaşma programı bana heyecan veriyor.. ve googlenin anasayfa w3 den onay almıyor..
alamıyor değil almıyor..

googlenin düşünmesi gereken farklı şeyler var..

google alexa istatistiklerine göre her 1 milyon kullanıcıdan 250.000 kadarını çekiyor kendine..
benim siteme günde 2.500 kişi girerse ben mutluyumdur..Google'nin düşünmeye ihtiyaç duymadığı şeyi ben de düşünmesem olur..

sırf ayda 1 tane müşteri isterse diye ya da her gelen "vay be süper bakkal" desin diye
bakkalımda coca cola, pepsi, arci kola, kristal kola beraber satacak değilim.

o halde ben umursamıyorum standartları.. eğer birgün benim siteme gelen ziyaretçiler %98 firefox kullanıyorsa ve firefoxta baktığım zaman sitem benim sitem değilse sitemi firefoxa göre yaparım.. sonuçta onaylanmışsa şans demektir..

ticarette arz talep esastır..
eğer ben malboro içmek istiyorsam ve ona alışkınsam bilmem ne sigarasında daha az nikotin varmış diye düşünmem..malboro daha mı erken öldürür ? düz mantık evet ama bakın bakalım az nikotin olan mı çok satıyor malboromu..

yapımcılar kitleyi kendi seçer, kitle de yapımcıları..
software programcıları yaptıkları programları linux,mac,windows üzerinde çalıştırmayı amaçlamıyorlar..
var mı bir program standartı bu konuda ?

eğer yazdığınız programı ekstra olarak farklı sistemler için de geliştirmişseniz ne güzel ama
mac kullanıcılar o programı kullanamıyor diye afra tafra yapmanın alemi yok!.

13. | 28 Ağustos 2005 0:41 tarihinde, byBye demiş ki:

Saatler sonra birkaç şey daha eklemek isterim.
Mehmet Bey'in dediği gibi amaç ve araç gibi ayrım noktaları var.

Siteniz gerçekten çok çok büyük kitlelerden ilgi görüyor da mı standartlar sizi bağlıyor yoksa bakıyorsunuz arkadaşınızın sitesi onaylı, neden sizinki olmasın ki mi ?

Genel olarak bakıyorum ki, aramızda durum böyle.

Neden benim ki de olmasın ki?
O halde bunu aslında amaç olarak kullanıp burada araç olduğunu savunmak pek samimi gelmiyor..Bunun o sitesine türk bayrağı koymuş ben de koyayım, Türk olduğumu anlasınlar gibi bir başka versiyonu var..

Üstüne kafa yorup onaylı bir site çıkaranlar, çıkarmayanları web standarları katili olarak görüyor..
Demekki amaç olduğunu düşünüyorlar

Benim stratejimde standartlar bana birşey katmıyorsa ne anlamı var ?

Bir de yine görüyorum ki aramızda (aramızda derken bu standartları bir moda gibi gören ve arkadaşımın sitesi onaylı ben de yapayım adım çıkmasın diye düşündüğünü düşündüğüm Türk yayıncılarını kastediyorum) bunu şov haline dönüştürenler var..

Garanti bankası onay almış? Güzel.. Var mı sitesinde "bu site html onayı almıştır bu site css onayı almıştır" gibi bir link ? Neden çünkü adam bunu araç olarak kullanıyor..
Bir müşteri de (sıradışı bir browser kullanan) ordan kapsam diye düşünüyor.. Başkasının bankası onaylıymış ona ne ?

Ama bakalım sitesinde günde 20-30 kişi herhangi birine, bu 30 kişiden 15'i arkadaşı olmasına rağmen, sitesine bu site onaylıdır vs.. gibi bir ibare koymayı uygun görüyor.. Bu bence amacını ortaya koyuyor..
Hedef için araç olarak kullanmıyor bu onun amacı olmuş..

Mehmet Bey'in verdiği CSS örneği de çok güzel.. Bir moda olmuş CSS tasarımı yapıyorlar.. Yılların tablo'su düşman oldu.. Çünkü moda..

