ALTI ÜSTÜ TASARIM – Mehmet Doğan

 
yazı arşivi|abonelik|site ve yazar hakkında|teknoloji kimin umurunda|tavsiye ettiklerim|iletişim
 

Melih Bayram Dede ile soylesi

08 Şubat 2005

Uzun yıllardır gazetecilik yapan ve yine uzun bir süredir Yeni Şafak’ta bilişim editörlüğü yapan Melih Bayram Dede, Turkiye'de sayilarinin az oldugu Turkce bilisim kitaplarindan birinin de yazari. Kitabinin ismi İnternet. Adindan da anlasilacagi uzere bu kitap "bilginin ve bilgilenme süreçlerinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılan bir güç olarak ortaya çıkan internetin geçmişini, bugünün ve işleyişini ele alan bir kılavuz niteliğinde". Ben Melih Bayram Dede ile kitaplari, gelecek projeleri ve Turkiye'de ki bilisim teknolojileri konusunda sohbet ettim.

1- Yeni kitabınız "İnternet" şu an kitapçılarda satılmakta. Niye böyle bir kitap yazma gereğini duydunuz?

Kitabımın amacı, internet konusunda genel ve temel bilgi sahibi olmak isteyenlere yol göstermek. Kısaca içerikten bahsedersem, daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Kitap, öncelikle internetin ilk ortaya çıkışından günümüze kadar olan süreci anlatıyor. Buna internetin tarihçesi demek de mümkün. İnternet, e-posta, FTP gibi temel kavramların ne olduğu konusunda bilgilerin yanı sıra, internette karşılaşılabilecek risklere karşı da okuyucuyu bilgilendirmek istedim. Virüsler, truva atları, hack, siber savaş, nano makineleri gibi konular da bu nedenle kitabın içinde yer alan konulardan. Echelon, Gebele, Carnivore gibi bireyler ya da devletlerin iletişimlerinin takibinde kullanılan "koca kulak"lara da dikkat çekiyor kitap. Bilgi zehirlenmesi, elektronik yayıncılık, e-kitap, spam, internet etiği, internet hukuku, e-ticaret gibi konular da kitapta yer alıyor.

2- Duyduğum kadarıyla yeni bir kitap üzerinde çalışıyorsunuz. Bu yeni kitap ne gibi konuları kapsayacak ve kimler okumalı?

İkinci kitabım şu an baskı aşamasında. İçeriği hakkında bir şeyler söyleyebilirim size. Son anda bir değişiklik olmazsa, kitabın adı "ENTER Komutanım" olacak. Bu ismi seçmemizin nedeni, kitabın siber savaş, elektronik harp sistemleri ve elektronik istihbarat konularına odaklanmış oluşu. Hemen yanı başımızda devam eden Irak Savaşı'nda elektronik sistemler ve bilgisayarların nasıl kullanıldığı, Irak'lı direnişçilerin interneti yepyeni bir propaganda silahı olarak kullanışı kitapta yer alan konulardan. Bu kitabı, kimler okumalı konusuna gelirsek, teknolojinin hayatımızda hangi kritik alanlarda kullanıldığını görmek isteyen, özellikle de bireylerin elektronik iletişimlerinin nasıl gözlendiğine şahit olmak isteyenler diyebilirim.

3- Dünyadaki diğer ülkelere baktığınızda, Türkiye'de İnternet ve Bilişim Teknolojisi nerede? Neler yapılmalı?

...zengin ve doğru bilgilerden oluşan içeriğe sahip web siteleri, toplumun bilgilenmesinde önemli rol üstleniyorlar.

