Nerede Sirket Bloglari? 1
13 Şubat 2005
Dun aksam “Cluetrain Manifesto” kitabini bitirdim. 2001 yilinda kitapcilarin raflarina cikan bu kitap, simdi ucretsiz olarak online okunabiliyor. Kitap, teknolojinin ozellikle Internet’in, sirket-tuketici iliskilerini nasil etkilediginden bahsetmenin yani sira, Internet’in nasil bir tuketici ve market yarattigindan da bahsediyor. Cluetrain Manifesto tek kelime ile harika. Bu kitapdaki en onemli nokta ise "pazar sohbetdir" yaklasimi. Buradan yola cikip pazarlamanin sohbet oldugu sonucuna varmaya calisiyor. 1999 yilinda yazimina baslanan bu kitap, 6 yasinda olmasina ve teknolojinin ozellikle Internet’in son 6 senede bircok degisik gelismeler surecinden gecmesine ragmen. "Cluetrain Manifesto" bence guncelligini kaybetmemis bir kitap. Garip, teknoloji kopek yasi hizi ile buyurken, sirket stratejileri halen insan omru hizinda...
Bircok sirket, urunlerini satin alanlari "tuketici" olarak gormekte. Onlara isim vermeden, sayisal degerler, istatistikler ile ozlestirmekte. Halbuki sirketler, "tuketici" kelimesinin yanlizca bir mecaz oldugunu; "musteri" kelimesinin ise gercek insan oldugu anlayisini tamamen gozden kaciriyor. Piyasalarin genisledigi, teknoloji sermayesinin farksizlastigi, rekabetin bir fare tiklamasi kadar yakinlastigi, kalitenin birbirine benzedigi, fiyatlarin ucuzladigi gunumuz piyasalarinda, fark yaratan noktalardan bir kaci marka, musteri hizmetleri/memnuniyeti ve pazarlama teknikleri. Ozellikle sanal alisveris yapanlar bunlarin farkinda. Bu piyasalarda degisen baska bir sey ise tuketici davranislari. Internet caginda, tuketicilerde akillandi. Teknoloji artik bizim akilli tuketici olmamiza yardim ediyor.
Diyelim ki ben bir dijital kamera satin almak istiyorum. Internet’den once, eger kamera almak isteseydim, kamera satan bir magazaya girip, satis elemani ile konusup, satis elemanin tavsiyelerini dinleyip, bir tane kamera satin alirdim fakat Internet ile birlikte bu tamamen degisti. Oncelikle ne tip bir kamera almak istedigime karar verirdim. Diyelim ki 6 megapixel bir kamera satin almak istiyorum. Google’da “digital camera” sozunu aratip sonuclara bir goz atardim. Steve’s Digicam sitesindeki 6 megapixel kameralarin ozelliklerini karsilastirirdim. Diyelim ki Fuji FinePix E550’yi begendim. Daha sonra Digital Camera Review sitesindeki teknik uzman yorumlarini okuduktan sonra epinions daki bu kamerayi daha onceden almis kisilerin yorumlarina goz atardim ve daha sonra Froggle’dan fiyatlara bakip, bir sanal alisveris sitesinden bu kamerayi alirdim.
Yukaridaki surec icinde gordugunuz gibi, benim gibi bircok tuketici, teknolojiyi kendi yararlarina kullanarak, geleneksel alisveris modelini degistiriyorlar. Peki sirketler geleneksel pazarlama tekniklerini degistirdi mi bu surec icinde? Maalesef hayir.
Artik hicbir tuketici, tuketici olmak ya da tuketici gibi muamele gormek istemiyor. Bizler tuketici degil, musteriyiz. Hic kimse, bir urunun pazarlamacilar tarafindan, kendilerine "pazarlanmasini" ya da “satilmasini" istemiyor. Bizler icten, gercekci, akilli ve durust "sohbet" istiyoruz. Bizler, "biz en iyiyiz, bizi al" pazarlama tekniklerine inanmiyoruz artik. Zaman degisiyor. Artik, sirketlerin yeni methodlar uygulamasi ve yeni teknolojilerden yararlanmasi gerekiyor. Bunlardan habersiz olan ve eski methodlar ile “tuketici” ile temasa gecen sirketler, piyasadaki paylarinin kaybediyorlar. Ornek mi istiyorsunuz? Iste size Kryptonite Kilitleri ornegi:
Kryptonite bisiklet kilitleri, yillar boyunca piyasada rakipsiz bir onderligi surduruyor ta ki birileri cikip bu kilitlerin o kadar da guvenilir olmadigini ve 10 saniye icinde kolayca acilabilecegini gosterene kadar. Bu, bircok blogda yayinlandi, bloglar birbirine linklendi, google bunlari indeksledi ve Kryptonite’nin hem satislari hem de guvenilebilirligi birkac gun icinde yikildi. Isin en acisi, sirket bunlari temizleyebilecek bir mekanizmayi devreye sokamadi. Sirket, “tuketici” diye adlandirdigi musterilerine, basit bir “sohbet” ile, durumu aciklayamadi.
