Projeniz Alabora Olmasin

Projeniz Alabora Olmasin

Yaklaşık 2 hafta önce yazdığım bir yazıda, düşünce şeklimi değiştiren bir kitapdan bahsetmiştim. Bu kitap bana önemli bir konuyu, günlük iş yaşantımda kullanmayı öğretti: "Tarihde ki tasarım/mühendislik hataları".

TARIHDEN DERS ALMAK

Tarihde birçok tasarım ve proje işleyiş hatasına rastlamak mümkün. Bunlardan bir tanesi hakkında bir yazı yazmıştım. Yazım SA80 tüfekleri ile ilgili idi. Başka örnekler de var ders alabileceğimiz: C5 arabaları, Milenyum Köprüsü, Denver Uluslararası Havalimani, Challenger Uzak Gemisi, Zeplin Balonları v.b. Bütün bu tarihi, gerçek olaylar, inanılmaz dersleri saklıyor içinde. Maalesef bu derslerden birçoğumuz payımızı alamadık çünkü halen birçok projede, bu hataları tekrar ediyoruz. Hani şu "Eğer tarihden ders alınsa idi..." hikayesi.

Bu tarihsel tasarım hataları içinde beni en çok etkileyen ve benim en çok örneğini verdiğim olay ise Vasa Savaş Gemisi. İki hafta önceki yazımda bu konuyu yazacağıma dair söz vermiştim, işte size Vasa Savaş Gemisı:

VASA'NIN ACIKLI HİKAYESİ

İsveç'de bir yıl içinde 17 tane "bayrak günü" vardır. Bayrak günleri, tatil değildir fakat eskiden, bayrak günlerinde, İsveç bayrağı sallandırmayanlar, cezaya çarptırılıyormus. Artık böyle bir ceza uygulaması olmamasına rağmen, yine de "bayrak günlerinde" İsveçliler, bayraklarını evlerinin balkonlarından, işyerlerindeki bayrak direklerinden sallandırıyorlar. İşte bu bayrak günlerinden biri de 6 Kasım. Bu güne "Yüce Gustav Adolf Günü" deniliyor.

Gustav Adolf, "yüce" ünvanına ulaşmış tek kral İsveç tarihinde. Bu kralin yüceliği, yaptığı/kazandığı savaşlardan ve savaşlardaki akılcı tatiklerinden geliyor. O zamana kadar geleneksel tatikleri yürüten İsveç krallarından farkı, savaş meydanlarına mobiliteyi yani taşınabilirliği getirmesi. Mobiliteyi yanlızca karada görmemiş Adolf. Aynı zamanda denizlerde de üstünlük sağlamak istemis. Zaten bu nedenle de, İsveç tarihinin en büyük ve en pahalı gemicilik projesini başlatmış 1625’de. Bu projenin adı VASA

Vasa Savas Gemisinin resimi

 

İNSAAT BAŞLIYOR

Gustav Adolf, 16 Ocak 1625'de, gemicilik konusunda ustalıkları ile ünlü Hollandalı gemi mühendisleri Henrik ve Arend Hybertsson ile 4 adet gemi yapımı için bir sözleşme imzalar. Bu sözleşmeye göre, Hybertsson kardeşler, 4 yıl içinde ikisi 33 metre ve diğer ikisi 41 metre olan 4 tane gemiyi Kral Adolf'a teslim edeceklerdi.

O dönemde gemiyi inşa eden atölyeler, kendi finansmanını kendi sağlamak zorundalardı. Para, ürün teslimatı sırasında alınıyordu. Bu iş, bir kral için bile olsa, finansman bulmak tamamen atölyeye kalmıştı. Hybertsson kardeşler, bu proje için finansman bulmakta zorlandırlar. Gustav Adolf ve üst düzey yetkililerine ulaşmakta neredeyse imkansızdı çünkü Gustav, bir savaş meydanından diğerine koşuyordu. Hybertsson kardeşler, finansman işini neredeyse bir yıl sonra tamamlayabildiler.

1625 yılının Eylül ayında Kral Adolf, 10 tane savaş gemisini, şiddetli bir fırtınada kaybetmesi sonuçu, Hybertsson kardeşler ile temasa geçip, iki küçük (33 metre) geminin ilk etapda tamamlanmasını ve kaybedilen gemilerin yerine geçmesini istedi. Bu zaten çok dar olan proje bitiş sürecini zorlaştırmış oldu.