Türkiye'de internet ağları konusunda ciddi bir altyapı sıkıntısı var. Şu anda Türk Telekom'un dışında bir genel altyapı şebekesi yok. Tüm bireysel kullanıcılar kadar, abonelerine internet erişimi satan servis sağlayıcılar da Türk Telekom'a bağımlı; çünkü herkes direkt ya da endirekt Türk Telekom'un müşterisi konumunda. Bu da ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yıllarda meydana gelen Cezayir Depremi nedeniyle, okyanusta bulunan bir fiber kablonun kopması bir ay süreyle Türkiye'nin dış dünyayla bağlantısını kesmişti. Yine 2004'ün son ayında meydana gelen 5-6 saatlik internet kesintisi, Türkiye'de işlerini internete taşıyan kişi ve kurumları mağdur etti. Bu kesintiyle ilgili de Türk Telekom, net bir açıklama yapmadı. Bir şeylerin üzerini örtme gayreti görüyorum. Türk Telekom Genel Müdürlüğü kesintinin ilk saatlerinde sessizliğini sürdürürken, ilginçtir, Bolu Telekom Müdürü açıklama yapıyordu, "Router (yönlendirici) arızalanmış!" diye. Ancak ilerleyen günlerde, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "siber atak" yapıldığını, yani Türk Telekom ağlarına dışarıdan saldırı olduğunu açıkladı. Sonuçta, ne Türk Telekom ne de bu kurumun bağlı bulunduğu Ulaştırma Bakanlığı'nın açıklamaları birbiriyle bağdaşıyor. Son olarak, olaydan 10 gün geçtikten sonra Türk Telekom, arızanın kaynağını bulamadık mealinde garip bir açıklama yaptı ve konu kapatıldı. Altyapıdan sonra ikinci önemli sorun eğitim. Türkiye'de bilgisayar ve internet kullanmayı bilmeyen çok büyük bir kitle var. Her şeyden önce devlet kademelerinde çok önemli mevkileri işgal edenlerin bile bilgisayar kullanma alışkanlığı yok. TBMM tarafından kendilerine e-posta hesabı açılan milletvekillerinin çoğu bu adresleri kullanmıyor. Önemli bir bölümünün e-postalarına da danışmanları bakıyor, hatta gerekirse onların yerine cevap veriyor. Danışmanlar ilgileneceğini düşündükleri e-postaların ise çıktılarını alarak sayın vekile veriyor. Bilgisayar ekranından kendi e-postalarını okuma alışkanlığı edinmeyenlerin yönettiği bir ülkede işimiz oldukça zor. Şimdi yeni yeni ilköğretimden başlayarak bilgisayar müfredata girdi, öğrencilere yeterli düzeyde olmasa da eğitim verilmeye çalışılıyor. Ancak okullarda yeteri kadar bilgisayar yok. Bilgisayar bilmeyen, kullanmayan öğretmenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere bilgisayar eğitimi verilmesi ve kredili bilgisayar temin edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Umarım bunlardan olumlu sonuç alınır.

4- Charles Goldfarb'ın yazılı dünyada başlattığı ve Tim Berners-Lee'nin İnternet'e taşıdığı "Anlamsallık", "Herkese ve Her Cihaza Ulaşılabilirlik" ve "Kolaylık"' vizyonlarında bugün İnternet nerede?

Bildiğiniz gibi 1969’da IBM şirketinden Charles Goldfarb, GML (Generalized Markup Language) dilini tasarladı. Ardından 1980’de SGML (Standard Generalized Markup Language) ortaya çıktı. 1991 yılında Tim Berners-Lee, bugün kullandığımız HTML standardını geliştirdi. Bu süreçte, 1998’de ise W3C (World Wide Web Consortium) tarafından XML (Extensible Markup Language) standardı oluştu. İnternet teknolojileri, şu anda XML'e odaklanmış durumda. XML, verilerin çeşitli platformlardan ulaşılabilecek şekilde düzenlenmesi için geliştirilmiş ortak bir standart. Web tasarımcılarını, kişisel bilgisayarlar için ayrı, cep telefonları için ayrı ya da cep bilgisayarları için ayrı sayfa hazırlama zahmetinden kurtarıyor. Ama yine de fiili olarak XML kullanımının yeterince yaygınlaşmadığını düşünüyorum. İnternet teknolojilerinin daha başındayız. Gündemde yine Tim Berners-Lee tarafından geliştirilen "Semantik (anlambilim) Web" var. Burada amaç, bilgileri bağlamlarına göre tasnif ederek kolay erişim sağlamak. Gelişmeleri heyecanla bekliyoruz.

5- Yazdığınız son yazıda devlet kuruluşlarının (Türkiye'nin Sesi web sitesi Tasarruf Genelgesi kurbanı), şirket/kurum web sitelerinin varlığına ve gücüne ne kadar önem verdiğini(?) anlatmışsınız. Sizce web sitelerinin toplumsal ve kişisel ne gibi bir önemi var?

