Biktim Artik!
14 Temmuz 2005
DARPA, Amerikan ordusunun yüksek araştırma grubunun kısaltılmış adı. DARPA’nin insanlığın gelişimi üzerine yaptığı araştırmalara harcadığı bütçeyi, dünyadaki hiçbir araştırma merkezi harca(ya)mıyor. DARPA’nin da içinde bulunduğu bir araştırma gerçekten çok ilginç. DARPA mühendisleri ve Duke Üniversitesindeki araştırmacılar, dünyanın ilk telekinetik maymununu yarattılar. Bu maymunun ismi Belle. Belle, düşünceleri ile birçok şeyi hareket haline sokabiliyor.
Peki nasıl yaratılıyor telekinetik maymun?
Duke Üniversitesi’nin araştırma laboratuarında öncellikle Belle’e bir bilgisayar oyunu oynatıyorlar. Bu basit bilgisayar oyunu, yatay çizgiler üzerinde birçok küçük lambanın yanmasından ibaret. Eğer Belle, joystiğini, bu yatay sıra üzerindeki lambanın yandığı yöne, doğru bir zamanlama ile hareket ettirirse, araştırmacılar, Belle’e bir damla meyve suyu veriyorlar. Bu deney bir süre devam ediyor ta ki Belle, bu bilgisayar oyununun müptelası haline gelene kadar. Artık Belle için meyve suyu değil, bu bilgisayar oyunun daha önemli hale geliyor. Zamanla, Belle, bu oyunun profesörü haline geliyor. Çok iyi oynamaya başlıyor. Hem de o bir damla meyve suyunu beklemeden.
Bu aşamada, araştırmacılar, Belle’in beynine, hareket yeteneğinin yönetildiği kısma küçük bir düğme büyüklüğünde bir cihaz yerleştiriyorlar. Bu cihazın altında yüzlerce küçücük saç inceliğinde elektrotlar, Belle’in hareketlerini, araştırmacıların bilgisayarına yüklüyor. Bu elektrotlar, hareketin oluşumunda meydana gelen sinir çalışımını kaydetmeye başlıyor. Belle, bilgisayar oyununda joystick kullanımı ile bu elektrotların araştırmacılara bilgi vermesine yardımcı oluyor. Kısa zamanda, araştırmacılar, Belle’in hareket desenlerini çıkarmayı başarıyorlar.
Bir süre sonra, bu desenleri, bilgisayar oyununa bağlayıp, joystiği devre dışı bırakıyor araştırmacılar. Belle, elinde joystickle oyunun oynadığını düşünmesine rağmen, joystick ile değil, beyninin gönderdiği sinyaller ile oyunu oynamaya başlıyor. Bir müddet sonra, joystiği elinden alıyorlar Belle’in ve kısa zaman içinde, Belle, joysticksiz, tamamıyla beyninin bilgisayara gönderdiği sinyaller ile oyunu oynuyor.
Araştırmacılar bu kadarla kalmıyorlar. Bu sinyalleri, 1000 kilometre ötede, MİT Üniversitesinde bulunan bir robotun kollarına gönderiyorlar ve 1000 Km güneyde, bilgisayar oyunu oynayan Belle, 1000 Km. kuzeydeki robotun kollarını dans edermiş gibi hareket ettirmeyi başarıyor.
Düşünsenize, tekerlekli sandalyeye bağlanmış ve kolları tutmayan felçli bir kişi, kimseye ihtiyaç duymadan hayatını devam ettirebilecek. Ya da F16 gibi, uçurulması dikkat ve titizlik isteyen, bunun üzerine diğer görevleri de yerine getirmesi gereken bir savaş pilotu, düşünceleriyle istediği manevrayı yapabilecek.
Bütün bunlar insanın geleceği düşünmesi, zihninde hiçbir duvarın, engelin olmaması ile gerçekleşen şeyler. Bütün bunlar, para, bütçe, politika ile başlayan fikirler değil. Bütün bunlar, düşüncelerini sonuna kadar zorlayan ve hiçbir duvarı beynine sokmayan kişilerin oluşturduğu projeler. Bir maymundan, dans eden robota; ARPAnet’den İnternet’e. Her şey, bizlerle başlayıp, bizlerle gerçekleşiyor.
Peki bütün bunlar olurken, biz neredeyiz?