Biraz gerçekçi olalım hedef kitleniz ne, nedir kapınızdan giren müşteri sayısı bunların tercihleri ne doğrultudadır..Bunları düşünüp uygun cevaba uygun site yaptığınızda amacınız müşteri memnuniyeti aracınız standartlar ya da herhangi birşey..Öbür türlü yanlış bir amaç edinirsiniz..

14. | 02 Eylül 2005 17:01 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

1- CSS tasarım moda olduğu için, tabloları kullanmamak moda olduğu için değil... çorbayı kaşıkla içmek yerine kürekle içmenin yanlış olduğu anlaşıldığı için div temelli tasarım var.

2- Pepsi veya Coca Cola örneğiniz aslında uymuyor, mantıklı gibi gözüksede buna bir örnek değil. Hah şu örnek olurdu ama: BEN BAKKALIM MÜŞTERİM ÇOCUKLAR O YÜZDEN KAPI YERİNE UFAK BİR DELİK YAPTIM ÇOCUKLAR ORADAN GİRİYOR, DİĞERLERİ GİRMESİN BANANE
doğru mu? Çünkü bakkala gelen kişi Pepsi mi var Coca Cola mı var görebiliyor senin örneğinde ama erişilir olmayan sitelerde ieride ne var göremiyorsun... Bakkala delikten bakmakla uyduruk siteyi firefoxtan izlemek aynı şey. Bakkalın yiyeceği rezil damgayı da kendi düşünsün.

3- Erişilebilirlik bir moda değil... en son kodladığım http://www.buvak.org.tr var. Ve CSS menü yaptım, bunu her tarayıcıyla kullanabiliyorsun, metin tabanlı tarayıcılarda da... Resimlerde aynı şekilde alt= taglarında bilgiler barındırıyor.

15. | 03 Eylül 2005 1:58 tarihinde, byBye demiş ki:
BEN BAKKALIM MÜŞTERİM ÇOCUKLAR O YÜZDEN KAPI YERİNE UFAK BİR DELİK YAPTIM ÇOCUKLAR ORADAN GİRİYOR, DİĞERLERİ GİRMESİN BANANE

Yakın zamana kadar zoque forumda "benim siteme ie'den girecekolan varsa girmesin, siteme uyarı koyacam" diyen sen değil miydin ?
Kaldıki internet explorer'ı ufak deliğe benzetemezsin.. Coca cola o yüzden internet explorer için paralel bir seçimdi..

Nereye kadar erişilebilirlik sevgili ömer ??

sen
amazon.com
yahoo.com
google.com
gibi devlerden daha çok mu erişilebilirliği düşünüyorsun sence ?

microsoft.com da olay olmuştu onay alınca.. halbuki sadece anasayfası öyle.. Bir göz boyama diyebiliriz..

16. | 03 Eylül 2005 2:19 tarihinde, Ömer Balyalı demiş ki:

Öncelikle. hayır öyle diyen ben değildim. Ben "IE ve IE kullanıcılarını bir bildirge ile kasıtlı dışlasam mı?" diye sormuş ve çoğunluk istemeyince bunu yapmamıştım hatta o site açık bile değil.

Standartlar konusunda 10 sene sonra herkesi tek tek göreceğim, çoğumuz -kusura bakmayın- öküzlük ettik ve yıllarca zeldmanı dinlemedik. Ya şimdi?

Ben işimi yapıyorum, ben bugün amatör olarak profesyonel hizmetler sağlayan bir tasarımcı/öğrenciyim. Standartlar umrunda olmayan müşterilerime bile standart siteler yapıyorum ve hiç sorun çıkmıyor, dahası isteklerini daha rahat cevaplıyorum. Bu yüzden bunu kişisel bir çırpınış ya da ileride iş bulamayacağım/standartlardan para kazanacağım gibi zannetmeyin. Ben sektöre profesyonel sıfatıyla tam girebileceğim seneler daha ileride. Şu an da pişiyorum sadece. Ve o gün geldiğinde ben standartlara çoktan hazır olmuş olacağım. Fakat Türkiye, içerikler, internet, siz... ne durumda olacaksınız? O zamanlar mobil sayfalar artık zorunluluk derecesine gelecek eğer bugün web sitesi saygın kuruluşlar için zorunluysa... Ve o zaman gene standartlar iletişimi sağlayacak.

