Teknolojiyi kim takar!

Teknolojiyi kim takar!

Son yazima gelen birkac yorum bana yeniden ispatladi ki bizler (BT calisanlari) kullanicidan daha cok teknoloji hayraniyiz. Halbuki teknoloji bizim icin degil, kullanicilarimiz icin var. Bu nedenle, simdiye kadar 158 sayfasinin yazdigim kitabimin (200 kusur sayfa olacak) giris bolumunu, bu sitenin okuyuculari ile simdiden paylasmak isterim. Onceden de yazdigim uzere, kitabin ismi "Teknoloji kimin umurunda" olacak ve iste size giris bolumu. Final asamasinda olmadigi icin, kitapda yayinlanacak giris bolumu degisik olabilir..

Müzik setinde yüksek sesle Ceza’dan “Panorama Harem” çalıyordu telefon çaldığında. Hakan telefonun ahizesini kaldırır kaldırmaz, telefon otomatik olarak evin içindeki tüm cihazlara mesaj gondererek yuksek sesle calisan tum alet ve edevatin seslerini kıstı; müzik setide dahil olmak uzere. Hakan’i arayan annesi ile birlikte hastanede olan Hakan’in kizkardesi Ceyda idi. Ceyda, Hakan’a, annelerinin bel ve sirt agrilarinin artmasi nedeniyle hastanede olduklarini ve doktorun Hakan’in annesi icin haftada bir kez fizyoterapi gormesi gerektigini soyledigini anlatti telefonda. Ceyda, tum bunlari anlatirken, cep telefonundaki web ajani ile de annesi icin fizyoterapi hizmeti verebilecek -annesinin evine yakin, doktorlari arastirmaya basladi. Hakan, Ceyda’ya, annelerini fizyoterapiye goturme gorevini degismeli olarak ustlenmelerini teklif etti. Bir hafta Hakan, diger hafta Ceyda gidecekti anneleri ile birlikte doktor randevularina. Ceyda, Hakan’dan kisisel takvimini yollamasini rica etti. Hakan kisisel takvimini Ceyda’ya yolladi ve Ceyda bu gelismelerden web ajansini bilgidar etti.

Ceyda’nin web ajani, Ceyda’nin annesinin evi yakinlarinda bulunan birkac fizyoterapistin listesini ekrana getirdi. Ceyda, ona uygun gelen birkac doktordan randevu almasi icin web ajanina gorev verdi. Web ajani, doktor randevu listesini, Hakan ve Ceyda’nin kisisel takvimleri ile karsilastirip, en uygun doktor ismi ve zamanini Ceyda’nin cep telefonunun ekranina yansitti. Ceyda’nin web ajansi bunlari gerceklestirirken, Hakan, Ceyda’nin ona gonderdigi elektronik doktor recetesinde bulunan ilaclarin listesine ulasti cep telefonu ile. Hakan’in web ajansi, bu listeyi, annesinin saglik sigortasi ile karsilastirip, butun ilaclarin saglik sigortasi tarafindan kapsam icinde oldugunu belirten mesaji ekrana getirdi. Mesaj, bu ilaclari alip almamasi konusunda komut beklemekte idi. Hakan “Evet”'e tikladi. Web ajansi, bu ilaclarin satan sanal eczanelerin bir listesini Hakan’in ekranina getirdi. Hakan, listede bulunan sanal eczanelerden birinden bu ilaclari, annesi icin alip, annesinin saglik sigorta numarasini girerek, alisverisi gerceklestirdi. Alisveris ekraninda, bu ilaclarin, bu saglik sigortasinin sahibi olan Aliye Tekin’in adresine gonderilecegine dair bir mesaj belirdi. Hakan, Ceyda’ya bir mesaj cekerek annesinin ilaclarini alindigini soyledi. Ceyda ise doktor randevusunun yapildigini ve randevu bilgilerini iceren dosyayi, Hakan’in cep telefonuna gonderdi. Hakan’in web ajansi, Ceyda’nin web ajansina guvenlik kodu sordu, guvenlik kodunu aldi ve Hakan’in kisisel takvimini, yeni randevu bilgileri ile guncelledi. Hakan ve Ceyda, yanlizca “anlamli Internet” ve cep telefonlarindaki web ajansini kullanarak, annelerinin doktor randevusunu, ilaclarini ve annelerini doktora goturmeleri gereken gunler hakkindaki tum islemleri birkac dakika icinde gerceklestirdiler.