Son birkaç haftadır, bir dolu, hayal kırıcı emailler almaktayım. Bir email, beni “ütopyacılık” ile suçluyor (ismi çok duyulmuş bir tasarım şirketi), diğer “kullanıcı deneyimi” teorisinden (pratiğe geçirebileceğinden habersiz) alıntılar yaptığımı bunun akademik bir çalışma olduğundan bahsediyor; bir diğeri beni, onları eleştirdiğim için email yazarken, diğeri “siktir git lan” adlı isimsiz emaili (kaliteli bir üniversitenin tasarım bölümü domaini) yazıyor. Biri “söylediklerin dış ülkelerde olacak şeyler” derken bir diğeri erişebilirlik gibi bir konuya “şampanya ve havyar gibi lüks bunlar” diyor. Bıktım artık. Hiçbirinizi duymak istemiyorum. Sizin sayenizde birçok meslektaş gereken saygıyı göremiyor Türkiye’de. Birçok meslektaş sizin “fabrika çıktısı – 2 haftada teslim” ürünleriniz yüzünden, web ve İnternet’in önemini kavrayamayan işverenlerden maaşlarını alamıyor. Sırf sizin yüzünüzden, Türkiye’de İnternet ne kullanılabilir ne de standartlara sahip bir hale gelebiliyor. Bıktım artık sizin sesinizi duymaktan. Yazmayın bana. Çekin gidin.
Ne zaman “Türkiye’nin şartları bu” sözünü duysam tüylerim diken diken oluyor. Son damlayı ise bugün aldığım email koydu tasan bardağıma. Email, benim yazılarımın Türkiye’ye uyarlanamayacağını, Türkiye’nin şartlarından habersiz olduğumu yazıyordu. Email, birçok tasarım şirketinin küçük bütçe ile çalıştığını, bu şirketlerin müşterilerinin 2 hafta içinde website istediklerini ve zaman zaman tasarım şirketlerinin ücretlerini bile almakta güçlük çektiklerini söylüyordu ve “Türkiye’nin şartları bu ve bu şartlar içinde söylediklerin doğru olsa bile pratiğe dökülmeyecek türden” diye devam ediyordu.
Türkiye’nin şartları değil, bizim mesleğe bakış açımız yanlış olan. Nelerin önemli hale geldiği, nelerin feda edildiği şartlarları belirleyen. Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ve/veya en prestijli websitelerinin büyük bir çoğunluğunun devlet ve Forbes milyarderler kulübüne üye olduğunu düşünürsek, şartların bu şekilde olması, dünyadaki gelişmeleri takip etmeyen, fabrika çıktısı ürün teslim eden şirketlerin değil mi?
Kullanılabilirliğin, İnternet kullanıcı sayısı, websitelerine güveni, tasarım projelerine harcanan bütçeyi kar ile geri getireceğini söylerken bir ütopyadan mı bahsediyorum?
"Kullanıcı deneyimini" (user experience) hala teori olarak görünüyor Türkiye'de. Gerçekten bu kadar kapadık mı gelişmelere? Halen 1999'da ortaya atılmış akademik bir fikrin, deneysel bir fikir olduğunu mü düşünüyoruz? Monter.com'da, kullanıcı deneyimine dair bir iş arattığınızda 1000'e yakın sonuç çıkarken, Türkiye'de aynı kelimeye ait iş ilanının sayısının sıfır olması doğruluyor mı bu söyledikleri mi?
Engellilerinde bizler kadar her türlü hizmete sorunsuz ulaşması gerektiğini söylerken, bunun anayasa ile devlet görevi haline geldiğini yazarken, Microsoft gibi bir şirketin, İnternet kullanıcılarının yüzde 57’sının erişebilirlik uygulamalarından yarar sağlayacağını belirten araştırmaya referans verirken Türkiye’nin şartlarını mı bilmiyorum?
2001 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran ve birçok web çalışanını işsiz bırakan dot-com boom fırtınasını yaşamış bir şirkette çalışıp ama yine de erişebilirlik, web standartları ve kullanılabilirlikten ödün vermeyen şirket sahipleri ile bir sonraki maaş çekini nasıl almak gerektiğini düşünürken, Türkiye örneği bizden çok mü farklı idi?
Tim Berners-Lee’nin “herkese ve her cihaza erişebilir bilgi” ütopyası ile başlamadı bugün web dediğimiz WWW projesine. 1995 yılında Microsoft, "HTML primitif bir dildir ve bu dil ile oluşturulmuş bir ürün başarılı olamaz" derken, bu HTML ütopyasına inananlar bugün ki İnternet’i oluşturmadı mi?