Son olarak, ne kullanırsanız kullanın, standartlar sadece iletişimi kuvvetlendirmek, müşteri deneyimini arttırmak için vardır ve bunları ortak bir lisanda konuşturabilmek için. Ama yaptığınız işin hakkını veremiyorsanız, sadece müşterinin istekleri sizi etkiliyorsa ama siz müşteriye kullanıcı deneyimi, erişilebilirlik ve genel internet tecrübelerinizi anlatmıyorsanız ve tabi bu yolla uygulamalarda bu konuları göz ardı ediyorsanız hiçbir şekilde bu iş tam ve doğru yapılmış olmaz, iş ahlakına ve insani değerlere uygun olmaz.

Bir ressam körleri düşünmek zorunda değildir, görüp bakanları da düşünmek zorunda değildir. Ama biz ressam değiliz, biz her türlü şekle sokulabilen sayısal verileri işleyerek görsel ve teknik işler yapan ya programcı/kod yazarlarıyız ya da görsel iletişim tasarımcılarıyız. Ama tek amacımız var: İLETİŞİM.

17. | 04 Eylül 2005 15:51 tarihinde, byBye demiş ki:
Öncelikle. hayır öyle diyen ben değildim. Ben "IE ve IE kullanıcılarını bir bildirge ile kasıtlı dışlasam mı?" diye sormuş ve çoğunluk istemeyince bunu yapmamıştım hatta o site açık bile değil.

Çoğunluk isteyince ve çoğunluk istemeyince..İşte bütün mesela bu..

18. | 05 Eylül 2005 17:39 tarihinde, emremer demiş ki:

Standartlar ve erişilebilirlik hep birlikte konuşulduğu için yanlış anlamlaar oluyor.
Ömer, yazının anlatmak istediklerinden birine çok iyi örnek vermiş:

Bütün imajlara alt="" eklemek xhtml standartları için uygundur, fakat tırnakların arasının boş olması kullanılabilirliği ve erişebilirliği bir çırpıda siler. Bu yüzden amaç alt tagını koymak değil, amaç alt tagı aracılığıyla kullanıcılara içeriğe erişimde kolaylık sağlamaktır.


Amazon konusunu benzer şekilde

sayfası">Opera

'dan örnek vererek pekiştirmek istiyorum:

* Herhangi bir adresi kopyaladıktan sonra, adres satırına yapıştırırken; "Paste" ile birlikte "Paste and go" seçeneği de veriyor. Önce yapıştır sonra satır sonuna git ve enter'a bas hamlelerini teke indiriyor.

* Diyelim ki yabancı bir sitedesiniz bir kelimenin Türkçesini öğrenmek için;
kelimeyi seçip, kopyalıyor, yeni bir tarayıcı sayfası açıp, zargan gibi bir siyete gidip, sitede gerekli yere paste edip, enter tuşuna basıyoruz.
Opera henüz türkçe için değil ama ingilizce için bunu sadece sağ tıklama ile yapıyor.

"İşte ben, bunu istiyordum." diyorum.

Benzer şekilde Amazon'da kullanıcıların isteklerini, beklentilerini yerine getiyor. Onların tecrübelerinden faydalanıyor ve bu yüzden de başlarılı.

Tabiki bu "iyi o zaman standatlara uymasın" manasına gelmez. Uymazsa yakın gelecekte örneğin mobil.google gibi uygulamalarda dejavantajlı duruma düşebilir.