Aslında bu soru, Türkiye'nin internet teknolojilerinde nerede olduğuyla da ilgili. Genelde internet kullanım alışkanlığı yerleşmediğinden, şirket ya da kurumlar da web sitelerine gerekli özeni göstermiyorlar. Söz ettiğiniz gibi, Türkiye'nin Sesi Radyosu'nun web sitesi bile tasarruf genelgesiyle kapatılabiliyor. Oysa Amerika'nın Sesi ve İngiliz BBC 43 dilde internetten yayınlarını sürdürüyor. Hatta daha düne kadar, Doğu bloğu ülkelerinden olan ve "düşman" bildiğimiz "az gelişmiş" (!) Bulgaristan Radyosu bile geniş bir içeriğe sahip Türkçe haber portalına sahip. Türkiye'de internet alt yapısı kadar, içeriğin de gelişmesi gerekiyor. Türkiye'de (birkaç istisna dışında) anlı şanlı gazete ve televizyonlarımız bile hâlâ Türkçe dışında dille yayın yapmıyor. İçeriğin gelişmesinde, internet reklâmcılığının gelişmesi de büyük rol oynuyor. İnternete verilen reklâmlar arttıkça, içerik de artacaktır. Çünkü zengin ve doğru bilgilerden oluşan içeriğe sahip web siteleri, toplumun bilgilenmesinde önemli rol üstleniyorlar. İnternette sağlıklı ve doğru bilgilerden oluşan içeriğin artması için, kurumsallaşmış yapıların bu işe girmesi gerekiyor. Hali hazırda, kendilerine "haber portalı" diyen, ancak işlerin günlük gazete sitelerinden her sabah haber aşırıp sitelerine yapıştırmak olan birçok site görüyoruz. Oysa "internet gazeteciliği" yapmaksa amaç, bu siteler kendileri haber, yorum ve röportajlar yapmalıdır. Bu haliyle taşıyıcı hizmetten başka bir şey yaptıklarını söyleyemem.

Tesekkurler

   
 
Bu yazı Mehmet Doğan tarafından saat 19:07 civarı yazılıp Web Sektörü dosyası içine işlendi.

Bu konuyu/yazıyı tartışan diğer websiteler diğer bloglar
Bu yazıyı okuyup beğenenler şu yazıyı da okudular.
Bu yazıdaki anahtar kelimeleri diger bloglar icinde ara ve bul: | |
 

Bu yazıya ait 12 yorum var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
1. | 09 Şubat 2005 12:46 tarihinde, aydın demiş ki:

Bizler teknolojiye meraklı bilgisayar dünyasını özelliklede interneti daha iyi kullanmak için takip ediyoruz sayın melih beyin bu konudaki yazı ve düşüncelerini keyifle takip ediyoruz...Başarılarının devamını dileriz
saygılarımla

2. | 09 Şubat 2005 16:10 tarihinde, mahmut balcı demiş ki:

melih bayram dede internetle uğraşırken aslında bir anlamda geleceğimizin tehdit altında olduğuna da dikkat çekiyor.gayretlerini takdir ediyor ve ona başarılar diliyorum.selamlar

3. | 09 Şubat 2005 16:53 tarihinde, Abdurrahman pala demiş ki:

Melih Bayram Dede'nin işine verdiği ciddiyeti, kitabında da gördüm. İnsanların ormana bakarken kendilerine lazım olanağaçları görmüyor olmaları artık alıştığımız bir nesne. Ama interneti biliyorum diyen nicelerini biliyorum ki Melih Bayram Dede'nin kitabını okuduklarında "Ya ben bir şey bilmiyormuşum" diyecekler
Herkese tavsiye ederim.

4. | 12 Şubat 2005 17:02 tarihinde, Osman Köroğlu demiş ki:

Türkiye genelinde akademik taraftaki durum da işin uygulamasını yapanlardan farklı değil. Ancak şu anda doktora eğitimimi sürdürdüğüm Marmara Üniversitesi SBE Bilişim programı fark yaratmayı isteyen insanların bir arada olduğu bir oluşum. İçerik tarafını geliştirmeyi isteyenler, eğitimden yola çıkmalılar.

Internet kitabın hayırlı uğurlu olsun. Internet 2.0 ne zaman yazacağını merak ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum Melih ağabey.

