ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Teknolojik Hastalik: Reklam Korlugu

16 Mayıs 2005

Bircok ucretsiz bilgi veren websitesi (sanal gazete, portal, forum v.b.), reklam gelirlerine ihtiyac duyduklarindan, sitelerinde reklam pankartlari (banner) bulunduruyor. Ve bircok online reklam kampanyasi, tiklama-istatistikleri yontemi ile bu websitelerine belirli bir ucret oduyorlar. Buraya kadar hersey cok guzel. Mantikli bir yontem. Fakat “Web Tasarimi: Insan Bilimi” yazimda da belirttigim gibi, web icinde cogu zaman mantik yontemleri islemiyor.

Bircok kisinin -ozellikle Kuzey Amerika’da, Internet’de harcadigi zaman, magazine, radyolara ve gazetelere harcanan toplam zaman ile ayni seviyede. Internet’de harcanan zaman, cok az farkla TV’ye harcanan zamandan daha fazla. Fakat buna ragmen 2003 yilinda radyo, magazine ve gazetelere harcanan toplam reklam masraflari 80 milyar dolar, TV’lere harcanan 60 milyar iken, bu rakam Internet icin 7 milyar dolarda idi. Bu demek oluyor ki bircok reklam veren sirket, halen Internet uzerindeki reklamlara guvenmiyor ya da TV, radyo, gazetedeki reklamlar kadar etkili olacagina inanmiyor. Bu inancin nedeni ise reklam metodu.

Reklam Körlüğü

1998 yilinda, Benway ve Lane arastirma takimi, cok ilginc bir arastirmanin sonuclarini yayinladi. O gunden bu gune, bu arastirmanin sonuclarini bircok kullanilabilirlik muhendisi test etti ve sonuclar, orjinal arastirma sonuclarina cok yakin cikmaya devam etti. Yapilan bu arastirmalarin tek bir sonucu var. Bizler reklam pankart (banner) körüyüz.

Arastirmanin kisa ozeti, bizler, bir websitesinde, reklam gibi gorunen tum elementleri gormezden geliyoruz. Hatta bu elementler, reklam olmasa bile. Yani, websitesinde yer alan ve gorsel olarak sayfanin diger elementlerinden farkli olan her turlu icerigi, teksti, resimi atliyoruz.

Fakat, 1998’den bu yana degisen bircok sey var. Ornegin, 2003 yilinda sanal reklam gelirleri yuzde 6 artis gosterdi. Arama motorlarina bagli reklam harcamalari yuzde 182 artis gosterdi 2004 yilinin ilk ceyreginde. Yine 2003 yilinda geleneksel reklam pankart harcamalari bir onceki yila gore yuzde 12, sponsor harcamalari ise yuzde 33 kayip gosterdi.

Butun demek oluyor ki, Internet kullanicilari, kendileri ile alakali olmayan reklamlar yerine, arastirdiklari konular hakkinda yani kendilerinin isteklerine gore olculup bicilmis reklamlari gormek istiyor. Hatta reklam gormek yerine, bu reklamlarin, icerik ile birlestirilmis yani icerige injekte edilmis seklini gormek istiyor.

Gelecekte Reklamlar Degisecek

Kisisellestirilmis ve icerige enjekte edilmis reklam metodu bir cok gorsel iletisim aracinda da uygulanmaya baslandi. Ornegin bircok kisinin zevkle seyrettigi “24” dizisindeki tum araclar Ford marka. Ford, bu dizinin reklam aralarinda, geleneksel reklam verme yontemine degil, dizinin icine enjekte edilmis reklam yontemini uygulamayi secti. Ford’un tek sarti, kotu karakterlerin Ford marka araba kullanmamalari idi. Diger bir ornek ise “Desparate Housewives” dizisinin basrol karakterlerinden birinin Buick marka arabalarinin tanicitiligini yapmasi dizi icinde. Bu tip TV orneklerinin sayisi her gecen gun artmakta. Bu tip ornekleri sinema filmlerinde de gormekteyiz. Castaway filminde Tom Hanks’in FedEx icin calismasi gibi.