Web standartları, erişebilirlik ve kullanılabilirlik, şartlarınız ne olursa olsun ütopya değildir. Bunun bugün farkına varmayanlar, Microsoft’un 1995’de söylediği şansız söylemin bugün ki tarihteki sözcüleridir.
Türkiye büyük bir fırsatın köşe başında oturuyor. Eğer uzayda yaşamıyor ve bilişim işiyle uğraşıyorsanız, geçtiğimiz yıl 2 milyar dolarlık kazancı ile Hindistan’ın yazılım ihraç eden şirketi Tata Consultancy Servisleri ismini duymuş olmanız gerekir. Tata, Hindistan gibi bir ülkede, standartlardan ödün vermeyen, iş etiğini her şeyin üstünde tutan, yenilikleri herkesten önce şirketine adapte ederek geldi bulunduğu yere. Başkalarını takip ederek değil, dünyadaki gelişmelere "Hindistan’ın durumu böyle" diyerek değil. Türkiye, Avrupa’nın Hindistan’ı olmak gibi bir şansa sahip bilişim konusunda. Hatta bazı OPEC ülkeleri, Türkiye ile bilişim konusunda ortak işler bile yapmakta. Artık bırakın inadı, anlayışsızlığı ve "Türkiye'nin içinde bulunduğu" durumu, dünyanın diğer ülkelerinde gelişen, oluşan ve uygulanan şartlara getirmeye çalışın. Geleceğin ne bütçe, ne coğrafya ile ilgisi var. Richard Florida'nın "yaratıcı nesil" fikirleri gerçekleşiyor. Yaratıcı kuşak, geleceği şekillendirmeye başlıyor.
T.E. Lawrence (nam-i diğer Lawrence of Arabia), Seven Pillars of Wisdom kitabında söyle yazıyor:
Herkes rüya görür ama herkesin rüyası eşit değildir. O, gece rüya görenler, sabah kalktıklarında, her şeyin bir rüyadan ibaret olduğunu ve gördüklerinin gerçek olmadığı anlarlar. Fakat o, gündüz rüya görenler, tehlikeli insanlardır. Çünkü, o gündüz rüya görenler, gözleri açık olduğundan, gördükleri rüyaları gerçek yapabilirler.
Lütfen gözleriniz açık rüya görün. Şimdiden, yarını değil, yarından sonraki günleri görmeye çalışın. Gelecek, ütopyalardan oluşuyor olabilir ta ki o gelecek, takvimde görünen bir gün kareciği haline gelene kadar.


Bu yazıya ait 14 yorum var.
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.öperim ellerinden ve saygıyla susarım...
Bu siteye bu kadar geç ulaştığım için gerçekten kendimi çok şanssız görüyorum.Ayrıca size e-mail gönderen arkadaşlara sesleniyorum.
Ben standartlara uygun web sitesi yapamıyorum halen.Ama bu benim standartlar gereksiz bunları Türkiye'de uygulayamam demek değil.Standartlara ve bunların nasıl uygulanacağına dair birçok yazı ve kaynak var internette.Biraz araştırma ve sabır ile fevkalade güzel içerik ve tasarıma sahip siteler yapabileceğime inanıyorum.GaziAntep'te ikamet ediyorum ve pekala "standartlardan banane" diyebilrim.Müşteri sadece ona sunduğunuz, gözleriyle gördüğü şeyi yorumlayabilir.Standartlardan nerden haberi olsun.Hem bu web standartları konusu müşteri-iş-kazanç döngüsünden farklı değerlendirilmeli.Müşterinizin bilgisi ve talebi olmasa dahi standartları ve yeni teknolojileri takip etmek biz web tasarımcıların -yeni dünyada kabul göreceğine inandığım web reklamcıları (ekiplerden bahsediyorum)- hedefi olmalı.Bunu internetin geleceği adına yapmalıyız.İnternet yaygınlaştıkça, kullanıcı sayısı arttıkça bizim pastamız büyümeyecek mi sanki!?İşimizi kolaylaştıracak program, şablon, script vs..(özellikle kolay ve gösterişli animasyon yapan flash programları örnek gösterilebilir) nasıl takip ettiysek bu güne kadar müşterilerimizin beğenisini kazanmak ve en önemlisi kendi egomuzu tatmin etmek için.Şimdide standartları takip etmemiz gerekiyor.Takip etmeyeceksek bile en azından bunun uğrunda araştırmalar ve çalışmalar yapanları rahatsız etmemek gerektiğine inanıyorum.