Osman Köroğlu

5. | 13 Şubat 2005 10:39 tarihinde, mustafa Arslan demiş ki:

Sizin gibi bir isimle böyle önemli konuda röportaj yapılması bizim adımıza da çok sevindirici.
Bundan sonraki yaşamınızda da başarılar diliyoruz...
Yalnız "İnternet" isimli kitabınızı ben bir çok yerde aradım ve bulamadım. Bana da bir tane ulaştırırsanız memnun kalırım.
İyi çalışmalar dileği ile...

6. | 06 Mart 2005 18:27 tarihinde, ayhan kulekci demiş ki:

Bu adam Pardus (http://www.uludag.org.tr) dağıtımına cd den çalışan dağıtımla övünülmez diye saçma bir yazı yazan adam değilmi?

7. | 08 Mart 2005 23:28 tarihinde, selim demiş ki:

Melih Bayram Dede, Türkiye'de bir çok Linux dağıtımı varken, "Türkiye'de işletim sistemi yapılabileceğini ispatladık ve yeni bir işletim sistemi yaptık" diyenlerin oyununu bozmuştur. Linux dağıtımı yapıp da, yeni bir sistem yaptık diyenlerin yalanlarını ortaya çıkardığı için böyle konuşuyorsunuz.

Yazı için bakınız:

TÜBİTAK'a "CD'den çalışan yazılım"la övünmek yakışmaz!

TÜBİTAK, 'Pardus' isimli sadece CD'den çalışan ve bilgisayara yüklenemeyen bir Linux türevi üzerinde çalışıyor. Türkiye'de çok sayıda benzer çalışma bulunduğu halde TÜBİTAK bunu büyük ve ulusal bir başarı gibi sunuyor.

Türkiye'de Linux işletim sistemi konusunda TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE), 'Uludağ' isimli bir proje başlattı. Bu projenin ilk Linux uyarlaması (ya da yerelleştirmesi denilebilir) geçtiğimiz haftalarda 'Pardus' adıyla yayınlandı.

TÜBİTAK'ın geliştirdiği proje, 3 Şubat 2005 tarihli Cumhuriyet gazetesinde "Gates'e TÜBİTAK'tan kötü haber" başlığıyla okuyuculara duyuruldu. Haberde, "Pardus CD işletim sisteminin Türkiye'de işletim sistemi geliştirilebileceğini ispatlamış" olduğundan söz ediliyordu.

Pardus, Türkiye'de ilk değil

TÜBİTAK'ın böyle bir proje başlatması gerçekten güzel bir girişim. Ancak biraz ayaklarımızın yere basması lâzım! Türkiye'de yıllardır 'Pardus' benzeri işletim sistemleri geliştiriliyor. Hem de büyük bütçeler harcamadan, işgücü dışında bir gider olmadan. Tek CD'lik ve sadece CD'den çalışan basit bir işletim sistemi (aslında Linux uyarlaması) "ulusal işletim sistemi" diye sunuluyor ve çok büyük bir başarı gibi gösteriliyor.

Linux geliştiren çok

Türkiye'de Linux işletim sistemleri yerelleştirme konusundan geçmişten bu yana çalışan ve belirli bir tecrübe oluşturmuş bir çok oluşum var. Gelecek Linux, Turkix, IstanbulX, Truva Linux başta sayılabileceklerden sadece bir kaçı. (Arada unuttuklarım olabilir, kusura bakmasınlar.) Gelecek Linux, 7 yıldır Türkiye'de geliştirilmesi devam eden bir projedir. Gelecek Bireysel ve Gelecek Kurumsal olarak iki farklı sürümü mevcuttur. Ayrıca, kurumsal olarak bir Anonim Şirket altında yapılandığı için destek hizmetleri konusunda büyük aşama katetmiştir.

Yüklenebilir sürümler geliştirmeli

Hâl böyleyken, Pardus'u TÜBİTAK Türkiye'de şu ana kadar yapılamayan bir şeyi başarmış gibi sunulması yanıltıcıdır. Pardus, bilgisayarlara yüklenebilen sürümler geliştirildiğinde (TÜBİTAK bunu vaad etti) ancak bu projeyi bir aşama olarak kabul edebiliriz. Meselâ, ilk uygulamayı TÜBİTAK, kendi bünyesinde kademe kademe Linux'a geçiş yaparak gerçekleştirebilir, ve diğer kamu kuruluşlarına örnek olabilir.