19. | 07 Eylül 2005 2:34 tarihinde, Serkan Ertürk demiş ki:

byBye,

Bu ülkede yaşadığımız en büyük sıkıntıların başında senin gibi arz/talep konusunda engin ekonomik bilgileri ile ahkam kesmekten başka birşey üretmeyen zevat yüzünden çekiyoruz.

Mehmet bir yere kadar haklı , ancak bir yeri atlıyor o da sürekli ağzından düşürmediği "semantik" (kendi içinde anlamlı) kelimesinin artık çerçevelerinin çizilmiş olması. Bizim en büyük eksiğimiz işi "doğru" yapmaktır. Bugün ister kullanıcı deneyimini arttırsın ister arttırmasın standardlara uygun yapılmış bir site "doğru" bir sitedir. İkinci aşamada hedef kitlesi ile iletişimi gelir ki bu tamamen tasarımcının veya iş sahibinin vizyonu ile alakalıdır.

4 katlı bir bina inşa edeceksin ve 3. katı isteyen aile cücelerden oluşuyor hiç birinin boyu da 1 metreyi geçmiyor. Sana kalsa talep öyle olduğu için 3. katın tavan yüksekliğini 1.5 metre yaparsın. Ne olacak bu eve "standard" ebatlarda misafir gelmeyecek mi ? Ya da bu insanların dolapları, vitrinleri de mi 1.5 metreden alçak ? İşte senin göremediğin bu cüceler için ev yap dendiğinde anladığın şey evin tavanını alçaltmak. Yoksa kapının kolunu biraz aşağıya almak, pencere kulplarını aşağıya takmak, mutfak bankosununun önüne, üzerine çıkılabilecek bir basamak yapmak değil. Mehmet'in haklı olduğu nokta işte burda başlıyor kullanıcı deneyimi, cüce olmazsan cüce olmanın zorluklarını bilemezsin. Senin gibi bir müteahhit ya herşeyi normal insanlara göre ayarlanmış bir daire bırakıp gider (2.seçeneğe göre yine de tercih edilendir.) veya tavan yüksekliği 1,5 metre olan görünüşte amaca uygun ama gerçekte standard dışı ve uyumsuz bir iş yapar.

Sen standardlarını belirleyip müşterini doğru yola çekmek yerine ben firefox %98 e gelene kadar beklerim diyorsan da aslında benim için hiç sorun yok. Neden mi ? Ben bu işten para kazanıyorum, iş hayatında insanın karşısına çıkabilecek iki fırsat vardır, bol paralı müşteri veya vasıfsız rakip!!!

Birincisi her zaman denk gelmiyor ama maşallah ikincisinin eksikliğini hiç duymuyorum.

Kolay gelsin...

20. | 07 Eylül 2005 9:42 tarihinde, byBye demiş ki:

Evet en güzel saptamaya geldik.. Bu ülke ne çekiyosa senin gibilerden çekiyo saptaması..
Ne diyeyim doğru söylüyorsun ama içimden gülüyorum..
Aslında sen çok standartlara bağlı olduğun için standartlaşmış bu saptamayı yapmış olabilirsin..

Sen kapının kulbunu 30 CM, 75 CM ve 1.5 CM olarak yerleştir.
Evinde bir cüce mi yoksa deve mi ikamet edecek nasıl kestirebilirsin ki..Haklısın..

Yoksa sen 75CM ye yerleştirip, kapıda delik açıp sonra cüce bir alıcı çıkınca ,tamam problem değil değiştirelim diyorsunda.. Açılan deliği nasıl kapatıyorsun ?
Evi eldek çıkarana kadar kapıda delik açmamak lazım değil mi? Evi kim tutacak bilmiyoruz..

Bir apartmanda her bir daire birbirinin destekler.. Oran çok önemlidir..

Ama ben bir müstakil ev inşa ediyorsam alıcım da deveyse yüksekliği standartların 1.5 katına göre yaparım.. Sen yok ben "standartlar kitabında ortalama 2.35 CM tavan yüksekliği diyor geçemem yoksa standardizasyonum bozulur" diyorsan bir kere daha gülerim mutlu mesut..