En efektif reklam turu: Arama Motorlari

Gelecekte, bircok websitesi, geleneksel reklam pankartlari yonteminin yerine, akilli bir sekilde icerik icine enjekte edilmis reklam yontemlerini kullanacak. Bunu simdiden uygulayan bircok websitesi var. Google AdSense’de zaten bu tip bir inanisin urunu. Forrester sirketinin yaptigi bir arastirmaya gore, arama motorlarinin urettigi reklamlari efektiflik oranin yuzde 96. Geleneksel reklam pankartlarinin efektiflik oranin ise yuzde 42, popuplarinki ise yuzde 23'de kaliyor.

Zaten bu nedenle Google, harita isine girdi, yoresel arama motoru uretti ve simdi de cep telefonu reklam isine girmek uzere. Cunku Google biliyor ki bircok kucuk ve orta olcekli sirket, pahali oldugu icin geleneksel medyada reklam veremiyor ve yine bu sirketlerin musterilerinin buyuk bir cogunluk 100 kilometrelik bir alan icinde yani lokal.

Pazarlama sohbetdir - Cluetrain

Sohbet turu pazarlamanin en yakin zamanlarda gordugumuz orneklerinden biri, Marqui sirketinin blog okurlarini hedef alan reklam yontemi. Marqui sirketi, populer bloglara, Marqui’nin urunlerinin yazilari icinde bahsetmeleri karsiliginda belirli bir ucret odeyecegini vaad etmisti. Sonuclar ve tepkiler beklenen reklam getirisini kazandirmadi Marqui sirketine fakat gelecekteki gelisim hakkinda bize bir fikir vermis oldu. Zaten, bircok sirket blogununda varolus sebebi ayni. Yani, urunlerini, geleneksel reklam yontemlerinin disinda, sohbet turunde tanitabilmek.

Yakinda, bircok websitesi ve bloglarda icerik icine enjekte edilmis reklamlari gorecegiz. Ornegin, devamli okudugumuz bir blog icinde, blog sahibinin yeni cikan bir muzik albumunu ne kadar begendigini soylemesinden; kullandigi bilgisayar faresinin ne kadar is verimini artirdigina kadar bircok parasi odenmis icerik reklamlari.

Sizi bilmiyorum ama ben bu tip reklamlari, sacma sapan, hicbir kisisellestirilmis nedeni olmayan reklamlara tercih ederim. Onemli olan sanirim bunlari yapacak kisilerin, reklamini yaptigi urunlere gercekten inanmasi ve guvenmesi.

Siz ne dersiniz?

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 19:10 civarı yazılıp Web Stratejileri dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | | |
 

Bu yazıya ait 10 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 17 Mayıs 2005 6:06 tarihinde, musti demiş ki:

Bence web bloglar reklam işine bulaşmamalı. Zaten normal sitelerde bol bol görüyoruz reklamları. Birde bloglarda görmek hatta konunun içine işlemiş şeklini okumak beni o blogdan soğutur.

2. | 17 Mayıs 2005 17:23 tarihinde, evrim demiş ki:

harika bir yazı.
bloglar içine gömülmüş reklam alınması olayını şahsen istemem. ama içeriğin yanında çıkan Google AdSense gibi reklamlar gerçekten efektif. Belki hayatım boyunca hiç reklama tıklamamış olan ben, son zamanlarda kendimi reklama tıklamamak için zorlamaya başladım. Konuyla ilgili bir sayfada gezerken konuyla ilgili reklam görünce gerçekten merak edip tıklamaya başladım.
yine de bloglar içine tarif ettiğin şekilde reklam alınmasın, gerçekleri saptırmak olur. gerçekten beğenmediğim bir şeyin reklamını yapmayı şahsen istemem. bundan sonra blog yazarlarına samimiyet konusunda nasıl güveneceğiz diye de bir sorun çıkıyor tabi...

3 17 Mayıs 2005 18:37 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Onemli olan reklamlarin bize transparan olmasi saniyorum. Ben, eger bana birileri "24" dizisine Ford'un sponsor oldugunu soylemeseydi, bunun farkina bile varmayacaktim.

Baska bir konu ise, bu konunun suiistimal edilmemesi. Ornegin yine 24 dizisi icinde, Ford yetkilileri, dizinin basrol karakterinin (Jack Bauer) Ford'un pickup turundeki bir kamyonetini surmelerini istemisler ve dizinin yazar ve yonetmeni, boyle birseyin komik gorunecegini, bir CTU ajaninin gercek hayatta boyle bir arabaya sahip olma ihtimalinin az olacagini belirtmisler. Yani kisacasi odun vermemisler.