Bu arada, sadece CD'den çalışan bir işletim sistemi için "Milli Eğitim Bakanlığı neden öğretmenlere bilgisayarları Pardus yüklü olarak vermiyor. Gates'i zengin ediyor" demek belden aşağı vurmaktır!

Virüs bulaşmayan sistem ne demek?

TÜBİTAK Başkanvekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, "sistemin virüslerden etkilenmediğini" söylemiş. Oysa Linux için yazılan virüslerin bir Linux işletim sistemine bulaşması ve bu sistemi etkilemesinden doğal bir şey olamaz. "Virüs işlemeyen sistem" diye bir tanımlama hatadır. Olsa olsa, "Şu an en çok Windows işletim sistemi kullanıldığından ve Gates'e 'çok para kazandığı' için (nedense?) düşman olduklarından virüs yazarları Windows'a etki edecek virüsleri üretiyor. Linux fazla kullanılmadığı için henüz Linux'a etki edecek virüs yazan çok az" denilebilir.

İLGİLİ BAĞLANTILAR:

http://www.uludag.org.tr
http://www.uekae.tubitak.gov.tr

8. | 09 Mart 2005 12:01 tarihinde, Geryon demiş ki:

Melih Bayram Dede, "Türkiye'de çok sayıda benzer çalışma bulunduğu halde TÜBİTAK bunu büyük ve ulusal bir başarı gibi sunuyor" diyor. çok doğru.

Sonunda birilerini uyanması çok ümit verici. :)

Bu yüzden ben çoşkumu "Enderux" projesine saklıyorum. O bittiğinde ve "gerçekten" hiçbir çalıntı içermediği ispatlandığında İŞTE o zaman övinmeye hakkımız olur. Asıl o vakit bir başarı kazanmış sayılırız.

Linux dağıtımı mı ? höh...

9. | 09 Mart 2005 13:37 tarihinde, Murat Soyöz demiş ki:

TÜBİTAK, Türkiye'de defalarca yapılmış bir şeyi ilk kez biz yaptık diye yalan söylüyor. Bunu ortaya çıkardığınız için teşekkür ederim.

10. | 09 Mart 2005 13:17 tarihinde, progress demiş ki:

TÜBİTAK Türkiye'de şu ana kadar yapılamayan bir şeyi başarmış gibi sunuyor. Bunu ortaya çıkardığı için Melih Dede'ye teşekkür borçluyuz. Daha önce Linux dağıtımı var mıydı Türkiye'de? Yoksa TÜBİTAK ilk kez dağıtım mı yaptı? Çekirdeği al, üzerine arayüz koy. Salla OS yaptım diye. OS OS OS!!!

11. | 09 Mart 2005 13:48 tarihinde, Geryon demiş ki:

Melih Bey'in bu cümlesi her şeyi özetliyor: "Türkiye'de çok sayıda benzer çalışma bulunduğu halde TÜBİTAK bunu büyük ve ulusal bir başarı gibi sunuyor" Teşekkürler Melih Bey. Sonunda birilerini uyanması çok ümit verici. :) Bu yüzden ben çoşkumu "Enderux" projesine saklıyorum. O bittiğinde ve "gerçekten" hiçbir çalıntı içermediği ispatlandığında İŞTE o zaman övinmeye hakkımız olur. Asıl o vakit bir başarı kazanmış sayılırız. Linux dağıtımı mı ? höh...

12 09 Mart 2005 15:47 tarihinde, Mehmet Doğan demiş ki:

Son birkac gundur, bu yaziya, Melih Bayram Dede'nin TUBITAK ile ilgili yazisina dair bircok yorum geldi. Bu yorumlarin bazilari Melih Bey'i destekler iken bazilari ise alehinde yazilmis idi. Bu platformun bu tip konularin tartisilmasi icin uygun bir platform olduguna inanmadigimdan, ve yukarida ki yazinin iceriginin, Melih Bey'in yazdigi son yazi ile iliskisi olmadigindan buraya yorum yazma fonksiyonunu kapatacagim.

Tesekkurler.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Kitabımı satın almak ister misiniz?

Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabımı satın almak ister misiniz?