1626 yılının ilk aylarında, gemi inşaatı başladı. Hybertsson kardeşler, ilk önce küçük 33 metrelik geminin inşaatına başladı. İlk yapılan işlem, 33 metrelik bir ağaç bulup, kesmekti. Proje basit ve geleneksel bir gemi projesi idi. O dönemde, savaş gemileri, düz tabanlı, bir açık bir tane de kapalı silah güvertesinden oluşuyordu. İşlem, neredeyse gunumuzun fabrikasyon uretimi gibiydi. Hemen hemen bütün gemiler birbirinin kopyasiydi ve bu nedenle birçok gemi yapımcısı, plan, çizim gibi araçlara gerek duymuyorlardı. Tek güvendikleri, yillarin onlara verdigi "tecrübe" idi.

KRAL'IN SONU GELMEZ İSTEKLERİ

Fakat bu proje herhangi bir proje değildi. Tecrübe, bu işi bitirmek için yetmeyecekti çünkü Kral, gönderdiği bir başka mektupta, küçük geminin 33 metre değil 36.5 metre olmasını istedi. O dönemde, kesilen ağaçlar, geminin boyuna uygun olarak kesiliyordu. Kral'in bu emri, gemi projesinde çalışanların tepkisine neden oldu. Halbuki, bu ikinci mektup, yalnızca gelecekteki isteklerin bir işareti idi çünkü Kral, o dönemde Danimarkalıların 2 kapalı, 1 açık silah güverteli çok büyük bir gemi yaptıklarına dair bir dedikodu üzerine Hybertsson kardeşlere yeni bir mektup gönderdi. Bu mektupda Kral, yapılacak geminin 42 metre olmasını ve ikinci kapalı silah güvertesinin eklenmesini istedi.

O döneme kadar, 2 kapalı, 1 açık silah güvertesi duyulmuş ya da yapılmış bir şey değildi. Birinci 36.5 metre isteği üzerine eklenen yamalar ile birlikte yeni istek ile birlikte tabana 4. yama eklendi. Projede çalışan hiç kimsenin Kral'a "hayır, olmaz" deme gibi bir cesareti yoktu.

İstekler bu kadar ile sona ermedi. Kral'in uzunluk ile ilgili isteklerine, gemide bulunacak gülle, top ve küçük silah sayısındaki artışlar da eklendi. Kral, orjinal planda yer alan büyük silahların sayısını iki katına çıkardı. 30 olan sayı, 60'a çıktı. Bu silahların her birinin ağırlığı 1.5 ton idi ve bunun üzerine birçok orta ve küçük silah ve ayrıca yine o dönemde yeni bir teknoloji olan kiremit fırın eklenince, geminin ağırlığı, geminin iskeletinin kaldırabileceğinden daha ağır bir hale geldi.

Bütün bunların üzerine Kral, geminin dış görünümünün şaşalı olmasını da istedi. İşlemeler, figürler, kabartmalar ve kaplamalar. Zaten çok pahalı bir proje haline gelen Vasa projesi bütçesine, yeni bir yük daha katılmış oldu.

MİMARIN VEFATI

Bütün bunlar gelişme gösterirken, bir anda hic beklenmeyen gerçekleşti. Proje müdürü ve baş mimar Henrik Hybertsson, uzun süreli hastalığının sonucunda hayatını kaybetti. Bu proje için yazılmış ya da çizilmiş hiçbir planın olmaması, birçok fikrin ve fonksiyon tanımlarının Henrik'in beyninin, düşüncelerinin içinde saklı olması, Henrik'in ölümü ile birlikte, projeyi kaos içine sürükledi.

Temmuz 1628'in başlarında, gemi tamamlandı. Geminin denize sürülmeden önce test edilmesi gerektiği düşünüldü. Bu testleri seyretmeleri için İsveç Ordu Amiral'i ve ayrica geminin kaptanı davet edildi. Yapılan test kısa ve çok basitti. Geminin güvertesine 30 kişi çıktı ve bir uçtan diğer uca, bir kenardan diğer kenara 15-20 dakika boyunca koşmaya başladılar. Test sonucu iç karartıcı idi. 30 kişinin çılgınca koşmaları sonucu, gemi neredeyse alabora olmak üzere iken, Amiral, testlerin durdurulmasını ve geminin bir an önce denize indirilmesini emir verdi. Test sonuçlarından Kral Adolf'un haberi bile olmadı.

İLK VE SON YOLCULUK

10 Ağustos 1628 günü, Majesteleri İsveç Deniz Harp Ordusunun yepyeni gemisi olan Vasa, hayatının ilk seferini yapması için denize indirildi. Yüzlerce kisi, limanda sevinç çığlıkları ile uğurladı gemiyi. Aynı sevinç çığlıkları, gemi güvertesindeki 150 kişiden de geliyordu. Gemi, 1.5 kilometre kadar yol aldı ve küçük bir rüzgar yardımı ile alabora oldu. Bu, yalnızca, İsveç tarihinin o zamana kadar ki en pahalı savaş gemisinin değil aynı zamanda güvertede bulunan 50 kişinin de son yolculuğu oldu.