Tüm bunlardan sonra standartları kafana takmış biri olarak yazdıklarımı yanlış okumuşsun..
Ben bakkalımda coca cola satarım isteyen gelsin alsın, bir kişi isterse pepsi satmam diyorum..Sen cüce gelse 1.5 metreyemi indirirsin diyosun..

Piyasada normal insan sayısı fazlayken ben evlerimi yine 2.35 e göre yapayım.. Hani denk gelirde ilerleyen yıllarda Türk milleti olarak ortalama boy oranımız 1.30 un altına düşerse oraya doğru kayarım..

Bırak web standarlarını önce kendine standart belirle ve samimi ol.
Bol paralı müşteriyi arıyorsun ama çok bulamıyorsun.. Demekki az paralı müşteriler sana hakkını veriyor..Vermediğini mi düşünüyorsun yapma ozaman..
Duruma göre haraket etme, olması gerekene göre hareket et..
Yani IE severim ya ben aynı senin durumun..
Para paradır, işim daha fazlasını hakediyor ama olsun alayım parayı diyorsun..
Önce kendi işine bir yol çiz.
Yoksa sende mi ticaret yapıyorsun benim gibi ?

Standartları bukadar savunup sonra başka yerden açık verenleride hayretle izliyorum.
http://validator.w3.org/check?uri=http%3A%2F%2Fwww.arla2010.com%2Findex.asp

Aynı site üzerinden bir örnek daha..
İşe yarayan şey benim standardımdır..
Sen işe yaramayan bir arama formunu hangi amaçla koydun ? Kaldıki bu "boş formları" yaptığın pekçok sitede görüyorum..

http://www.arla2010.com/urun/?i=cat&currCat=323
olmayan resimler hata veriyor.Halbuki olması gereken resim yoksa "resim yok" yazmaktır..
Kendi içinde standarttır..Önce kendi standartlarınızı belirleyin..

21. | 11 Eylül 2005 4:41 tarihinde, demods demiş ki:

Bence burada her iki tarafın da yanılgı içinde olduğu bir konu var. Her iki taraf da sadece kendi konusunun önemli/gerekli olduğunu, karşı tarafın konusunun ise aslında gereksiz/önemsiz olduğunu düşünüyor.

Birincisi; standartlar olmadan hiçbir şeyi adamakıllı yapamazsınız. Yıllarca HTML kodu içinde tabloları kapanmamış web sitelerini IE'nin "kod düzeltme" özelliği sayesinde gezdik durduk. Ben IE kullanmak zorunda mıyım, değilim. Peki sen (tasarımcı/kodcu) bana web siteni düzgün göstermek zorunda mısın? Her bilinçli ve sorumlu tasarımcı/kodcu bana web sitesini düzgün göstermek zorundadır. Eğer kendinde bu sorumluluğu görmüyorsa zaten bana ve benim gibi kişilere, ve en önemlisi yaptığı işe/hobiye saygısı yok demektir.

İster IE, ister Firefox, ister Opera, ister Safari vs kullanılsın, bir web sitesine girildiği zaman çok küçük 1-2 farklılık dışında (ki standartlar sonuna kadar uygulanırsa hepsinde aynı sonuç alınabiliyor) herşey istenildiği gibi görüntülenebiliyor.

Ama standartları uygulayıp da bir köşeye çekilmek, "işte benim sitem w3c'den onaylı" demek gibi bir yanılgı içinde de olmamak lazım. Ve yine nice siteler gördük ki, standartlara uygun olduğu halde ne navigasyon adam gibi yapılmış, ne de kendisi gibi olmayan kullanıcılar da düşünülerek ona göre bir tasarım/kodlama yolu izlenmiş.

Birçok kişinin hala 56k kullandığını ve sırf bu yüzden bazen resimler kapalı internette gezdiğini biliyoruz. Şimdi bu kişiler sırf resimleri kapalı diye bir web sitesinde gezemeyecekler mi? HTML içinde her tag'ın bir de erişilebilirlik özelliği var ki, inanın Türkiye'de hiç önemsenmeseler de özürlü kişilerin de internetten faydalanabilmesi için çok gerekliler.