Ornegin, bana hickimse burada, Microsoft Serverlarinin reklaminin yaptiramaz. Cunku inanmadigim bir urun.

Bence, bloglarda reklam gorecegiz ilerde. Onemli olan bizim onlara ne kadar guvendigimiz degil, onlarin reklam urunune ne kadar guvendigi. Cunku eger bir blogu okuyorsan, bu demektir ki (genellikle) o kisinin fikirlerine guveniyorsun ya da soylediklerine katiliyorsun.

4. | 19 Mayıs 2005 15:23 tarihinde, nivthum demiş ki:

zaten blog`larda reklamlar karsiliksiz yapiliyor, yani seyredilen bir film, kullanilan bir ürün (araba, parfüm, dijital kamera vs...) anlatiliyor ve dolayli/direk, olumlu/olumsuz bir reklam cikiyor ortaya, reklami yapilan firma da bes kurus ödemiyor.. Tabi senin degindigin nokta bilincli bariz bir reklam olayi ve sektör olma yolunda...

5. | 22 Mayıs 2005 17:51 tarihinde, oky demiş ki:

peki ya blog'lar kamufle edilmiş reklamları yazıların içine soktuğunda biz onun reklam olduğunu fark edebilcek miyiz? çünkü nivthum'un da dediği gibi zaten birçok blog'da reklam mevcut "şu filme gittim, bittim", "şu kitabı mutlaka okuyun" gibi. yani bu söylemlerin bir karşılık için olup olmadığını ayıran ne olacak? yoksa bu reklam türü çoktan başladı da biz mi anlamıyoruz? ne yani bundan sonra kimseye güvenmeyecek miyiz? paranoyak mı oluyoruz yoksa?

adı üstünde reklam, işin içinde çirkinlik olacak tabi.

6. | 27 Mayıs 2005 14:52 tarihinde, Kara demiş ki:

İnternet reklamları konusunda yaptığın şu yoruma kesinlikle katılıyorum.:

"Gelecekte, bircok websitesi, geleneksel reklam pankartlari yonteminin yerine, akilli bir sekilde icerik icine enjekte edilmis reklam yontemlerini kullanacak. Bunu simdiden uygulayan bircok websitesi var."

Ben internete çok fazla reklam veren bir şirkette çalışıyorum ve eskiden daha çok banner yoluyla ilan verirken şimdi arama motorlarına "akıllı reklamlar" vermeye başladık. Ve bu yöntemin kesinlikle daha etkin olduğunu sonuçlara bakarak gözlemledik.

Bir diğer tercih edildiğini gözlemlediğim yöntem:ise "giydirme" tabir edilen yöntem. Türkiye'de bir çok şirket ekşisözlük'te bu yöntemi uyguluyor. Farklı olduğu için de dikkat çekiyor.

7. | 22 Ekim 2005 0:58 tarihinde, ümit renk demiş ki:

bence günümüz pazrlamasında reklamın cok büyük önemimi var. ama bunu işletmeler tüketiçileri aşırı reklam bombardumanınan tutarak reklamların degerini ve pazarlamadaki önemini yitirmesine neden oluyor.bunun en önemli nedeni ise ürünlerinde farkındalık oluşturmak oluşturuyor ama bu farkındalık yerine tüktiçilerin giderek bilinçlenmesi işletmelr için zarar veriyor bunun nedeninde işletmelerde sosyal sorumluluk yüklenme cabasından kaçmalrıdır.günümüzde en büyük tutundurma cabaları arasında yeralan sponsorluktur hem sosyal sorumluluk yerine getirilmiş oluyor hemde tüketiçilerin işletmere karşı takıldığı zolumsuz düşüncelerden soyutlor.

8. | 04 Aralık 2005 19:47 tarihinde, hayalci demiş ki:

Ben blog reklamlarının geleceği olduğuna inanıyorum.
Özellikle de reklamın niteliği - izlenme oranıyla birlikte
etkinliğinin de dikkte alınmasıyla birlikte bu sonucu
görebileceğiz.
Şöyle ki,blog reklamıyla belki satışları artıramayabiliriz,
fakat marka sadakati ve bilinçli tüketici kitlesi oluşturma yolunda
önemli katkıları olacaktır.
Özellikle de işini dürüstçe yapan, kaliteye önem veren, müşteri
memnuniyetini ilke edinmiş işletmeler, bunun yararını kavrayıp
üzerine eğileceklerdir.