Yukarida anlatiklarim size gercekci gelmiyor degil mi? Eger bu senaryoyu sekiz sene once birileri bana anlatsa idi, sanirim o kisiye “Yildiz Savaslari” gibi dizileri cok fazla seyretmemesi konusunda ogut verirdim. Sekiz sene once ilk Internet baglantimi aldigim gun, eger birileri bana butun faturalarimi sanal bankacilik yontemi ile odeyecegimi; yazili iletisimin neredeyse yanlizca email ile yapilabilecegini; arama motorlarinin benim arastirma yapmak icin ilk kullanacagim arac olacagini; evime sebze meyve almak icin sanal market kullanacagimi; hayatimi kazanmak icin websitesi tasarlayacagimi soyleselerdi sanirim butun bunlara guler gecerdim. Fakat gunumuz teknolojilerinin her gecen gun kendini yenilemesi ve hayatimizin her yonunun etkilemesi, bana, yukaridaki gibi bir senaryonun bizden cok uzak olmadigini soyluyor.

Son sekiz sene icinde bircok sey degisti hayatimda, hayatimizda. Internet, inanilmaz bir hizla gelisti ve gelismeye devam ediyor. Ilk yillarda, tek istedigimiz daha saglam bir isaretleme diline (HTML) sahip olmakti. Daha sonra daha fazla hiz istedik. Daha sonra HTML yazabilecegimiz iyi bir yazilim, daha fazla ziyaretci, daha guzel websiteleri, daha fazla hiz, daha da fazla ziyaretci… Hemen hemen hepsi gerceklesti istediklerimizin. Internet kullanici sayisi ile birlikte, Internet baglanti hizlarida her gecen gun artti ve artmaya devam ediyor. Dunyanin her bir yanindan milyonlarca kisi, dunyanin her bir kosesindeki milyonlarca websitesine, o websitelerinin sundugu bilgiye birkac tiklama uzaklikta. Bu heyecanli donem “Bilgi Donemi” ve biz, web tasarımcılar yeni yüzyılın bilgi savaşçılarıyız.

Sekiz sene once, web tasarimi ile ugrasmaya basladigimda, tasarimini yaptigim websitelerini ziyaret eden hemen hemen herkes, ayni zamanda web tasarimi ile ugrasiyorlardi. Halbuki bu genelleme, gunumuzde inanilmaz derecede degisti. e-Devlet, e-Ticaret projelerinin artmasi; baglanti hizlarinin artmasi; bilgisayar fiyatlarinin ve Internet baglanti ucretlerinin ucuzlamasi ile birlikte, artik Turkiye’nin kucuk bir köyunun kahvehanesindeki bilgisayardan, liseli bir gencin cep telefonundaki Internet tarayicisina; yurtdisinda arama motoru ile bilgi arayan kisinin kisisel bilgisayarindan, bir sirket yoneticilerinin dizustu bilgisayarina kadar bircok arac, her gun, her saat, her dakika websitelerimizin kullanicilari haline geldi. Bu gelismeler daha bircok yeni gelismelere yon verirken, bircok sorunuda beraberinde getirdi. Sitelerimiz kullanilabilir mi? Websitelerimiz erişilebilir mi? Sundugumuz bilgi rahatlikla goruntulenebiliyor mu? Tasarladigimiz menu, kullanicilarimizin istedikleri bilgilere ulasmalarina yardim ediyor mu? Kullanici deneyimini maksimize edebiliyor muyum? Kullanicim o kadar rakip sirket websitesi icinde beni yeniden ziyaret edecek mi?

Bu sorulari daha da cogaltabiliriz. Fakat bu sorulara dikkatli bir sekilde bakacak olursaniz goreceksiniz ki, bu sorular, bizim kendi kendimize birkac yil once sordugumuz sorulardan cok farkli. Birkac yil once sordugumuz sorularin hemen hemen hepsi teknoloji ile ilgili iken gunumuzde sordugumuz sorular, kullanici, servis ve hizmet ile ilgili. Kim takar teknolojiyi?

(asagidaki kisim benim yorumlarimdir. Kitabin giris bolumunde yer almayacaktir)

Evet. Teknoloji kimin umurunda? Bu cumleyi bilerek soru isareti ile bitirdim. Cunku, onemli olan teknolojinin kimin icin olusturuldugudur. Ne yaptigi ve nasil yaptigi degil. Butun projelerinize bu soru ile baslayin: Teknoloji kimin umurunda? ve daha sonra, urettiginiz urunun sonuclarinin unlem ile bitirin. Yani, oyle bir urun uretin ki teknoloji "gorunmez" olsun. Oylesine gorunmez olsun ki kullanici bu teknolojisiz yasayamayacagi halde sahip oldugunun farkina bile varmasin. Araba gibi, elektirik gibi, ates gibi. Yani, Kim takar teknolojiyi!



Top
Menu