Google ya da Amazon standartlara uymuş ya da uymamış, kimin umurunda. Şirket politikalarını sorgulayamayız. Bu demek değil ki Google veya Amazon'un yaptığı doğrudur/yanlıştır. Amazon'un kullanım kolaylığı açısından yaptığı belki doğru olabilir, ama yine de işin içinde eksik bir konu var; standartlar.

Eğer bir iş yapılıyorsa en güzeli yapılmalı. Standartlar var ise, bunlar kullanılsın ama erişilebilirlik/kolay kullanım/düzgün navigasyon da göz ardı edilmesin.

Sonunda konunun özü bence planlamaya dayanıyor. Hiçkimse web sitesini yapmadan önce oturup planlamıyor, "nasıl" ve "neden"i düşünmüyor. "Nasıl" ve "neden"i birbirinden ayıramazsınız. Bir de site yapılınca "hedef kitle" için yapılıyor. Aslında hedef kitle diye bir şey yoktur. Her kullanıcı yeri geldiği zaman hedef kitlenin içinde yer alır. Bu yüzden web siteleri de yapılırken, her tip kullanıcı düşünülerek yapılmalıdır. Ve inanın bunu düşünmek hiç de zor değil. Sadece biraz zaman ve azıcık karşıdaki insana saygı duymak yeterli.

Sevgiler saygılar.....

NOT1: Garanti Bankası'nın web sitesinde kullanılan Flash içinse söyleyecek bir iki kelamım olacaktır. Bir banka web sitesinin, hem de Internet Şubesi'nin flash ile kodlanması bence yanlıştır. Böylesine bir sitesinin sadece temel web fonksiyonlar kullanılarak, yani saf HTML kodlanarak yapılması gerekir. Her kullanıcı Flash eklentisini yüklemez zorunda değil. Sırf hesaplararası para transferi yapmak için flash eklentisi yükleyeceksem, bu web sitesinin hızından şüphe ederim. CSS+HTML kullanılarak da yapılacak bir işin ekstradan flash kullanılarak yapılması bence yanlış bir seçimdir. Flash bölümler eğer bana hız/kolaylık/rahatlık getirecekse belki anlayışla karşılarım ama kullanılan menünün zaten flash olmasını gerektirecek de bir yanı yok.

Gerekli gereksiz her yerde moda olan en son teknolojiyi kullanmak yerine, uygun ve de doğru çözümü bulmak önemlidir bence. Son kullanıcının istediği teknoloji değil, rahatlık ve kolay kullanımdır. Babam 67 yaşında hala işiyle alakalı web sitelerinde gezip duruyor. Ama sırf yeni girdiği bir web sitesindeki navigasyonu beceremediği için bazı siteler konusunda da benden yardım istiyor.

NOT2: Şu cep telefonu şirketinin yeni uygulaması ve güvenlik şifresi konusu. "Gönder tuşuna bastım ve bir hata mesajı ile karsılaştım “Güvenlik sorusunun cevabi en az 6 karakter olmalıdır". İşte asıl konu burada. Bu şirket kullanıcılarının "güvenliğini" de düşünüp "güvenlik sorusu"nun cevabını da güvenli hale getirmeye çalışmış. Bu da bir web standardıdır. 6 karakterli bir kelimenin kırılması ile 4 karakterli bir kelimenin kırılması arasındaki zaman farkı da öyle azımsanacak kadar da az değildir. Bu site kullanıcısının güvenliğini gözardı etmemiş diye de sanırım onları suçlayamayız, çünkü sonuçta önemli olan sizin kişisel bilgileriniz. Burada soru bence şu olmalı; "6 karakterden az girilmemesi durumu gerekli midir?". Bu site için "evet" cevabını verebiliriz. Demek ki sırf laf olsun diye değil, gerekli olduğu için konulmuştur.