Bu nitelikte olduğu zaman kullanıcı (yani bizler,hepimiz),
bu tür tanıtımlardan rahatsız olmak bir tarafa, belki de takipçisi olacağız.

Örnek 1: "motor katili" bir toz süzgeci olduğunu bilseydim, çok
güvendiğim markanın elektrik süpürgesini almazdım.Bir dahaki sefere
elektrik süpürgesi alırken ilk bakacağım yer,toz torbasının konulduğu
hazneden motora hava geçişini sağlayan boşluğa konulan toz süzgeci olacak.
Ve bu deneyimimi yüzyüze görüştüğüm herkesle paylaştığım gibi, blog sayfamda
da yayınlamamın bir zararı olacağını düşünmem.

Örnek 2: dijital fotoğraf makinesi ihtiyacım için "kaliteli markalar" ile
"uygun fiyat" kriterlerine göre birçok ürün arasından birini aldım.
Aldığım ürün en iyi markalardan biriydi, üstelik oldukça cazip bir
fiyata da aldım, gel gör ki kullanım tecrübem bu makineyi derhal
elden çıkarmaya itti.Ben ihtiyacımı göremiyorsam, iyi marka ,iyi fiyat
olsa neye yarar.
İhtiyacım olan özelliklerin ise Ricoh'ta olduğunu ise forumlardan
öğrendim.Artık megapixel'ler,süper markalar ,uygun fiyat
üçgeninin merkezine "kullanışlılık-işe yararlık" kavramlarını ekledim ki
bunlar diğer üçünden daha önemli.

Örnek 3: Hepimiz marketten bal alırken "gerçek bal" ile "Çin'den getirilmiş
kimyasallardan üretilen sahte balı" ayırt edebilmeyi isteriz.
Bu isteğimizi neden bir bal üreticisi değerlendirmesin?

Bununla birlikte, bloglarda kasıtlı reklamın sakıncasına hiçbir
ihtimal vermiyorum.Şöyle ki, bu tür reklamlar tam anlamıyla "kabak gibi"
belli oluyor.Nasıl olduğunu bilmiyorum ,sanal ortamdayız, herşey dijital
ama siz gizli reklamı hissediyorsunuz.Durum böyle olunca da
, bunun zararını blog yazarı ile reklam veren prestij kaybı olarak
derhal tahsil edecektir.

Blog reklamlarının öneminin kavranması için, reklam verenlerin
"reklamın etkinliği" ile ilgili yeni keşifler yapmasını beklemeliyiz.
O zaman gelince "Şu amaç için, şurada, şu şekilde reklam yayınlamalıyız."
diyecekler, ve blog reklamları da hakettikleri yeri bulacak.

Google text reklamlarını ortaya attığında "işin uzmanları" bıyık
altından gülüyorlardı.
Şimdi, "Her taklit, orijinalinin kalitesini tescil eder."
cümlesinin haklılığına şahit oluyoruz.

Evet, şimdi de reklamlar :))

9. | 28 Ocak 2007 19:15 tarihinde, kübra demiş ki:

ya her şey güzel hoş ama neden Türkçe ifadeler kullanmıyorsunuz? Neden ingilizce yazı diliniz anlamıyorum. Biz Türkiye'de yaşıyoruz ve bu ülkenin ana dili olarak Türkçeyi kullanmamız lazım. Lütfen bir daha böyle hatalr yapmayın ve Türkçe yazı dili kullanmaya gayret edin.

10. | 07 Haziran 2007 9:50 tarihinde, azad demiş ki:

ben teknolojinin zararları olduğuna inanıyorum.
çünkü kimyasal silahlar üretiliyor.bu kimyasal silaahlar ince
bir düzen içinde olduğundan en küçük bir şeyden patlamasına neden
olur.buda inanılmaz felaketlere neden olur
kuresel ısınma ise sanayi devriminin gelişmesiyle CO2 gazlarının ozon tabakasını delmesi sonucunu ortaya çıkartmıştır


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?