Bu tip ornekler daha da cogaltilabilir. Peki sirketler ne yapmali? Nedir bu sirketlerin pazarlama icin kullanabilecekleri yeni teknoloji? Eger, “pazar/pazarlama sohbet” ise sirketlerin kullanacaklari yeni teknoloji de “weblog” dur.
Bir sonraki yazimda, sirketlerin, ozellikle sirket ust duzey yoneticilerinin neden “weblog” kullanmasi gerektiginden bahsedeceyim.
Beni twitter'de takip edebilirsiniz: @mehmet_dogan


Şu an blogları daha samimi bulsam da şirketlerin bu kaynağı tam anlamıyla keşfettikleri zaman blogları bir pazarlama yöntemi olarak kullanacaklarını düşünüyorum.
Açıkçası ben ürün tanıtımlarının yapıldığı sitelerde ürünler hakkında yazılanlara güvenip güvenmemek konusunda kararsızım. Bunun nedeni de ürünü satan şirket çalışanlarının sahte isimlerle yorum yazdıkları gerçeğini bizzat bunu yapan birinin ağzından duymuş olmam. Bana açıkça söylediği şey sürekli forumları takip ettiği ve ürün hakkında olumsuz yazı yazanları veya ürünü şikayet eden kişilere karşılık ürünü daha iyi tanıtıcı(!) yazılar yazdığıydı.
"Neden Şirket Blogları" başlıklı yazına da az biraz göz attım. Yabancı ülkelerde yöneticileri yazdıklarına samimi bir şekilde "blog"larına yansıtacaklarından çok daha şüphem yok. Ama Türkiye'de böyle bir uygulama olsa bunu yöneticinin adına şirketin Halkla İlişkiler Ajansı yapar. Yine işin kolayına kaçarız.
Sevgili Altıüstütasarım,
Pazarlama konularına merakını kutlarım.
Bu yazınla karşılaşınca, Türkiye Gazetesi'ndeki PAZAROLA köşemde 31 Ocak 2005 tarihinde yayınlanan aşağıdaki yazımı hatırladım. Zaten, bu yazı benim Blog işiyle daha yakından ilgilenmemin de başlangıcı oldu.
Bu konularla ilgilienenlerin iş hayatında da çoğalmasından elbette mutluluk duyacağım.
PAZAROLA
İSMAİL KAYA
pazarola@hotmail.com
Nükleer bir silah
CNN’e göre, son yirmibeş yılın ilk beş yeniliği, internet, cep telefonu, kişisel bilgisayar, fiberoptik ve e-mail imiş. Bunlar sayesinde gerçeği yanında sanal bir dünyayla da, yeni kelimelerle de tanıştık. “Blog”, Web log’un kısaltılmışı. Belli bir konu veya amaç etrafında insanları buluşturan, toplu halde veya kendi aralarında haberleşmelerini sağlayan, ortaklaşa kullanılan web sayfalarına veya e-gruplara verilen genel bir isim.
Önceleri amatör bir zevkle başlayan bu “blog”lar, iş âlemi için çok ciddî boyutlara ulaşmış. Technorati firmasının tahminlerine göre dünyada her gün 23.000 weblog yayına geçiyor. İnsanlar arasındaki ilişkiler, iletişim ve paylaşım havsala almaz boyutlara ulaştı. İnternet sayesinde güç dengeleri hızla değişiyor. Kendilerini serbestçe ifade edebilen insanların çoğalması, firmalar için bir “karabasan” anlamına da gelebiliyor. Artık firmalar borularını eskiden olduğu gibi keyiflerince öttüremeyecekler.
Söyleyecek sözü olan herkes, kolayca bir blog başlatabiliyor ve etrafına kendini dinleyecek yüzbinlerce, milyonlarca kişi toplayabiliyor. Ortaya amatör ama güçlü yeni bir medya çıkıyor.