22. | 12 Eylül 2005 1:48 tarihinde, Serkan Ertürk demiş ki:

Evet , ben de en çok senin gibi öküzün altındaki buzağını bulanları seviyorum. Yani o kadar referans içinde 1.5 sene önce yapılmış (hala da bitmemiş) işi bulup ahkam kesiyorsun.

Yazdıklarından da hiç birşey anlamadım, ama iki yazının toplamından şu anlaşılıyor sen mahallede talep olan ürünü yapar/satarsın. Mahallede Ucuz yazlık ihtiyacı varsa sen de Veli Göçer usulü talebi eminim çok güzel karşılarsın. Herkes de mutlu mesut yaşar. Taa ki ilk sallantıya kadar.

Ama o kestiğin ahkamı gel aşağıdaki linklerde de kes, hem herkes bir boyunu posunu görsün, hem ben yüzünün rengini.

www.zimeks.com
www.susanaceron.com
www.can-mar.com
www.kidsindrama.com
www.servushotel.com
www.sercotec.net/sercss
www.sercotec.net/gallipoli
www.goteks.com
www.praktif.com
www.tradevcogen.com
www.mtcf.net
www.sercotec.net/lamia

Çizdiğim yol hakkında umarım şüphen kalmamıştır.

Ve son olarak "ahkam kesen", müşterilerimin seviyeleri veya kaliteleri hakkında yorum yapmak, benim ticari ilişkilerimi sorgulamak gibi seviyesizlikler sana bile yakışmıyor.

Bu arada ben de senin gibi ticaret yapıyorum.

Zahmet edip cevap yazma...

23. | 12 Eylül 2005 1:43 tarihinde, Serkan Ertürk demiş ki:

Bu arada, Firefox adında standardları destekleyen güzel bir tarayıcı var, benim site ziyaretçilerimin yaklaşık %12 si bunu kullanıyor. www.mozilla.org , indirip yaptığın sayfaları şöyle bir ziyaret et.
Bak bakalım farklı tercihleri olanlar senin yaptığın sayfaları nasıl görüyorlar...

24. | 12 Eylül 2005 2:01 tarihinde, byBye demiş ki:

Ne demek "1.5 sene önceki referans"
Senin "doğru iş almaya hakkı olan" müşterilerinin valid bir sitesi olmaya da hakkı yok mu ?
1.5 sene ya da 3 sene sonra, senin yaptığı siteyi kullandığı sürece sorumlu değil misin?
Ben yaptığım sitelerde bu sorumluluğu kendime standart yaptım.. Teknik bir problemde, müşterinin kendi beceriksizliğinden kaynaklanan sorunlara bile siteyi 1 sene önce yapıp vermiş olsam bile hala çözüm üretiyorum.

Ayrıca siteni açtım rasgele 1-2 linke bastım bu site ilgimi çekti inceledim. Çünkü grafik ağırlılı biri olduğun için sanal mağaza sitesinde açık vereceğini tahmin etmiştim..

Her sitende arama formu kullandığını ise daha önce ki gezilerimde görmüştüm zaten..


Bu arada dinime üzerine yemin ederimki (:)), yukarıda verdiğin linklerden birine tıkladım.
açılır açılmaz entere bastım ve 2-3 alt sayfaya gidip (bu arada hiçbir valid kontrolü yapmadım)
bulduğum herhangibir sayfayı kontrol ettim

sonuç : http://validator.w3.org/check?uri=http%3A%2F%2Fwww.mtcf.net%2Fbof01.asp

"aha buldum" demek için söylemiyorum..
Sadece standartları vatan millet sakarya sorunu yapmayın..
Ben de en az senin kadar sitemin doğru gezilmesini istiyorum ama mevcut şartlara göre çözüm üretmek ve bazı standartlarla geçireceğim zamanı başka şeylere ayırmak zorundayım..