Benim aylarca araştırarak, saatlerce okuyarak, çoğu zaman adını bile duyup derleyip anlayamacağım kadar çok veriyi işleyip sitesinde bizimle paylaşan birine sataşmanıza inanın anlam veremiyorum.Bende standartlara uygun site yapamıyorum ama korkmuyorum.Ne kadar eleştirsekte bu ülkenin üniversiteleri çalışıyor ve birçok akademisyenle öğrenci mezun ediyor ve bu kişiler günden güne çoğalıyorlar.Onların arasında kaybolmak istemiyorsanız, çalışmalı ve kendinizi geliştirmelisiniz.
Bu insanlara sataşacağınıza gidin kafanızı kuma gömün.Kimsenin şevkini kırmaya hakkınız yok.İstesenizde kıramazsınız zaten.Bu insanlar sizi korkutmak için çalışmıyorlar ve sırf korkuyorsunuz ve sataşıyorsunuz diye vazgeçmezler yaptıkları işten.
Siz kimseye karışmayın ve tablolarla, yanıp sönen, alttan kırmızıyı verdiğiniz basit çalışmalarla işinize bakın.Gelecek düşündüğünüzden daha yakın!
Bu işi tablolarla ve animasyonlarla yapan nice profesyoneller var.Siz bu site ve benzerlerini inceleyip herşey standaart olmalı gibi bir anlam çıkarmış olabilirsiniz ama ben bu ve benzeri sitelerden standartların kullanıma göre değişebileceğini, herşeyin uygun yerde kullanılması gerektiği anlamını çıkardım.
Sürçü lisan ettiysem affola.
Hocam saygılar.Kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum...
valla ben sizin gibi kullanıcı gerçekten kaliteli siteler yapamıyorum yani tablosuz tablolar CSS ler felan gibi yani tam anlamıyla bir (user experience) olayına henüz geçebilmiş sayılmam ama sabahlara kadar çalııyorum ordan bir makale burdan bir döküman derken kendimi aşmaya çalışıyorum. Henüz 2 ay evveline kadarda açıkçası profesyonal bir site nasıl yapılır hiçbir fikrim yoktu fakat; yazılarınız okudukça hergün daha ii şeyler yapmak için oturuyorum ekranın karşısına .
benimde bu noktadan sonra söylemek istediklerim var; deyeceğim o ki insanlar bencilliklerini ve birbirlerine olan hasetlerini terk etmedikleri sürece bu böyle devam edip gidecek. Ama bence gerçek olan kendi alın teriyle birşeyler kazanmak ve bunları toplumsal bir kalkınma adına (türk en azından web camiasında ) paylaşıma açmak sanırım saygılar sunarım muhasır medeniyetler seviyesine çıkmak adına büyük bir adım olacak...
Gerçekten yazdığınız yazı fazlasıyla doyurucu ve böyle adamlara göre tatmin edici ve fazla bile..
Böyle bir konuya ilişkin verdiğiniz cevap neyazıkki değerli zamanınızın harcanması ama gerekliydi sanırım.Ben de web işinde yeniyim ama yazılarınızla her geçen gün kendimi daha bilgili ve yaptığım işe hakim buluyorum. Böyle yazıları (ne yazıkki) türkçe içerikli web sitelerinde bulamıyorum.Bulmuşum böyle bir site ama görüyorum ki bazı zihniyeti bozuk şahıslar sizi talihsiz yazılarla KÜSTÜRMEYE ve bu yaptığınız büyük işten SOĞUTMAYA çalışıyorlar.Bu adamları esefle kınıyorum ve gelecek yazılarınızı heyecanla ve merakla BEKLİYORUM.
Merhaba...
Sizin kadar internet'ten anlamam...fakat fikirlerinize katiliyorum!
Internet'i kullanmakta aslina bakarsaniz üzerimize yoktur.Yani internet bizimkileri kullaniyorda diyebiliriz.
Ben site yapmakta basarili birisi olamadim.Istikrarsizligimida öncelikle kendime, daha sonra yaptigim sitelerin müsterilerinin ödememe aliskanliklarina borcluyum. (bu durumdanda tamamen ben sorumluyum tabii).