İş gerçekten ciddî. “Bunları başlatanların hepsi çoluk çocuk, kendi aralarında gevezelik ediyorlar, resimler, müzikler, videolar alıp veriyorlar, bunlarla mı uğraşacağız? Hem kaç kişi internete giriyor ki?” diyemezsiniz. Bu “gevezelikler” herhangi bir mal, hizmet veya firmayla ilgili olmaya başlarsa, işte o zaman “yandı gülüm keten helva”. Yüzbinlerce insanın firmanızı veya ürünlerinizi çekiştirdiğini, dedikodunuzu yaptığını, kötülediğini, başına gelenleri cümle âleme ilan ettiğini bir düşünün. Şayet, bir asılır, üstüne giderlerse, en güçlü firmalar bile “tükürüklerle boğulur”. Tabiî, aynı “gevezelik” mekanizmasının, bazı firmaları “göklere çıkarması” da bir o kadar kolay.
Öyle ya da böyle, firmaların, sanal âlemde neler olup bittiğini yakından takip edecek elemanlar çalıştırmasının zamanı geldi de geçiyor bile. Bu eleman ekran karşısına geçip, internette gezinerek firmanın ve markanın bekçiliğini, polisliğini yapacak. Başlatacağı “akıllı aramalar” ve “akıllı bloglar” yoluyla sanal dünyada insanların “nefes alışlarını”, “nelerle ilgilendiklerini”, “nelerden memnun, nelerden şikâyetçi olduklarını”, “nelere gıcık, nelere aldırmaz davrandıklarını” öğrenebilecek.
“Kulaktan kulağa haberleşme” pazarlamada güçlü bir silah olarak onlarca yıldır bilinir ve kullanılır. Ama internet bunu adeta bir “nükleer silah” haline getirdi. Bisiklet meraklılarının “takıldığı” amatör bir sitede Kryptonite kilitlerinin tükenmez kalemin ucuyla bile kolayca açıldığı haberi yayınlanmış. Bir hafta sonra, 2 milyon kişi bu duyurudan, kilidin nasıl açılacağından, firmanın buna ne tepki verdiğinden, basının konuya nasıl yaklaştığından haberdar olmuş. Sonunda firma, 100 bin kilidi yenisiyle değiştireceğini açıklamak zorunda kalmış. İşin maliyetini bir düşünün.
....
Medya takip merkezlerinin ne işe yaradığını iş dünyamız iyi bilir. Hele TV ratingleri herkesin dilinde. Yakında internetin “ziyaret raporlarını” satıp para kazananları bile göreceğiz.
Blog işini ciddiye alalım.
uzun zaman önceydi, sanırım en azında 3-4 yıl olmuştur
blog benzeri bir fikir aklıma bir geliyor bir gidiyordu
fakat üzerinde durmayışım herhalde beni bir parlak fikrin getirisinden de mahrum etti
öyle görünüyor ki gerçekten de bu iş daha da farklı boyutlarla gümbür gümbür gelişiyor
nasıl yani derseniz; sanal alem bir süreliğine bizi dışarıdaki güzel havadan edecek
buradaki paylaşımlar herkesi ilgilendirecek boyutlara şimdiden ulaştı bile
teknoloji de bu hızla giderse çok geçmez 5 yıl sonra belki de sokakta yürürken
sanal alemde daha geniş ölçüde boy gösterebileceğiz
çok yuvarlak sözler söyledim ama eğer bazı şeyleri net göremiyorsanız bir rüya anlatır gibi
anlatıp sonuçta gerçekten ne olduğunu anlatmaktan uzaklaşabilirsiniz
ben gerçekte ne anlatmak istediğimden fazla uzaklaşmadan noktayı koyayım.
Gerçekten benim o kadar ilgimi çekiyor ki bu....
2 günle ........blogspot.com seklinde 50-60 tane unlu firmanin adi ile blog tanimladim..ben delirdim mi dedim bir ara kendime.Yaniliyor muyum diye düsünmeye basladim...
Bu kadar büyük firmalar hala nasil bu teknolojiyi takip etmezler ki...hem onalr önceden bu isimleri alsalardi ben de ugrasmazdim u bloglari tanimlamak icin!
Saygilarimla dostlara!
blog tanımlamasını kısaca nasıl ve nerden yapıyorsunuz acaba?
yöntemi anlatabilir misniz.
Mehmet,
Siten harika sanırım bitirene kadar ayrılmayacağım...Sen bitirme sakın, emi!
Kitabımı satın almak ister misiniz?