25. | 12 Eylül 2005 2:02 tarihinde, byBye demiş ki:

şanslımıyım diye bir sitene daha girdim.. can-mar onda da hatalar var..
yerinde olsam büyük konuşmazdım..

26. | 14 Eylül 2005 3:56 tarihinde, Onur Öztaşkıran demiş ki:

Bizim projenin tum ekibi yorumlara buvaki patlatmis, bir ben eksigim :)

Monofactor'de de belirtmistim, yakin zamana kadar "standardi ben belirlerim" derken artik teknolojik gelismeler "benim uygunlugum haricindeki standartlar, /standartlasmaya/ baslamis, ben onlara uyayim" demeye basladim.

Ben css neredeyse hic bilmem belki sizlerin bilgi oranina kiyaslanirsa. Ama ozellikle ticari projeler goz onune alindiginda ben artik mutlaka standartlara uygun profesyonel ciktilar alinmasi icin gayret ediyorum, ki omer ve ogun bu yuzden tesadufen bu yorumlarda bir araya gelmisler:)

Musteri ya da son kullanici icin bir tasarimin icerigindeki koseli bir bolumun 80 tane ic ice tablodan ya da tek bir div'den olusmus olmasinin onemi yok. Suraya kadar: 80 tabloluk sismis html yuksek hit saglanan sitesine bandwith masrafi getirdiginde, tablolar her browserda farkli yorumlanarak baska baska gorundugunde. Nitekim "been there, done that"; musteri/son kullanici sonunda yapilan projeye mac'inden safari ya da firefox ya da pcsinden ie harici birseyle girdiginde "sizin yaptiginiz sey bozuk" demeciyle gelir, buna da tatminkar bir cevap uretmek cok zor.

Neyse bunlar kodda standardizasyonun gerekliligine ornek. Velakin bizim ulkemizdeki "yeni bir sey cikinca saldirmak" tan ileri gelen yanlis anlasilmalarin da onune gecilmesi gerekiyor:

1. standartlar henuz mecburiyet degil, gereklilik, arti deger.
2. mecburiyet haline gelecek, hazirlikli olmak lazim

bu ikisini de detaylandirirdim ama herhalde Mehmet'in veritabanindaki en uzun yorum olurdu.

Diyecegim sudur ki; koru korune "hersey standartlara bagli olacak, yeter ki valid olsun canim aksin tasarimim patlasin sitem dursun" bakisi da cok sakat. Hep bir sey soylerim, cogu derslerde de tekrar ettim "hersey gerektigi kadar".

Hic bir projenin her kistasi odulluk olamaz. Bu her en iyi tasarima sahip sitenin en valid site olamayacagi, her en standard compliant sitenin en iyi tasarima sahip olamayacagi anlamina gelir. Cunku standartlarin tamamen "standartlasamamasi" nedeniyle gelen eksiklikler ikisini birden yapayim derken birinden odun verme zorunlulugu getiriyor.

Netice itibariyle; isler yapalim guzel seyler olsun, gorselligi albenisi olsunn, accessible olsun herkes okuyabilsin, bir cok browserda ayni sekilde goruntulensin, rss i olsun, stilsiz goruntuleme yazicidan metin ciktisi alma opsiyonu olsun, ama validationda da bir tirnak yuzunden hata versin, ne olacak yani.

27. | 16 Eylül 2005 12:18 tarihinde, Deniz demiş ki:

google earth değil miydi o?

28. | 20 Ocak 2006 11:40 tarihinde, matanoupa demiş ki:

:) tasarim kaygilari ile disiplinler arasinda bu kadar sert tartismalar beni dusunduruyor.

Neden ve kimin icin neyi nasil urettigimiz sorulari yerine ustunluk tartismasi sanirim DENGE unsurunu gozardi ettigimiz icin oluyor.

Tasarimi belirleyen kriter her acidan degisir. Acilar degil sonuc odakli iseniz farkli sonuclar alirsiniz. ama dengeyi saglarsaniz esas siniz olan iletisimi maksimum fayda ile saglarsiniz.

herkese iyi calismalar.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?