Bir zamanlar internet'i sadece cinselligi doyurmaya yarayan bir arama makinesi (chatler) olarak görüyordum.Actigimiz internetcafe'ye bir website yaptiralim diye bir alman tanidiga görev verdik..ee bu isi o yapiyordu ve biz müsterisiydik.Fakat bazi aksiliklerden dolayi alman arkadasin hic zamani olmuyor, hic sayfamizdan memnun olmuyorduk.Bizde sayfayi ya tam yap yoksa sana paranin geriye kalanini vermiyoruz, oyaliyorsun bizi diye tehdit ettik.Alman'ya bu...hemen bizim siteyi yani yarim kalmis haliylede olsa kapativerdi! Bunun üzerinde beni bir hirs kapladi ve hemen bu isi yapaninda benim gibi göbegi biraz fazlaydi, o yaparda ben neden yapamam diye söylendim kendi kendime...Kisa bir zaman icerisinde ,bu isin üzerine hem internet'in kendisinden hemde bu is icin okula giden bir takim ögrencilerden aldigim bilgilerin dogrultusunda ilk sitemi yaptim.
Bu o kadar zevk vermistiki,kendimi gelistirmekte pek zorlanmadim.Aradan kisa bir zaman sonra Cafemizi maddi düzensizliklerin kardeslerimle olan bazi anlasmazliklarin gölgelemesiyle kapattik!
Fakat ben yinede o siralar aldigim bir site görevinin pesindeydim.Sagolsun, Orhan abi (www.internetcafeorhan.de
Fakat konu suki,Ve bu konuda ben tamamen sucluyum..PHP olayini birtürlü ögrenmeye yaklasamadim.Son gittigim ve red cevabi aldigim website support isinden sonra PHP falan aklimdan cikti gecim derdinin vermis oldugu körlükle devam ediyorum!
Ögrenmek icin bilgisayar aldim.Fakat bilgisayari kullanma sirasi bana gelene kadar herhalde 258 yil gececektir sanirim ,galiba...
Coluk cocuk meselesi!
"Ögrenmeyi ihmal eden insanin ruhu yaslanir"
Haddim olmayarak biraz gevezelik ettim...Kusuruma bakanlar zaten anlayissizlardir..Bakmayanlar'da anlar halden...
Selametler...*
satirlarin en önemli kismi cikmadi...bu konuda bilgi isteyenler bana yazsinlar...
Merhaba
Turkce sitelerin ve yapilarinin ne kadar WC3 standartindan uzak olmasi beni gercekten de cok sasirtiyor.
CSS kesinlikle HTML'e ceki duzen veren, sinirlrini zorlayan eger web tasarimcisiyim diyorsaniz bilmeniz gereken en onemli unsur. Halen bunun tablo imis gibi algilanmasi ve sadece IE 'a gore tasarimlar yapimasi son derece tuhaf. Internette ulasabileceginiz o kadar da acik kaynak varken son derece onemli olan CSS ve WC3 konusunu kulak arkasi etmek buyuk hata. Umarim bu hatanin farkina varilip en kisa surede aradaki acik kapatilir.
Ben CSS kullanaral tum sitelerimi tasarliyorum, bunu ogrenmem cok uzun sure almadi. Zaten internet CSS bilgisi veren ornekler ve makalelerle dolu. Biraz caba gosterelim.
Portland'dan sevgiler
Web Designer
Nur Iverson
Design by Nur
Nur Design
Burada gözden kaçırılan bir olay var, CSS tabanlı websitesi yapmak standartlara tam anlamıyla uymak, erişilebilirliği en yüksek düzeye çıkarmak vs. bunlar zaten olması gereken teknik konulardır. Sorunlar bundan çok daha büyük bu ülkede, hemen hemen her iş kolunda kendimize özgü tarzımız var, bir çekirge sürüsü gibi moda olan iş kollarını silip süpürüyor, arkasına da sapını bırakıp çıkıyoruz. Tüm bunların ana nedeni ortak zihniyet ve niyetlerimizden kaynaklanıyor. Websitesi bu ülkede pornoya kolay ulaşım, görmediğimiz bir başka insana normalde dile getiremeyeceğimiz sözler söylemek gibi işlevlere yarayan bir canavar olarak yer buldu kendine. Kimsenin aklına bilgi çağında bilgiye kolay ulaşım olarak değerlendirmedi, hep kafamızda aynı tümleç 'Adamlar yapmış yahu!'. Bak o da etiyle buduyla adam işte, üstelik de elinin altında dünyada başka hiç bir zaman dilimine nasip olmamış bir teknoloji var iken 'onlar yapar, biz de işe yaramaz' diyebilen ahmaklar, bu ülkenin şu durumunun da birebir sorumlularıdır. Aklımı yitirecem ya, Japonlar fotoğraf çekerek gelmediler mi bu konumlarına, sağdan soldan gizli saklı bilgi aşırarak gelmediler mi, bizim yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda olduğumuz yere kenetlenmişiz. Bıktım artık ben de gerçekten bıktım, insanlar 100mbit internet için sokaklara dökülüyor, biz hala dünyanın en pahalı internetini kullananlardan biriyiz ve çıt yok, kardeşim bu ekmek, su gibi lazım bize. Kapalı şuurlu, korkak, şikayetçi, aciz, adaletsiz bir millet değiliz biz, heey uyanın artık...