NE OLDU? VE ALINACAK DERSLER!

Bütün bu yazdıklarımın bizimle ne alakası var? Eğer yazdıklarımı günlük iş hayatınızdaki projelerle ilişkisini kurabiliyorsanız, göreceksiniz ki 1600'lu yıllarda yapılmış olan proje hataları, günümüzdeki projelerde yapılan hatalardan çok farklı değil.

İşte VASA'da ve bizim gorev aldığımız projelerde ortaya çıkan ortak sorunlar:

1- Proje süresindeki baskı

Kral, fırtınada kaybettiği gemilerin yerini alması için yaptığı baskı, günümüzdeki projelerde rastladığımız müşterileri baskılarından çok farklı mı sizce? Birçok proje, plansız bir şekilde başladığından, proje süreç seması çıkarılmadığından, müşterinin baskıları ile tamamen test edilmeden, fonksiyonlar tamamen işlevsel olmadan bitmek ya da teslim edilmek zorunda kalmıyor mu? Halbuki bu sorunu, proje süreç şeması, proje planı ile çözmek gerekiyor.

2- Projenin özelliklerinde değişim

Müşteriler, size verdikleri projenin ana nedenini tamamen belirlememesi, rakip şirketin ürünleri, teknolojideki değişiklikler, kullanıcı gereksinimindeki değişiklikler ve sırf "iyi olur" inancı ile oluşan yeni istekler nedeniyle belirli özelliklerle başlayan projenin boyutları değişmekte. Bütün bunlar hem projenin gelişimine hem de sonuca etki etmektedir. Bütün bunların üstesinden gelebilmek için projenin başlangıç aşamasında iyi şekilde planlanması ve plana sağdık kalınması gerekmektedir. Sırf "iyi olur" diye, ürün üzerine fonksiyon eklemek hem ürün için hem de projenin gidisadi için tehlike oluşturmaktadır. Ürüne eklenecek her yeni özellik, yeni bir proje olarak değerlendirilmeli, gerektiğinde müşteriye "Hayır" denebilmesi gereklidir. Eğer özellikler değişebiliyorsa, planda değişebilir. Bunu unutmamak gerekiyor.

3- Detaylı Plan Eksikliği

Vasa projesinin başlangıcı, Hybertsson kardeşler için herhangi, alışagelmiş, geleneksel bir projenin ötesinde değildi. Bu nedenle, plan yapılmadı ve proje karmaşık bir hale gelince, proje plan eksikliğinin yarattığı sorunlar yaşanmaya başladı. Aldığınız proje, çok basit bir proje olsa bile, plan yapmalısınız. Bu plan içinde en önemli kişim özelliklerin, sürecin ve yükümlülüklerin belirlenmesi olmalıdır. Ayrıca, proje plani, proje çalışanlarından birinin değişmesi sonucunda çıkabilecek herhangi bir problemi, sorunsuz bir şekilde çözmenizi sağlayacaktir.

4- Teknolojinin Sınırlarını Bilmemek

Birçok proje, teknolojinin sınırlarını ve seviyesini iyi tespit edemeyen proje müdürleri ve müşteriler yüzünden başarısızlığa uğramaktadır. Bu tip problemleri önlemenin tek yolu, kullandığımız teknolojinin anlamını kavrayabilmek ve sınırlarını tespit edebilmekten geçmektedir. Ayrıca, bütün bunları müşteriye iletilmesi bizim görevimizdir.

5- Kullanılabilirlik Testlerinin Yetersizliği

Bir proje, test edilmeden piyasaya arz edilirse, çıkacak sorunlar, projenin kendisinden bile büyük olabilir. Yapılan bir araştırmaya göre, bir projenin bütçesinin yüzde 80’i, ürün piyasaya çıktıktan sonra, yapılan hataların tamiri için harcanmakta. Halbuki yapılacak kullanılabilirlik testleri, ileride ortaya çıkabilecek problemlerin, daha önceden tespitini sağlar ki bu hem bizim iyi bir ürün çıkarmamızı hem de bu ürünü kullanıcak kişilerin, ürünü beğenip, tercih etmelerini sağlayacaktir.

Birçok tarihi projenin aşamaları, bizim bugün uyguladığımız projelerdeki aşamalarında çok farklı değil. Amac, tarihde yapılan hataların tekrarlanmaması.

Son bir hafta içinde 3 tane gerçekten ilginç ve güzel makale okudum proje yönetimi ile ilgili. İlginizi çekebilir:



Top
Menu