"sinan" arkadaşımın dediği gibi öperim ellerinden. saygıyla eğilir ve susarım sizin gibi aydın insanların bizim gibi aydınlatılmaya ihtiyaç duyanları götüreceğiniz yerlere gitmek için hazır bekliyoruz.....
Gerçekten tebrik, ederim...
Kendime derdim ve yalnız olduğumu düşünürdüm...
Hayaller gerçekleştirilmedikleri sürece hayaldir...
Yazını okudugumda sadece aklıma gelen ilk düşünce şu olmuştu ; Neden Maymun..?
Bunu düşünmemin bir kaç sebebi olabilir ve hatta sonradan da neden bu soruyu sordugumu dusundugumde anladım ki ABD nın yaptıgı hıc bır calısma benı şaşırtmıyor artık kabullendirilmiş bastırılmıs bir olgu bu.Sanki çocuklugumuzdan bu yana çizgi filmler - diziler - sinemalar ile etkilediler.80 li donemler su ile degıl kola ile buyuynlerdır dıye bır sozumuzde vardır bızım buralarda.Türkiye yani ülkemiz canımız kanımız öldüğümüzde rahatça yatacagımız vatanımızın yaptıgını duysaydım ıcımde gumbur gumbur ederdı bır seyler heyecanlanır arkadaslarımı arardım.Hemen internetten konuyu arastırır katılım veya paylasım varmı ogrenırdım.Ama bızım ülkemizin de yaptıgı bır cok calısmalar var 100 mılyon nufusu doyurmak , osmanlıdan bu yana gelen borcları odemek , ulasım ve turizm sektoru ıcın yeni yolve yapım calısmaları , ozellestirmeler , vs vs...yukarıda yazdıgın ınsanlara kızdıgın yazılarının altnda bu duygular yattıgına emınım.Kımse bızlerı kucumsemıyor kımse bunları yapamayız bızlerın harcı degıl demıyor.Sadece suanda zamanı degıl denılıyor.Eger 500 YTL ile istanbul gıbı sehırde yasamaya calısıyorsan ve devletın sana daha fazla odeyemeyecegını hatta saglık ve emeklılık ile ilgili gelecekten kaygı uyuyorsan ve bu sırada devletin mılyar dolarlık yatırımları bılıme ayırdıgını goruyorsan ne hissedersin..? Dıger ulkelerın en buyuk avantajı stratejık konumlarının onemsız olmasıdır.Her yerden ambargo yemıs bır vazıyette beklerken sana kımse teknolojını gelıstırmene ızın vrmez.verselerdı onunu acmak ısteselerdı BOR madenlerını aktıf hale getırerek dunyanın super guclerınden bırı halıne gelebılırdı turkıye..Ama Pehlivan basını dık tutmaya kalktıgında enseınde kalın bır sama buluyor ...uzulerek soyluyorum butun bunları ve buyuk bir umutla sonlandırıyorum yazımı degerlı okuyucular. " Umutla yaşamak güzeldir , hayal etmek de guzeldir ve sevmek yaşadıgını hissetmektir..Peki bunlar nedir ki bir dilim ekmek olmayınca..? Damarlarımızda dolasan kudret bir gun istikbalin goklerde oldugu yere goturecektır bızlerı...Bir dilim ekmeği bolecegız sevıgımızle yıldızlara bakarak... "
İlker TURAN
Beyin göçü en çok Türkiye'yi zorluyor. Türkiye bunu kaldıramıyor. En önemli seti de bahsettiğin insanlar koyuyor galiba.
Üzüldüm...
devamı varsa okumak isterdim
arkadaşım biraz abartmışsın dünya çapında web çalışmalarında eksiklik var sadece türkiye de değil 3. dünya ülkelerinin hepsinde aynı durum söz konusu 2. dünya ülkesi olarak ele alsak onlarda veya bize o grupta olsak bizdede problemler var.
ütopik olmaya gerek yok ama önümüzdeki durumu dediğin gibi algılama eksikliği zaten almış gidiyor
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Kitabımı satın almak ister misiniz?